2007'den Bugüne 84,906 Tavsiye, 26,561 Uzman ve 18,915 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Anne Baba Karneyi Nasıl Karşılamalı?
MAKALE #1191 © Yazan Uzm.Psk.Arzu GÜNEŞ | Yayın Haziran 2008 | 5,890 Okuyucu
Öncelikle karnenin, daha doğrusu “Okul Karnesi”nin tanımını yapalım. Öğrencilere dönem sonlarında okul yönetimleri tarafından verilen ve her dersin başarı durumu ile devam, sağlık, yetenek ve genel gidiş durumlarını gösteren belgeye “karne” diyoruz. Ama tanımda yer alan biçiminden çok daha karmaşık bir kavramdır karne. Tanımda söz edilen başarı durumu; birçok yükü, korkuyu, sızıyı, sevinci de beraberinde getirir. Yani öyle bir sayfalık basit bir kağıt olmaktan çok ötedir “karne”.

Acaba ilk okul karnesi ne zaman verilmeye başlamıştı? Küçük bir araştırma yaptım ve bazı bilgilere ulaştım. Tarihte okul karnesi ilk olarak 1800’lerin sonlarında verilmeye başlanmış. Bu ilk karnelerde; öğrencilerin ulaşması beklenen becerileri içeren bir liste yer alıyormuş ve öğrencilerin bu becerileri edinip edinmediği belirtiliyormuş. Örneğin; “Okuma becerisini edindi” veya “okuma becerisini edinmek için daha fazla uygulama yapmalı” gibi ifadeler varmış o ilk karnelerde.

Ne güzel, puanlamalar, karşılaştırmalar, başka çocuklarla kıyaslamalar yok..
Sonraları, 20. yüzyılın ilk yarısında beceri listeleri yerini sayısal değerlere bırakmış. Daha sonra ise, bazı ülkeler yine sayısal değer taşıyan, harflerle değerlendirmeye geçmişler. Sonuçta sayısal ya da harf ile olsun, “karne” öğrencinin düzeyine işaret eder hale gelmiş. Galiba bugünkü karnenin o ilk karnelerden farkı, çocuğumuzu diğer çocuklarla kıyaslıyor olması.

Bu, iyi mi kötü mü? Ben bir eğitimci değilim, konuya sadece psikolojik açıdan bakıyorum. Ve sadece çocuklarımızı düşünüyorum. Sürekli olarak kıyaslanan; arkadaşıyla, kardeşiyle, kuzeniyle hatta anne babasının çocukluğuyla kıyaslanan çocuklarımızı düşünüyorum...

Kıyaslanmak, psikoloji biliminde çok da olumlu anlaşılan bir kavram değildir. Biz yetişkinler bile kıyaslanmaktan hoşlanmayız. Hiç birimiz kimseyle kıyaslanmak istemeyiz. Çünkü hepimiz tek, farklı ve biricik olduğumuzu düşünüyoruz. Öyleyiz de!
“Okul Karneleri” bu biriciklik kavramıyla oldukça ters düşüyor. O halde hiç değilse biz anne babalar çocuklarımızın diğer çocuklardan farklı olduğunu fark edelim. İlgi duyduğu, yetenekli olduğu alanlara yönelelim. Çünkü bu günkü eğitim sistemimiz çocukların tüm alanlara eşit ilgi duymasını bekliyor. Eşit başarı bekliyor. Sizce bu mümkün mü?

Hepimizin karneyle ilgili anıları var. Şöyle bir hatırlayalım; içinde ister iyi, ister kötü notlar yer alsın; “karne” kaygı yaratırdı, biraz karnımızı ağrıtırdı değil mi? Sanki bütün bir eğitim yılının ağırlığı bu bir sayfalık kağıtla elimize bırakılıverirdi. Evet ağırdı, taşıması zordu...

Peki ama neden? Okul karnesini bu kadar ağırlaştıran sizce nedir?

