2007'den Bugüne 81,489 Tavsiye, 25,887 Uzman ve 18,115 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Nisan Ayı Otizm Ayı... Otizmi Öğren, Öğret, Kabul Et ve Savun
MAKALE #10719 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Nisan 2013 | 3,415 Okuyucu
Bir logo ki otizm propagandası için hazırlanmış. Üzerine de Öğren, Öğret, Kabul et ve Savun yazılmış!

Öğren (Önce sen inan bunun hastalık olduğuna)

Öğret (Sadece öğrenmekle yetinme, ayrıca bu zehri herkese bulaştır)

Kabul et (Sakın çekinme, kabul et. Ne var sanki bunda, hastalık kabul etsen ölür müsün)

Savun (Dikkat edin: Otizmin hastalık olduğunun her yerde savunulması yani propagandasının yapılması talep ediliyor...)

Evet...

Nisan ayı otizm ayı seçilmiş. Kanser için bile ayrılan sadece bir hafta ama otizm için koskoca ay... Böyle bir uyduruk tabloyu hastalık diye yutturmak için elbetteki hafta değil, ay gerekir...

Görüyorsunuz işte, ben boşuna mücadele etmiyorum...
Otizm, komünizm, faşizm, kapitalizim... Siyasal sistem üretir gibi hastalık üretiliyor artık. Her zaman söylüyorum: Psikiyatrik hastalıklar bilimsel bir olgu değil, felsefi kanaattir diye. Birilerinin kanaati telkin ve propaganda neticesinde önce kağıt üzerinde hastalığımız oluyor. Sonra da bizler bu propagandaya kanarak, “Demek ki yaşadığım hastalık, tüh, geçmedi, geçer mi, ne zaman iyileşirim, şu doktor iyiymiş, yok bu doktor…” diye diye, sürekli üzerinde düşünmek zorunda bırakıla bırakıla gerçek anlamda hasta ediliyoruz!

Yine her zaman ifade ediyorum: Bu mekanizma sebebiyle mevcut psikiyatri tedavi etmez, hasta eder! Evet! ABD’de bulunan kapitalist bir lobi önce karar veriyor, sonra oylama usulüyle tanımlıyor. Ardından sahadaki biz uzmanlar tarafından kutsal bir buyruk gibi kabullenilerek kısa sürede ya hastalığımız ya da kalıcı özrümüz haline getiriliyor.

Bir uyduruk hastalık daha bu günlerde devlet eliyle sahiplenilmiş durumda. Koca aile ve sosyal politikalar bakanlığı işi gücü bırakmış, Otizm eylem planı hazırlamış.

Niye otizm? Niye boşanmayla, uyuşturucu ile mücadele ya da sağlıklı anne – baba tutum ve davranışları acil eylem planı değil? Neden ensest ilişki ya da ufacık çocukları kutu kutu antidepresanlardan koruma acil eylem planı değil de otizm eylem planı?

Niçin otizm eylem planı bu derece öncelikli?

Çünkü otizm üzerinde ciddi bir propaganda mevcut! Otizme ilişkin kurum ve kuruluşlar üzerinde ciddi bir enformatik baskı var. Niye diyeceksiniz belki!

Çünkü otizm daha geniş bir popülasyonu oluşturan sağlıklı çocukların çok önemli bir kesimini bu kapsama almaya rahatlıkla izin veren uyduruk bir problem türü!

OTİZMİN İŞARETLERİNE BAKIN, ANLAYIN

Hayali oyun oynamazlarmış. Sürekli aynı oyunları oynarmış otistikler. Aynı oyunları oynaya oynaya alışmış ve sevmiş, böylece bu oyunları oynamayı daha çok tercih eder hale gelmiş olamazlarmış yani! Böyle yaparlarsa otistik olmala ihtimalleri varmış! Kaldı ki başka oyunları bilip bilmemeleri de çok önemli bir faktör değil anlaşılan!

Oyuncaklarla gerektiği gibi oynamazlarmış. İlla gerektiği gibi oynamaları şartmış! Mesela arabayı sürekli vın vııınnnnn diye sürmez de boncuk gibi peş peşe dizerlerse otizm olabilirlermiş, çünkü bu bir belirtiymiş. Özgürlüğün, geniş hayal dünyasının ürünü olan masum çocukluk dönemi oyunları bile illa birilerinin istediği gibi olacakmış! Hele bir de topu çevirirlerse… Top çevrilmemeliymiş, ya sektirilmeli ya tekmelenmeliymiş. Bu da bir belirti, hem de en önemli belirtilerden biriymiş!

Otistikler yalnız kalmayı tercih edermiş. Yetişkin yalnız kalırsa sorun olmaz, kafasını dinliyordur en fazla. Ama çocuk yalnız kalırsa sorun varmış, otistik olabilirmiş! Ara sıra değil ki, sık sık yalnız kalıyormuş ama otistikler. Yalnızlığı seviyor, birilerinden haz etmiyor olamaz mı bir çocuk!

