2007'den Bugüne 81,157 Tavsiye, 25,806 Uzman ve 18,065 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Obsesyon mu ? Aşk mı?
MAKALE #11712 © Yazan Dr.Psk.Fatih SÖNMEZ | Yayın Kasım 2013 | 7,970 Okuyucu
OBSESYON MU ? AŞK MI?

Aşk bir obsesyon mudur? Birlikte olduğumuz kişiye aktardığımız duygular takıntılı yapımızın bir ürünü müdür? Yoksa aradığımızı bulduğumuzu zannetiğimizin vermiş olduğu bir coşkuyu mu yaşamaktayız?. Romantik aşkla, saplantılı ilişkiler arasında nasıl farklar vardır?
Öncelikle bu iki kavramın yoğun duyguları barındırdığını bilmemiz gerekir.. Bu yüzden ilk başlarda bu iki durumu birbirinden ayırmak güçtür.Ama ilişkinin ilerleyen zamanlarında ilişkinin içine nefret, öfke ve yıkıcı davranışlar girmeye başladığında ve ilişkinin doğasında bulunan zevk alma duygusunun yerini, büyük bir işkence ve ,acının almaya başlamasıyla işler değişmeye başlar.
Bir ilişki ters giderse ne olur?
Bu noktada yaşanan ilişkinin romantik aşk mı yoksa takıntılı bir kimyaya mı sahip olduğunu anlamamıza yardımcı olacak bazı sinyaller almaya başlarız. Sağlıklı bir romantik aşkta kıskançlığın ve buna bağlı olarak, zaman zaman yaşanan kızgınlığın sınırları bellidir ve saplantı içermez. Saplanmak, takılmak, değiştirememek, gidememek, bırakmamak gibi çok şiddetli duygu ve düşünceleri içeren ve sonunda muhakkak yıkıma yol açan, şiddeti barındıran, tuksak eden ve esir alan, almak isteyen son derece hastalıklı bir durumdur.Normalde ilişkilerde güven vardır. Esneklik tanınır ve bireysel alanlar mümkün olduğunca korunur ve sınırlar esneyebilir.,Ama saplantılı ilişkilerde yapışıklık, yapışma ve kendine yapıştırma arzusu, paylaşamama, tamamen sahiplenme ve kendine saklama söz konusudur. Saplantılı ilişkiler tehdit içeren, huzurun yerini daima şüphe ve endişenin aldığı, bir türlü yanlışlanamayan ama vazgeçilemeyen kuşkuların yaşandığı son derece tehlikeli duyguları barındırır. Saplantılı ilişkilerde hayaller genellikle güvensizlik, terk edilme, endişeleri üzerine kurulu olup, gerçeklikten zaman zaman kopan bırakılma korkuları en üst seviyede yaşanır. Karşısındakine güvenmez, eğer güvenirse aptal yerine konmuş olur yada’’ partnerim uzaklaşır’’ düşüncesi ile sürekli bir kontrol söz konusudur.
Obsesif ilişkiler sözde sevgi üzerine kurulu gibi görünen ama gerçekte güvensizlik, korku ,huzursuzluk üzerine inşa edilmiştir. Terk edilme endişesi o kadar hakim olmaya başlar ki , partnerini yanından ayırmak istemez, onu sürekli yanında görmek , ona dokunmak ya da sesini sürekli duymak ister.. Sesinden anlamlar çıkartır, konuşmasından terk edilme sinyalleri aldığını düşünür. Bu korku ve endişelerle partnere daha çok sahiplenme girişimlerini arttırarak devam eder. Ama ne kadar yakın olursa olsun , terk edilme endişesini susturmaya yetmez.Mesafe azalsa da kaygı bitmez.
