2007'den Bugüne 84,938 Tavsiye, 26,567 Uzman ve 18,918 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Kursu Fakülteden Daha Değerli Bulan Şu Çılgın Psikologlar
MAKALE #11206 © Yazan Psk.İzzet GÜLLÜ | Yayın Temmuz 2013 | 3,249 Okuyucu
Psikologlar bilinçli ve sistemli bir oyunla karşı karşıya. Bizi biz eden, bize kimlik, saygınlık, prestij, kazanç sunan, dolayısı ile sahip çıkmak boynumuza borç olan mesleğimiz bugün hiçbir meslekte olmadığı kadar tehdit altında!

Bir yandan fakültede aşılanan yetersizlik duygusu nedeniyle diğer yandan, "Fakülte eğitimi ile bu iş olmaz" türküsü söyleyen içimizdeki sesli koro marifetiyle mesleğimizin günbegün içi boşaltılıyor.

Öte taraftan psikologlugu bugün adeta kuru bir unvana dönüştüren ve akredite diyerek kendilerine etiket ve prestij katan bazı tekelci eğitim lobileri muhtelif argümanlarla sürekli mesleğimizi baskı altında tutuyor; bizi öz güveni düşük, silik tabiatlı meslek erbaplarına dönüştürüyor!

Sonunda; soru sorup ilkokul seviyesinde bir matematiksel işlemle toplama yapmaya dayanan basit bir zeka testini yapmak için bile yeterliliği olmadığına inanan kişiliklere dönüşüyoruz.

Sadece bu kadar mı?

Psikiyatri camiası pratisyen hekimleri ve onların uzman olmadan hayati tedavi prosedürleri uygulayabilme pratiklerini görmezden gelerek bize lisans eğitimiyle neredeyse danışmanlık hizmetini bile çok görüyor.

Yine emniyette, orduda vs. müstakil işlev görme gerçeğimizi yok sayarak her fırsatta ancak ve ancak hekimle, onun gözetimi altında çalışabileceğimiz propagandası yapıyor.

Psikolojik yardımı sanki klinik ve sadece hastalara sunulan bir yardım gibi sunarak gerek bizleri gerekse kamuoyunu sürekli yanıltıyor, hizmet alanımızı sınırlamaya, daraltmaya çabalıyor. Tek dert alanda tekel kalmak, yetkiyi başka bir meslekle paylaşmamak aslında!

Diğer yandan, "Terapiyi herkes yapamaz, özel eğitim almak gerekir" klişesi zihinlerimizde edindiği müstesna yeri sürdürmeye hala devam ediyor. Çünkü sorgulanmıyor!

İlaçla tedaviyi tek meşru ajan olarak var etmek, alternatif tedavilerin önünü kesmek ya da bu yöntemlerin ağırlığını daraltmak için bu sinsi argümanı belli bir kesim bilinçli olarak yayıyor.

Bir de 4 yıllık koskoca fakülte eğitimini ve verdiği lisansı "bir mesleğin alandaki uygulaması" demek olan terapi için kafi görmeyen ama (en fazla) 3 - 4 aylık eğitimle kişileri terapist yahut uzman yaptıklarını söyleyen eğitim lobileri var işin içinde!

Tabi bu propagandaya yürekten inanan meslektaşlarımız da!

4 yıllık eğitimi yetersiz gören ancak sınırlı süreli ve paralı kurslarla bizi yeterli hale getirdiklerini iddia eden söz konusu lobilerin bu sinsi oyunları ve mesleğimizi getirdikleri şu acıklı nokta artık sorgulanmalı.

Önce fakülte eğitimini küçümseyerek bize yetersiz olduğumuz hissini aşılayan, sonra da gel seni şu ücrete kısa sürede yeterli hale getireyim diyen bu lobiler mesleğimizin içini boşaltıyor.

Psikologlugu yanında şu yahut bu terapist unvanları olmayınca hiçbir anlamı olmayan kuru bir sıfata dönüştürüyor.

