2007'den Bugüne 86,786 Tavsiye, 26,941 Uzman ve 19,230 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Somatoform Bozukluklar
MAKALE #10976 © Yazan Prof.Dr.Aylin ERTEKİN YAZICI | Yayın Mayıs 2013 | 4,788 Okuyucu
SOMATOFORM BOZUKLUKLAR

Somatoform bozukluklar belirli bir tıbbi açıklaması olmayan fiziksel şikayetlerle karakterize bir grup bozukluktur. Bu bozukluklarla tipik olarak psikiyatristten çok pratisyen hekim, kardiyolog, nörolog veya diğer uzmanlar karşılaşır. Birinci basamak hastalarında bedensel şikayetleri için fiziksel neden saptanamayan hastaların oranı %10-30 arasında değişmektedir.

DSM-IV-TR’de 7 farklı somatoform bozukluk tanımlanmıştır. Bu bozuklukların hepsinde varolan ortak özellik hastada fiziksel veya laboratuvar bulgularıyla açıklanamayan bedensel belirtilere yönelik aşırı ilgi hali olmasıdır.

Somatizasyon kişinin bedenini ya da bedensel belirtilerini bilinçli veya bilinçdışı olarak psikolojik amaçlar veya şahsi kazanç için kullanmasıdır. Somatizasyon ile giden bozukluklar tıbbi hizmetlerin kullanımında artışa neden olur ve tıbbi bakımın maliyetini belirgin derecede etkiler. Somatizasyon için başlıca bilinçli ya da bilinçdışı motivasyon hasta rolünün benimsenmesidir. Hasta rolü toplumun normalde kişiden beklediği sorumluluklardan kurtulmayı sağlar ve bundan dolayı suçlanmasını engeller. Somatizasyonda psikiyatrik başvuru nadirdir. Bunun nedeni muhtemelen bu olguların somatizasyon olarak tanınmaması veya bu hastaların psikiyatrist ile işbirliği sağlayacak psikolojik kapasiteleri ve motivasyonları olmamasıdır.

Somatotimi ve psikolojik-zihinlilik

Bazı kişilerin duygularını ve psikolojik çatışmalarını psikolojik temelli bir dil ile ifade etme kapasitesi kısıtlıdır. Bu gibi durumlarda fiziksel belirtileri hastanın emosyonel sıkıntılarını ifade etme biçimi olarak kullandığını anlamak hekimin görevidir. Bazı kişiler fiziksel sıkıntılarının emosyonel sıkıntının bir yansıması olduğunu farketme kapasitesine sahip olabilirken, bazıları da bu bağlantıyı kurmak için yeterli içgörüye sahip olamayabilir. Emosyonel sıkıntıyı fiziksel dilde iletmeye somatotimi ya da somatotimik lisan adı verilir.

SOMATİZASYON BOZUKLUĞU

Daha önceleri “histeri” ya da “Briquet sendromu” olarak adlandırılan somatizasyon bozukluğu polisemptomatik bir bozukluktur. Erken yaşta başlar, çoğunlukla kadınlarda görülür ve tekrarlayan, çok sayıda somatik yakınma ile belirlidir. Fiziksel belirtiler çoğunlukla dramatik şekilde tarif edilir ve birçok organ sistemi ile ilgilidir.
Yaşamboyu yaygınlığı yaklaşık %0.4’tür. Kadın/erkek oranı 20/1’dir. Somatizasyon bozukluğu düşük sosyoekonomik kesimde daha yaygındır. Birinci basamakta görülen ayaktan hastaların %5-10’u somatizasyon bozukluğu tanı kriterlerini karşılamaktadır ve birinci basamakta görülen en yaygın tanı gruplarından birisidir.

Somatizasyon bozukluğu aileler içinde süregiden bir bozukluktur ve etiyolojide genetik etkenlerin rolü olabilir. Somatizasyon bozukluğu olan hastaların kadın 1. derece akrabalarında %20 oranında bu bozukluk görülür. Erkek 1. derece akrabalarda ise antisosyal kişilik ve alkolizm normal nüfusa göre daha yüksek oranda görülür. Somatizasyon bozukluğu olan hastaların çoğunda bir kişilik bozukluğu da bulunur.
Somatizasyon bozukluğu oldukça sık olarak tekrarlayan cerrahi operasyonlara, ilaç kötüye kullanımına, evlilik sorunlarına, majör depresyon ve intihar girişimine yol açar.
Somatizasyon bozukluğunun en önemli tanısal özelliği yıllardır devam eden ve çoğunlukla birçok doktora başvurma öyküsü ile birlikte olan tekrarlayıcı, çok sayıda somatik yakınma bulunmasıdır. Tanı için hastada en az 8 fiziksel belirtiyi içeren özgül bir semptom örüntüsü olması gereklidir:

