2007'den Bugüne 90,681 Tavsiye, 27,883 Uzman ve 19,777 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Çocuklarda ve Ergenlerde Cinsel Gelişim Dönemleri ve Özellikleri
MAKALE #10118 © Yazan Uzm.Psk.Didem Turgut ÇÖNKÜ | Yayın Aralık 2012 | 10,823 Okuyucu
Çocuklarda ve Ergenlerde Cinsel Gelişim Dönemleri ve Özellikleri

1.2.1. Bebeklik Dönemi: (Genelde 0-24 ay olarak kabul edilmektedir)
Anne karnından itibaren parmak emme ile zevk duygusunu keşfeden bebekler için yiyecek ve ağızla ilgili hazlarının karşılanması önem taşımaktadır. Beslenme büyük bir haz kaynağıdır ve anneyle bebek arasında ilişkinin kurulmasını sağlamaktadır.

Bebeğin meme emişini gözleyen herhangi bir kimse, bebeğin ilk cinsel deneyiminin birincil bakım vericinin meme ve meme çevresiyle olduğunun farkına varmaktadır. Bebek, annesi tarafından emzirilirken ya da biberonla beslenirken, ,annesinin kokusu ve güveni ona büyük bir haz vermektedir.Beslendiği zamanlarda memeye veya şişeye yaklaşarak, amaca yönelik hareket etmektedir. Süt azalmaya başladığı zaman, avuçlarında gevşeme olmakta ve rahatlamaktadır. Bir kaç dakika içinde gergin durumu geçerek ve huzurlu bir hal almaktadır.

Bebekteki doğuştan gelen emme zevki, cinsel içgüdünün ilk aşamasıdır. Çevresindeki insanlara inanmaya başlayarak böyle yaşaması için cesaretlenmektedir. Emzik de bebek için emzirilme süresinin dışında yalnızca zevk duymasını sağlayan bir araç değildir. Memeden kesilme döneminde bebeğe kolaylık sağlamaktadır. 5. ve 6. aylara doğru kaşıkla beslenme yoluyla oluşan anne-çocuk ilişkisi artık yeni bir aşamaya girmektedir.(Stewart, 1988)

Bebek büyürken memeden başka, annenin kendisine karşı cinsel ilgiler gelişmektedir Bu ilgiler, ayrılma bireyselleşme süreci başlangıcında belirginleşmektedir.Memenin elverişli, hazır olduğu kültürlerde başparmak emme olmazken, birincil bakım vericinin elverişli olmadığı kültürlerde cinsel ilginin memeden parmağa erken dönüşü gözlemlenebilmektedir (Santock, 1994). Geçmişte parmak emme psikopatoloji ile ilişkili görülürken, şimdi bu durum bir problem ile ilişkilendirilmemektedir.

Doğumdan sonraki birinci yılda, bebeğin ilk cinsel uyarıları, yıkanma ve altının değiştirilmesi sırasında ortaya çıkmaktadır. Erkek bebekler penislerini çekiştirmekte, fakat kız bebekler cinsel organlarının gizli olması sebebiyle dokunmakta daha güçlük çekmektedirler, bu sebeple kız bebeklerde cinsel organlarına dokunma daha az görülmektedir. Bazı ana-babalar, bu cinsel ilgiden rahatsız olarak bunun anormal olduğundan endişelenmektedirler. Oysa bebeklerin bu davranışı tümüyle doğal, normal ve sağlıklıdır. (Atay,2005).
Yaşamın ilk 4 ayı ile birlikte, her iki cinsiyetteki bebekler, altını bağlama ve cinsel organlarının temizlenmesi sırasında duyumlar ile cinsel organlarını fark etmektedirler. Bakım vericinin dokunuşları ve bebek bezinin genital bölgedeki baskı ve hareketi bebeğin hoşlandığı haz verici duyumsamalardır.Bebek el ve kol hareketlerini daha iyi kontrol edebilecek kadar biraz daha büyüyünce, tesadüfen cinsel organlarına dokunabilir ve haz verici bir duygunun yeniden yaşamasını istemek çok doğal ve insana özgü olduğundan ,bebek yeniden cinsel organlarına dokunmaya çalışmaktadır. Bu ona bağımsız kimlik duygusu vererek, ayrılma ve bireyselleşme sürecine yardım etmektedir. (Santock, 1994)

Erkek ve kız cinsel organları arasındaki anotomik farklılıklar, çocukların psikoseksüel gelişiminde çok önemli yere sahiptir (Schwarz,1971).
Kızların cinsel organları gizli olduğundan dolayı, cinsel deneyimler içe almaya yönelik olduğundan, daha çok içe yönelik duyumları içermektedir. Bunun tersine erkekler, seksüel yaşantıları dışa yönelimli ve fallik duyumlar üzerine odaklaşmıştır. (Schwarz,1971).

