2007'den Bugüne 77,860 Tavsiye, 25,225 Uzman ve 17,459 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Kadına Yönelik Cinsel Şiddet
MAKALE #10006 © Yazan Psk.Cengiz TÜRKMEN | Yayın Aralık 2012 | 3,023 Okuyucu
ERKEĞİN KADINA YÖNELİK CİNSEL ŞİDDETİ

Şiddet olgusu insanlık tarihi kadar eskidir aslında. Tarihe bakılığında insanoğlu var edildiği günden itibaren yaşamak için öldürmeye başlamış aslında. Kendini korumak, gücünü göstermek istemiş. Önce yemek için avlanırken şiddeti öğrenmiş belki de. Sonra da kendine ait olanı korumak için başka insanlarla savaşmış ve şiddeti devam ettirmiş. Zamanla savaştığı kişiler uzaktan yakına doğru bir seyir izlemiş. Artık uzaktaki değil yakındaki zarar görmeye başlamış.

Şiddet kelime olarak yıkıcı ve zarar verici çağrışımları akla getirir. Karşıdakine sözel, fiziksel, duygusal ve cinsel açılardan uygulanan bir davranıştır. Saldırı güçsüz ve zayıf konumda olanlara daha güçlü ve egemenliği ellerinde tutan kişiler tarafından yöneltilir. Kadınlara yönelik şiddet olaylarını ırza geçme, ensest, fahişelik, pornografi ve en yaygın ve "meşru" kabul edilen biçimi olan eş dövme başlıkları altında toplayabiliriz.
Aslında erkeklerden kadınlara yönelen bedensel, psikolojik, cinsel saldırılar onlara yöneltilmiş aşağılama ve güç gösterme yollarıdır. Kadınlara yönelik şiddet, egemenlik kurmanın bir aracıdır. Unutulmamalıdır ki şiddet uygulayan erkeklerin, yalnızca, "hasta ruhlu ve alkolik" olduğunu düşünmek büyük bir hata yapmaktır. Oysa şiddet uygulayan erkeklerin hepsi normal, bildik, tanıdık biçimde davranan erkeklerdir. Çoğunlukla kadınlar şiddet uygulayan kocalarını "dışarıda melek" olarak tanımlıyorlar. Hatta bazıları, bu nedenle ailesine ve dostlarına, şiddete uğradığını söyleyemediğini, kendisine inanmayacaklarından emin olduğunu ifade ederler. Peki, evde farklı dışarıda farklı olan bu erkeklerin ruh hali neden bu kadar değişken olabiliyor?

Aslına bakarsanız, alkol şiddetin kaynağı değil erkeklerin kullandığı bir araçtır. Gerçekte ise bu kişilerin duygu dünyalarında bozulmuş bir sadizm eğilimine rastlarsınız. Onlar şiddeti artık keyif için bile uygulayabilir hale gelirler. Her şey karşıdaki kişiye zarar verme aracı olur. Ben bunu sigara tiryakiliğine benzetiyorum. Tıpkı sigara içenler gibi yoksunluk krizi ve keyif alam aracı haline gelir şiddet bir süre sonra.

Bu tarz erkeklerin büyük bölümünün aslında gelir getiren bir işi vardır. Gelir getiren faaliyetleri olanların şiddeti uyguladıkları göz önüne alındığında bunların büyük bir grup oluşturması, toplumun şiddet uygulayanların "işşiz, bir baltaya sap olamamış" erkekler olduğuna dair ön yargısını geçersiz kılmaktadır. Şiddet uygulayanlar mühendis, doktor, mali müşavir ve sanatçılar; döviz bürosundan lokantaya, pazarcılıktan market işletmeciliğine, tesisatçılıktan marangozluğa, küçük imalatçıya kadar çok değişik işte çalışan, esnaflar, polis, bekçi, zabıta gibi kamu kesiminde çalışanlar, büro elemanları, inşaatçılar, muhasebeciler; her meslek grubundan ve her kesimden erkekler.

