2007'den Bugüne 86,786 Tavsiye, 26,941 Uzman ve 19,230 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Televizyon ve Bilgisayar Oyunlarının Çocuğun Gelişimine Etkileri
MAKALE #10161 © Yazan Meral HASANDAYIOĞLU | Yayın Aralık 2012 | 5,967 Okuyucu
TELEVİZYON VE BİLGİSAYAR OYUNLARININ ÇOCUK GELİŞİMİNE ETKİLERİ

Günümüzde çocukların sahip olduğu fiziksel olanaklarla 30 yıl önceki çocukluk yaşantısı ve çevresel şartlar arasında oldukça büyük farklılıklar var. Artık tek katlı bahçeli evlerin oluşturduğu mahallelerde yaşamıyor çocuklarımız. Okuldan gelince yemeğini yer yemez sokağa fırlayıp oyun oynayamıyorlar. Oyun sırasında arkadaşları ile yaşadığı sıkıntıları kendi başlarına çözüm yolu bulamıyorlar. Sokakta bir sıkıntıları olduğunda komşunun kapısını çalamıyorlar. Hatalı davrandıklarında anne babanın dışındaki büyüklerinde eleştireceğini bilmiyorlar. Bahçelerde oynanan evcilik oyunlarında çamurdan kap kacak yapamıyorlar, kızlar bebeklerine elbiseler dikemiyorlar. Erkekler telden çember yapıp arabalarını yarıştıramıyorlar, kızlı erkekli dalya oyununu coşku ve heyecanla mahallenin açık alanlarında oynayamıyorlar. Ağaca tırmanıp komşunun bahçesinden meyve yiyemiyorlar. Artık sokak oyunları, çoğu zaman yapılandırılmış biçimde drama veya beden eğitimi derslerinde bir büyük eşliğinde oynanıyor. Kuralları kendileri değil büyükler belirliyor. Okul dönüşünde çoğunlukla ya etüt merkezinde oluyor. Ya da okulda tam zamanlı kalıyor. Hafta sonları ya dershaneye gidiliyor ya da şanslıysa ailenin ekonomik gücüne bağlı olarak sosyal veya spor aktivitelerine katılıyor. Annesi çalışmayan çocuklar apartman katlarında evde televizyon izliyor ya da bilgisayar oyunları oynuyor. . Çocuklar 30 yıl öncesine göre teknolojik açıdan çok şanslı, bilgisayar ve cep telefonu gibi iletişim araçlarını kullanmayı küçük yaşta öğreniyorlar. Bilgiye çok kolay ulaşıyorlar. Ödevleri e posta ve mail yolu ile gelen. İnternet ortamında araştırıp öğretmene geri gönderilen eğitim çağının içindeyiz. Durum böyle olunca çocukların bilgisayara kilitlenmeleri, bilgisayar oyunlarına yüklenmeleri ve sosyal iletişim ağlarını kullanmaları doğallaşıyor. Evlerde nerde ise mail yolu ile haberleş iliyor. Herkes odasında elinde cep telefonu ya da bilgisayar, diğer odadaki annesine bana su getirir misin? Mesajı yolluyor. Teknolojiden yararlanmak günümüz gereklerinden. Ancak sıcak iletişimi göz ardı etmemek gereklidir. Yüz yüze konuşmak, beden dilini de hissetmek, iletişimde çok önemlidir. İletişim çağında, iletişime geçmek için makineleri aracı olarak kullanmak, ileride nasıl bir duygusal sorun yaratır? Düşünmek gereklidir.
Televizyon önemli bir araç, çocuğun ve ailenin dış dünyaya açılan penceresi, sıcacık evinde otururken dünyada olup bitenden haberi oluyor ailenin. Televizyon o kadar yaşamın içindeki sabah uyanır uyanmaz açılıyor geceleri onun karşısında uyuya kalınıyor. Bazen diziler takip ediliyor, bazen yarışma programları bazen de filim ve spor programları ailede en çok izlenenler oluyor. Bazı ailelerde kumandayı ele geçirme mücadelesine de rastlanıyor. Kumanda kim de ise otoritede onda. Televizyonda ne izlenirse izlensin evde çocuk varsa seçici olmak ve sınır koymakta yarar var. Çocuğun yaşına uygun programların seçilip ailece izlenmesi, izlenirken de çocukla konuşulması, programla ilgili düşüncesinin sorulması, bazı noktalara dikkatinin çekilmesi, yani pasif izleyici konumundan çıkarılması yararlı olur.