Sanırım her şeyden önce; onaylanmak, takdir edilmek, beğenilmek duygusuna ulaşmanın çocukluktaki en somut yolu “iyi bir karne getirmek” idi. Düşünsenize, en çok ihtiyaç duyduğumuz, benliğimizi besleyen “onaylanma duygusuna” ulaşıp ulaşmamamızı, sadece o ikiye katlanmış bir sayfalık kağıt belirliyordu.

Karne; beraberinde bir çok sosyal anlamlar taşıyan, ağır duygusal yükler getiren bir kavram. Küçücük omuzlara yüklenen ağır bir yük. Hele şimdiki karneler, çocuklarımızın geleceğini belirleyen sınavlarda da etkili hale geldi. Peki anne-babalar çocuklarının sırtındaki karne yükünü hafifletmek için neler yapabilirler?

Bu soruyu cevaplayabilmek için çocuğun okul başarısını, dolayısıyla karne başarısını belirleyen etkenlere şöyle bir göz atalım.
  • Yani çocuğumuzun zeka düzeyi,
  • Çocuğun öğrenme becerisi ve ders çalışma alışkanlıkları
  • Okul ve öğretmenlerin bilgi düzeyleri ve tutumları: Okul ve öğretmen, çocuğu ilgi duyduğu alanlara yöneltiyorsa çocukların okul başarıları artıyor. Bireysel farlılıklar olumlu algılanıp destekleniyorsa, çocukta özgüven gelişiyor ve başarı artıyor. Diğer taraftan, öğretmenlerin bilgi ve öğretme becerisindeki yetersizlikler çocukların başarısını olumsuz yönde etkileyebiliyor.
  • Anne babanın çocuktan beklentileri ve tutumları: Mükemmel çocuk beklentisi çocuk üzerinde yetersizlik duygusu yaratıyor ve özgüven eksikliğine sebep olabiliyor. Anne babanın da çocuğun başarılı olduğu ve ilgi duyduğu alanlara odaklanması gerekiyor. Çocuğun başarılı olduğu alanları bulmak çok önemli. Eksikliklere odaklanmak yine yetersizlik duygularına sebep olabiliyor.
  • Duygusal sorunlar ile dikkat eksikliği ve hiperaktivite gibi gelişimsel bozukluklar: Çocuğun çeşitli nedenlerle yaşadığı duygusal sorunlar (örneğin; yeni bir kardeş ve kıskançlık) onun okul başarısını olumsuz yönde etkileyebiliyor. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite gibi gelişimsel bozukluklar da sıklıkla okul başarısızlığını beraberinde getiriyor.
Hepimiz çocuklarımızdan iyi karne bekliyoruz. Anne-baba olarak bunu fazlasıyla da hak ediyoruz. Onlar için çalışıp çabalıyoruz, onlar iyi olsun diye kendi isteklerimizden fedakarlık ediyoruz. Onların isteklerini yerine getiriyoruz, kendimize alacağımıza onlara alıyoruz. Ve onlardan sadece iyi bir karne bekliyoruz.

Ama yukarıda saydığım çocuğun başarısını belirleyen etkenlere dikkat edersek, çocuklarımızdan iyi bir karne ile, aslında ne çok şey beklediğimizi daha iyi anlarız.
  • İyi bir zeka düzeyine sahip olmalarını bekliyoruz
  • Öğrenme becerilerinin ve ders çalışma alışkanlıkların kusursuz olmasını bekliyoruz
  • Öğretmenlerinin bilgi düzeyinin iyi olmasını, onların sağlamasını bekliyoruz
  • Biz anne-babaların beklenti ve tutumlarını da en iyi şekilde onların belirlemesini bekliyoruz
  • Duygusal sorunlara sahip olmamalarını ya da, dikkat eksikliği ve hiperaktivite gibi gelişimsel bozukluklardan uzak olmalarını bekliyoruz
Sizce bu haksızlık değil mi? Haydi şimdi, burada “iyi karne” beklentimizi bir gözden geçirelim.

Karnenin iyi bir karne olması için; tüm derslerin “pekiyi” veya “9-10” olması gerekiyor. Bu ideal karne! Düşünün ki, bir kitapçıya girdiniz. