TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



EVLİLİĞİN İLK İKİ YILI NEDEN KRİTİKTİR

Fatih SÖNMEZ Fotoğraf
Psk.Fatih SÖNMEZ
İstanbul
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Özel ÜyesiTavsiyeEdiyorum.com Üyesi9 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 96 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 1389,

* Yayın Tarihi : 18-04-2013 - 10:23 (498 gün önce),

* Ortalama Günde 2.78 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 7041 , Kelime Sayısı : 887 , Boyut : 6.88 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Psk.Fatih SÖNMEZ hakkında söyledikleri:
Kendimi bildim bileli tombulum ve sürekli diyet yapıyorum. İkinci çocuğumun doğumundan sonra daha da kilo aldım ve sürekli olarak diyetisyenlere gittiğim halde artık kilo veremez olmuştum. Verdikleri listeleri en fazla 2 ay uygulayabiliyordum. Diyetle ilgili her şeyi biliyor ama uygulayamıyordum. Gazete de okuduğum bir yazıda aşırı yemek yemeninde, sigara ve alkol gibi bağımlılık olduğunu görünce psikoloğa gitmeye karar verdim. Çünkü yıllardır bir tek bunu denememiştim. Psikolog Fatih beye gittim. Kendisi ile yaptığımız terapilerde, öncelikle kendimi önemsemeyi, sevmeyi öğrendim. Kendimin fark... [DEVAMI..]
(MERAL R., Danışan, 28-04-2011)

Ben 44 yaşında ilk kez anne oldum. Doğumdan sonra lohusalık sendromunu çok yoğun olarak yaşadım. Aşırı kilomdan dolayı kendimden nefret eder olmuştum. Hiç sokağa çıkmıyordum. Fazla kilolarıma rağmen halen tüm gün durmadan bir şeyler yiyiyordum. Oysa eskiden kendimi fiziksel olarak çok beğenirdim,zayıf ve biçimli bir vücudum vardı. Diyetisyene gittim ama bir türlü diyet yapamıyordum. Psikolog Fatih beyle terapiye başladım. Bu terapiler sonunda tekrar eski normal halime döndüm. Önce anne olduğumu kabullendim. Lohusalık sendromunu aştım. Sosyal hayata tekrar karıştım. Kendimi tekrar sevmeye ve be... [DEVAMI..]
(ÜMRAN Ö., Danışan, 01-05-2011)

2006 yilindan itibaren la paix hastanesinde 2 sene boyunca fatih sonmezin danisaniydim. kendime zarar verme aliskanligindan tutunda cesitli fobilerime, yardim alma ihtiyaci uydugum her konuda gercekten yardimi oldu. ornegin bagimlilik sayilabilecek iliskimi, hakkinda cok da acikca bahsetmeden bitirebildim, fobilerim gecti. en iyi tarafi da kendimi tanidim, ruyalarimin nedenini, fobilerimi, bagimlisi oldugum kisileri neden istedigimi kend kendimi taniyarak cozmemei sagladi. hala bazen o odada konusup, en karmasik sorun olan kendin olmak durumunu, dugumlerimi ne guzel cozebilecegimi dusunurum da... [DEVAMI..]
(yeliz, Danışan, 17-01-2012)

Psk.Fatih SÖNMEZ Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
EVLİLİĞİN İLK İKİ YILI NEDEN KRİTİKTİR