Bu durum fiziksel şiddete uğrayan kadınların büyük bölümünün aynı zamanda cinsel şiddete de uğradığını bize göstermektedir. Irza geçen erkeğin, aslında erkeklerden korktuğu, bu korkusunu yenmek için bir misilleme olarak kadınlara karşı şiddet yönelttiği görüşü, farklı bakış açılarınca en çok paylaşılanıdır. Kadınların çoğu dayaktan sonra zorla cinsel ilişki kurmaya zorlanırlar ve itiraz ettiklerinde ise, kocaları tarafından cinsel ilişki adına tecavüz ediliyorlar.

Evlilikte Tecavüz, dayaktan sonra kadına kocası tarafından uygulanan ve kabullenilen bir olgu. Kadınlar, kocanın ilişki teklifini kabul etmediklerinde, çok yoğun bir biçimde şiddete uğruyorlar. Ve en kötüsü de kadınlar sonunda pes ediyor ve bunu kabulleniyor ve doğal olmasa da doğal bir eşlik görevi olarak algılıyorlar ne yazık ki.

Freud'dan sonra çok kabul gören, kadınların şiddet kullanılmasından keyif aldıkları düşüncesi, belki bir grup kadın için fantezi düzeyinde geçerli olabilecek, özel ve yaygınlığı bilinmeyen bir mittir. Kadınların kuyruk salladığı, açık saçık veya karanlıkta dolaşarak ya da başka yollarla erkekleri kendilerine saldırmayı kışkırttığı görüşünün de geçerliliği yoktur. Aslında fantezi gerçeğe dönüşmeyen hayaldeki düşüncelerdir. Cinsel fantezi adına herhangi bir cisimle, kadının cinsel organına saldırıda bulunmak da bir başka yönüyle kadına yönelik cinsel şiddet türlerindendir. Şiddet uygulayan bazı erkekler kadına fantezi adı altında işkence yapıyorlar ve bunun adına cinselliğimiz diyerek mazeret buluyorlar ne yazık ki. Oysa fantezi düşüncede olan ve asla gerçeğe dönüşmeyen olgudur. Bunu gerçeğe dönüştürdüğünüzde adı cinsel fantezi değil cinsel işkence olur.

Kadınların şiddete uğradıkları bir başka alan ise fuhuşa zorlama olarak önümüzde durmaktadır. Son zamanlarda kendi seçmedikleri başka erkeklerle cinsel ilişkiye girme talepleri kabul edilmediğinde, dayaktan sonra erkeklerin tecavüzüne uğraması da sanıldığı kadar nadir rastlanan durum değildir. Bunun her ülkede olduğu gibi ülkemizde de sektör haline gelmesi de maalesef kadının vücudu üzerinden para kazanarak gerçekleşmektedir. Buna çeşitli sebeplerle zorlanan her kadının aslında ekonomik açıdan acziyet içinde olduğu için yaptıkları yaklaşımını ben yetersiz görüyorum. Bu soruna psikolojik ve sosyolojik açıdan doğru analizler yapıldığında sebepleri ortaya çıkar ve doğru çözümler ortaya konulabilir.

Ülkemizde maalesef kötü uygulamalardan bir tanesi ise tecavüz sonucu evlilikler. Kaçırılarak tecavüze uğrayan ve ailesinin zoruyla evlendirilen kadınlar da var. Bu da kısacası ömür boyu cinsel tacize yol açmaktadır. Aileler, "bekareti bozulan", başkasına "satamayacaklarını" düşündükleri kızlarını zorla, hatta döverek, eve kilitleyerek tecavüzcü ile evlenmeye zorluyorlar. Tecavüzün travmasıyla cinsel isteksizlik duyan eşine, fiziksel şiddet uygulayarak tecavüz etmeye devam ediyor. Tecavüzcü erkek, cezalandırılmak yerine, ailenin zoruyla mağdur durumdaki kızla evlendirilerek ödüllendiriliyor ve bu kadına ömür boyu, dayakla tecavüz etme hakkını elde ediyor.
Kadınların olayı duyurmaması çok nedenlidir. Zaten bedensel ve ruhsal bir örselenmeden geçmiş olan kadının, mağdur olduğu halde ispat etmesi yükümlülüğü vardır. Durumunu kanıtlayabilse bile, toplumun, hatta ailesinin gözünde değerini yitirebileceği, düşmüş kadın olarak kabul edilmese bile değerinden bir şeyler yitirmiş olarak görüleceği korkusu, dayanaklı olan bir endişedir. Peki cinsel şiddete uğrayan kadınların ruhsal durumları nasıl? Gelin bir de onu ele alalım.

