2007'den Bugüne 88,785 Tavsiye, 27,435 Uzman ve 19,557 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Aile İçi İletişim
MAKALE #11378 © Yazan Psk.Ali BIÇAK | Yayın Eylül 2013 | 3,315 Okuyucu
Aile İçi*İletişim
Birçok insan belli bir yaşa gelip evinden, ailesinden ayrılınca kendi aile ve çocukluk çağında yaşadığı sorunlardan da ayrıldığını, onların etkisinden kurtulduğunu sanır. Fakat durum böyle değildir. Hiçbirimiz geçmişte yaşadığımız benzer sorunların, benzer duygu ve ilişki kalıplarının şimdiki zamanda da devam ettiğini fark edemeyiz. Çevremizde olup bitenlere, yaşadığımız olaylara ve bunlar karşısında hissettiğimiz duygulara bir kulp takarız. Bizimle ilişkili olsun, olmasın her şey bize karşı, bizim içinmiş gibi algılarız. Sanki bizim olanlara hiçbir katkımız yokmuş gibi düşünürüz. Böylece çevremizde ne olup bittiğini bir türlü idrak edemeyiz. Örneğin öfkelendiğiniz birini düşünün, bu duygunuza neden olacak kaynakları araştırabilseniz, sizi kızdıran kişiden çok, kendi içinizdeki yetersizlik, güçsüzlük, korku vb. duyguların öfkenizin kaynağı olabileceğini görürüsünüz.
İdeal olan, çocukların kendisini değerli ve önemli hissedebilecekleri destekleyici bir aile ortamında yetişmeleridir. Bu ortamda çocuklar kendi duygu ve düşüncelerinin önemli olduğunu fark eder ve bunları kolayca nasıl ifade edebileceklerini öğrenirler.* Bu tür destekleyici ortamda yetişen çocuklar yetişkinliklerinde de sağlıklı ve kolay iletişim kurabilirler. Fakat her birimiz bu kadar şanslı değiliz. Birçok aile çocuklarının duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını karşılamakta başarısız olabilir. Buna ek olarak, ailedeki iletişim biçimi çocukların duygu ve ihtiyaçlarını ifade etmelerini engelleyebilir. Bu tür bir ailede yetişen bir çocuk, düşük benlik algısı geliştirir ve kendi duygu ve ihtiyaçlarının önemli olmadığı fikrine kapılır veya kendisini başkalarının gözünde değersiz ve önemsiz biri olarak algılayabilir. Sonuç olarak bu çocuklar yetişkinliklerinde doyurucu ilişki kurmada başarısız olurlar. Kendi gelecekleri tümden geçmişlerinin teminatı altında sıkışır kalır.*
Yanlış İşleve Sahip Aileler
Birçok yanlış işleve sahip ailelerde görülen ortak noktalardan bazıları;
• Ebeveynlerden birinin veya her ikisinin birden bağımlı, dürtü ve içgüdülerinin düşkünü olması (uyuşturucu, alkol, kumarbaz, işkolik ve aşırı yemek vb.)
• Ebeveynlerden birinin veya her ikisinin birden tehdit ve fiziksel şiddeti temel kontrol aracı olarak kullanıyor olması. Böyle bir aile ortamında çocuklar şiddete tanık olabilir, bizzat kendilerine şiddet uygulanıyor olabilir, kendisi kendinden küçüklere şiddet uyguluyor olabilirler.
• Ebeveynlerden biri veya her ikisi çocuğu sömürü aracı olarak kullanıyor ve kendilerinin her türlü fiziksel ve duygusal ihtiyacını karşılamakla sorumlu tutuyorsa (anne veya babasını koruyup, depresyonda olanı teselli etmek ve buna benzer durumlar)
• Ebeveynlerden birinin veya her ikisinin birden, ailenin temel fiziksel ihtiyaçlarını karşılama ve sürdürmedeki yetersizliği, çocuklarını gözetip bakmaktan yoksunluğu. Benzer şekilde, birinin veya her ikisinin de çocuklarının ihtiyacı olan her türlü duygusal desteği gösterememesi.
