2007'den Bugüne 73,535 Tavsiye, 24,410 Uzman ve 16,654 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
.
14-15-16 Ocak 2018 – İstanbul
■ Eğitim sadece uzman dil-konuşma terapistlerine açıktır.
■ Dil ve konuşma bozuklukları lisans- yükseklisans veya doktora programlarından mezun olanlar veya bu bölümlerde okuyan öğrenciler kayıt yaptırabilirler.
■ Kontenjan 14 kişi ile sınırlıdır.
Çocuk Krallığına Karşı
MAKALE #10587 © Yazan Psk.Cengiz TÜRKMEN | Yayın Mart 2013 | 1,872 Okuyucu
ÇOCUK KRALLIĞINA KARŞI

Günümüzde çağın getirdiği yenilikler anne babalık anlayışımızda da köklü değişimler yaratmaya başladı. Her geçen gün yapılan eğitimler, yazılan kitaplar ve medyanın aktarımları sonucunda sanki çocuklar evin kralı, anne babalarsa onların kırılmasından korkan bakıcı/hizmetçi olmaya başladılar.

Çocuğu sevmek ve ona saygı duymak demek, onun büyüme sürecindeki yıkıcı davranışları karşısında şaşkınlığa düşüp, her yaptığı davranışı onaylamak demek değildir. Bu onaylamalar bir süre sonra saldırgan ve zarar verici bir çocuğun ortaya çıkmasına yol açabilmektedir.

"Çocukla arkadaş olmak" sözü "çocukla kendini bir tutmak" şeklinde anlaşılmamalıdır. Sizler anne/babasınız ve dolayısıyla iki gömlek öndesiniz. Onun davranışlarını belirlemek ve toplumsal uyum becerilerini geliştirmek sizin görevinizdir. Aksi halde çocukla arkadaş olacağım diye çocuğunuzdan fazla çocuklaşmaya başlarsınız ki bu durumda onun kafasını karıştırmaktan başka bir şey yapmamış olursunuz. Çünkü dünyanın her yerinde çocuklar, büyüklerden kendilerine yol göstermesini isterler. Gayriihtiyarî yaptıkları davranışların güzel olanlarını ve hoş olmayanlarını bizim söylememizi isterler. Bir sonraki adımı bizim tutum ve davranışlarımıza göre ayarlarlar. Gerçek şu bizler onların arkadaşı olmaya çalışırken onlar bizi arkadaşları olarak kabul etmedikleri gibi bu düşünceyi saçma bulurlar.

Çocuğa saygı duymak demek, ona demokratik hakları ve özgürlüklerine zarar vermeden sınırlar ve yasaklar koymak demektir. Yapmasını istediğimiz davranışı anlayacağı tatlı bir dille söylemek, aynı şeyi gereğinden fazla tekrarlamamak ve alınan kararın uygulanmasına dönük tavırlar sergilemek demektir. Tutarlı, kararlı ve dengeli olmak, ebeveyni olarak her koşulda davranışta birlik ilkesine uymak demektir.
Çocukların isteklerinin sınırsız olduğunu bilmek gerekir. İsteklerine karşı duyarlı olmak demek, istedikleri her şeye boyun eğerek, her şeyi yapmalarına izin vereceğimiz anlamına gelmez. Kral ya da kraliçeler değil ki bizim çocuklarımız bu afacanlar, her istedikleri anında yerine gelsin! İsteği vardır, yerine gelir. İsteği vardır yerine gelmez, hatta öyle ki sonsuza kadar hiç yapamayacağımız şeyleri bile talep edebilirler. Yaşlarına ve gelişim süreçlerine göre durumu açıklamamız yeterlidir. Ailemizin bütçesi, kardeşler arası dengeyi koruma, abartılı maddi gösterişe kaçmam bizim en başta göz önünde tutmamız gereken ilkeler.