1) çeşitli yer veya fonksiyonları içeren ağrı semptomları (en az 4 tane)
2) gastrointestinal semptomlar (en az 2 tane)
3) ağrı dışındaki yakınmaları içeren cinsel veya üreme sistemiyle ilgili semptomlar (en az 1 tane)
4) psödonörolojik semptomlar (en az 1 tane)

Belirtilerin kriterleri karşılaması için genel tıbbi bir durum ile açıklanamaması, yakınma ya da işlev kaybının öykü, laboratuvar ya da fizik muayene bulgularından beklenenden belirgin olarak daha yüksek düzeyde olması gereklidir. Semptomların bu şekilde sayı ile belirlenmesi keyfi gibi görünse de, araştırmalar bu yaklaşımın seyir ve prognozu kestirilebilir homojen bir hasta grubunu tanımladığını göstermektedir.
Somatizasyon bozukluğunun klinik yönetiminde ilk adım sendromun tanınması ve Tablo’da özetlenen ilkeler çerçevesinde tedavi yaklaşımı başlatılmasıdır. Bu hastalar kendilerini fonksiyonel olarak kayıplı görürler ve hiçbir objektif ölçütle fiziksel hastalık saptanmasa da tıbbi hizmetlere sık başvururlar. Bir çok hasta psikiyatriye sevke direnç gösterir. Bu nedenle psikiyatristin yardımcı olarak içinde bulunduğu bir ekip modeli daha faydalı olabilir. Tam tedavi nadiren ulaşılabilen bir durum olduğundan amaç hastalığın iyi yönetimi ve yeti yitiminin azaltılması olmalıdır.

Tablo. Somatizasyonda Klinik Yönetim İlkeleri
1. Klinik görünüm şimdiki ve geçmiş psikososyal etkenler bağlamında düşünülür.
2. Tanısal işlemler ve tedavi girişimleri objektif bulgular üzerine kurulur.
3. Birinci basamak hekimi ve/veya psikiyatrist işbirliğine dayanan bir tedavi ekibi oluşturulur.
4. Hasta her görüldüğünde sosyal destek sistemi ve yaşam kalitesi gözden geçirilir.
5. Klinik seyir ne olursa olsun, ayaktan hastalar düzenli bir randevu şeması ile takip edilir.
6. Hasta görüşmesi, muayenesi ve yeni belirti ve bulguların değerlendirilmesi önyargısız olarak ele alınır ve birincil olarak psikolojik değil, somatik endişelere yöneliktir.
7. Psikiyatriye sevk gerekliliği erken fark edilmelidir (özellikle kronik belirtileri olan, ciddi psikososyal sonuçlara yol açan ya da hastalık davranışı aşırı olan olgularda)
8. Eşlik eden veya altta yatan psikiyatrik hastalık hızla tedavi edilmelidir.
9. Kişilik özellikleri, bağımlılık potansiyeli ve kendine zarar verici davranış riski belirlenmelidir.
10. Hastanın durumu tedavi amacı tam iyileşme değil, belirtilerle başa çıkma ve uyum geliştirilmesi olarak yeniden tanımlanmalıdır.

KONVERSİYON BOZUKLUĞU

Konversiyon bozukluğunda duyusal ya da motor işlevleri etkileyen belirtiler veya işlev kayıpları bulunur. Belirtiler istemli kontrol altında değildir ve yeterli bir araştırmadan sonra bilinen bir nörolojik ya da genel tıbbi durum ile açıklanamaz niteliktedir. Belirtiler aynı zamanda psikolojik etkenlerle de ilişkilidir ve stresli durumlardan sonra başlar ya da alevlenme gösterir.

Konversiyon bozukluğu genellikle ayaktan hasta birimlerinde veya acil servislerde görülür. Belirtiler çoğunlukla kısa süreli bir seyir izler ve tedavi telkin eden hemen her türlü girişime yanıt verir.