• Ebeveynlerden biri veya her ikisi de çocukları üzerinde aşırı otoriter tutum gösterirler. Bu tür aileler genellikle, belirli bir inanca (dini, politik, ekonomik ve kişisel) katı bir şekilde bağlıdırlar.* Ailedeki bireylerin rollerine ve rol beklentilerine ilişkin her hangi bir esneklik beklenmez.
Aile içinde yaşanan yanlış iletişim ve davranış biçimlerinin hangi sıklıkta olduğu ve bireyi ne derece etkilediği oldukça önemlidir. Fakat yukarda saydıklarımız aile içinde istisna değil bir norm halini almışsa, çocuklar üzerindeki ihmal ve istismarı sitemli bir şekilde besler ve sürdürürler. Bu tür çocuklar karşılaştıkları etkileşimlerle bir benlik algısı, inanç ve değerler sistemi geliştirir. Farkında olsun olmasın, bu çocuklar geçmişte yaşadıklarının bir uzantısı olarak bu günü yaşarlar.
Buraya kadar ifade ettiğimiz temel düşünce, çoğunlukla içinde bulunduğumuz anı yaşarken seçimlerimizi bilinçsizce yaptığımızdır. Rollerimiz, ilişkilerimiz ve davranışlarımızın çoğunu fark etmeden yaşarız. Peki kişi rolünü seçerek bilinçli bir şekilde yaşayabilir mi?
Tabi ki herkesin yaşamını özgür ve bilinçli bir şekilde yaşaması mümkündür; ancak bunu farkındalığımızı artırarak, geçmiş yaşantımızla şimdi arasındaki bağı kavrayarak ve böylece tümden bir değişime girerek sağlayabiliriz. Konu ile ilgili okumak ve profesyonel yardım işinizi daha da kolaylaştıracağını unutmayınız.
Gelecek sayımızda yanlış işlevlere sahip ailede yetişen çocukların hangi ikilem içinde kalabilecekleri, neleri yanlış ve işlevsiz olarak öğrenebileceklerini ve bunları nasıl değiştirip etkisinden kurtulabileceklerinin yollarını araştıracağız. *
Psikolojik Danışman
Ali Bıçak
Kaynakça*
• Zor Bir Ailede Büyümek, Susan Forward, Craig Buck, Çeviri, Ahu Terzi, İletişim yayınları
• Geçmiş Şimdi Olduğunda, David Richo, 2009, Çeviri, Nuray Önoğlu, Kuraldışı Yayınevi
• Cutting Loose. H. Halpern. New York: Simon and Schuster, 1976.
• How to Deal with Your Parents When They Still Treat You Like a Child. L. Osterkamp. NewYork: Berkley Books, 1992.

EYLUL SAYISI ICIN AYNI BAŞLIK İLE AŞAĞIDAKİ BÖLÜMÜ DEVAM ETTİRELİM
Aile İçi*İletişim (devamı)

Bir önceki sayımızda, geçmiş yaşantılarımızın şimdiye etkileri üzerine yazmıştık. Özellikle yanlış işleve sahip ailelerin ortak özelliklerinden bahsetmiştik. Aile içinde yaşanan olumsuz çocukluk deneyimlerinin ilerleyen yaşlarda ne tür sorunlara yer açabileceğine bu sayıda biraz daha değinelim istedik. Yanlış işlevlere sahip ailede yetişen çocukların hangi ikilem içinde kalabilecekleri, neleri yanlış ve işlevsiz olarak öğrenebileceklerini ve bunları nasıl değiştirip etkisinden kurtulabileceklerinin yollarını araştıracağız. *

Çocuklar belirli bir yaşa kadar ebeveynleri ile kurdukları ilişkinin niteliğinden doğru ve yanlışları öğrenirler. Bu tür ailelerin çocukları çoğunlukla iki arada bir derede kalırlar.
• Ebeveynlerinin yaşadığı çatışmalarda hangisinin tarafını tutacağı konusunda bir baskı hissederler.
