2007'den Bugüne 82,728 Tavsiye, 26,150 Uzman ve 18,357 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Dil ve Dil Oluşumu
MAKALE #10870 © Yazan Uzm.Psk.Esra BAYRAKTAR SÜNGÜ | Yayın Mayıs 2013 | 4,519 Okuyucu
DİL
Hayvanlar ve insanlar bir takım işaretler kullanarak iletişimde bulunurlar. Ancak bu iki grup arasında önemli bir farklılık söz konusudur. Hayvanların iletişimde kullandıkları işaretler sembolik anlam taşımazlar. İnsanların kullandığı işaret ve simgeler ise bireyler için ortak bir anlam ve sembolik bir değer taşır. Taşımadığı takdirde iletişim gerçekleşemez. Hayvanlarda iletişim sadece hareket ve davranışlarla gerçekleşirken, insanlarda hareket ve davranışların yanı sıra, sözcüklerle dil kullanarak yapılan bir iletişim söz konusudur. Bu açıklamalardan yola çıkarak dilin tanımını yapmak istersek dil; sembolik işaretlerden oluşan bir düşünme ve iletişim aracıdır… diyebiliriz.

Dil evrensel bir kavramdır. Her insan topluluğunun bir dili vardır. Normal zekaya sahip olan her insan kendi dilini edinir.

Bir dile hakim olmak “Neyin, NE ZAMAN, NEREDE, NASIL ve KİMe” söyleneceği belirleyen kültürel kuralların bilgisini gerektirir.Bu durum sosyo-linguistik ve sosyal psikolojide söylemin temel çözümleme birimi olarak ağırlık kazanmasına yol açmıştır.(Edwards & Potter, 1992)

Scarle, 1979, tarafından yapılan araştırmaya göre dil beş farklı amaçla kullanılmaktadır.
*Bir şeyin nasıl olduğunu söylemek,
*Birisine bir şey yaptırmak,
*Duygu ve tutumları dile getirmek,
*Bir taahhütte bulunmak,
*Doğrudan bir şey yapmak.

İletişim sırasında dil ile yapılan iletide üç işlev bulunmaktadır:
- Anlatım işlevi: Bireyin vermek istediği bilginin anlatılması
- Etki işlevi: Birey tarafından verilmeye çalışılan bilgiden alıcının etkilenmesi ya da iletilen işaretlerin alıcıda belli bir etki uyandırması
- Açıklama işlevi: İşaretlerin her iki taraf içinde ortak bir kavramı belirlemesi

DİL OLUŞUMU KURAMLARI

Chomsky ve Lenneberg gibi dil bilimciler, dil oluşumunun biyolojik temellere dayandığını ileri sürmektedirler ve insanın beyin ve sinir yapısının genetik olarak konuşmayı gerçekleştirebilecek biçimde olduğunu ileri sürmektedirler. Özellikle bu kuramın en önemli temsilcisi Noam Chomsky’ ye göre insanlar doğuştan, dil öğrenebilmek için özel bir mekanizmaya sahiptirler ve bu “dil kazanma mekanizması” ile insanlar, çevrelerinde konuşulan dili içselleştirmekte, kurallarını anlayarak öğrenmekte ve ileri aşamada ise doğru gramer kurallarını kullanarak konuşmaktadırlar.
Bu kuram Psiko-Linguistik Kuram olarak adlandırılmaktadır.

Sosyal Öğrenme Kuramı’na göre ise dil oluşumu, yakın çevrede bulunan anne babayı model alma ve taklit etme yoluyla gerçekleşmektedir.

DİL VE DÜŞÜNCE

Dil ve düşünce ayrılmaz bir bütündür. Dilin mi yoksa düşüncenin mi daha önce oluştuğu tartışmasında genel kanı dilin önce geldiği yolundadır. Dil olmadan düşüncenin oluşamayacağı ancak karşılıklı ve ilgili diğer süreçlerle etkileşme yoluyla geliştiği en çok savunulan görüştür.

-6-
Vygotsky (1962)’ ye göre dünyayı dilsel kategorilerle kavrar ve düşünürüz, düşünmede genellikle sessiz bir monolog şeklinde olabilir. Bu iç konuşma düşüncenin bir aracıdır ve dış konuşmayla karşılıklı bağımlılık içerisindedir.