Cinsel Bir Saldırı Yaşayan Kadını Neler Bekler?

Olay yaşanırken, ilk aşamada çok şiddetli bir panik hali ile birlikte hayatta kalma endişesi, hatta mücadelesi vardır. Irza geçmenin, kadının yalnız kişiliğine ve cinselliğine değil, somut anlamda bedenine yönelik fiziki bir saldırı da olduğu düşünülürse basit yara bere, çürükten, ivedi bir tıbbi yardımın zorunlu olabileceği kırık, çıkık, kanama vb'nin de tabloya eklenmesi beklenebilir.

Olayın hemen ardından, kişiye göre şiddeti ve süresi değişebilen ama sıklıkla ilk birkaç ay için kişinin yaşamında egemen olan özel bir tablo, "Travma Sonrası Stres Bozukluğu" tablosu sergilenir". Bu devrenin özelliklerini sıralarsak:

Bu kadınlar kendi bedenlerinden tiksinme, had safhada korku, ürkeklik, sessizlik ve çekingenlik, eşinden korktuğunda başlayan titreme krizleri yaşıyor. Geceleri uyku sorunları, kâbuslar görmeye devam ediyor. Gün içerisinde fiziksel olarak bitkinlik, halsizlik, seslere karşı aşırı tepki, baş dönmesi, ayakta duramama en belirgin davranışları. Zamanla unutkanlık, irkilme, çarpıntı, öfke patlamaları, aşırı yorgunluk, çaresizlik ve umutsuzluk duyguları artıyor ve psikolojik sorunlara duyarlı/açık hale geliyorlar. Bir süre sonra kendini suçlama, perdeleri açma korkusu, yalnız sokağa çıkamama, geleceğe yönelik plan yapamama, güvensizlik, düzgün cümleler kurmakta zorlanma, konuşurken gözle iletişim kuramama, sık sık ağlama krizleri, hayata karşı ümitsizlik, yalnızlık hissine kapılma davranışlarında abartılı artışlar başlamaktadır.

Bu kadının adı yok ama maalesef ülkemizde sayıları bir hayli fazla ve gizli kalıyorlar. Yardım edecek kişi ya da kurumların varlığı bugün tartışılırken, ayrılmak isteyen kadınlar her gün öldürülürken hayatta kalmak için susuyorlar ve susturuluyorlar.

Bugün ülkemizde asıl tehlike kadınları öldürmenin her geçen gün daha fazla sıradanlaşmasıdır. Haber sitelerinde, gazetelerde her gün kadına yönelik bir şiddet ya da öldürme olayı var. Nedenlerine baktığınızda ise daha çok kıskançlık adı altında, barışma teklifini ret ettiği için öldürülen bu kadınlar, aslında kendi ayakları üzerinde durmak istedikleri için öldürülüyorlar. Erkeğin güç gösterisi yapacağı alanı kaybolduğu için kadını geri isterken altında yatan düşünce keyif alacağı nesnesini kaybetmek istememesidir. Ayrılma ve bireyleşme süreçlerinde başarısız olan bu erkekler, tıpkı annelerinden ayrılma döneminde olduğu gibi eşinden de ayrılamamaktadırlar. Evlenirken sağlıklı ve güvenli bir ilişki kuramadığı eşiyle sağlıklı ayrılmayı da zaten başaramıyorlar. Duygusal açıdan güvensizler ve ne yazık ki aşırı abartılı ve korkulu- saplantılı bir bağlanma duygusuna sahip oldukları için, güvensizliklerini zarar vererek kapatmaya çalışıyorlar.

