2007'den Bugüne 83,544 Tavsiye, 26,244 Uzman ve 18,630 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Evlilikte Anlaşmazlıklara Neden Olan Yedi Temel Nokta
MAKALE #10945 © Yazan Dr.Psk.Fatih SÖNMEZ | Yayın Mayıs 2013 | 4,210 Okuyucu
EVLİLİKTE ANLAŞMAZLIKLARA NEDEN OLAN YEDİ TEMEL NOKTA

1) DİĞERİNİ SAYGI İLE DİNLEMEMEK

Bu nokta sadece evlilikte değil bütün ilişkilerde sağlanamadığı zaman ciddi iletişim kopukluklarına neden olan ve ilişkiyi çıkmaza sürükleyen en temel noktadır. Aile danışmanlığında,çift terapilerinde en çok görülen ve engellenmesi güç olan eşlerin birbirini dinlemeye tahammül edememeleri ve birbirlerinin söylediklerine saygı göstermemeleridir.Ve bunu eşler çeşitli gerekçelerle meşru kılmaya çalışırlar.Örneğin erkekler '' eşinin söylediklerini zaten her gün dinlediğini ve aynı şeyleri duymakta olduklarını söyleyerek iletişime kapılarını kapatırlar aslında eşi konuşurken sırtlarını dönerler. Fakat anlaşılmakta güçlük çekilen karşı tarafın bu söylediklerini defalarca tekrarlıyor olmasının bir anlamı olması gerektiği düşüncesi ya da bakış açısının ihmal ediliyor oluşudur. Bir şey tekrarlanıyorsa orada karşılanmamış bir ihtiyaç vardır. Kadınlar ise tartışma esnasında daha çok öfkelerini dile getirmekle meşgul oldukları için erkeğin demek istediklerini duymazlar. Ve bu iletişim kopukluğunu da ''yıllardır içime çok attım ve öfkem çok birikti'' diyerek eşine kulak vermeyişlerini bu yolla meşrulaştırmaya çalışırlar. Doğal olarak birikmiş ve ertelenmiş üzerinde uzlaşmaya varılamamış , atlanmış ve ihmal edilmiş ve dondurulmuş ihtiyaçlar sürtüşme anların da buzların çözülmesiyle açığa çıkar ve anlaşmazlıklar esnasında çok büyük bir enerji açığa çıkar ve bireyler, çiftler bu enerjisi yapılandırmak yerine birbirini incitmeye yönelik olarak kullanırlar.Anlaşmazlık esnasında artık öfke bütün gücüyle hakimdir. Şu an neden bu kadar öfkeliyim düşüncesinin yerine ''öfkeliyim çünkü'' gibi savunmalarla saldırılar en ihtişamlı ve şiddetli şekilde yaşanır. Doğal olarak saygı ile dinlememenin sonucu ortaya çıkan öfkenin yükselmesi,iletişimsizliğin yarattığı enerji yaşamı kısıtlar ,nefrete neden olur bireyleri psikolojik rahatsızlıklara doğru sürükler.

2)DİĞERİNİN BAKIŞ AÇISININ GÖRÜLMEYİŞİ VE ANLAMAK GİBİ ÇABA SARF ETMEMEK

Unutmamak gerekir ki, iki farklı insan,genellikle iki farklı cinsiyet ,iki farklı öz yaşam öyküsünün karşılaşması olan ilişki, evlilik keyifli olduğu kadar bu keyfi oluşturmak ve devam ettirmek son derece güçtür.İki farklı kişinin farklılıklarının buluşmasından söz ediyorsak çatışma ve çelişkilerin ve anlaşmazlıkların olması kadar doğal bir şey yoktur.Erkek ve kadının fizyolojik farklılıkları ve ilişkiye bakış açısı,beklentilerin farklılaşması,duygusal ve düşünsel farklılıklar,geldikleri ailelerin değerleri ve davranış kalıpları,düşünce tarzları ve küçük ya da büyük olmazsa olmaz travmaların ortak sahasında bire bir aynı düşüncenin varlığını nasıl bekleriz.

Karşımızdakinin farklılığını kabul etmezsek nasıl kendi farklılığımızı kabul ederiz. Karşımızdakinin farklılığını kabul etmemek,edememek onun varlığı reddetmekten başka bir şey değildir. Diğerinin bakış açısını tabi ki bire bir yakalamamız ve tam anlamıyla onun gibi düşünmek ve hissetmemiz imkansızdır ama optimal düzeyde anlamaya çalışmak ve bu konuda çaba göstermemiz gerektiğine inanmak karşımızdakini kabul etmek demektir. Onun hissettiklerini ve beklentilerini anlamaya yakın olmak karşımızdakine bizi daha çok yaklaştırır ve onu benimsememiz daha kolay olur. Ama bu süreci başlatacak olan çaba sarf etme arzumuzdur.