EVLİLİĞİN İLK İKİ YILI NEDEN KRİTİKTİR

Eğer çiftler sabırsız davranıp bu ilk iki yılda ortaya çıkabilecek sorunları çözüleyebilme konusunda istekli davranabilirlerse en zor gibi görünen ilk iki yıl evliliğin ilerdeki yıllarında son derce neşeli ve keyif verici olarak hatırlanabilir. Evlilik süreciyle flört süreci her ne kadar birbirinin devamı da olsa farklı dinamikleri vardır.İlk iki yıl öncelikle hayal kırıklıklarının yaşandığı dönemdir. Evlilik içerisindeki görev dağılımı, maddi sıkıntılar,anlayış farklılıkları, kişinin kendisine özel zaman bulamayışı,eskisi gibi olmayan cinsel yaşantı ( tatmin edici olmayan seks) gibi belli başlı nedenlerle çiftler ayrılma kararı alırlar.En çok korktukları ise yaşanan çatışmalardır.Ve ''yol yakınken ayrılmak lazım'' gibi ifadelerle gelecekte de aynı sorunların yaşanacağı ve bunların hiç düzelmeyeceği ve zaman ilerlemeden bu ilişki köklenmeden ayrılmak lazım gibi düşünceler hakim olmaya başlar.Diğer önemli bir sorunda eşlerden birinin henüz kendi ailesinden ayrılmaya hazır olamayışı ve tabi ki kendi bağımlılıklarından kurtulamayışıdır. İlk yıllar bir evliliğin temellerinin atıldığı dönemdir. Temel atılırken ve bu sağlamlaştırılırken fikir ayrılıklarının olması, uyum problemlerinin yaşanması,evlilik ve bir başkası ile aynı çatı altında, mahremiyetlerin en çok paylaşıldığı ve bir ötekinin varlığının kabul edilmesinin oldukça güç olduğu bir süreçtir. Evliliğin ilk iki yılı ile ilgili yapılan araştırmalardan biri yaklşık 156 çift üzerinde gerçekleşmiş ve bu çiftlerden 56 sı boşanmış, 32 çift ise evliliğini mutsuz sürdürmüş ve 68 çift ise ilerideki yıllarda mululuğu ve uyumu yakalamışladır. Bu dönemde önemli olan sabırsız davranıp alınan boşanma kararını erteleyebilme gücüdür.Benim danışmanlığını yaptığım çiftlere uyguladığım ankette ise başvuran ve evlilik sorunlarının yaşandığı ilk iki yılında çiftlerin ankete verdikleri cevaplar arasında aslında birlikte eğlenebildiklerini ve cinsel yaşamlarının tatminkar olduğunu ifade etmeleri yönünde olmuştur. Bununla birlikte maddi sorunların ve eşlerden birinin ailesinin evliliğin içinde fazla yer alması en önemli sorunlar olarak tespit edilmiştir.İlginç olan nokta ise gözle görülür maddi sorunlarının olmadığı halde maddi sorunlar yaşamalarının gerçek nedeni olarak para ve evin giderlerinin paylaşılmasında yaşanan anlaşmazlık olmuştur.Yani kollektif yaşamabilme sorunudur.Aslında bunun maddi sorunlardan ziyade görev ve işbirliğinin çok fazla oturmaması olduğu görülmüştür. Yaşanan diğer olumsuzluk ise eşlerin artık birbirlerine eskisi gibi güvenmiyor olmalarıdır. Buradaki güvensizlik ise evlilik beklentisi ve hayalleriyle gerçekliğin çakışmasının yaratmış olduğu hayal kırıklığıdır.Bu hayal kırıklığı ise çiftlerin kendi geçmiş yaşantılarındaki derin ihtiyaçların karşılanamayacağına dair umutsuzluklarıdır. Bilinç düzeyinde baktığımızda birlikte eğlenebilen,cinsel yaşantılarında sorun olmayan,maddi sıkıntının çok fazla olmadığı bu süreç içinde bireylerin kendi içsel uyum sorunlarının ilk iki yılda evliliğe ve evlilikten beklentilere damgasını vurduğu görülmektedir.Bunu ispatlayabilecek en önemli dayanak ise benim uyguladığım anketteki sorunlardan bir taneside '' ebeveynlerimize yakın oturuyoruz '' sorusu idi. İşte bu nokta neden derin ihtiyaçların henüz karşılanamadığını ve neden bu ihtiyaçların bu kadar önemli olduğunu ve bunların önemli olmasında dolayı hala anne ve babaya yakınlık arzusunun gerekçesi karşımıza çıkıyor.Bu durum evliliğin ilerleyen yılarında belki 4. ve 5. seneden sonra ailelerden uzak yaşamaya başlamak cesaretiyle çiftlerin birbirlerinin derin çocuksu ihtiyaçlarını karşılamaya karar verdiği ortaya çıkmaya başlar.Bununla ilgili çarpıcı bir örnekten bahsetmek konuyu daha aydınlatacaktır:
Evliliklerinin ikinci yılına yakın bir süreç içinde danışmanlık için gelen bir çiftin görünürde kendi ifadelerine göre ''incir çekirdeğini doldurmayacak'' prıblemleri vardı ama kavga ediyorlar ve bundan kendilerini alıkoyamıyorlardı. Cinsel ilişkileri kaliteli, maddi sııntıların olmadığı,eğlenebildikleri ama nedense birbirlerini bir şekilde ittiklerini fark etmişler ve şiddetli tartışmaların ardından danışmanlık almaya karar vermişler.