Takıntılı ilişkilerde kişi, ilişki içerisinde her şeyin kendisine yönelik olmasını ister, kendi ihtiyaçları ön planda olup, partnerin ihtiyaçlarının yaşama şansı yoktur. Aşık olan insan ötekinin ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olarak yoğun bir çaba gösterir.Yatırım ötekinedir. Obsesyonel ilişkide ise yatırım tamamen bireyin kendisine dönüktür. Aşk bir coşku ise, obsesyonel ilişkide coşkudan ziyade yoğun kaygı nöbetleri vardır.Aşk içerisinde sınırsızca bir özgürlük arzusu söz konusudur.Aşık olanda olunan da bu özgürlüğü hisseder ve bu coşkuyu yaşar. Yani sınırlar aşılabilir. Obsesyonel ilişki içinde ise özgürlük alanı oldukça daralmış takıntılı olan ve takıntılı olunan kişinin yaşam alanı daralmış ve sınırlar oldukça daralmıştır.
Obsesyonel ilişki yoğun kıskançlıkla örtülmüştür. Kıskanmak, kontrol altına alma çabaları en ön plandadır. Ayrıca obsesyonel ilişki içerisinde körü körüne bağlanmaktan, hiç bir şeyi düşünmeden ilişkiyi yaşamak yerine karşısındaki hakkında her türlü bilgiyi elde etmeye, her türlü detaya sahip olmaya yönelik yoğun bir istek ve zorlama söz konusudur.
Aşk içerisinde güvenmek ve güven duygusu ön planda değildir. Obsesyonel ilişki her adımda güven sorgulanır ve bunu tehlikeye sokacak her detaya hakim olmak isteği ve bu istek gerçekleşse bile yine de yoğun öfke krizleri yaşanır.
Aşk her zaman vermek ,sevecenlik, destekleyici olmak demek iken, obsesyonel ilişkide öfke, sorgulama, cevaplarından bir türlü tatmin olamama, ardı arkası gelmeyen sorgulamalar söz konusudur.
Obsesyonel ilişkide kişi partnerini aynı zamanda bir tehdit olarak algılar. Hem saplantılı bir şekilde sevdiğini söylediği hem de eğer yeterince kontrol altına almazsa tehdit unsuru olabilecek bir kişi gibi yaşar. Yani iki uçlu bir durum söz konusudur. Hem sevdiği hem de tehdit olarak algıladığı kişi ile ilgili olarak, kafası karışıktır.Obsesyonel ilişki kuran bireylerin anne ve baba ile ilişkilerinde de obsesyonel davranışlar söz konusudur. Çünkü obsesyonel ilişiki kuran kişi bu şekilde ilişki kurulduğunu görmüştür. Yani partnerinde geçmişte görmüş ve bu tarzda kurmuş olduğu ilişki biçimlerinin etkilerini yaşamaktadır..Aşkta da geçmişe dair bir şeyler vardır fakat geçmişin esintisinin etkisi yıkıcı değildir.
Obsesyonel tarzda ilişki kuran kişi için kaybetme korkusu sevmenin ve diğerini düşünmenin ötekisine geçmiştir. Amaç kendi kaygılarını partnerin üzerinden yatıştırmaktır.Aslında derdi ötekini kaybetmek gibi görünse de kendisiyledir. Kişi kendi tek başınalığına, kendi beliği,ne katlanamaz. Ona göre saplantı nesnesiyle var olabilecektir. Bu yüzden obsesif tarzda ilişki kuran kişilerin ilişki içerisinde partnerine zarar verme ihtimali de söz konusu olabilmektedir.Çünkü partneri kaybetmek kendisini kaybetmektir.Yani bir var oluş endişesi söz konusudur. . Zaten kaybetme endişeleri ve şüpheleriyle ruhsal zarar veren bu kişiler, zarar vermeleri fiziksel şiddete de dönüşebilir. Aile içi şiddetin yaşandığı ilişkilerin bir kısmında obsesyonel ilişkiler de vardır.