Bu düşüncenin en güçlü kuramı DİLSEL GÖRELİLİKTİR (Whorf, 1956). Bu kurama göre dil düşünceyi tamamen belirler. Dolayısıyla farklı dilleri konuşan insanlar dünyayı farklı algılar, farklı kavrarlar ve farklı bilişsel evrenlerde yaşamaktadırlar. Türkçe’ deki dayı, kayınço, hala, teyze gibi akraba ilişkilerini simgeleyen kelimelerin çeşitliliğinin İngilizce’ de kısıtlı olması ya da Arapça’ da kelimelerin dişil ve eril özelliklere sahip olması, farklı bilişsel evrenlerin varlığını yeterince açıklayan örneklerdir.
Krauss & Chiu (1998)’ e göre ise, dil düşünceyi belirlemez ancak toplumda var olan fiziksel ve sosyal çevrenin boyutları hakkında kolayca iletişim kurmamızı sağlar. Örneğin kar ekseninde iletişim önemliyse, karla ilgili zengin söz dağarcığı geliştirilmesi söz konusudur.

Diğer bir bulguya göre ise dil düşünceyi belirlemese de onu sınırlar. Bu düşünce en güçlü George Orwell’ in 1984 adlı romanında sınırlı olan Yenikonuş dilinin düşünceleri de etkin bir biçimde sınırlandırmasında görülür.

DİLİN DÜZEYLERİ

Dil kullanımını iki yönü vardır: Üretim ve Kavrama
Dili üretirken bir düşünceyle başlar, bu düşünceyi cümleye çevirir ve cümleyi de sesli olarak ifade ederiz.
Dili kavrarken ise sesleri işitmekle başlarız, seslere sözcükler, anlamlar ekleriz ve sözcükleri bir cümle oluşturacak şekilde birleştiririz. Bundan bir önerme çıkarırız.
Bu sıralamalardan anlaşıldığı gibi en yüksek düzeyde cümle birimleri en altta ise konuşma sesleri yer alır.

-Konuşma sesleri: Konuşurken çıkardığımız seslere ‘Fonem’ denir. Fiziksel olarak farklı sesler aynı fonem olarak algılanır. Fonemler doğru olarak bir araya geldiklerinde sözcükler oluşur. Her dil kendi fonemine sahiptir.
-Sözcük birimleri: Konuşulanı dinlerken algıladığımız şey fonem değil, sözcüklerdir. Fonemlerin tersine sözcükler anlam taşırlar. Anlamı taşıyan en küçük dil birimlerine ‘Morfem’ denir ve morfemlerin çoğu sözcüklerdir.
-Cümle birimleri: Dinleyici olarak iletişim esnasında sözcükleri zorluk çekmeden cümle birimleri içinde birleştiririz. Cümle birimleri önermelerle ilgili ibareleri içerir.

Bir cümleyi anlamada her zaman yalnızca fonemlerin, morfemlerin ve ibarelerin çözümlenmesi yeterli olmaz. İletişimin geçtiği BAĞLAM ve KONUŞANIN AMACInı anlamakta önemli faktörlerdir.
Bağlam çoğu kez söylenecek şey hakkında tahmin edilebilir alanı oluşturur. Birkaç sözcüğü kavradıktan sonra bütün cümle hakkında sonuçlara geçeriz ve geri kalanı anlamaya yarayacak önermeler hakkında öngörü geliştiririz. (Adams & Collins,1979)

SÖZSÜZ DİL VE KONUŞMA TARZI
Dil aracılığı ile iletişimi gerçekleştirilen sadece söylenen değil, aynı zamanda nasıl söylenildiğidir. Sözsüz dil, konuşmanın dilsel olmayan bileşenleridir. (homurtu, vurgu, duraklama, prozodik özellikler vb…)
Prozodik özellik: Temel duygulara dair önemli işaretlerdir. Örneğin; düşük ses perdesi hüzün ve sıkıntı ortaya çıkarırken, yüksek ses perdesinin öfke, korku ya da şaşkınlık ortaya çıkarması gibi…(Frick, 1985)

-7-
Sözsüz dile ilişkin özelliklere ek olarak, iletimizi farklı aksanlarda farklı dil değişkelerinde ve birden fazla dili aynı anda kullanarak da dile getirebiliriz. Bunlar KONUŞMA TARZI farklılıklarımızın göstergeleridir. Sosyal psikoloji konuşmanın içeriğinden çok bu konuşma tarzı ile ilgilenir.

