2007'den Bugüne 76,782 Tavsiye, 24,966 Uzman ve 17,171 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Kimler Kalp Hastası Olur?
MAKALE #1132 © Yazan Dr.Farşid FARŞİDFAR | Yayın Haziran 2008 | 16,221 Okuyucu
KİMLER KALP HASTASI OLUR?

Bu makaleyı yazma isteğim aslında klinikte hastalarımızdan bana gelen soruları ve şikayetlerı doğrultusunda gelişti. Her kardiyolog bilir günde eğer 10 hasta bize muayeneye geliyorsa hemen hemen 9 hasta sol kol veya sol göğüsünde ağrı şikayeti gelir, ki çoğunlukla bu şikayetin arkasında kalp dışı sebepler yatmaktadır. Biz doktorlar ise özellikle eğer sabırlı biri isek bu süreçteki en büyük çabamız hastalarımıza bu şikayetlerin kalp hastalığı ile iligili olmadığı konusunda ikna etmek. Bu arada diğer bir önemli çabamız ise kimlerin kalp hastası olabileceği yönünde onlara açıklamada bulunmaktır. Konuyu detaylarıyla açmadan önce şunuda belirtmekte yarar görüyorum ki bu başlığın aslında kısmen yanlış tarafı vardır, nedeni ise kalbin bilinenin aksine tek çeşit hastalığı yoktur ancak hep halk arasında en sık bilinen ve aslında en yaygın olarak görülen hastalık olan kalp ve damar tıkanıklığı sanki hep kalbin tek bir hastalığı olarak algılanır.

Gelen hastaya kişisel yaklaşımım hep şu olmuştur ki şikayeti doğrultusunda açıklamada bulunurken aşağıdaki 2 nokta üzerinde özellikle duruyorum.

1-Hastanın şikayeti ne kadar tipik bir kalp ağrısına benzemektedir
2-Hastanın hiç bir şikayeti olmasaydı dahi sahip olduğu risk faktörleri ile kalp ve damar tıkanıklığına yönelik risk oranı ne kadardır?

1.şık için ayrıntısıyla anlatmam gerekirse şunu söylemem gerekir ki sol kolda veya sol göğüstek meydana gelen her ağrı, kalp hastalığı ile ilgli olmaya bilir.Kalbin çok tipik bir ağrısı vardır ki hastdan o ağrının karakterini duyduğumuzda bazen başka hiç bir tetkike gerek duymadan direkt hastayı yatırır ve anjiografi işlemi için hazırlarız. Peki nedir bu tipik kalp ağrısı veya bu nasıl bir ağrıdır ki bizi bu denli bizleri damar tıkanıklığı hastalığının varlığı konusunda emin bırakbiliyor? tipik bir kalp ağrısı diyebilmemiz ağrı göğüste yaygın olmalı ve içeriden gelmeli ve sıkıştırıcı veya yanma tarzında bir karaktere sahip olmalı bu durumda ağrıya tipik bir kalp ağrısı diyebiliriz. Eğer kalpteki damar tıkanıklığı ciddi bir damar tıkanıklığı ise ağrı daha şiddetli olur ve özellikle kişi yol yürümekle, rampa çıkmak veya merdiven daha belirgin hale gelir dinlenmekle.Hastanın şikayeti hasta yürüdükçe başlar durdukça veya istirahte geçince azalır. Bu şikayet kalbi beseleyen koroner damarın tıkanıklık derecesi ile doğrudan alakalıdır. Yani tıkanıklık ne kadar kritik ise kişinin gittiği mesafe kısalır ve hatta düz yolda bile ortaya çıkar daralma ilerledikçe kişinin yürme mesafesi kısalır veya istirahatte bile meydana gelir. Aslında eğer hasta ağrıyı istirahattede bile hissetmeye başladıysa veya 2-3 adımda bile ağrı geliyorsa kalp krizinin artık çok yakın olabileceği ve EKG ve muayene ile birlikte değerlendirirken hasta için çok acil önleme gereksinim duyulduğu anlamına gelmektedir. Kalbin bu ağrıları zaman zaman soğuk terleme, halsizlik ile birlikte olabilir. Bu tipik ağrı dışında özellikle hastaların en sık şikayetçi olduğu sırtta bıçak saplanır gibi ağrılar veya sol kolda belli belirsiz bir ağrılar yukarıda anlatılan nedeler doğrultusunda kalp damar tıkanıklığı ile çok alakalı olmayabilir.