Obsesyonel ilişkiler başlangıçta bireyler tarafından, ilgilenilmenin hoşnutluğuyla başlar. Hatta ilişki ortakları böylesi bir , ilgi gördükleri için oldukça memnun bile olurlar. Ama daha sonra bu ilgi boğucu ve yorucu olmaya başlar. Daha sonra eziyete dönüşür.Ve kişiler bu ilişkiden ve kişiden kurtulmanın yolunu aramaya başlarlar. İşte bu noktada zaten kaybetme korkuları yaşayan kişi için tehdit somut ve gerçekçi bir hale gelir. Obsesyonel ilişki kuran için ‘’ kehanet’’ doğrulanmak üzeredir. Gerçekten ona göre kaybetme endişelerini boşuna yaşamamıştır.Ve bu durum onun aslında kaybetme korkularının boşuna olmadığına dair bir ispattır. Zaten bununla ilgili başından beri veri toplanmaktadır.Burada ilkel mekanizma olan ''yansıtmacı özdeşim'' partnere çoktan yansıtılmıştır. Zaten o beni hiç sevmedi ve başından beri beni bırakmak istiyordu gibi bir çıkarım rahatça yapılır. Böylece kendisinin karşı tarafı nasıl bunalttığı ve kendi kaygılarını nasıl yansıttığının farkında olmayan kişi bütün suçu karşı tarafa bırakmıştır bile.
Terk edilme korkusu yaşayan o değildir, ‘’ zaten başından beri böyle bir tehdit olduğu için ben bunları düşünmekteyim düşüncesi ‘’ köklenir.(Kişi tarafından bu şekilde zannedilir). Obsesyonel tarzda ilişki kuran insanlar aynı zamanda oldukça depresiftirler. Bu günlük yaşantılarına yansır ve ilişkiye de yansıtılır.
Obsesyonel ilişki kuran insanlar kendilerini hayattan izole ederler. Partnerini de buna mecbur bırakırlar.Onlar için ilişki partnerleriyle birlikte bir fanus içinde yaşamaktır.İnsanlardan yani tehlikeden uzak ve güvenli.
Buraya kadar olan söylediklerimi maddeler halinde sıralarsam;
1) Aşkta güven, coşku, desteklemek ve ötekini ve onun ihtiyaçlarını düşünmek ve sevgi yatırımı söz konusudur.
Obsesyonel tarzdaki ilişki de ise güvensizlik, kendi ihtiyaçlarını düşünme, yoğun bir kaygı, endişe söz konusudur. Sevgi gibi görünen şey, hastalıklı bir takılmadır.
2) Aşk sınırsızca yaşanan ve yaşanmak istenen bir duygudur. Obsesyonel ilişkide ise sınırlar olabildiğince daralmış ve nefes alacak alan kalmamıştır.
3) Aşkta da kaybetme korkusu yaşanır. Obsesyonel ilişki de ise bırakılma ve terk edilme endişesi hakimdir.
4) Aşkta romantik kıskançlık hakimdir.Karşısındakini düşünmenin ve onu bir başkası ile paylaşmak istemediğinin göstergesidir.Ve etki alanı sınırlıdır. Obsesyonel ilişkide ise kıskançlık ilişkiyi tamamen örtmüş ve ilişki bu yapının üzerine kurulmuştur.
5) Aşkta sevecenlik hakim iken obsesyonel ilişkide öfke, nefret ve nihayetinde şiddet hakim olabilir.
6) Aşkta incitmeme endişesi,,obsesyonel ilişki de incinmeme endişesi yatar.
7) Aşkta merkez ötekidir. Obsesyonel ilişkide ise egosantriktir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Obsesyon mu ? Aşk mı?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.Psk.Fatih SÖNMEZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dr.Psk.Fatih SÖNMEZ'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     4 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Fatih SÖNMEZ Fotoğraf
Dr.Psk.Fatih SÖNMEZ
İstanbul
Doktor Psikolog
Uzman Psikolog / Ergen -Bireysel Sorunlar-Aile ve Çift Terapisi
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi79 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dr.Psk.Fatih SÖNMEZ'in Yazıları
► Obsesyon & Kompulsiyonlar Psk.Adem OCAK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,065 uzman makalesi arasında 'Obsesyon mu ? Aşk mı?' başlığıyla benzeşen toplam 3 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Evlilik Terapisi Ağustos 2019
► İlışki Danışmanlıgı Ağustos 2019
◊ Evlilikte Kilitlenme Nisan 2018
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


18:39
Top