KONUŞMADAKİ SOSYAL İŞARETLER
*İnsanların genelde belli konuşma tarzları vardır ve mevcut iletişim bağlamında nasıl konuşacaklarını bu konuşma tarzlarına göre otomatik ya da bilinçli olarak belirlerler.(Cyline, Eliot)
*Brown ve Fraser tarafından konuşma tarzını etkileyecek iki farklı bileşen belirlenmiştir.
-Konuşmanın gerçekleştiği sahne -Katılımcılar
Duruma ilişkin nesnel sınıflamayı, farklı insanlar aynı biçimde tanımlayamazlar. Birine resmi bağlam olarak görülen durum, bir başkası tarafından gayri resmi algılanabilir. Konuşma tarzını etkileyen şey duruma ilişkin öznel algılarımızdır.
*Furnham ise mevcut durumun gerektirdiği konuşma tarzını kullanmadığımızı, tercih edilen konuşma tarzına uygun durumlar aradığımızı iddia eder.
*Konuşma tarzındaki duruma bağlı değişimler, konuşma tarzının kendi başına duruma ilişkin bir şey anlatabileceğini gösterir. Yani konuşma sosyal işaretler içerir. (Scherer & Giles, 1979)
*Sosyal işaretler (grup üyeliği, etnik kimlik, cinsiyet, yaş) genelde fark edilebilir ve grup üyeliğinin göstergeleri olarak iş görür. Bu sosyal işaretleri içeren konuşma tarzı dinleyicinin, konuşmacının temsil ettiği gruba ilişkin tutumunu belirler.

Örtük Eşleştirme Tekniği (Hodgson, Gardner)
İnsanların sadece konuşmalarına bakarak onlara karşı tutum geliştirmelerini ele alır. Söz konusu metot sözsüz dil, prozodi ve içerik bakımından özdeş fakat sadece konuşma tarzı açısından farklı kısa konuşma parçalarının katılımcılarca değerlendirilmesine dayanır. Konuşma genelde statü ve dayanışma değişkenleri olarak iki temel grupta değerlendirilmiştir.
Örtük eşleştirme tekniği konuşmacının, standart ya da standart olmayan dil değişkelerine dair sosyal değerlendirmesini ele almak üzere geniş bir kültürel bağlamda ele alınmıştır. Burada kullanılan standart dil, yüksek ekonomik statü ve gücü temsil eder. Standart olmayan dil ise bölgesel ve kentsel aksanlar ve azınlık dilleridir. Araştırmalar statü boyutunda standart dil değişkelerinin değerlendirildiğini ortaya koyar
Bu araştırma bize konuşma tarzımızın, başkalarının bizi değerlendirme tarzını nasıl etkileyeceğini göstermektedir.

DİL VE ETNİK KİMLİK
Konuşma tarzımızın hoş olmasının yanında, toplumca az çok olumlu değerlendirilen sosyal grupla ilintili olması da dinleyicinin bizi değerlendirmesinde etkilidir. Bu çözümleme etnik gruba odaklandığı için Etnik Dilsel Kuramı olarak adlandırılır.
Dil ya da konuşma tarzı etnik kimliğin en açık işaretidir. Dolayısıyla insanların kendi etnik kimliklerini özsaygı ve gurur kaynağı olarak görmeleri kendi etnik dillerini vurgulamalarını ya da küçümsemelerini belirler.
Giles, Bourhis ve Taylor (1977) ‘un geliştirdikleri etnik dilsel canlılık teorisine göre; statüsü, demografik ve kurumsal desteği yüksek düzeyde olan etnik grupların dilleri de canlıdır. Bu durum o dilin kullanımının devam etmesini dolayısıyla etnik dil grubunun yaşamasını garantiye alır. Düşük seviyedeki canlılığa ise etnik dil kullanımının azalması ve o dilin ve grubun yok olması eşlik eder.