• Gerçeklerin çarpıtıldığını görürler ve ne yapıldığı ile ne söylendiği arasında tutarsızlık yaşarlar. Çocuk, gözlemlediği bir gerçekliğin ailesi tarafından reddedildiğini duyar.
• Çocukların duygu ve düşünceleri önemsenmez ya da eleştirilir.
• Bu çocukların her türlü girişimi aileleri tarafından sürekli uygunsuz bir şekilde araya girilerek engellenir, ya da aşırı korunurlar.
• Ebeveynler ulaşılmazdır ve çocuklarının hiçbir şeyine katılım göstermezler.
• Bu çocukların zamanlarını nasıl değerlendirecekleri, arkadaş seçimleri ve davranışları ya aşırı derecede yapılandırılmış ve yönlendirilmiş olur ya da çocuğun çevresinde olup bitenlere hiçbir ilgi ve alaka gösterilmez.
• Bu çocukların yaşayacakları deneyimleri ya reddedilir ya da deneyimlerinde imtiyazlı bir biçimde serbest olurlar.
• Diğer aile üyeleri ile tam ve doğrudan iletişim kurmaları engellenir.
• Alkol ve uyuşturucu kullanmalarına izin verilir ya da cesaretlendirilir.
• Eve, evde bir odaya veya banyoya hapsedilirler. Dışarıya çıkmaları engellenir.
• Tokatlanırlar, dövülürler, hırpalanır veya tekmelenirler.

Ortaya Çıkan Sorunlar
İstismar ve ihmal çocukların dünyaya, diğerlerine ve kendilerine olan güvenlerini sarsar. Yetişkinliklerinde de, bu kişiler diğerlerinin davranış ve düşüncelerine, kendi yargı ve eylemlerine veya kendilik algılarına güvenmekte ve inanmakta zorlanırlar. Suprize yer bırakmadan, okul yaşamlarında, ilişkilerinde ve kendi kimlik algılarında da sorunları olur.*
Diğer normal sayılabilecek ailelerde olduğu gibi, istismara uğramış ve ihmal edilmiş aile üyeleri de kendi ailelerini normalmiş gibi yorumlarlar. Başlarına gelen olayın olağanlığına inanma gereksinimleri, onların kendilerini yanlış yorumlamalarına ve böylelikle de kendileri hakkında olumsuz kavramlar geliştirmelerine neden olur. Bu kişiler ‘babam beni dövmüyor, sadece şaplak atıyor, annenin vurduğu yerde gül biter, babam saldırgan birisi değil, onun tarzı bu sadece’ diyerek yaşadıklarının normalliğine kendilerini inandırmaya çalışırlar. Bunun sonucunda da kendilik algıları yanlış yorumlanır, olumsuz benlik gelişimi gerçekleşir.*
Değişimi yakalamak
Çoğu durumda kişi kendi rollünü sürdürme eğiliminde olur, çünkü o, değişimi ancak ailesinin, bir başka otoritenin izniyle yakalayacağı inancındadır. Fakat değişimin izni ancak kendi içinizden gelebilir. Birçok insanda olduğu gibi, yanlış iletişim içinde olan ebeveynler devamlı çocuklarının değişeceği kaygısını taşırlar. Sonuç olarak, çocuklarının değişimini engeller ya da değişmişlerse eskiye dönmelerini isterler. İnsanın kendi algı ve duygularına inanmasının ne kadar önemli olduğunu söylemek işte bu noktada çok önemlidir. Değişim sizinle, sizin içinizde başlar.*
Değişim için birkaç ipucu:
• Sizin için zor ve acılı geçmiş çocukluk deneyimlerinizi tanımlamaya çalışın
• Değiştirmek istediğiniz davranış, inanç ve duygularınızın bir listesini yapın
• Listenizdeki her bir durum için yerini almasını istediklerinizi yazın
• Listenizden bir tane davranış, inanç ya da duyguyu seçerek onun yerine geçecek olanı denemeye başlayın. Bunu yaparken en kolay uygulanabilecek olanı seçin
• Alternatif olanı bir kere uygulamaya başlarsanız ve aslolan davranış, inanç veya duygu sönmeye başlayınca bir sonraki seçiminize yönelin
Kendi kendinize çalışırken, sizinle benzer hikâyesi olan birisinin paylaşımına ihtiyaç duyabilir ya da profesyonel bir destek arayışına girebilirsiniz.*
Göz Önüne Alınması Gereken Önemli Noktalar
Değişim istediğiniz ve girişimde bulunduktan itibaren aklınızdan asla çıkarmayacaklarınız:
• Kusursuz olmaya çalışmayın. Ayrıca, ailenizin de kusursuz olmasını beklemeyin.