Biz de bahsini ettiğim oyunu görmeyerek bu operasyona el birliğiyle sessiz kalıyoruz, dolayısı ile de destek olmuş oluyoruz.

Avukat, doktor, diyetisyen, pedagog, veteriner...

Başka hiçbir meslek kısa sürede aldıkları bazı yan unvanlarla asıl unvanını gölgede bırakarak değersizleştirmiyor bizim gibi. Hangi eğitimi alırlarsa alsınlar unvanları hep üniversitede aldıkları unvan olarak kalıyor. Tüm kurslar ve yan eğitimler sadece bu ana unvanlarını besliyor, onu kuvvetlendiriyor. Bu temel unvandan işlev ve yetki çalarak onu zayıflatmıyor hiçbirisi.

Kaldı ki yetersizlik biz psikologların yitik malı değildir. Her meslek elemanı fakülteyi bitirdiğinde tam anlamıyla yeterli olmaz. İlk zamanlar basit bir grip ilacı için bile vademecuma bakan yığınla hekim vardır. Çünkü her meslek sadece akademik bir eğitimle fakültede değil; alanda, sahada, zaman içinde, belli bir deneyim sonunda öğrenilir! Bir meslekte yeterli olmak teorinin ve pratiğin bütünleşmesiyle mümkündür. Ne kadar teorik bilgi olursa olsun, yüzmek için suya girmek şarttır. Gerçek böyle olduğu halde yetersizliği bizim kadar çok dillendiren ve işlev görmeye mani sanan başka bir meslek dalı yoktur.

Herhalde en akıllı meslek erbapları bizler değilizdir!

Bilirsiniz, kavramlar zihin inşa eder. Süreç böyle olunca kurs merkezlerinin devreye girmesi kaçınılmaz oluyor. Kursla yeterli hale gelindiği algısı oluşunca bir süre sonra tek dertleri kar olan bu kurs merkezleri sosyologlara, felsefecilere vs. de aynı eğitimi vermeye başlıyor. Bu durumda diyecek hiçbir şeyimiz kalmıyor haliyle.

"Madem psikoloji eğitimiyle bu iş olmuyor, ancak belli süreli kurs eğitimiyle oluyor; o halde ben onlara da kurs verir, onları da tıpkı sizler gibi yeterli hale getiririm" diyorlar; haliyle verecek cevap kalmıyor.

Cinsel terapi için cinsel terapist, aile terapisi için aile terapisti olmak; bir test uygulayabilmek için de test eğitimlerine - kurslarına katılmak gerekiyorsa psikologluk unvanının yetki sınırları içerisinde ne kalıyor, söyler misiniz?

Bu durumda psikologlugun payına ne kalmış oluyor?

Ön görüşme yapmak mı?

Hekime rapor sunmak mı?

Lisans eğitimi bu durumda biz psikologlara hangi lisansı yani hakkı vermiş oluyor?

Lisans hak demektir, haberimiz var mı?

Psikolog olmak bize hangi hakkı vermiş oluyor bu durumda?

Bu paralı kurslara katılma hakkını mı sadece?

Başka yan unvanlara verdiğimiz her yetki asli unvanımızın içini oyuyor, ondan işlev çalıyor, görebiliyor muyuz?

Uzayıp giden ekstra unvanlar egomuza hoş geliyor ama mesleğimizin içini boşaltıyor! Sonra da o yan unvanlar bizden başka mesleklere de açık hale geliveriyor!

Bizler bu hırsızlığa sessiz kalıyor, hatta önümüze konan sinsi argümanları kullanarak destek vermiş oluyoruz.

Terapi bir uygulamalı meslek olan psikologlugun sahada iş görürken doğal olarak kullandığı yöntemin adıdır.

Ünlü psikiyatri profesörü Orhan Öztürk tıp fakültelerinde kaynak ders kitabı olarak okutulan ünlü eserinde rahatlatıcı bir konuşma, teskin eden bir çift söz, ferahlatan bir dua bile terapidir der. Çiçekle terapi, müzikle terapi, resimle terapi... İnsana faydası olan her şey terapidir bir bakıma. Terapiyi sadece rahiplerin el sürebildiği kutsal kase sanan meslektaşlarımız bunu artık öğrenmelilerdir.