-8-
Dilsel Uyum
İnsanlar konuşurken kendi konuşma tarzlarını iletişimin gerçekleştiği bağlama uydurma eğilimindedirler. Bu düşünce kendi konuşma tarzını ortamın konuşma tarzına nasıl uyumlu hale getirildiğini açıklayan “Dilsel Uyum Kuramı”nı ortaya çıkarmıştır.
Bu kurama göre konuşmalar çoğunlukla eşit olmayan statülü insanlar arasında geçer. Bu süreçte gösterdiğimiz uyum da sosyal yönelim tarzına göre ad alır.
Sıradan kişiler arası yönelimin bulunduğu yerde iki taraflı dilsel YAKINSAMA gerçekleşir. Yüksek statülü konuşmacı aksanını aşağı doğru çekerken, düşük statülü konuşmacı yukarı doğru çeker. Bu bağlamda yakınsama hoşlanma ya da onaylanma ihtiyacını tatmin eder.
Gruplar arası yönelime baktığımızda, düşük statülü grubun sosyal hareketliliğe olan inancına düşük öznel inanç eşlik ediyorsa, bu tarafta tek taraflı yukarı doğru bir YAKINSAMA, yüksek statülü konuşmacı tarafında ise tek taraflı dilsel IRAKSAMA vardır. Iraksama, konuşmacının grup içi ve grup dışı davranışlarını farklılaştırır. Ancak düşük statülü grubun sosyal hareketliliğe olan inancına yüksek öznel canlılık eşlik ediyorsa, çift taraflı IRAKSAMA gerçekleşir.
Iraksama ve Yakınsamanın sözel olduğu kadar sözel olmayan şekilde de gerçekleşebilmesi “İletişimsel Uyum Kuramı” adını alır.

DİL VE TOPLUMSAL CİNSİYET
Toplumsal cinsiyet iletişimde konuşma tarzını etkileyen çok önemli bir faktördür.
Konuşma tarzı cinsiyete bağlı olduğu için cinsiyet rolüne yönelimin azlığına ve çokluğuna bağlı olarak erkeksi ya da kadınsı konuşma tarzı kullanılır(Smith, 1985). Geleneksel erkek tipine uymayan erkekler maskulin, geleneksel kadın tipine uymayan kadınlar da feminen konuşma tarzından uzak dururlar. Ayrıca kadınlar erkek yabancılarla daha maskulin konuşurken, yakın erkek arkadaşları ile daha feminen konuşurlar.(Hall & Braunwald, 1981, Montepare & Vega, 1988 )
Kız ve erkekler yalıtık gruplarda sosyalleştikleri için iki cinsiyet farklı iletişim tarzı kazanır. Kızlar işbirliği ve eşitliliğe önem verir ve duygusal katılım sağlar. Erkekler ise rekabet ve hiyerarşiye önem verirler, bireysel kimliklerini öne çıkarırlar.
Farklı iletişimsel normlara sahip oldukları için farklı iddia ve hedeflerle katılırlar. Aynı konuşma iki cins için farlı anlamlara gelebilir ve iletişim kopukluğu yaşanabilir.(Mulac, Bradac & Gibbons, 2001)

DİL VE YAŞ
Yaşam boyu yaş kategorileri çok geniştir ve her kategoriye karşılık gelen tutum ve davranış hakkında beklenti ve inançlar farklıdır. Bu durum kuşaklar arası dilsel uyumda kendini gösterir. Kuşaklar arası iletişim sorunsal olabilir ve kişinin fiziksel-ruhsal iyilik hali üzerinde etki ortaya çıkarabilir. (Williams & Nussbaum, 2001)
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Dil ve Dil Oluşumu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Esra BAYRAKTAR SÜNGÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Esra BAYRAKTAR SÜNGÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Esra BAYRAKTAR SÜNGÜ Fotoğraf
Uzm.Psk.Esra BAYRAKTAR SÜNGÜ
İstanbul
Uzman Psikolog
Uzman Klinik Psikolog,yetişkin,çift,ergen Ve Cinsel Terapist-Hipnoterapist
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi119 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Esra BAYRAKTAR SÜNGÜ'nün Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,357 uzman makalesi arasında 'Dil ve Dil Oluşumu' başlığıyla benzeşen toplam 8 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Azınlık ve Çoğunluk Aralık 2013
► Önyargı ve Ayrımcılık Ağustos 2013
► Stres Ağustos 2013
► Vajinismus Temmuz 2013
► Kimlik ve Benlik Temmuz 2013
► Anne Baba Tutumları Nisan 2013
► Panik Atak Şubat 2013
► Saldırganlık Ocak 2013
► Genç Erkek Olgun Kadın İlişkisi ÇOK OKUNUYOR Mayıs 2010
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


18:26
Top