Çene Kırıklarında Radyografik Muayene, Tedavi Prensipleri ve Dişlerin Durumu
|
Çene Kırıklarında Radyografik Muayene, Tedavi Prensipleri ve Dişlerin Durumu Radyografik Muayene Çene kırıklarının lokalizasyonu ve şekli genellikle fiziksel muayene ile saptanabilir. Bununla birlikte radyolojik muayene kırıkların, temporomandibular eklem lüksasyonlarının ve dental travmaların tanımlanmasında fayda sağlar. Mandibulanın radyografilerinin değerlendirilmesi, köpek türleri arasındaki başın şekli ve büyüklüğündeki farklılıklar nedeniyle güçleşir. Tür farklılıkları kedilerde önemli değildir, ancak başın küçük oluşu ve yapıların süperpoze olması radyografik yorumlamayı karışık hale getirir. Doğru pozisyonlandırmalar ile bu karışıklık elimine edilebilir ve başın bilateral simetrisi, unilateral farklılıkların kolay bir şekilde değerlendirilmesinde yararlı bir şekilde kullanılabilir.Eksternal kallus oluşumu mandibula kırıklarının iyileşmesi süresince radyografik olarak görüntülenebilir ama mandibulanın ağırlık altında olmayan bir kemik oluşundan dolayı, uzun kemik iyileşmesinde şekillenen kallusa göre daha az yoğundur. Rutin radyografiler kırıktan veya her iki eklemin lüksasyonundan şüphelenildiği zaman, latero-lateral (L/L), dorso-ventral (D/V) veya ventro-dorsal(V/D) ve her iki temporomandibular eklemin oblik görüntülenmesini kapsar. Günümüzde özel görüntülemeler ve intraoral diş filmlerinin kullanımı her bir yapının ayrıntılı görüntülenmesi için gerekelidir. Çene Kırıklarının Tedavi Prensipleri Mandibulanın kırıkları değişik şekillerde sağaltılabilir. Sağaltım şekli genelde operatörün uygulama gücü ile sınırlı kalabilir. Bununla birlikte, hangi sağaltım yöntemi kullanılırsa kullanılsın genel prensiplere uyulmalıdır. Doğru anatomik redüksiyon ve rijit fiksasyon, kırık iyileşmesini en iyi şekilde sağlar. Önemli olan doğru okluzyonu sağlamak ve çiğneme fonksiyonlarını yeniden kazandırmaktır. Ekstremite kemiklerinin diyafizer kırıklarında tolere edilebilen ufak açılı kaynamalar, genellikle mandibulada tolere edilemez, fonksiyonel bozukluklarla kendini gösterir. Örneğin, mandibuladaki bir kırık iyileşmesinde sadece 2-3 mm’lik caudale açılı kaynama ağzın kapanmasını yaklaşık 10mm kadar engelleyebilir. Sağaltım süresinde ve sağaltım sonrasında, hastanın ağzı zaman zaman kapatılarak doğru okluzyon için üst ve alt arcus dentalis’ler dikkatlice kontrol edilmelidir. Bunun için; mandibular canin dişler, maksillar lateral incisive ve canin dişlerin arasındaki boşluk ortasına getirilmelidir. Ayrıca mandibular 4. premolar (Pm 4) dişin uç kısmı da, maksillar 3. ve 4. premolar (Pm 3-4) dişlerin arasına getirilmelidir. Faringostomi ensizyonu yoluyla endotracheal tüp yerleştirilmesi, çenenin operasyon esnasında okluzyonunun denetlenmesinde büyük avantaj sağlayabilir. Normal okluzyonu sağlamak, kırık hattında doğru redüksiyonu başarmaktan çok daha önemlidir. Diş köklerinin konumu ve sayısı, neurovasculer yapılar hakkında anatomik bilgi, başarılı bir kırık onarımı için gereklidir. Bu sayede diş ve bunlarla ilgili neurovasculer yapıların iatrojenik travmasından korunabilir. İmplatlar asla dişin pulpa ve dentin tabakası içine doğru yerleştirilmemelidir, ayrıca genç hayvanlarda çıkmamış kalıcı dişleri, canalis mandibularis’i kapsamasından da kaçınılmalıdır. Kırık onarımında her metot farklı avantajlara sahiptir. Özellikle alternatif seçeneklerin çok olması ve uygulama kolaylığı köpekler için bir avantajdır, oysa kedilerde operatif seçenekler, kırık fragmentlerin küçük oluşu, kemiğin düzensiz şekli ve kortikal kemiğin zayıflığı nedeniyle sınırlıdır. Kırık sağaltımının ana prensipleri; anatomik redüksiyon ve okluzyonun restorasyonu, kırık hattındaki olumsuz güçleri kaldırmak için sabit bir fiksasyon uygulanması ve yumuşak dokularda aşırı operatif travma oluşturmamaktır. Ayrıca iatrojenik diş travmasından kaçınma, kırık hattı içindeki hastalıklı dişlerin uzaklaştırılması ve normal fonksiyonları hızlı bir şekilde yeniden sağlayan tekniklerin uygulanmasıdır. Kırık Bölgesindeki Dişlerin Durumu Kırıklar, sıklıkla dental alveoller boyunca, ya periodontal hastalıklar nedeniyle alveoler kemiğin direncinin azalması ya da alveoller üzerindeki gerilimin etkisi yüzünden oluşur. Dişler genelde kırıklarla aynı anda