Konversiyon belirtileri hem genel tıbbi hastalarda hem de psikiyatri hastalarında oldukça yaygındır. Madde bağımlılığı, sosyopati, alkolizm ve somatizasyon bozukluğu hastalarında özellikle daha fazla görülür. Konversiyon belirtileri kadınlarda, kırsal kesimde yaşayanlarda ve düşük eğitimli veya düşük sosyoekonomik gruplarda daha yaygındır.

Tipik konversiyon belirtileri arasında paralizi, anormal hareketler, konuşamama (afoni), körlük, sağırlık ve psödonöbetler sayılabilir. Konversiyon semptomları genellikle bilinen fizyolojik biçimlerden çok hastanın hastalık kavramına uyar. Örneğin, duyu kaybı bilinen bir dermatom alanında değil, eldiven-çorap tarzında görülür. Konversiyon semptomları ile duygudurum ve anksiyete bozuklukları, somatizasyon bozukluğu, şizofreni ve çeşitli kişilik bozuklukları sık olarak birarada bulunur.

Konversiyon bozukluğu tanısı semptomların nedeni olabilecek tıbbi durumların dışlanması ve belirtinin başlaması ya da alevlenmesinde psikolojik etkenlerin rolü olduğunun belirlenmesi ile konur. Bu genellikle çok zor olmaz, ancak olguların bir bölümünde daha sonradan geçmişte konversiyon semptomu olarak düşünülen belirtiye yol açtığı anlaşılan tıbbi hastalıklar saptanabilmektedir.

Tedavide çeşitli yöntemler başarıyla uygulanabilir. Stresle başaçıkma odaklı kısa psikoterapi, semptomu kaldırmaya yönelik telkin tedavisi (hipnoz veya amobarbital ile) yaygın olarak kullanılır. Kısa süreli hastaneye yatırma da yararlı olabilir. Birçok hastada kısa süreli girişimlerle spontan remisyon ya da belirtilerde belirgin iyileşme görülür. Uygun psikiyatrik tedavi sağlık hizmeti harcamalarını ve işgücü kaybını azaltır.
İyi sonlanım genellikle akut başlangıç, ortaya çıkarıcı bir stresli olay olması, premorbid uyumun iyi olması ve tıbbi ya da nörolojik komorbid durum olmaması ile ilişkilidir. Kronik konversiyon bozukluğu ise prognozu daha kötü ve tedavisi zor bir durumdur. Somatizasyon bozukluğu için önerilen klinik yönetim ilkelerinin izlenmesi gerekebilir.

HİPOKONDRİYAZİS

Hipokondriyazis kişinin bedensel belirtilerini yanlış yorumlamasının sonucu olarak ciddi bir hastalığı olduğu şeklindeki korkular ya da düşünceler ile aşırı meşgul olması durumu olarak tanımlanır. Bu aşırı meşguliyet uygun bir tıbbi değerlendirme sonrasında belirtilere neden olabilecek bir hastalığın olmadığı anlaşılsa bile devam eder. Hipokondriyazis tanısı koyabilmek için bu hastalık düşünceleri başka bir psikiyatrik bozukluk ile daha açıklanamamalı ve bozukluk en az 6 aydır devam ediyor olmalıdır.

Hipokondriyak hastalar kendi sağlıkları ile aşırı ilgilidir ve normal fizyolojik duyumları abartma ve bunları hastalık bulguları olarak yorumlama eğilimindedir. Bu hastalar genellikle kendilerinde belirli bir hastalık (örneğin, AIDS, kanser) olduğundan korkarlar ve tekrar tekrar muayene olmalarına rağmen rahatlamazlar.

Hipokondriyazis, daha çok orta ve ileri yaşta olmak üzere, herhangi bir yaşta başlayabilir ve kadın ve erkekte eşit sıklıkta görülür. Genel nüfustaki yaygınlığı bilinmemektedir. Birinci basamakta görülen hastaların %2-7’sinde hipokondriyazis vardır.
Hastaların pek çok organ sistemi ile ilgili şikayetleri olabilir. Doktor-doktor gezme, çok sayıda tıbbi inceleme ve gereksiz cerrahi girişimi olasılığı yüksektir. İlaç bağımlılığı/kötüye kullanımı riski de yüksektir.

Hipokondriyak belirtiler duygudurum ve anksiyete bozukluklarının seyrinde yaygın olarak görülür. Bu belirtiler altta yatan bozukluğun tedavisi ile geriler.

