2007'den Bugüne 85,976 Tavsiye, 26,772 Uzman ve 19,104 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Stres: Vücudon Verdiği Tepkiler, Zararları ve Stres Kaynakları
MAKALE #11477 © Yazan Uzm.Psk.Zehra BİNİCİ | Yayın Eylül 2013 | 13,166 Okuyucu
STRES: Kişinin, içeriden ya da dışarıdan gelen mevcut dengeyi veya duygusal, bilişsel, sosyal işleyişi bozma eğilimini gösteren ve onu bu dengeyi korumaya veya bozulan dengeyi yeniden kurmaya yönelik yeni davranışlara zorlayan gerçekte var olan veya algılanan uyarıcılara verdiği fiziksel-ruhsal-bilişsel tepkilerdir.

İnsanlar hayatları boyunca karşılaştıkları zorluklarla başa çıkmada kendilerini yetersiz hissederler ve bu nedenle strese girerler. Kişinin girdiği bu stres durumundan faydalanması veya zarar görmesi büyük ölçüde kendisine bağlıdır. Stres, organizmayı bedensel ve ruhsal olarak tehdit edip, zarar verebildiği gibi kişinin hayatta karşılaştığı zorluğu yenmesinde kendisine enerji verip güçlendiren bir kaynak olup fayda da sağlayabilir. Stresin temelinde kişinin algılaması ve deneyimleri vardır. Bu nedenle stresi kişinin geçmişinden ayrı düşünmek imkânsızdır.

Stres son zamanların en çok kullanılan kavramlarındandır. Çağımızın stres çağı olduğu stresten kaynaklanana hastalıkların her geçen gün arttığı sık sık vurgulanmaktadır. Bu nedenle içinde yaşadığımız çağa “Stres Çağı” da denebilir. Stres kavramının böylesine yaygın olarak kullanılması farklı bilim dallarındaki araştırmacılarında dikkatini çekmiş ve onları stresin ne olduğu, hangi koşullarda ortaya çıktığı ve ne tür sonuçlara neden olduğu gibi konularda araştırmalar yapmalarına yöneltmiştir. Bu nedenle stres psikolojinin konusu olmanın yanında sosyoloji, antropoloji gibi başka bilim dallarının da konusu olmuş ve bu bilim dallarının da üzerinde durduğu bir kavram haline gelmiştir.Stres artık hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir.

Stres insana çevredeki uyaranlar karşısında daha iyi davranma fırsatı verir. Sıfır stres ÖLÜM haline benzer. Stresin olmadığı durumlarda birey; çevreden gelen etkilere tepki üretmeye yetecek güçten düşer ve tepki vermek için enerjisini tüketir. Aynı şekilde aşırı stres durumuda ÖLÜM hali gibidir. Bunun nedeni ise; aşırı strese giren bireyin fazla enerji sarf edip kendini tüketmesidir.

Doktorlar, insan vücudunun kronik strese uygun olmadığını açıklamaktadırlar. Stres sırasında vücuda stres hormonu CORTISOL ve ADRENALİN salgılıyor. Kısa dönemli streslerde bu hormonların yayılması doktorlara göre son derece sağlıklı. Bu durum vücut kendini korumaya ve stresin kaynağına odaklanarak hormon salgılamaya çalışıyor. Fakat sürekli yaşanan streslerde bu hormonların vücutta fazla salgılanması zararlı olabilmektedir. Çünkü bu hormonlar vücudu zehirleyen toksinli madde haline geliyorlar. Bu nedenle vücudumuzu stresten yani CORTISOL ve ADRENALİN’ nin fazla salgılanmasından korumamız gerekiyor.

Psikologlara göre ise stres, onu zihinde taşıyan kişiye aittir. Stres olgusu incelenirken stres verici durumlar kadar onlarla karşılaşan bireyin psikolojik durumunun da göz önüne alınması ve değerlendirilmesi gerekir. Stres durumunu sadece zihinsel olarak ele almak yeterli değildir. Bu durumun pikolojik ve sosyolojik olarak da ele alınması gerekir.

Son yapılan araştırmalara göre; tolere edilemeyen stresin vücudun savunma sistemini zayıflattığı ve bu durumun da gizli ve bastırılmış önemli hastalıkların ortaya çıkmasına sebebiyet verdiği görüşünü doğrular niteliktedir.

Bireylerin strese karşı ürettikleri tepkiler çok çeşitli ve bambaşkadır. Bunun sebebi ise bireylerin farklı yaşamlarının, farklı deneyimlerinin olması ve düşüncelerinin tepki verme şekillerinin farklı oluşudur. Bireyler strese karşı savaşlarında yaşadıkları olumlu-olumsuz deneyimlerden yani farklı stres kaynaklarından faydalanarak tepki verirler.Stres verici uyaranlara karşı psikolojik tepkinin şekillenmesi ve olayı tehdit olarak değerlendirmesinde kişiye bağlı eğilimler, zihinsel kapasite, geçmiş yaşantı ve tecrübeler önemli rol oynar. Özellikle stresin faydalı duruma dönüşmesinde bireyin geçmiş yaşantısı rol oynar.

STRESE VÜCUDUN VERDİĞİ TEPKİLER

VÜCUDUN PSİKOLOJİK CEVABI

- bir maddeye aşırı düşkünlük (alkol, ilaç alma ya da fazla yemek gibi)

- gevşeme ya da sakinleşme açısından güçlükler

- telaşla oradan oraya koşuşturmak

- sosyal ortamlardan kaçınma

-zihinsel durgunluk, zihin karışıklığı

-olumsuzluklara odaklı yaşama biçimi

- huzursuzluk, karasızlık, sakarlık

-gerilim, korku, endişe

VÜCUDUN FİZYOLOJİK CEVABI

- nabzın hızlanması

- terleme \ titreme

- midede kasılma\bulanma

- mide\bağırsak\sindirim problemi

- uykusuzluk\bitkinlik

- aşırı ya da düzensiz uyku

- gergin kaslar

- nefeste daralma

- aşırı tedirginlik

- baş ağrısı

- çarpıntı

- kızarma\sararma

- terleme\titreme

Birde stres karşısında kişinin DUYGUSAL TEPKİLERİ vardır. Bu tepkiler arasında ;

- hayal kırıklığı

- karamsarlık

- sinirlilik\saldırganlık

- ani durgunlaşma

- huzursuzluk\sıkıntı\gerginlik

- korku\ kaygı \ öfke


Stres tepkisi; baskı veya gerilim koşullarından kaynaklanan hatalı, uyumsuz, patolojik davranıştır. Ortamda ne olduğuna bağlı olarak değil, kişinin olaya verdiği tepkiye bağlı olarak ortaya çıkar. Aynı olay farklı kişilerde farklı sonuçlara yol açabilir. Bazen de aynı olay aynı kişide farklı zamanlarda farklı tepkilere yol açabilir. Bu anlattıklarımdan yola çıkarak belirli bir uyarana belirli tepkiler verilir diye genellemeler yapılamayacağını söyleyebiliriz. Aynı olay karşısında kimi kaygılı ve gerilimliyken, kimi de soğukkanlı ve sakin olabilir. Örneğin, babaları ölen üç kardeşi ele alalım. Bunlardan ikisi evli, birisi babayla yaşıyor olsun. Ölüm olayı evlatlar için önemli bir stres kaynağıdır ve babalarının ölümü her birini farklı düzeyde etkiler. Evli çocukları daha az etkilerken babasıyla yaşayan çocuğu daha çok etkileyebilir. Burada vurgulanmak istenen en önemli nokta yaşanan aynı olayın farklı kişilerde farklı duygulara yol açar.

Bir olayı algılayışımız ve onunla başa çıkabilecek becerilerimizi değerlendirişimiz, o olayı stres verici ya da vermeyici olarak tanımlamamıza neden olur. Bir durumla baş etmek için herkesin kendi yapısına özgü stresle başa çıkma metodu vardır. Bunlardan en yaygın olarak kullanılanlara ileride değineceğim.

STRES HER ZAMAN ZARARLI MIDIR ?

Stres genellikle olumsuz bir yaşantı olarak değerlendirilse de evlilik, yeni bir işe, okula başlama vb. gibi olumlu yaşantılardan da kaynaklanabilir. Stres her zaman kötü olaylardan kaynaklanan bir durum değildir yani. Çoğu zaman bilinmemezlikten, geleceğe yönelik olumsuz düşüncelerden ve kaygılardan kaynaklanan stres; aşırı veya uzun süreli olduğunda bireyde aşırı yüklenmelere, patolojilere sebep olabilir.

İnsanı yakın duygusal ilişkilerden uzaklaştıran, verimliliği düşüren ve en önemlisi bireylerin hayattan aldıkları zevkin azalmasına neden olan içsel durumun stres olduğunu söyleyebiliriz. Tıbbın çeşitli dallarında çalışan birçok bilim adamına göre de “STRES” bu tür durumların yaşanmasına sebep olmaktadır.

Stres her zaman kötü olaylardan kaynaklanmaz dedim. İnsan bazen de hoşa giden aktivitelerin meydana getirdiği olumlu strese girebilir. Örneğin; üniversiteyi kazanan öğrencinin yaşadığı mutluluktan kaynaklanan stres, duygusal bir ilişkiye başlamak, evlenmek, çocuk sahibi olmak, yaşadığımız çevreyi değiştirmek gibi iyi hallerin de sebep olduğu stres yaşanabilir. Bu olumlu durumların oluşturduğu stresle başa çıktığımızda olgunlaşırız, kendimize güvenimiz artar, karşılaştığımız problemlerle başa çıkma gücümüz artar. Bunlar stresin hayatımıza getirdiği olumlu etkilerden yalnızca birkaçıdır.

Olumsuz stres; uyum sağlamamız gereken hoş olmayan durumlar olduğunda yaşadığımız strestir. Buna örnek olarak ölüm düşüncesi, problemli ilişkiler, çok fazla iş yükü, hastalık, emeklilik, yakınların kaybı verilebilir. Eğer stresle sürekli ama etkisiz bir mücadele var ise, bu, sonuçta tükenmeyi getirir. Bura da ise Psikolog Selye’den bahsetmeliyiz:

Psikolog Selye (1976) stresin üç dönemli bir süreç olduğunu ileri sürer. Bu üç süreci irdeleyelim biraz…

Stres üç süreçte yaşanır. İlk dönem alarm tepkisi adını alır. Bu dönemde otonom sinir sistemi gayet faal bir duruma geçer ve salgı bezlerini uyararak kana bol miktarda adrenalin ve onun etkisi altında ortaya çıkan diğer biyokimyasal maddeleri pompalar. Salgıların etkisi altında vücut alarm durumuna geçer ve ortaya çıkacak acil durumlarla uğraşmaya hazırlanır. Stres veren uyarıcı ya da ortam devam ederse ikinci dönem ortaya çıkar. İkinci basamağa direnç dönemi adı verilir. Bu dönemde organizma yapmış olduğu alarm tepkisini ortadan kaldırır. Stresli ortama bir tür uyum yapar ve kandaki biyokimyasal maddeleri geri çeker. Organizma, sanki normal koşullar altında işliyormuş izlenimi verir. Ne var ki, gerçekte organizma yorulmaktadır. Ve içten içe direncini yavaş yavaş kaybetmektedir. Üçüncü basamağı oluşturan tükenme döneminde beden artık stresin baskısına dayanamaz, direncini kaybeder.

STRES OLUŞTURABİLECEK DÖRT KAYNAK:

1. Çevreniz uyum sağlamınızı gerektiren olaylar: hava, gürültü, trafik, kirlilik gibi.
2. Sosyal olaylar: yetiştirmeniz gereken ödevler, sunumlar, iş görüşmeleri, sevdikleriniz kaybetme, arkadaş ya da ailenizin beklentileri gibi.
3. Fizyolojik stres kaynakları: Ergenlik, menopoz, hastalıklar, yaşlanma, kazalar, yanlış beslenme, uyku bozuklukları.
4. Düşünceler: Beyniniz vücudunuzda ve çevrenizde olan değişiklikleri yorumlar ve ne zaman “acil durum tepkisi” vereceğine karar verir.

Stres durumunda insanlarda HEM BEDENSEL HEM DE PSİKOLOJİK DÜZEYDE bir dizi değişim meydana gelir:

*Kan akımı beden yüzeyi ve sindirim sisteminden kaslara, beyne yönelir.
*Göz bebekleri büyür.
*Tükürük artar.
*Kalp vurum sayısı ve şiddeti artar
*Solunum derinleşir, Kan basıncı yükselir
*Ter bezi faaliyeti artar.
*Mide asidi artar
*Karaciğerde glikojen olarak depolanmış şeker salınır.

Stresin doğrudan BEYNE ETKİSİ vardır. Bunlar arasında:

*Zihin karışıklığı
*Unutkanlık, Dalgınlık, Uykusuzluk
*Aşırı yeme ya da iştahsızlık
*Ağlama nöbetleri
*Depresif olma, Sinirlilik, Öfke hali
*Sıkıntı, huzursuzluk
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Stres: Vücudon Verdiği Tepkiler, Zararları ve Stres Kaynakları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Zehra BİNİCİ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Zehra BİNİCİ'nin izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     5 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Uzm.Psk.Zehra BİNİCİ
Ankara (Online hizmet de veriyor)
Uzman Klinik Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi12 kez tavsiye edildi
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Zehra BİNİCİ'nin Makaleleri
► Stres ve Stres Kaynakları Psk.Ziya ÜNLÜTÜRK
► Otistik Çocuklarda Duyulara Verdiği Tepkiler Psk.Dnş.Ayfer SUMMERMATTER
► Stres ve Stres Yönetimi Psk.Ümit AKÇAKAYA
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,104 uzman makalesi arasında 'Stres: Vücudon Verdiği Tepkiler, Zararları ve Stres Kaynakları' başlığıyla benzeşen toplam 25 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Okul ve Çocuk Ekim 2013
► İletişim ve Ben Dili Ekim 2013
► Evlilik Ekim 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


00:36
Top