• Diğer insanların yaşamlarını kontrol edip değiştiremeyeceğiniz gerçeğini kabul edin. Başkalarını değiştirmek gibi bir gücümüz yoktur.
• Eski çatışmalarınızı, kavgalarınızı geri getirmeye çalışmayın, kazanamazsınız, artık onlar yaşandı bitti.
• Sınırlarınızı net bir şekilde belirleyin. Tatilde ailenizi ziyaret etmek gibi bir planınız yoksa, gitmeyeceğinizi açıkça belirtin. Açıkça hayır deyin.
• Ne olmasını istediğinizi açık bir şekilde belirtin. Eskiden olduğu gibi davranmayı bıraktığınızda, kısa bir süreliğine de olsa, aileniz ve arkadaşlarınızın zıt yönde tepki verdiklerini göreceksiniz. Geri bildirimlerinin neler olabileceğini tahmin etmeye çalışarak (ağlama, bağırıp çağırma ve bunun gibi caydırıcı tepkiler) ne şekilde tepkide bulunacağınıza daha kolay karar verebilirsiniz.
Değiştirmek istediğiniz davranışın tekrar ortaya çıktığını görürseniz cesaretinizi geri toplayın.* Değişim yavaş ve derece derece gerçekleşir, nihayetinde, yeni ve daha sağlıklı davranış biçimlerini sürdürdükçe, bu davranışlar da günlük yaşamınızın bir parçası haline geleceklerdir.*
Psikolojik Danışman
Ali Bıçak
Kaynakça*
• Zor Bir Ailede Büyümek, Susan Forward, Craig Buck, Çeviri, Ahu Terzi, İletişim yayınları
• Geçmiş Şimdi Olduğunda, David Richo, 2009, Çeviri, Nuray Önoğlu, Kuraldışı Yayınevi
• Cutting Loose. H. Halpern. New York: Simon and Schuster, 1976.
• How to Deal with Your Parents When They Still Treat You Like a Child. L. Osterkamp. NewYork: Berkley Books, 1992.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Aile İçi İletişim" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Ali BIÇAK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Ali BIÇAK'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Ali BIÇAK Fotoğraf
Psk.Ali BIÇAK
Antalya (Online hizmet de veriyor)
Klinik Psikolog - Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi27 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Ali BIÇAK'ın Yazıları
► Aile İçi İletişim Psk.Ayşe YILMAZ
► Aile İçi İletişim Psk.Dnş.Özgür TÖNBÜL
► Aile İçi İletişim Psk.Günay BAYDAROĞULLARI
► Aile İçi İletişim Psk.Dnş.Muharrem KÖSE
► Aile İçi İletişim Psk.Bahattin GÖKTAN
► Aile İçi İletişim Elif IPEK
► Aile ve Çocukta İletişim Psk.Fatih KİRİŞCİ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,557 uzman makalesi arasında 'Aile İçi İletişim' başlığıyla benzeşen toplam 18 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Panik Atak Güncesi Haziran 2020
► Emdr Terapisi Nedir? Kasım 2018
► Aşkın Psikolojisi Mayıs 2016
► Kadın Cinayeti ve Öfke Kasım 2015
◊ Antalya Hipnoz Kasım 2018
◊ Antalya İntihar Güncesi Haziran 2017
◊ Terapi Nasıl İşler? Mayıs 2014
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


20:00
Top