Belli bir süre sonra ortaya çıkan sonuçlar ilginçti; bayan N. aslında herşeyi eşiyle yapmak istiyor , ona mümkün olduğunca yakın olmaya çalışıyor ama bay C. ise bundan sıkıldığını direkt söylemese de ima ediyordu. Bay C.nin ailesine yakın bir yerde ev tutmuşlardı. Bayan N. ise ailesi istanbul dışındaydı.Bu yüzden eşi olan bay C.yi mümkün olduğunca yakın olmakla ondan bütün derin içsel ihtiyaçlarını karşılamayı umuyor ve bundan vazgeçmiyordu.Yakın olmayı herşeyi çift olarak birlikte yapılması gerektiği düşünceleriyle ona fazla yapışıyor ona aslında ebeveyn misyonu yüklüyordu. Bay C. ise eskiden beri yakınlıktan ,temastan çok hoşlanmayan, uzun yıllar yurt dışında yaşamış yalıtkan bir yapıya sahip gibi duruyordu.Ama ailesine yakın oturmayı tercih etmesi de düşündürücü idi.Belli bir zaman sonra olayın analiz ettikten sonra aslında bay C. ninde yalıtkan gibi görünen ma yapışkan olan tarafı eşi bayan N. tarafından(bayan N.nin içsel ihtiyaçları tarafından) engelleniyor ve bayan N. nin kendi içsel ihtiyaçlarının derdine bu kadar düşmüş olması aslında içsel anlamda yapışkan olan ama yalıtkan görünen bay C nin yapışma ihtiyacını engelliyordu.

Evliliklerde özellikle ilk iki yıl eşlerin birbirini tanıdığını sandığı dönemlerde görünmez ve ifade edilemeyen ama var olan bir takım içsel ihtiyaçların varlıkları söz konusu olup onların doyurulmayacağı inancı ve endişesiyle insanlar yol yakınken ayrılmak gibi acele kararlar verme yoluna giderler. Aslında bu tam anlamıyla ayrılmak değil boşanmak/kaçmak düşüncesidir.Ayrılmak içsel bir süreç olup,boşanmak için resmi prosedürüdür.

Son olarak evliliğin ilk iki yılında düşmanca duygulardan ziyade korku ve endişe duygusu çok daha hakim olup kişilerin ayrılma kararlarını motive eden daha çok korkuları olmaktadır.

İlişki hem dinamikleri olan ve dinamik bir yapıdır.Başarılı bir ilişki bu dinamik sürecin içinde hem dinamikliği korumak hem de dinamikliğin bir sonucu olan duygusal dalgalanmalarda boğulmamak her dalgalanmada sakinliği koruyabilmek ve her şiddetli dalgada suyun üstünde sakin bir şeklide kalabilmekle mümkündür.

Sakinliği koruyabilmek için ise ilşki ortaklarının,çiftlerin her birinin birbirrinin duygusal regülatörü(dengeleyici) olmaya gönüllü olmakla mümkündür.
İlişki içinde;
-öfke kontrolünü sağlayabilmek,
-Eşlerin birbirini yakından tanımaları için fırsat tanımak,
-Sevgiyi görselleştirmek
-Evliliklerin ilk yıllarında güç savşlarının yaşanabileceğini bilmek ve önemli olanın bunu yaşamamak değil ve bu savaştan mağlup ya da yenik ayrılmak değil en sonunda uzlaşıyı yakalayabilmek.