Kadına şiddet uygulayan erkekler aslında aciz ve zayıf karakterli olduklarını bu şekilde kamufle etmeye çalışıyorlar.

Gelin hep birlikte bu kadınlara elimizi uzatalım ve onların yanında olalım. Sözlerle değil şiddete uğrayan kadınları koruyarak, yaşama haklarını elinden almaya çalışanlara karşı durarak ve hatta gerekirse onları topluma ifşa ederek bu kadınları koruyalım. Unutmayalım ki yarın bizim kız çocuklarımızın da bu tür bir insanla evlilik riski var ve o zaman bugün olduğu kadar duyarsız durabilecek miyiz?

Irza geçme, kadınları çok yönlü etkilediğine göre, önlemleri de çok yönlü olmalıdır.
Irza geçme olguları ile birlikte düşünülen, kanıtlanmamış ve geçerliliği olmayan mitlerin yıkılabilmesi amacıyla tabu bir konu olmaktan çıkartılması mücadelesi verilmeli.
Evli-bekar, "sahipli-sahipsiz", daha önce cinsel deneyimi olan-olmayan fahişe ayrımı yapılmaksızın, ırza geçilme olayını yaşayan tüm kadınlar aynı değerler sistemi içinde ele alınmalıdır. Hücum eden kişinin eski bir sevgili, arkadaş, koca, bir tanıdık veya akraba olması durumu kadının durumunu kuşku ile karşılamaya yönelik bir kanıt olarak kabul edilmemeli.

Kadının mağduriyetini kanıtlaması yerine, tecavüz edenin suçsuzluğunu kanıtlama zorunluluğu, yani ispat yükünün yer değiştirmesi sağlanmalıdır.

Cinsel bir saldırı ile karşılaşan kimseler utanç, şaşkınlık, korku veya öfkesini ayarlayamama endişesi ile yaşanan travmayı aktarmak ve kanıtlamak işlemleri sırasında yeniden zorluk yaşamaktadır. Bu nedenle, zorunlu bilgilerin edinilmesi için konuyu yakından tanıyan ve nasıl müdahale edileceğini bilen özel eğitimden geçmiş polis, hukukçu, psikolog ve doktorlar yetiştirilmelidir.

Kriz sırasında ve daha sonra, bedensel, davranışsal, cinsel zorluklara çok yönlü bir yaklaşım gerekmektedir. Bu yaklaşımda etkili öğelerin neler olduğunu belirlenmesi ve kullanılması gerek. Bilinç yükseltme ve "kendine yardım" gruplarının, "üstüne gitme" tedavilerinin ırza geçme olgularını onarmadaki yerlerinin incelenmesi, akla gelen ilk önlemler içinde sayılabilir.

Bu konuda devletin de çok ciddi yasalar getirmesi ve yaşamı tehdit edilen her kadına göstermelik ya da şov amaçlı değil gerçekten iş bularak, kimliğini ve yerini gizleyerek, yeni bir hayata başlatarak ona sahip çıktığını göstermesi gerektiği bir dönemdeyiz. Şiddet uygulayan erkeklerin uzun süreli rehabilitasyona alınması ve iş hayatının devamı için şiddetten uzak durması gerektiğini devlet olarak ona da öğretmeliyiz.

Cengiz TÜRKMEN
Uzman Psikolog
Çocuk ve Aile Terapisti
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kadına Yönelik Cinsel Şiddet" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Cengiz TÜRKMEN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Cengiz TÜRKMEN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Cengiz TÜRKMEN'in Makaleleri
► YENİKadına Yönelik Şiddet Psk.Gökçe ÇAKIR
► Kadına Yönelik Şiddet Psk.Burcu TÜRK
► Çocuklara Yönelik Cinsel Şiddet Psk.Dnş.Ahmet KARAÖZ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,459 uzman makalesi arasında 'Kadına Yönelik Cinsel Şiddet' başlığıyla benzeşen toplam 23 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Sağlıklı Boşanma Mayıs 2014
► Boşanma Salgını Kasım 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


13:34
Top