3) DUYGU VE DÜŞÜNCEMİZİ KARŞIMIZDAKİNE AÇIK BİR ŞEKİLDE DİLE GETİRMEMEK

Çift terapilerinde ve aile danışmanlığında en çok karşılaştığım nokta eşlerin şu ifadeleridir; '' bunca yıllık evliyiz bunları bu güne kadar bana hiç söylemedin'', '' bu söylediklerini ilk defa söylüyorsun'', '' senin böyle hissettiğinden haberim yoktu''. gibi örnekler ve ifadeler atomize edilebilir. Diğer bir karşılaştığım durum ise eşler konuşurlarken '' şimdi bunu söyleyeceğim ama yine kızacaksın biliyorum'', '' şimdi bunu söyleyeceğim yanlış anlama ama bu benim fikrim'' gibi konuşmaları genellikle karşı taraftan gelebilecek tepki nedeni ile ve yine tartışma çıkacak endişesiyle oldukça temkinli konuşmalar ilişki içinde şu veya bu sebeple eşlerin/çiftlerin kendilerini ifade etmekte ve açık ve net oluş konusuna ne kadar ihtiyatlı olduklarını göstermektedir. Tam tersi bu güne kadar söylenmemiş olanlar daha önceden söylenmiş olsaydı belki ilk başta çatışma nedeni olabilecek ama duygular ve düşünceler net ifade edildiği için güvenin ve samimiyetin fazlalaşmasıyla bireyler birbirlerini daha kolay kabul edeceklerdi.Çiftlerin birbirlerini açık oluşları değil,dürüst olmayışları ve sert bir şekilde dışa vurulan öfkeleri yaralar. Yani burada '' yalan söyleme ama her doğruyu eve götürme '' mantığının işlevsiz olduğunu düşünüyorum. Bu konu ile diğer bir örnek ise ilişki devam ederken eşlerin extra marital(evlilik dışı)/ aldatma,başka biriyle daha ilişki kurma durumunda ortaya çıkar. Aldatılan eş zaten yaralanmış ve ''benim neyim eksik'' sorgulaması içine girmiştir ve bundan ötürü ilk önce kendilik değerinde düşüş gerçekleşmiş ve daha sonra yoğun bir öfkeye kapılmıştır.Fakat bununla birlikte daha çok söylenen bir de aptal yerine konmuş olmalarıdır. Yani aldatan aldatılanı iki kere aldatmıştır. Bir ilişkiyi sonlandırmaya ya da acı verici olmaya dönüştürecek olan açık ve net olmak değil , gizlilik ve samimiyetsizliktir.Bunun sonuncunda güven yok olur saygı azalır ve saygı azalırsa var olan sevgi eski konumunu kaybeder.

4)DİĞERİNE KARŞI İNCİTİCİ DAVRANIŞLARDA BULUNMA

İki birey bir çift oluşturduklarında daha önce tek tek ellerinde bulundurdukları toplumsal güçleri iki katına çıkar.İki kişi evlilik yoluyla bir bütün oldukları zaman,bu birleşme aşk,şefkat,destek ve zevk sağlayarak,eşlerin gücüne kaynak oluşturur.Ama bunun tam tersi olduğunda anlaşmazlıklarda yukarıda söylediğim çok büyük bir enerji açığa çıkar ve bu enerji patlayarak eşler, çiftler birbirlerini incitmeye çalışır.Erkek ilgisizliğini daha çok artırarak, kadın ise geçmişte kendisinde öfke yaratan ve çözülmeden ''rafa kaldırılmış'' olanları erkeğin önüne koyarak bunları savaş malzemesi olarak kullanırlar.Çünkü erkek ve kadın arasındaki farklardan bir tanesi de kadınlar daha çok konuşmak ve iletişim kurmak isterler ,erkekler ise daha içe kapanmayı tercih ederler. Kavga anlarında ise bu içe kapanma ve birikmiş öfkeler sözel ve fiziksel saldırıya dönüşür. Kavga esnasında amaç artık dinlemek , çözüm bulmak, diğerinin duygularını anlamak vs. gibi yapıcı ve olumlu davranışlar ortadan kalkar.Unutulmamalıdır ki savaşta sözde kazananda, kaybeden de kayıp verir. İş ve sosyal hayat kısıtlanır ve bundan etkilenir,ruhsal denge bozulup depresifleşme, kaygı düzeyinin artması vs gibi işler artık hastalık boyutlarına kadar uzanır. Ama buna rağmen eşlerin birbirini suçlamaları,üstün gelme ve kendilerini aklama çabaları devam eder. Çünkü artık işler kazanma ve kaybetme sen ne kadar hasar aldın ben ne kadar hasar verebilirime dönüşür.