1.2.2. İlk Çocukluk Dönemi: (Genelde 25-72 ay olarak kabul edilmektedir )
Çocuklar, genellikle iki yaşlarından itibaren cinsiyet farklarıyla ilgili sorular sormaya başlarlar. Çocuğun, aynı yanıtı üç yaşında algılayışı ile beş yaşındaki algılayışı farklı olmaktadır. (Yavuzer,1985)

İki yaşından sonra çocuklar, kız-erkek ayrılığını sezmeye başlarlar. Bu, onların hem kendi hem de çevresindekilerin vücutlarını incelemek istemelerine yol açmaktadır. Bu, son derece doğal ve sağlıklı bir meraktır. (Atay,2005).
Çocuklar büyürken cinsel ilgileri kardeş ve arkadaşlarına kaymaktadır.Bir kısım 2-3 yaşlarındaki kızlar penise sahipmiş gibi ayakta işemekte ısrar ederler, cinsel bölgelerinde çubuk veya oyuncak tutarlar.Erkek çocuklar memelerinin büyümesi veya bebeklerinin olması tarzında arzular ifade edebilir. Çoğu 4 yaşındaki çocuklar “anne” veya ”baba” gibi evcilik oyunları veya “doktorculuk” gibi oyunlar oynar.Oyunlarda defalarca soyunup giyinmekten veya bebeklerinin giysilerini giydirip çıkarmaktan bıkmazlar. (Erden&Akman,2001)

4-6 yaşlarında yaygın olarak gözlenen cinsel aktiviteler; teşhircilik, apışı kurcalama, cinsel organlara dokunma ve onları başkalarına gösterme, kadınların memelerine dokunma çıplak olmaktan hoşlanma veya çıplak kişileri gözetleme, vajina veya rektuma obje yerleştirmeyi denemedir (Schwarz,1971).

Oyunlarda eşleşmeye, yemeklerde yan yana oturmaya özen gösterirler. El ele tutuşup gezinmek, hatta yetişkinlere özenerek aşk ya da evlilik hayalleri kurmak gibi davranışlar görülebilir. Bu yaş çocuklarının bir başka kişiye cinsel yaklaşımları olabilir. Cinsel duygu ve zevkleri, hem kendilerine hem de karşı cinse yönelebilir. Ancak, bu durum yetişkin cinselliği ile bir tutulmamaktadır (Atay,2005).

Ayrıca bu dönemde, kız çocuğun annesine ya da bir başka kadın yetişkine, erkek çocuğun babasına ya da bir başka erkek yetişkine benzemeyi istemesi de önem kazanmaktadır.

Bu dönemin bir başka belirgin özelliği çocuğun istemli hareketleri yapabilme yeteneklerini kazanmasıdır. Çocukların gözlenmesi ile çocuğun alma-atma, tutma-bırakma gibi birbirinin karşıtı istemli hareketlerde kontrol kazanmaktan büyük bir haz aldığı görülmektedir. Çocuk, bu kontrol yeteneğini kazanması ile çevrenin kendisini daha özerk, daha yeterli insan olarak gördüğünü hissetmektedir. Böylece tuvalet eğitimi bu çocuk için bir sorun olmadan rahatça çözümlenmektedir.(Yavuzer,1985)

1.2.3. Son Çocukluk Dönemi: (Genelde 6 -12 yaş olarak kabul edilmektedir )
Okula başlamakla çocukların cinsel aktivitelerinde göreceli bir azalma olmaktadır.Bu dönem latens dönemi olarak adlandırılır, 6 yaş ile ergenlik arası dönemi kapsar ki bu dönemde çocuklar daha az olarak açık cinsel aktivite göstermektedirler.(Jersild,1976)

Okul öncesi dönemin tersine, bu dönemde kız ve erkek çocuklar, hemcinslerine yakınlık göstermeye başlarlar. Oyuna oldukça fazla önem verilir. Öğrenme, merak, araştırma, insanlarla iyi ilişkiler kurma önem kazanır. Ayrıca bu dönemde, kız çocuğun annesine ya da bir başka kadın yetişkine, erkek çocuğun babasına ya da bir başka erkek yetişkine benzemeyi istemesi (özdeşleşme) de önem kazanır. Ancak, özdeşleşme süreci tam anlamıyla işlemeyebilir. Yani, kız çocuk anneyi, erkek çocuk babayı kıskanmayabilir. Ya da kız çocuk babayı, erkek çocuk anneyi çekici bulmayabilir. (Yavuzer,1985)
Bu dönem sağlıklı bir şekilde geçirilmezse, çocuk içsel dürtülerinin denetimini sağlayamayabilmektedir. Enerjisini yanlış yönlendirirerek ya da dürtülerini aşırı denetim altına alarak kişiliğinin gelişimini engellenmektedir.