Birincil olarak hipokondriyazis varsa, remisyon olasılığı düşüktür; genellikle bazen artan bazen azalan semptomlarla giden bir seyir izler. Bir grup hastada prognoz iyi olabilirken, semptomları şiddetli olan, daha uzun süredir hasta olan ve eşlik eden psikiyatrik hastalığı olanlarda prognoz kötüdür.

Tedavide tablo’da belirtilen genel yaklaşımlar olguların çoğunda uygulanabilir. Genellikle etkili tedavi konsültan bir psikiyatrist ve hastanın primer doktorunun işbirliği ile sağlanabilir. Hipokondriyazise eşlik eden ya da yeni ortaya çıkan hastalıkların bulunması mümkündür, ki yaş ilerledikçe bunlar zaten olacaktır. Yani bir anlamda hastanın “korktuğunun başına gelmesi” ihtimali vardır. Düzenli aralıklarla fizik muayene ve gerektiğinde tetkik yapılması hastayı rahatlatmaya yardımcı olduğu gibi, bu süreçte ortaya çıkabilecek başka hastalıkların da saptanmasını sağlar. Hipokondriyak hastaların asıl izleneceği yer birinci basamak ya da genel tıbbi birimlerdir. Psikiyatrik konsültasyona anksiyete, depresyon veya psikososyal stresler gibi durumlar için ek psikiyatrik tedavi gerektiğinde ve intihar düşünceleri saptandığında başvurulmalıdır.

AĞRI BOZUKLUĞU

Bir ya da daha fazla anatomik bölgede görülen ağrı klinik görünümün önde gelen özelliğidir ve klinik açıdan değerlendirmeyi gerektirecek kadar şiddetlidir. İki alttipi vardır:

1. psikolojik faktörlerle ilişkili ağrı bozukluğu
2. hem psikolojik faktörlerle hem de genel tıbbi durumla ilişkili ağrı bozukluğu

Ağrının başlangıcı, şiddeti, alevlenmesi ya da sürmesinde psikolojik etkenlerin asıl rolü oynadığına inanılan durumlar psikolojik faktörlerle ilişkili ağrı bozukluğu olarak adlandırılır. Bu alttipte hastada tanısı konmuş genel tıbbi bir durum varsa, ağrının klinik görünümünde bu hastalığın ana bir rolü olmamalıdır. Çoğu durumda, hastada fiziksel bir hastalık mevcut olabilir (örneğin, lomber disk hernisi), fakat psikolojik faktörler bu hastaların klinik ağrı semptomlarını arttırıyor gibi görünmektedir.

Eğer tıbbi hastalık varsa ve ağrı yakınmalarında belirgin rol oynuyorsa, ve psikolojik faktörler bu yakınmaların şiddetlenmesine neden oluyorsa, o zaman hem psikolojik faktörlerle hem de genel tıbbi durumla ilişkili ağrı bozukluğu tanısı konmalıdır.
Ağrı bozukluğu, semptomlar 6 aydan daha kısa ise akut, 6 aydan daha uzun ise kronik olarak tanımlanır.

Ağrıya hassasiyet ve ağrının ifadesi kişilik ve emosyonel uyum durumu yanında ağrının nasıl yaşanacağı ile ilgili kültürel etkenlere ve nöral yollarla ilgili biyolojik faktörlere de bağlıdır. Bir hasar sonrasında, omurilikteki ağrı reseptörlerinin hassasiyeti ve nöronların uyarılabilirliği değişebilir. Nörolojik hasarlardan sonra ağrı eşikleri değişebilir ve p maddesi ve histamin gibi ağrı yaratıcı maddeler de ağrı eşiğini etkileyebilir.
Açıklanamayan ağrı anksiyete ve duygudurum bozuklukları ile diğer somatoform bozukluklar gibi diğer psikiyatrik bozuklukların seyrinde de görülebilir. Depresyon kronik ağrının oldukça sık rastlanan bir sonucudur. Bu nedenle ağrı bozukluğu olan hastada depresyon olup olmadığı araştırılmalıdır. Kronik ağrı yakınmasının muhtemel bir sonucu olarak intihar her zaman akılda bulundurulmalıdır.