Ancak kalbin başka hastalıklarından öreneğin kalp zarı hastalığı veya kalpten çıkan aorta adındaki vücudun en büyük damarın yırtılması o tarz ağrılar yaratabilir ancak damar tıknmasına bağlı ağrı çok tipikdir ve yukarıda anlatıldığı karaktere benzemektedir.
Sonuç olarak gelen hastamız bahsettiğim gibi başlangıç olarak ağrısının şekli ile değerlendirilmeli. 2. adımda ise şunu dikkat etmemiz gerek : bu hasta acaba ağrısı olmasaydı dahi yine kalp ve damar tıkanıklık hastalığına aday bir hasta olabilirmıydı? ilginç gelebilir ama bazı hastlar vardır hiç bir şikayeti yok ama damar tıkanıklığı açısından o kadar fazla riske sahibidirlar ki bir başka tabirle saatli bomba misali aramızda dolaşıyorlar ve her anbir kriz ile karşıkarşıya kalabilirler.

Bu durumu sizlere daha iyi açıklıyabilmek için şunu söylemem gerek.:kalp damar tıkanıklığına yakalanma olasılığı risk faktörü değerlenrimesinden geçer ve riski çok olan hasta ileriye yönelik ne kadar tehdit altında olduğunu bizlere gösterir.İnsanlar sahip oldukları belli riskler oranında damar tıkanıklına yakalanırlar. Kabaca 8 adet risk vardır ki teker teker özetle her birisinden bahsetmeye çalışacağım.

1-diabet veya şeker hastalığı
2-hipertansiyon
3-hiperlipidemi veya kan yağlarının yüksekliği
4-yaşyı referans alarak
5-obazite veya şişmanlık
6-aile faktörü(yani aile fertlerinden erkelerin 55 yaş. kadınların ise 65 yaşından önce kap ve damar hastalığına yakalanmış olmaları gerekir)
7-sedanter yaşam(yani harketsiz yaşam veya daha çok masa başı işlerin sahibi olmak)
8-sigara

şimdi sırası ile her birini kısa açıklamlarla anlatmaya çalışıcağım.

Diabet veya şeker hastalığı damar tıkanıklığının en önemli sebebidir. Şeker hastalığında vücüdün tüm damar sistemi etkilenmektedir. Her insanın damarın iç duvarını döşeyen endotel denilen hücre tabakasının yapısını diabet hastalığı bozmaktadır. Endotel ise tüm damarlarda yassı tek sıra halinde dizilen bir hücre tabakasıdır. Endotelin ana görevlerini saymak için sayafalarca kalınlıkta bir kitap gerekir. Ancak bu konu ile ilgisinden dolayı şunu bilimemiz yeterlidir: damar tıkanıklığının başlanması için ilk odak endotel denilen hücre tabakası hasar görürü ve bu hasar neticesinde kalp krizine kadar giden karmaşık bir süreç başlamaktadır.