Televizyon programları her yaş çocuğu için ilgi çekicidir. Çocuk hangi program olursa olsun tv. Karşısında kilitlenmiş gibi saatlerce oturabilir. Özellikle küçük yaş grubu için bu durum oldukça zararlıdır. 0-2 yaş döneminde televizyon, çocuk için renkli, hareketli ve sesli akışı olan oldukça cazip bir nesnedir. Sonunu merak eder ama bir türlü sonu gelmez. Sessizce izlemeye devam eder. Bu arada anne rahatça işini yapar. Herkes memnundur hayatından, anne çocuğun yemeğini yedirmeyi ve diğer fiziksel ihtiyaçlarını bile televizyon karşısında gidermeye başlamıştır bile. Çocuk uyanır uyanmaz izlemeye başlar, bitkin düşünceye kadar televizyon izlemeyi sürdürür. Günün birinde anne çocuğunun başka çocuklarla iletişim kuramadığını ismine dönüp bakmadığını ve yaşıtları ile arasında isimlendiremediği bir farklılık olduğunu fark eder. Çocuğumuzun, yaygın gelişimsel bozukluğa genetik yatkınlığı olabilir. Bu nedenle çocukların uzun süre televizyon izlemesine izin verilmemelidir. Günümüzde otizmli birey sayısında artış görülmesi düşündürücüdür. 0-2 yaş çocuğunun daha çok reklam programlarına ilgi duyduğu ve tekrar eden ritme dayalı sloganları çabuk öğrendiği de gözlenmektedir. Reklamın müziğini duyup ta diğer odadan koşarak gelip televizyon karşısına geçen çocuk sayısı az değildir.

Televizyonun sayısız yararları vardır. İnsan yaşamına katkıları düşünülürse yaşamın vazgeçilmezleri arasındadır. Ancak bir o kadarda olumsuz etkilerini sıralayabiliriz. Özellikle çocuklar bu olumsuz etkilerden nasibini almaktadır. Öyle bir planlama yapalım ki televizyon yaşantımızı zenginleştirsin çocuklarımızın eğitimine katkısı olsun ve zamanı kaliteli kullanma becerisi gelişsin. Bu planlamayı çocukların yaşlarına uygun biçimde televizyon izleme süresi ve izlenecek programın seçimi ile ilgili olmalı. Örneğin 0-2 yaş döneminde 20-30 dakikayı aşmayan, sahne geçişleri hızlı, hareketli şiddet içermeyen ritmik tekrarı olan çizgi filimler ebeveynle birlikte izlenmeli birlikte heyecan duymalı, birlikte neşelenmeli ve bazı hareketlerin taklidi birlikte yapılmalı ki filimin eğitici özelliğini kullanmış olalım.

3-6 yaş çocuğu gerçekle hayali bazen birbirine karıştırır. Kurgu hikâyeleri gerçek zannedebilir. Şiddet içeren filimler çocuğun ruh sağlığını oldukça etkiler. Uzun süre televizyon izlemesi onun yeni keşiflerde bulunmasını, çevresini araştırıp incelemesini, başkaları ile iletişim kurma becerisi kazanmasını, arkadaşları ile oyun kurma ve oyun sırasında çıkabilecek sorunlara çözüm yolları bulabilmesini, yaratıcılık, el becerileri ve birçok yeteneğini geliştirici aktiviteler yapmasını sınırlar.

3-6 yaş çocuğunun günde en fazla bir saat aralıklı olarak ebeveyni ile birlikte televizyon izlemesine izin verilmelidir. İzlenecek programlar çocuğun yaşına ve olgunluğuna uygun olmalı. Akşam saatleri evde sadece televizyon izlemek yerine, çocukla birlikte farklı etkinliklerde yapılmalı. Resim yapma, kitap okuma, seramik çalışma veya oyun oynama gibi. Bu yaş grubu ile çevresel geziler yapılması onun keşif yapma, inceleme ve araştırma ihtiyacını giderir. Görsel, işitsel dokunsal algısı gelişir. Örneğin küçük bir orman gezisi, yaprakları ağaçları incelemesi ve onlarla oyun kurması, televizyon ve bilgisayarda izleyeceği tüm yararlı etkinliklerden daha fazla katkı sağlayacaktır yaşantısına. 3-6 yaş çocuğu meraklıdır. Çok soru sorar, inceleme ve araştırma yapar. Bu nedenle onun merakını giderici ancak vahşet içermeyen belgeseller izletilmeli seçilen çizgi filimler şiddet içerikli olmamalıdır.

6-12 yaş çocuğu kendi yaşantısını planlayacak zihinsel olgunluğa sahiptir. Ancak bir yetişkinin takibine ihtiyaç duyar. Başarılı olmaya odaklanmıştır. Okul başarısı onun için çok önemlidir. Başarılı ise bunu sürdürmek için çabalar. Kedine olan inancı ve güveni başarı duygusuna paralel olarak düşer veya yükselir. Bu durum da bir ders çalışma planı yapmak, planın içinde oyun, spor, sevdiği aktiviteler ve televizyon izleme zamanlarını, hatta izleyeceği programları belirlemek gerekmektedir.