etkilenirler. Kemik rezorbsiyonu olan periodontal hastalıklı dişler, dişin mobilitesine olursa olsun uzaklaştırılmalıdır. Bu dişlerin etrafındaki kemik kaybı, osteomyelitis ya da kaynama yokluğuna neden olabilecek enfeksiyon için bir odak oluşturur. Kemik kaybı nedeniyle diş kökünün açığa çıkması, sağlıklı dişler için risk oluşturur. Eğer diş hareketli değilse, kırık sağaltılmalı ve diş çekilmemelidir. Yaygın olmamakla birlikte, bu klinik tablo kaynama yokluğuna neden olabilir. Eğer gecikmiş kaynama ya da kaynama yokluğu oluşursa etkilenmiş diş hareketli olmasa bile uzaklaştırılmalıdır. Kron kırığı olan sağlıklı hareketsiz dişlere pulpotomi ya da kanal tedavisi yapılmalıdır. Eğer dental kırık kronda ise ve pulpal kaviteyi kapsamıyorsa, diş fragmenti alınmalıdır ve diş minesi kaplamasıyla restore edilmelidir. Apikal fragmentli kırık dişler genellikle kurtarılabilir ama genelde kanal tedavisi gerekir. Avulse dişler, alveoler çukurun tam olması koşulu ile re-implante edilebilir, ama eskisi gibi sağlam olması için kanal tedavisi gerekecektir. Kırık hattı boyunca dişlere olan kan akımının bozulması, periapikal apseye neden olan pulpal dokuların yangılanmasına neden olabilir. Böyle dişler post-operatif dönem süresince gözlenmelidir ve komplikasyonlar uygun olarak ya ekstraksiyon ya da kanal tedavisi ile giderilmelidir. Genellikle kırık hattı üzerindeki dişlerin korunması için konservatif sağaltım önerilir. Açığa çıkmış sement bu sağaltım felsefesine kontraendike değildir. Dişleri koruyarak, daha fazla travmadan ve kırık hattındaki fragmetlerin hareketinden kaçınılabilir. Sonuç olarak, diş bakımı maksimum normal okluzyon için önemlidir. Bu olumlu faktörler nedeniyle, kırık hattı üzerinde bulunan dişlerin gelişi güzel çekilmesi kontraendikedir. Dişlerin ekstraksiyonu sadece, ciddi periodontal hastalık varsa veya diş kökleri kırılmışsa ya da gevşeme varsa ve sabitlenemiyorsa yapılmalıdır. Kırık Bölgesindeki Dişlerin Patolojisi Konservatif sağaltımın olumsuz tarafı, ileride şekillenebilecek dişlerle ilgili patolojik değişikliklerdir. Yangısal komplikasyonlar, pulpal dokuların bozulan kan dolaşımı nedeniyle oluşmuş pulpa nekrozuna ilişkin olabilir. Nekrotik pulpa dokusu kırığa doğru yayılabilir. Bu komplikasyona, kırık apikal bölgeyi kapsadığında daha sık rastlanır. Enfeksiyon, kırık alveoler boşluğu kapsadığı zaman, açığa çıkmış semental yüzey boyunca da oluşabilir. Kırık oluşumu ve stabilizasyonu arasındaki zaman, kırık lokalizasyonu ve koruyucu antibiyotik kullanımı, bu komplikasyonların oluşumunu belirler. Kırık fragmentlerin anatomik olarak bir araya getirilmesi ve stabilizasyonu, tam bir periodontal iyileşme ile sonuçlanabilir. Çok köklü olan dişleri kapsayan kırık, tek köklü dişlerle karşılaştırıldığında, daha fazla yangısel komplikasyona neden olur. Koruyucu antibiyotikler, özellikle tek köklü dişlerde yangısel komlikasyonları azaltabilir. İdeal bir stabilizasyon, potansiyel olarak risk altında olan dişleri korur ve erken yara iyileşmesine, oral kavitedeki kontaminasyon süresinin azalmasına katkıda bulunur. Altı yaşından büyük tüm köpek ve kedilerin yaklaşık %85’inde periodontal hastalıklar bulunur. Eğer hayvanda klinik olarak önemli derecede periodontal bir hastalık varsa tam dental proflaksi, kırık fiksasyonu ile aynı zamanda uygun olarak diş çekimleriyle birlikte yapılmalıdır. Patolojik bir kırık, ileri derecede periodontal hastalığı olan hayvanlarda, osteolizis nedeniyle zayıflamış olan alveoller boyunca, minimal travmaların sonucu olarak da oluşabilir. Bu hayvanlar aynı zamanda, geniş kemik kaybı olan, buna rağmen yuvalarında sabit bir şekilde bulunan dişlerin çekilmesi sırasında, iatrojenik kırık riski altındadır. Tipik olarak bu hastalar, önceden diş çekimleri ya da dişlerin dökülmesi nedeni ile kötü diş düzeni olan geriatrik küçük yapılı köpek ırklarıdır. İnternal fiksasyon, zayıf kemik yapısı nedeniyle genelde iyi bir seçenek değildir. Hastalıklı dişlerin bilinçli bir şekilde çekilmesi, bunun daha fazla kemik zayıflığı ile sonuçlanabilme olasılığına rağmen, periapikal apse şekillenmesi durumunda yapılabilir. Uzman Veteriner Hekim Uzm. Dr. M. Alper ÇETİNKAYA
|
|||||
|
Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek
diğer bazı makaleler:
|
|||||
|
|