Diabetin ana hedef noktalarından birisi ise yine endotel hücreleridir. Endetelde lokal veya yaygın hasar meydana getirerek o bölgede kollestrol birikmesine ve damar tıkanıklığına neden olur(aslında yukarıda saydığım tüm risk faktörlerinin ana hedef organı endoteldir ve sonuç olarak tıkanmaya doğru giden bir süreci başlatırlar veya yardımcı olurlar). Ben kalp damarlarında tıkalılığı olan ve özellikle by-pass ameliyatı geçirmiş veya herhangi bir damarına stent taktığım hastalarıma hep şunu söylerim diabetli iseniz en çok şunu dikkat edin kandaki şeker düzeyiniz düzenli gitsin aksi takdirde kalp ile ilgili ne ilaç alırsanız alın yinede ileride daha çok risk altında kalırsınız. takip ettiğim hastalardan edindiğim bir sonuç var ki kalp ile ilgili ne kadar her şeyi dikkat edersem dahi eğer şekerleri yüksek seyrediyorsa kalp ile ilgili sonuçlarıda bozabilmektdir. Bu nedenle diabetik olan hasta bilecek ki sağlam bir kalp ve damarın yolu şekerin düzenli ve kontrollü gitmesinden geçer ve özellikle son 3 ayın şeker düzeylerini değerlendiren HBA1C adlı parametrenin 6'ni altında olması gerekir.

2.risk faktörü hipertansiyonur. klinikte maalesef hastalardan önemli bir şey öğrendim, Halkımız düşük taniyondan korktuğu kadar yüksek tansiyondan korkmamaktadır. Aslında tam tersi olması gerekirken hasta tansiyon değerini düşük görünce anında panik olur ama tansiyon değeri 180 veya 190 olunca aynı şekilde panik olmamaktadır. Ayrıca yine halakımız hep küçük tansiynu önemsemektedir ki aslında daha zararlı olan yüksek tansiyonun değeridir. Klinikte ise küçük tansiyondan ziyade ana hedefimiz yüksek tansiyonu tedavi etmektir ama düşük tansiyonda yine tek başına yüksek olduğu durumlar vardır ki bu durum özel bir tansiyon şeklidir ve bu durumda yanlız düşük tansiyon tedavi edilmeye çalışılır. Tansiyon yüksekliği damar tıkanıklığından , beyin kanamasına, böbrek ve kalp yetersizliğine kadar bir çok zararalı sonuçalrıda berberinde getirmektedr. İdeal tansiyon değeri 120/80(veya halk arasında 12/8) dır. Bazen hastlardan şunu duyuyoruz benim normalim 150 dir veya benim normalim 160. Şunu KESİNLİKLE unutmayalım kimsenin normali BU RAKAMLAR DEĞİLDİR. Tansiyon kaç ilaçla olsun düşürlmeli ta ki ideal seviyeye getirene kadar ama bunun yanında hastadan da uyumlu olması istenir yani sırf doktordan ilaç yazmasını beklemek çok yanlış olur. Bir hasta eğer yediği tuzu ve kilosuna dikkat etmiyorsa istediğiniz kadar iyi doktor olun veya en güçlü tansiyon ilaçlarını yazın yine fayda göremezsiniz. O yüzden tansiyon tedavisi doktor ve hasta arasındaki bir sağlam bir uyum ve anlaşmalarından geçmektedir.

3.risk faktörü obezidir. Eğer bir erkekte bel çevresi 102 kadında ise 96 cm'nin üzerinde ise obezite ve neticesinde kalp damar tıkanıklığı için risk faktörü olan metabolik sendrom adlı hastalıktan bahsetmek mümkün(metabolik sendrom diyebilmek için ayrıca HDL veya iyi kollestrolün düşüklüğü, trigliserid düzeyinin yuksekliği, insülin hormona karşı direnç durumlarıda bulunmalı). O açıadn obeziteyi yenmek için egzesiz programı ile birlikte olduğu beraber olduğu bir diyet programı hazırlanmalı ve uygun süre içerisnde kiloları eritmeliyiz.

4. Sigara bir diğer risk faktörüdür. Sigara aslında risk faktörü olarak en iyi konuma sahiptir. Diğer risklerin aksine sigara kesildiğinde o risk tamamen yok olmaktadır ancak örneğin diabet gibi bir risk faktörü yanlızca ömür boyu tedavi ve takip ile yanlız kontrol altına alınabilir yani tamamen iyileşme hemen hemen olmaz keza hipertansiyon içinde aynı şey geçerlidir. Ancak sigara bırakıldığı takdirde risk ortadan kalkar.