"Herkes terapi yapamaz" demenin altında parayı bastırıp bu eğitimi alanların rakip gördükleri meslektaşlarını sahada kolayca ekarte edebilme niyeti - zihniyeti yatar aslında.

Terapi kutsal kase değildir... Hekimlikten veya diş hekimliğinden daha zor ise hiç değildir.

Bir hekim tıbbın A'sından Z'sine her şeyi fakültede öğreniyorken, en hayati vakalara bir yığın riskli müdahale yapabiliyorken biz psikologların ortalama 200 küsur sayfayı geçmeyen, okuma yazma bilen herkesin rahatlıkla öğrenebileceği bir terapi tekniğini fakültede öğrenemediğini iddia etmesi, üç beş aylık kurslardan medet umması, fakülteyi küçültürken kursları gözünde büyütmesi şayet bir algı bozukluğu göstergesi değilse koyu bir cehaletin ve taassubun tezahürü olmalıdır.

Terapi...

O, bilimsel ve mesleki teknikler ışığında kişilere konuşarak yardımcı olmak demektir. Terapi yapamazsın demek bir doktora doktorsun ama ilaç yazamazsın yahut öğretmensin lakin ders anlatamazsın, ders anlatabilmek için kursa gitmen, şu unvanı alman lazım demekle aynı mantık fukaralığına sahiptir.

Diş hekimi benzer eğitim sonunda diş çekiyor, ağızda kanallar açıyor, köprüler kuruyor. Pratisyen hekim her hastayı hem teşhis hem de tedavi ediyor. Veteriner, biyolog, diyetisyen, hepsi işinin gereklerini kurslara gitmeksizin yapıyor.

Alt tarafı konuşarak ve bilgi eşliğinde destek olmak demek olan terapiyi bu denli abartarak kendimizi aynı oranda küçümsemeyelim arkadaşlar! Millet bize sırtıyla gülüyor.

Tekrar ediyorum:

Her psikolog alana çıktığında mesleği gereği konuşarak ve mesleki teknikleri kullanarak kişilere yardımcı olmaya çalışır. Bu terapi demektir zaten. Terapi her psikologun zorunlu iş görme yaklaşımıdır. Psikologluk beden ise terapi onun elleri ve kollarıdır!

Kolsuz insan olur mu!

Başlangıçta (belki de haklı olarak) psikanalitik terapi için kullanılan, "Herkes terapi yapamaz" argümanını zamanla tüm terapiler için iddia eder hale gelenlerin destekleyici, çözümleyici, tedavi edici, eğitici, bilişsel, davranışçi şeklinde bir sürü terapi türü olduğundan haberi var mıdır?

Bunların hepsi aynı zorluk derecesinde midir? Onlara göre evet öyle olmalıdır!

Peki ciddi akademik heyetlerce hazırlanıp yayınlanan bilişsel davranışçı vb. adlardaki terapi öğreten kitapların ortalama 200 - 300 küsurluk sayfası (üstelik vaka örnekleriyle birlikte bu hacimdedir) kurs olmazsa, illa ki para karşılığı bir hocadan dinlenilmez ise öğrenilemeyecek komplekslikte ve derinlikte midir?

Hangi psikoloğun zekası bu derece fukaradır?

Kurslar; bu eserlerde yazılanların ve fakültede defalarca öğrenilenlerin zaman ve süre baskısı altında geçiştirilerek "tekrardan" verildiği yerler değil midir?

Yoksa bu paralı kurs merkezlerinin elinde; sözünü ettiğim ve her yerde satılan kaynak kitaplarda dahi yazmayan, üniversitelerin bile elinde bulunmayan çok gizemli terapi bilgileri ve unsurları mı vardır?

Öyleyse fakülteden bile daha fazla itibar gösterdiğimiz bu yerlerde bize fakültenin bile veremediğini verecek nitelikte ne kalıyor geriye?

Göstermelik üç - beş vaka uygulaması!