6-12 yaş çocuğu uzun süre televizyon izlemesi onun kitap okuma alışkanlığı kazanmasını olumsuz yönde etkilediği, Özellikle reklamların bu yaş çocuklarında ahlaki, sosyal zihinsel ve dil gelişiminde bozulmalar neden olduğu araştırmalar sonucunda belirlenmiş. Reklamların yanlış beslenmeye yönlendirdiği, ihtiyaç dışı ürün almaya özendirerek, savurgan olmalarına neden olduğu da saptamalar arasındadır. Özellikle şiddet içeren film izleyen çocukların davranışlarında bozulmalar, insanlardan kaçma, konsantrasyon ve uyku sorunları görülmüştür. Şiddet içeren sahnelerin tekrarlanması ise bazı çocuklarda korku, duyarsızlaşma ve saldırgan davranışlara neden olduğu düşünülmektedir. Korkununsa, kafa karışıklığı, içe kapanma, kabus görme hatta sindirim güçlükleri gibi sıkıntılar oluşturduğu saptanmıştır.

Uzun süre televizyon izlemek, çocuğun doğal duygusal gelişimini de etkilemekte onun hayal gücünün önüne geçmektedir. Çocuklar yetişkinliğe adım atarken rol model almaktalar. En çok etkilendikleri dizi film oyuncuları gibi olmak isterler ve onların davranışlarını yaşam tarzlarını taklit ederler. Bir zamanlar Polat Alemdar ve Memati tarzında dolaşan ergenleri göz önüne getirin. Televizyondaki dizi film kahramanı olayı çözümlemek için şiddete başvuruyor kötülere ceza vermek için bile olsa şiddete başvurması, şiddeti yaşantısında kullanması gereken bir çözüm yolu olarak öğrenmesini sağlayabilir.

Televizyon programlarının çocuğun gelişimine katkısı ile ilgili yapılan araştırmalar sonucunda ortaya söyle bir sonuç çıkmış.
1-Tüketim toplumu olma eğilimi
2- Çocuklarda cinsel kimlik oluşturma ve karşı cinsle ilişki kurma sırasında olumlu- olumsuz etkilenme
3-Anne- Baba ile ilişkisi üzerinde olumlu- olumsuz etkisi
4-Çocuğun okuma alışkanlığı geliştirme, düşünme, akademik başarı ve yaratıcılığa etkisi
5- Kültürel yabancılaşmaya etkisi
6-Dilde bozulmalara etkisi
7-Çocuğun kendi kimliğini bağımsız ve özgün biçimde oluşmasına etkisi
8-Şiddet eğilimli olmaya etkisi
9- Toplumsal duyarsızlaşmaya etkisinin yoğun olduğu saptanmıştır.
Günümüzde medyanın önemli bir güç olduğu toplumsal etkileşim konusunda birinci sırada yer aldığı gerçeği bilinmektedir. Bu konuda yeni araştırmalarda yapılmaktadır. Çocukların olumsuz etkilenme sürecini sınırlamak biz ebeveynlerin elindedir. Televizyonda birçok kanal olabilir, çok çeşitli programlar yayınlanabilir. Çocuklarımızı zararından korumak elimizdedir. Programların sürersini ve içeriğini doğru belirlediğimiz sürece, Bilgisayar oyunları ve kullanımı konusunda çocuğun yaşına uygun sınırlama getirdiğimiz sürece, teknolojinin oluşturduğu rahatlıktan oldukça olumlu yararlanıyoruz ve çocuğumuzu günümüz koşullarına uygun yetiştiriyoruz demektir. Çocuklarımızı en ideal koşullarda büyütmek dileği ile hoşça kalın.

Meral Hasandayıoğlu
Çocuk Gelişimi ve Eğitimi Uzmanı & Aile Danışmanı



Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Televizyon ve Bilgisayar Oyunlarının Çocuğun Gelişimine Etkileri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Meral HASANDAYIOĞLU'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Meral HASANDAYIOĞLU'nun izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Meral HASANDAYIOĞLU Fotoğraf
Meral HASANDAYIOĞLU
İzmir
Çocuk Gelişimi Ve Eğitimcisi
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi21 kez tavsiye edildi
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Meral HASANDAYIOĞLU'nun Makaleleri
► Çocuğun Televizyon ve Bilgisayar ile İlişkisi Psk.Azade ALTINTAŞ DURMUŞ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,230 uzman makalesi arasında 'Televizyon ve Bilgisayar Oyunlarının Çocuğun Gelişimine Etkileri' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Neden Öfke ? Şubat 2016
► Eşimi Kıskanıyorum Ocak 2015
► Ailenin Önemi Kasım 2012
► Ergenlikte Öfke Ekim 2012
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


14:47
Top