Çocukların ortalama her davranışına bir yanıt vermemiz gerekir. Bu yanıtlar mümkün olduğunca şiddet içerikli olmamalı ve ihmalkarlık göstermeden yapılmalıdır. Örneğin oyun oynarken bize baktı, gülümsedi. Biz de uzaktan gülümseyip, öpücük atabilir veya onu çok sevdiğimizi söyleyebiliriz. Veya yemeğini yedi masadan kalkıyor, "Aferin benim tatlı kızıma yemeğini çok güzel yedin." Diyebiliriz. Hatta yemekten sonra teşekkür etmesini istiyorsak, çok şirin ve esprili bir ifadeyle: " Aferin benim tatlı kızıma, yemeğini çok güzel yedin. Peki tatlı anneye ne denirrrr?? Ellerine sağlık anneciğim denilir, değil miiii?" gibi. Böylece çocuk yaptığı olumsuz davranış hakkında tatlı ve kalıcı şekilde uyarılırken, yaptığı olumlu davranışa karşı da tatlı ve kalıcı şekilde uyarılmış olur.
Bir çocuğun bütün olumsuz davranışlarını içselleştirerek, uyarmadan, müdahale etmeden yaşayıp giderseniz, çocuk tüm dünyanın da onun önünde diz çökeceği hayaline kapılır. Oysa siz uyarmasanız da uyaran birileri çıkar. Siz ses çıkarmasanız da onun davranışlarından rahatsız olarak sert tepki gösteren birileri çıkar. Bu durumda çocuk kasılır. Neye ve kime göre hareket edeceğini bilemez. İkileme düşer. Yaşadıkları karşısında psikolojik dayanıksızlığını ve tutarsız davranış sıklığını artırmış olursunuz.
Başka aileler öyle yapıyor diye her şeyi herkese göre düzenleyemezsiniz. Her ailenin kendi iç kuralları vardır. Çocuğunuzun bu kuralları öğrenmesi önemlidir. Fakat tüm ülkenin görgü ve insanlık kuralları ortaktır! Bu ortak kurallar gözetilerek çocuk büyütülmelidir. "Bizim evde elektronik eşyanın kıymeti yok, çocuklar parçalar, biz yenisini alırız!" diye büyütemezsiniz çocuğunuzu. "Yavrucuğum o elindeki oyuncak değil, zarar vermeden bakmak istersen yardımcı olayım, sonra yerine koyalım tamam mı?" diyerek incelemesine ve merakını gidermesine yardımcı olursunuz ve eşyayı oyuncak haline getirmezsiniz. Zira gittiği gezmede de aynısını yapmak isteyecektir. İzin vermeyenin "malı kıymetli" damgası yemesi doğru mu sizce? Evinizdeki kurallar ortalama "zarar verme" ilkesi üzerine işletilmelidir ki evrensel olsun!
Çocuğunuzu yetiştirirken "kendisine ve başkalarına saygı" konusunda taviz verilmez. Çünkü insanlar arası ilişkileri güzelleştiren ve diğer insanlarla bir arada yaşamayı sağlayan temel kuralları öğrenmek zorundadır. Bu temel kurallar "insanı insan yapan değerler ve insanlığa giriş anahtarı" durumundadır. Dolayısıyla 3 yaşından sonra, gittiği bir yerde eşyaları karıştırması, dolapların içini merak edip bakmaya çalışması, çiçekleri yolması, koltukların tepesinde koşturması, eline aldığı bir yiyecekle ortalıkta gezinmesi, arkadaşlarına vurması... gibi davranışlarına müdahale etmelisiniz. Girdiği ortamı bozmasına, yıkmasına müsade etmemelisiniz. Gerekçesini yaşına uygun şekilde anlatıp, davranışını düzeltmesini sağlamalısınız. Ve misafirlikte vazo kırdığında, ev sahibinin üzüldüğünü gördüğünüzde "malı kıymetli" diye gücenmemelisiniz. Dürtüleriyle baş başa bırakamazsınız çocuğunuzu. Kontrol edip, dürtüleriyle baş etmeyi öğretmek zorunda olduğunuzu unutmamalısınız.

Ülkemizde pek çok anne/baba çocuklarını "korumak" ile "her yaptığını görmezden gelmeyi" birbirine karıştırıyor. İyi anne/baba olmak demek, çocuğun her yaptığını görmezden gelmek değildir. Veya ağlatmamayı korumak zannediyor. Oysa bazen ömür boyu ağlamaması ve dürtülerini kontrol etmeyi öğrenmesi için, kısa süre ağlamasına dayanabilmemiz gerekiyor.

Çocuğu küçük düşürmeyen tatlı kurallar, çocuğun olumsuz davranışlarını durdurduğu gibi, anne/babasına daha fazla güvenmesini sağlar. Çünkü aklı ermeye başladığında, kendisine konulan kuralların, davranışlarını güzelleştirdiğini ve özsaygısını artırdığını görür.

Her zaman ve her ortamda içindeki iyiyi korumaya ve geliştirmeye çabalayan çocuk yetiştirdiyseler kendilerini doğru bir çocuk yetiştirmiş saymalılar diye düşünüyorum. Bir anne babanın nasıl çocuk yetiştirdiği onun doğru bir çocuk yada yanlış bir çocuk yetiştirdiğini belirler fakat bir aile çocuğunu nasıl yetiştirirse yetiştirsin kendince doğru olanı yapıyordur ama o çocuğu güzel bir eğitimle değil de şiddet ve hakaretle yetiştirdiyse tabi ki de o aile iyi bir çocuk yetiştirmiş olamaz. Ailenin vereceği eğitim aynı zaman da çocuğun kişiliğini ve ilerdeki hayatını da etkilemektedir

Hata yaptıkların da cezasını çekmeyi; doğru yaptıklarında mükafatını görmeyi, müsaade etsinler çocuklarına. Başarıda şımarmayan hatada sonucunu kabul edebilen olgun pes etmeyen bir evlat eminim bütün ana ve babaların istediğidir.

Denge-denge-denge. İşin sırrı, her şeyi dengeli yapmakta sevgili anne babalar. Çocuklarımızı seviyoruz; ama onları kimsenin sevmeyeceği insanlar haline getiriyorsak...?
Çok acaip değil mi? Bir çocuğun aklına her eseni yapmasına izin vermediğimizde, yetişkin hayatında HÜR OLMASINA FIRSAT VERİYORUZ demektir!

Cengiz TÜRKMEN
Uzm. Psikolog
Çocuk ve Aile Terapisti
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocuk Krallığına Karşı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Cengiz TÜRKMEN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Cengiz TÜRKMEN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
.
14-15-16 Ocak 2018 – İstanbul
■ Eğitim sadece uzman dil-konuşma terapistlerine açıktır.
■ Dil ve konuşma bozuklukları lisans- yükseklisans veya doktora programlarından mezun olanlar veya bu bölümlerde okuyan öğrenciler kayıt yaptırabilirler.
■ Kontenjan 14 kişi ile sınırlıdır.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Cengiz TÜRKMEN'in Makaleleri
► Karşı Gelen Çocuk Psk.Evren Evrim ÖNAL
► Bonzaiye Karşı Hipnoz Psk.Mehmet BAŞKAK
► Karşı Kıyada Kalanlar Psk.Ahmet YILMAZ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,654 uzman makalesi arasında 'Çocuk Krallığına Karşı' başlığıyla benzeşen toplam 32 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Sağlıklı Boşanma Mayıs 2014
► Boşanma Salgını Kasım 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


03:30
Top