Diğer çocuklarla ilişki kurmada zorlanırmış otistikler. Yetiştiği çevrenin, anne – baba tutumlarının, çocuğun genetik mirasının, bireysel farklılıkların yahut çekingenlik gibi gayet tabii kişilik özelliklerinin vs. en ufak bir önemi yokmuş; istisnasız hepsi diğer çocuklarla iyi iletişim kurmalıymış. Yeterli düzeyde ilişki kuramayan çocuklar otistik olabilirmiş! Yeterli düzeyin ne olduğunu psikiyatri tanımlamış, ona göre ölçülecekmiş bu ilişkinin düzeyi! Yetişkinler en az 20 sene okula falan gittikleri halde daha doğru düzgün iletişim kuramıyorken birbirleriyle, çocukların istisnasız tamamı bunu -hem de azmaz da değil, yeterli düzeyde- yapabilmeliymiş.

Aşırı hareketli ya da az hareketli olurmuş otistikler. Bir çocuk hareket noktasında daha başka nasıl olabilir ki! Tam ortada olmalıymış hareket ivmeleri! Çocuk da olsalar hareketlerini iyi ayarlamalı, tam orta hareket düzeyinde kalmalılarmış! Yoksa otistik olabilirlermiş!

Uygunsuz ve sebepsiz yere gülebilir ve ağlayabilirmiş otistikler. İlla birilerine göre gülmenin de ağlamanın da sebebi bulunmalı, hem de bu sebep birileri için gayet makul olmalıymış. Çocuk içinden komik bir şey hatırlamış da ona gülmüş yahut kendince ve çocukça bir sezgiyle bir tehlike hissetmiş de ona ağlamış falan olamazmış. Mutlaka doğru yerde, doğru şeye, doğru şekilde gülmeli ve ağlamalıymış, yoksa otizm varmış! Neye gülüp nelere ağlanabileceğini de tarif etmiş psikiyatri. Not: Belki de biz uzman geçinen yetişkinlerin bu içler acısı mantık ve yaklaşım haline ağlayıp gülüyorlardır, ne dersiniz! Siz bu niyeti ve sezgiyi dışarıdan bakınca nereden göreceksiniz!

Otistikler sese, ışığa, acıya, kokuya duyarlıymış. Bunlara duyarlı olmayan kaç yetişkin vardır sahi, bırakın çocukları! Sese, acıya, ışığa duyarlılık, dikkat edin! (Allah’ım sen aklıma mukayyet ol!)

Konuşma yerine ihtiyaçlarını hareketle ifade etmeyi tercih edebilirlermiş bazen! Beden dili sadece yetişkinler için olunca popüler demek, çocuklar illaki sözel dil kullanmak zorundalar! Kelime ve kavram gelişimi henüz çok geri olsa dahi!

Çevrelerindeki kişilerden çok nesnelere ilgi duyarmış otistikler! Biz yetişkinleri çözmüşler, odunları, pardon nesneleri biz insanoğluna tercih etmişler işte, ne güzel. Hem de daha ufacık yaşta! Bunu çocuklar değil biz yetişkinler düşünmeliyiz oturup da bir köşeye! İlla ki kişilere ilgi duymaları gerekiyormuş, bu makbulmüş. Çünkü “kutsal” psikiyatri böyle buyurmuş. Çocuklar oyun çağında oyuna yakın olarak algıladıkları için nesnelere ilgi duymamalılarmış fazla, bir çocuk için hepsi birbirine benzeyen ve asla kendi dünyalarına hitap etmeyen koca koca insanlara ilgi duymalılarmış.

Rutinliği severlermiş, değişikliği çok sevmezmiş otistikler. Değişiklik belirsizlik demektir, belirsizlik kaygı doğurur, çocuklar kaygıdan şiddetlen kaçınırlar ki bu sağlıklı bir süreçtir dese de psikoloji bilimi mevzu otizm olduğunda bunun bir önemi kalmamalıdır. Mutlaka değişikliği sevmelilermiş çocuklar. Değişikliği sevsinler, değişikliğe alışsınlar, rutinliği tu-kaka olarak algılasınlar – içselleştirsinler ki ileride başka sevgilileri, hatta her türlü içkiyi ve uyuşturucu da denemek istesinler; belki de niyet budur, ne dersiniz! Ben iyice işkillenmeye başladım!

Tehlikelere karşı duyarsız olabilirlermiş. Tehlikeyi mutlaka biz yetişkinler gibi anında ve doğru algılayabilmelilermiş çocuklar. “Çocuktur, yalnız bırakma Ayşe, dikkat et, maazallah yola falan fırlar” diyen büyüklerimiz hep yanlış biliyormuş. Tehlikeye dikkat edemediklerinde esas sorun aslında otistik olmalarındaymış.

Ne olur kızmayın bana, ben haykırmak istiyorum bugün. Avazım çıktığınca haykırmak! Başka bir tepki kesmez beni; otizm tanıtımı için seçilen bu Nisan ayında!

Psikolog
İzzet Güllü

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Nisan Ayı Otizm Ayı... Otizmi Öğren, Öğret, Kabul Et ve Savun" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
► Otizmi Anlamak Uzm.Psk.Merve Cansu CAVUS
► Otizmi Anlamak Psk.Kemale GÜNHAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,115 uzman makalesi arasında 'Nisan Ayı Otizm Ayı... Otizmi Öğren, Öğret, Kabul Et ve Savun' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Metafizik Gevşeme: Gidişatın Analizi ÇOK OKUNUYOR Ocak 2018
◊ Bir Veda Yazısı ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
◊ Getir Duyguyu, Götür Fiziksel Semptomları ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


11:22
Top