Ağrı bozukluğunda tedavi stratejisi doktor-doktor gezmenin önlenmesi, güçlü bir hasta-hekim işbirliği kurulması ve hastanın tam iyileşme ihtimalinin zayıf olduğu konusunda bilgilendirilmesidir. Tablo’da belirtilen ilkeler genellikle etkilidir. Ana görevlerden birisi hastaların tedavi beklentilerini değiştirmeye ve ağrı ile yaşamayı öğrenmeye ikna edilmeleridir. Psikiyatri konsültasyonu erken evrede yapılmalıdır.
Ağrı hastalarında birtakım farmakolojik olmayan tedaviler faydalı olabilir: transkütanöz sinir stimülasyonu, sinir blokları, akupunktur, biofeedback ve diğer davranış tedavileri ve psikoterapiler gibi. Farmakolojik olarak, narkotik analzejikler ve diğer bağımlılık yapıcı maddeler nadiren endikedir. Psikotrop ilaçlar ek tedavi olarak işe yarayabilir.

VÜCUT DİSMORFİK BOZUKLUĞU (DİSMORFOFOBİ)

Gerçekte bir bozukluk olmadığı halde fiziksel görünümle ilgili hayali bir kusur ile uğraşıp durma ile karakterizedir. Hafif bir fiziksel bozukluk varsa bile kişinin kaygısı buna göre belirgin olarak aşırıdır. Hastalar daha çok yüz ve baş ile ilgili kusurlara odaklanma eğilimindedir, ancak genital organlar da dahil olmak üzere herhangi bir vücut bölgesi ilgi odağı olabilir.

Tekrar tekrar aynaya bakma, kendini başkalarıyla karşılaştırma, kusurlu olduğu düşünülen vücut bölgesini kamufle etme ve kusur olup olmadığını devamlı sorup durarak rahatlamaya çalışma gibi davranışlar sıklıkla görülür. Vücut dismorfik bozukluğu olan birçok hasta kusurlu görünümden kurtulabilmek için tekrarlayan plastik cerrahi operasyonları geçirirler, ama cerrahi sonucundan nadiren tatmin olurlar. Pratisyen hekimlere ve dermatologlara başvuru da sıktır.

Depresif ve obsesif kişilik eğilimleri ve psikososyal zorlanmalar çoğunlukla bu bozukluğa eşlik eder ve tedavi gerektirir. Psikiyatri konsültasyonu depresyon, anksiyete ve diğer bozuklukların tanınması ve tedavisi açısından önem taşır. Vücut dismorfik bozukluğu hastalarında seçici serotonin geri alım inhibitörlerinin yararlı olduğu belirtilmektedir. Antipsikotik bir ilaç olan pimozid de olumlu sonuçlar verebilmektedir. Diğer ilaçların etkili olduğuna dair veri yoktur. Bunun yanı sıra, hastaların psikososyal sorunları ve vücutla ilgili yakınmalarına odaklanmış bireysel ya da grup kognitif tedavi yöntemlerinden de yarar sağlanabilir.

FARKLILAŞMAMIŞ SOMATOFORM BOZUKLUK VE BAŞKA TÜRLÜ ADLANDIRILAMAYAN SOMATOFORM BOZUKLUK

Farklılaşmamış somatoform bozukluk tanısı somatizasyon bozukluğu veya diğer bir somatoform bozukluk kriterlerini karşılamayan klinik tablolar için kullanılır. Bozukluğun süresi en az 6 aydır. Genellikle fatig, iştahsızlık, gastrointestinal, ürogenital, kardiorespiratuar ve dermatolojik belirtiler görülür.

Başka türlü adlandırılamayan somatoform bozukluk tanısı ise 6 aydan daha kısa süreli, hipokondriyak nitelikte, psikotik olmayan ya da stresle ilişkili olmayan fiziksel yakınmalarla kendini gösteren durumlarda konur.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Somatoform Bozukluklar" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Prof.Dr.Aylin ERTEKİN YAZICI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Prof.Dr.Aylin ERTEKİN YAZICI'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Aylin ERTEKİN YAZICI Fotoğraf
Prof.Dr.Aylin ERTEKİN YAZICI
İçel (Mersin)
Doktor "Ruh sağlığı ve hastalıkları - Psikiyatri"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Prof.Dr.Aylin ERTEKİN YAZICI'nın Makaleleri
► Postpartum Psikiyatrik Bozukluklar Prof.Dr.Cebrail KISA
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,230 uzman makalesi arasında 'Somatoform Bozukluklar' başlığıyla benzeşen toplam 28 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Stresle Başaçıkma Temmuz 2013
► Cinsel Yaşam Temmuz 2013
► Uyku Bozuklukları Mart 2013
► Anksiyete Bozuklukları Şubat 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


21:55
Top