Göstermelik diyorum çünkü hem bu sayı lafı bile edilmeyecek kadar az bir sayıdır (bu sayıdaki vakayı biz hastanedeki psikologlar günlük olarak görüyoruz) hem buraların gerçek sorunlu kişi görecek yetkisi yoktur, çünkü buraları hastane değildir. Danışıklı olarak ayarlanmış vakalardır kullandıkları genellikle. Daha doğrusu vakalar çakma vakadır büyük ölçüde!

O halde soruyorum:

Uğruna fakülteyi küçümsediğimiz, kurs, sertifika diyerek göğe çıkardığımız bu yerleri farklı kılan bu üç - beş çakma vaka uygulaması mıdır?

...

Elbette ki iyi terapist olmak ayrıdır. Lakin bu yeterliliği kazanmanın yolu lisans eğitiminin kısa süreli ve basit bir tekrarı olan kurs eğitimleri değil; sahada, uygulamada, işin içinde belli süre çalışmak yani tecrübedir sadece.

Sadece havuzun kenarında teorik eğitim alarak, bu eğitimleri kurs adı altında farklı ellerde tekrar ederek yüzme öğrenilmez. Mutlaka suya girilecektir. Önce acemice yüzülür, sonra usta olunur! Her işte süreç böyle işler! Önce usta ol sonra suya gir denilemez, çünkü suya girmeden zaten usta olunamaz!

Öyleyse her psikolog işin doğası gereği aynı zamanda terapisttir. Deneyimli olan usta terapisttir sadece. Birine terapist, diğerine değil demek yanlıştır.

Yeterlilik yetersizlik görecelidir. Aynı psikoloji bölümünü bitirmiş psikologların bile kendi aralarında yeterlilik farkı olabilir. Bu üniversiteden üniversisteye de farklılık gösterir. Ancak unvanı psikolog olan her meslek mensubu aynı zamanda terapisttir. Çünkü terapi psikologluk mesleğinin alanda iş yaparken kullandığı zorunlu yaklaşımdır. Bir psikolog mesleği gereği belli usuller dahilinde sorun dinliyor ve yine öğrendiği teknikler ışığında bunları çözmeye çalışıyorsa zaten terapi yapıyordur. Başka türlü neyle yardım sunacak?

Bu arada;

Elbetteki yan eğitimler alınabilir. Bu gelişmek için olmalıdır sadece, yan unvanlar alarak asli unvanın içini boşaltmak için değil! Herkes hizmet içi eğitim alır dünyada, ama bizdeki gibi hem para hem de ana unvanı inkar bedeli ödeyerek değil!

Lütfen aklımızı başımıza alalım.

Bu cinnet halinden çıkalım.

Bu ölü uykusundan uyanalım!

Yoksa sen 4 yılı yetersiz görür ama 2 - 3 ayı kafi bulursan birileri de çıkar sosyoloji üzerine, hatta işletme üzerine 2 yıllık bir akademik eğitimle klinik psikolog unvanı verir; bizlerin de diyecek hiçbir şeyi kalmaz.

Sen psikolojide 4 yıllık eğitim psikologluk için yetersiz ama 3 aylık kurslar uzman olmak için bile yeterli dersen birileri de kalkar, "Zaten senin 4 yılın önemsiz, üstüne ben senin gibi 3 ay değil, 2 yıl üst eğitim aldım" der ve haklı olur!

Böylece sen daha psikolog olamazken o uzman psikolog olup çıkıverir karşına!

Çıkmıyor mu?

Psikolog
İzzet Güllü

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kursu Fakülteden Daha Değerli Bulan Şu Çılgın Psikologlar" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İzzet GÜLLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İzzet GÜLLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İzzet GÜLLÜ'nün Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,918 uzman makalesi arasında 'Kursu Fakülteden Daha Değerli Bulan Şu Çılgın Psikologlar' başlığıyla benzeşen toplam 48 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Bir Veda Yazısı Haziran 2018
◊ Bu Yazıyı İyi Anla ÇOK OKUNUYOR Haziran 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


04:46
Top