Genel olarak çocuğun okula başlamasıyla birlikte, çocukta akademik ilgiler ve kaygılar başlar. Sosyal çevresi genişler. Bu nedenle, cinsel ilgi ve merak azalmış gibi görülür. Ancak, yakın zamanda yapılan bazı araştırmalar, çocuğun cinsel ilgi ve merakı ile cinsel gelişiminin kesintisiz olarak devam ettiğini, ergenliğin başlangıcıyla birlikte daha da belirginleştiğini ortaya koymaktadır.Son çocukluk döneminde, çocukların daha çok kendi cinsinden çocuklarla arkadaş grupları oluşturdukları, kız ve erkek oyunlarının iyice farklılaştığı görülmektedir. (Jersild,1976)

Okul yaşı çocukları, memelere göğüslere dokunmanın veya cinsel organlarını göstermenin yanlış olduğunu artık öğrenmişlerdir. Fakat resim çizimlerinde, insan figürleri üzerine meme veya cinsel organ çizme, kendi cinsel organlarına dokunma ve cinsel organlarını arkadaşlarıyla kıyas etme, cinsel fıkralar anlatma ve hayvanların yavrulamalarını seyretme gibi cinsel aktiviteler gösterirler. (Jersild,1976)

Ergenliğe yaklaşırken kızların ilk adet görme, erkeklerin ise gece boşalmaları (şeytan aldatması, ıslak rüyalar) konusunda bilgilendirilmesi gerekmektedir. Eğer bir çocuk, bunların ne olduğunu bilmezse, karmaşık duygular içine girebilmektedir. hastalandığını zannedebilmekte veya şaşkınlık, utanma, korku, suçluluk duymaktadır. Oysa; bunlar her kız ve erkeğin yaşadığı fizyolojik gelişmenin bir parçası olan doğal, ama özel anılardır. (Atay,2005).

1.2.4. Ergenlik Dönemi Cinsel Gelişim

Ergenlik, cinsiyet hormonlarının salgılanması ile başlamaktadır. Kızlarda ilk adet görme, erkeklerde ise ilk cinsel boşalma bu dönemin en belirleyicileridir. Bu dönemde oluşan değişiklikler sonucunda insan bedeni, üreme yeteneği kazanmaktadır. Ergenlik; hızlı biyolojik, psikolojik ve toplumsal gelişim süreçlerini içermektedir. Vücut bir yandan fiziksel olarak yetişkin boyutlarına ulaşmaya çalışırken, diğer yandan cinsellik özellikleri gelişmektedir. Bu dönemde düşünce, davranış ve toplumsal ilişkilerde de köklü değişiklikler yaşanmaktadır. Her alanda iç ve dış çatışmalar ergenlik çağına damgasını vurmaktadır. Ergenin vücudunu tanıması ve üreme organlarının işlevlerini bilmesi; ergenliğe ve beraberinde oluşan değişikliklere uyumunu kolaylaştıracaktır (Adams,1995).

Birdenbire artan cinsel hormonların da etkisiyle bu dönemde cinsel içgüdüler ağırlık kazanır. Ergenliğin ilk yıllarında ergen, cinselliğini mastürbasyon yaparak yaşayabilir. Ergenlik çağının ortalarında, değişik cinsel rollerle, cinsel davranış ve deneyimler yaşayabilmektedir. Aynı yaştan ya da daha yaşlı karşı cinsten birisine, genellikle de ulaşılmaz birisine platonik bir aşkla tutulma sıklıkla yaşanabilir. Anne- babayı reddetme ve aileyle çatışma belirginleşir. (Yavuzer,1985)

Ergen, birbiriyle çelişen duygular da yaşayabilir. Çünkü, artık çocukluktan çıkıp büyümek ona yeterlilik duygusu, sevinç ve haz verebilir. Aynı zamanda bazı korkulara yol açabilir. Bu korku ve kaygı, gerginlik yaratır. (Santock,1994)

Ergenin vücudundaki hızlı değişikliklere uyum sağlaması zaman alabilir. Ergen; herkesin, ondaki değişimleri fark edeceğini, bu nedenle de kendisiyle alay edileceğini sanabilmektedir. Utanç, korku, gizlenme duyguları onu diğer insanların arasına karışmaktan alıkoyabilmektedir. (Eyre&Eyre,1993)
Ergenin bu dönemdeki en belirgin gereksinimlerinden biri de, uygun kaynaklardan doğru cinsel bilgiler edinmektir. Bazen yalan-yanlış edinilmiş bir bilgi, bireyi etkisini kısa ya da uzun zaman sürdürebilecek olumsuzluklara yöneltebilir. (Santock,1993)

Didem Turgut Çönkü
Uzm.Psikolog&Aile Danışmanı

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuklarda ve Ergenlerde Cinsel Gelişim Dönemleri ve Özellikleri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Didem Turgut ÇÖNKÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Didem Turgut ÇÖNKÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Didem Turgut ÇÖNKÜ'nün Makaleleri
► Gelişim Alanları – Gelişim Dönemleri ve Özellikleri ÇOK OKUNUYOR Psk.Tuğba DEMİRÖZ
► Çocuklarda Gelişim Dönemleri: Bebeklik Dönemi (0-2 Yaş) ÇOK OKUNUYOR Psk.Dnş.Nevin BAKIRCI
► Çocuklarda Cinsel Gelişim Psk.Dnş.Murat ÇAKIR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,777 uzman makalesi arasında 'Çocuklarda ve Ergenlerde Cinsel Gelişim Dönemleri ve Özellikleri' başlığıyla benzeşen toplam 18 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Boşanma ve Çocuklar Mart 2009
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:11
Top