5) SORUNA YÖNELİK KONUŞAMAMA

Olması gereken zamanda üzerinde konuşulup eritilmemiş sorunlar ilişki süreci içinde yakamızı bırakmaz. Konuşmaların tartışmalarda kalmayıp kavgaya dönüşmesinin en önemli nedeni o anki soruna yönelik konuşmamak, o anda çatışmaya yol açan soruna sadık kalmayıp ,diğer sorunları dile getimeye başlamaktır. Özellikle uzun yıllar süren evliliklerde zamanın ilerlemesi ve konuşulması ve çözümlenmesi gereken sorunların ertelenmesiyle kavgalarda 10,15 yıl öncesine ait sorunlar tekrar tekrar kavgayı körükler. Tartışmalar eğer lokal olarak yani belli bir konuda tartışmaya sebep olan, anlaşmazlığa yol açan, tek bir konu üzerinde konuşuluyor olsa konuşma kavgaya dönüşmeyeceği kesindir. Çünkü o anda tek bir cephede savaşmak başka bir çok cephede savaşmak başkadır.Tek bir cepheye karşı çift birlikte galip gelir ama düşman sayısı(kendi yarattığımız düşmanlar-çözümlenmemiş sorunlar) arttıkça çift ilişki yenilgiye uğrayacağı aşikardır. O andaki sorunda kalmak ve o sorunu etraflıca konuşabilme sorun taze ve çok enerji barındırmadığı için patlamaya yol açmaz. Tek bir konunun, sorunun çıkaracağı enerji çok büyük olmayacaktır. Buna ek olarak bu sorun orada halledildiği gibi gelecekte tekrar önümüze gelmeyecektir. Çünkü uzlaşmaya varılmış konular üzerinde tekrar konuşmayı hiç kimse istemez ve bu bir angarya gibi gelir. Anlaşılmış olanın tekrar anlaşılmaya ihtiyacı yoktur.

6)DİĞERİNİ OLDUĞU GİBİ KABUL ETMEMEK

Herkes zamanla değişir. Ama bu kendi iradesiyle olursa. Ama hiç kimse değiştirilmek istemez çünkü bu ona bir müdahaledir. Hiç kimse kontrol edilme taraftarı değildir. Çünkü kontrol edilen bunu bir saldırı gibi algılar ve birey kendisini '' küçümsenmiş ve aşağılanmış'' hisseder. Aslında çiftler bunu bilir ve buna karşı kendisini savunarak başlar.'' aslında onu değiştirmek istemiyorum ama'', '' niyetim onu değiştirmek değil ama'' bu savunma cümlelerinin devamında bireyler birbirlerini kendi istediklerine göre ve kendi ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde ve görmek istedikleri doğrultuda şu veya bu şekilde şu veya bu ölçüde bunu yaparlar. Çiftlerin birbirlerini değiştirmek istemeleri çok garip olmamakla birlikte tamamıyla kendi istedikleri doğrultuda müdahaleci tutumları, karşı taraf tarafından çok şiddetli bir şekilde püskürtülür. Özelikle karşı tarafın kontrolcü tutumu ve değiştirme çabaları bireyi kendi geçmiş yaşamında pasif olduğu dönemdeki ebeveyn müdahalelerini canlandırabilir. Zaten bir zamanlar üzerinde yeterince işlem yapılmış olduğu baskılanmış düşünceleri bir anda ortaya çıkar ama kişi bunun kısmen farkındadır. En büyük tartışmalara sebep olan noktalardan biride budur. Bu kişi tarafından özgürlüğün kısıtlanması, nüfuz edilme, pasif kılınma gibi düşünceleri yaşatır. Ve kişi bunu benliğine bir saldırı olarak alır ve neredeyse bilinç dışında ''yok edilmek isteniyormuş'' gibi çok katı ve şüpheci bir düşünceye kadar gidebilir. Diğer yandan şunu da unutmamak gerekir ki evlilik bir ortaklık ve kolektif yaşamı gerektiren bir kurumdur. Evlilik bireyleri özgür kılmakla beraber sağlıklı kurulan bir ilişki, evliliği özgür ve özgün kılar. Evlilik kolektif yaşam ister istemez bazı sorumlulukları beraberinde getirir. Çünkü evlilik tanımında; evi geçindirmek, çocuk sahibi olmak, diğer eşe destek olmak, düş kırıklıklarını birlikte hazmetmek, kazanılan zaferleri birlikte kutlamak, bir güç birliği, birlikteliği oluşturmak vardır. Ve bunun için bireyler birbirlerine söz verirler. Diğer tanımda ise; bir geçmişi paylaşan, duygusal bağı olan, birbirlerinin ihtiyaçlarını karşılamak için birlikte stratejiler planlayan bireylerden oluşur. Dikkat edilirse bu tanımlarda bireylerin tek başınalığın da değil birlikteliğinden birbirlerine ayak uydurması, düşünmesi,, destek olmasından söz edilir.