Unutulmamalıdır ki iyi bir evlilik, kaliteli ve sağlıklı bir ilşki için bazen savaş verilesi gerekir. Sükunet bazen savaşla gelmektedir.Savaşı bırakıp kaçmak ilişkiye ve ilişkinize ne kadar yatırım yapmak istediğinizin ve ne kadar değer verdiğinizin göstergesidir!

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"EVLİLİĞİN İLK İKİ YILI NEDEN KRİTİKTİR" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Fatih SÖNMEZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Psk.Fatih SÖNMEZ Tarafından Yazılan Diğer Makaleler:
  • Anoreksiya Nervoza
  • Panik Atak
  • Yeme Bozukluğu Kendine Zarar Vermenin Bir Başka Biçimidir
  • Neden Bahar Depresyonu Ve Panik Atak
  • Sosyal İzolasyonla Self Injury (Kendine Zarar Verme) Arasındaki İlişki
  • Depresyon Ve Bipolar (Manik Depresif) Duygu Durum Bozukluğu Olan Hastaların Ailelerinin Ya Da Arkadaşlarının Yapması Gerekenler;
  • Kaygı Paranoyaya Dönüşür Mü?
  • Paranoid Kişilik
  • Oyuncu Kişilikler
  • Kaygılı Kişilikler
  • Ergenin Kontrol Savaşı
  • Neden İlişkilerin Başında Hayat Tatlıdır ?
  • Duygularını Dengelemek İçin Kendilerine Zarar Verenler
  • Ergenlik Ve Karşıt Olma-Karşı Gelme Bozukluğu
  • Evlenmeden Önce Kendi İlişki Tarihinizi İnceleyin
  • Mazoşizm ,acı, Şiddete Psikanalitik Yaklaşım
  • Bilinçli Evliliklerin Özellikleri
  • İstismar Ve Etkileri
  • Yanlış İlişki Doğru Yaşanmaz
  • Doyumlu İlişki Kurabilmek Ayrılmayı Da Bilmekle Mümkündür!
  • Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Biblioterapi Ve İyi Bir Cevap , İzzet GÜLLÜ
  • Çocuk Ve Ceza , Hüseyin ABAY
  • Eğitim Ve Öğretim Ve Neden Burası Türkiye , Hüseyin ABAY
  • Sonuç Alma Sanatı , İlkten ÇETİN
  • Nevrotik Ve Borderline Kişilik Örgütlenmeleri , Reyhan Nuray DUMAN
  • Düşünmek Nasıl Öğrenilir? , İlkten ÇETİN
  • Psikiyatri Ve Bonzai İlişkisi , İzzet GÜLLÜ
  • Bölme Savunma Mekanizması Ve Ruhsal Gelişim , Ümit AKÇAKAYA
  • Evlilikte Uyum , Reyhan Nuray DUMAN
  • Sınav Kaygısı İle Başetme Yöntemleri , Taylan ÖZKUZUCU
  • Bir İsteği Gerçekleştirmek,ya Da İçimizde Boğma Sorunu , İlkten ÇETİN
  • Başarma Güdüsü , İlkten ÇETİN
  • "Ruh Bilimi" Olarak Geçen Ancak "Ruh" U İncelemeyen Psikoloji , Ümit AKÇAKAYA
  • Gerçek İnanç Mı Yoksa “bağlanma” Dan Kaynaklı Bir İhtiyaç Mı? , Ümit AKÇAKAYA
  • Hep Yeninin Peşinde Koşmak Yerine , Bu Günkü Durumundan Ve Elde Olanlardan Yararlanmak , İlkten ÇETİN
  • Çözüm Odaklı Yaklaşım/Büyük Adımlar Küçük Adımlardan Oluşur. , Mehmet Enver BAYATLI
  • Gerçek Sevgi Tüm Alternatiflerimizin Önüne Geçer , Ümit AKÇAKAYA
  • Güncel Olayları Süzmeğe Yarayan Bir Taslağa Sahip Olmanın Yararları , İlkten ÇETİN
  • Aileler İçin Etkili İletişim: Kendimizi Nasıl İfade Edelim , Ural NADİR
  • İlk Gece Korkusu , Kamil DAYI
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    09:12
    Top