5.Hiperlipidemi bir başka risk faktörüdür. Özellikle serum kollestrolün 200 değerinden ne kadar yüksek ise o kadar risk artmaktadır. Kollestrolü iki şekilde değerlendirmek gerek. 1-LDL veya kötü kollestrol. Asıl damar tıkanıklığına nedeni olan molekül veya başka bir tabirle tıkanıkların altındaki ana madde 2-HDL veya iyi kollestrol. iyi kollestrol. HDL tam tersi ne kadar yüksekse o kadar sağlık açısından faydalıdır.Aslında toplumsal olak ne şansızız ki genetik olarak düşük HDL kollestrola sahibiz.HDL için ayrıca bilinmelirdir ki en çok egzersiz veya balık yağı yani omega 3 ile yükselir.

6.Genetik diğer bir risk faktördür. Bazı ailelerde ister anne tarafı ister baba tarafı kalp krizi, stent, ve by-pass çok yaygındır(yani kalp ve damar tıkanıklığı yaygınlığı). Bu durumda bu ailelerin çocuklarıda ister istemez risk altına girerler.Ailevi risk diyebilmek için yakın akrabalarıdan erkek bireylerin 55 yaş, kızaların ise 65 yaştan daha erken kalp damar tıkanıklığına yaklanmaları gerekmektedir.

7.Sedanter yaşam veya hareketsiz yaşam. Modern çağın en tehlikeli sonuçlarından biri motorize olmakadır ve sürekli arabaya binmekdir.Günlük minimum 15 dakikada orta tempolu bir egzerisz bizleri bu riskten azda olsa korumkatadır.

8.Yaş ve erkek cinsiyete sahip olmak kalp ve damar tıkanma hastalığına karşı bir risk faktörüdür.Bayanlar ise menopoza kadar hormonal şemsiye neticesinde korunma altındalar. Kadınsı hormonlar onları kalp ve damar hastalığına karşı korur ancak menopoz sonrası riskleri erkeklerle eşit olur.

yukarıda saydığım riskler doğrultusunda gelen bir hastada göğüs ağrısı olsun veya olmasın eğer bu risklerin sayısı fazla ise bir o kadar kalp ve damar tıkamasına karşı o kişi tehlike altındadır. Bazen kişinin hiç ağrısı olmayabilir ancak bu risklerin çoğuna sahipse o kişi bzim için ciddi denebilecek bir kadar risk altındadır. Bu nedele bu hastalara tavsiyemiz şudur: hiç olmazsa yılda bir kez veya 6 ayda bir, bir kardiyolog tarafından kontrol edilmesi gerekir.

Bu makale ile aslında azda olsa hem doktor hem hasta gözü ile kimler kalp krizi açısında risk altındalar veya her sol taraf ağrısı ile gelen gerçekten kalp hastasımıdır onu izah etmeye çalıştım. Umarım bu yazı sonrasında azda olsa riskli sayılabilecek insanlar kendilerini en erken zamanda bir kardiyoloğa gösterirler ve bu sayede istenmeyen sonuçları yaşamaktansa yapılacak basit bir muayene ile erken teşhisin faydalarından yararlansınlar.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kimler Kalp Hastası Olur?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.Farşid FARŞİDFAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dr.Farşid FARŞİDFAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Farşid FARŞİDFAR Fotoğraf
Dr.Farşid FARŞİDFAR
Adana
Doktor "Kalp Hastalıkları - Kardiyoloji"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi17 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dr.Farşid FARŞİDFAR'ın Makaleleri
► Kalp Yetmezliğinde Tedavi ve Kalp Nakli Prof.Op.Dr. Neyyir Tuncay EREN
► Kimler Spor Yapabilir Dr.Erdal DUMAN
► Kürtaj Nedir,kimler Kürtaj Olabilir? Op.Dr.Volkan Serhat DEDE
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,171 uzman makalesi arasında 'Kimler Kalp Hastası Olur?' başlığıyla benzeşen toplam 69 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


10:41
Top