7) KARŞISINDAKİNİN BEKLENTİLERİNİ AÇIKÇA İFADE ETMESİNE YARDIMCI OLMAMAK

Evlilik, ilişki içinde saygı ile dinleyebilmenin yanında , karşı tarafında kendi beklentilerini açıkça ortaya koyması için destek olmayı ve teşvik etmeyi gerektirir. Yani bırakın sadece kendi istek ve beklentilerin peşine düşmeyi karşı tarafında aslında ne istediğini nasıl bir beklentisinin olduğunu anlamak için onun özgürce bunu ortaya çıkarmasına yardımcı olmaktır. Düşünün ki çiftler (eğer gerçekten evliliklerinin devam etmesini istiyorlarsa) kendi beklentilerinden ziyade ilk önce karşı tarafın beklentilerini anlamak gibi bir yola başvurularsa yani bunu yapabilmek için birbirleriyle yarışırlarsa aslında onlar kendileri için hiç bir şey yapmamış olacaklar ve beklentileri zaten karşılanmış olacaktır.
Bu nokta önemlidir çiftler birbirlerinin beklenti ve ihtiyaçlarına duyarlı olurlarsa son derece uyumlu bir birliktelik ortaya çıkar. Ama insanlar bunun hayal olduğu düşünürler ve bunu da insan oğlunun zaten bencil ve egosantrik olduğu ileri sürerek çürütürüler. Bu doğrudur bizler doyumsuz, tatminsiz ve doğduğumuz andan itibaren narsisistik eksikliklerimizi tamamlamakla uğraşırız. Hayvanlar gibi tırmanmak için uzun tırnaklarımız, çok keskin dişlerimiz ve üzerimizi doğal örten vücut dengesini kusursuz ayarlayan kürkümüz yoktur. Donanımsız doğar ve daha sonra donanımı elde ederiz ve bunu da zekamızla kapatır ve kapatmaya devam ederiz. Ve 1- 0 yenik başladığımız yaşama ilerleyen dönemlerde açığı kapatır ve hatta üstün hale gelmeye başlarız. Hepimizin bir takım eksikliklerinin var olduğunu ve olacağını hesaba katarak birbirimizin açıklarını ve eksikliklerini koz olarak kullanmak değil, tam tersine onları merak edip öğrenebilmek hem karşımızdakini hem kendimizi yapılandırmamızı sağlayacaktır. Çünkü evlilik, aile hayatı zorlukları sayesinde hem doyum sağlayan ,bireyleri geliştiren, olgunlaştıran bir süreçtir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Evlilikte Anlaşmazlıklara Neden Olan Yedi Temel Nokta" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.Psk.Fatih SÖNMEZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dr.Psk.Fatih SÖNMEZ'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Fatih SÖNMEZ Fotoğraf
Dr.Psk.Fatih SÖNMEZ
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Doktor Psikolog
Uzman Psikolog / Ergen -Bireysel Sorunlar-Aile ve Çift Terapisi
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi79 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dr.Psk.Fatih SÖNMEZ'in Yazıları
► Evlilikte Cinsellik Neden Önemlidir? Psk.Gülüm BACANAK
► Evlilikte Aldatma ve Sadakatsizlik Neden Olur Psk.Dnş.İsa Özgür ÖZER
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,630 uzman makalesi arasında 'Evlilikte Anlaşmazlıklara Neden Olan Yedi Temel Nokta' başlığıyla benzeşen toplam 42 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Evlilik Terapisi Ağustos 2019
► İlışki Danışmanlıgı Ağustos 2019
◊ Evlilikte Kilitlenme Nisan 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


17:44
Top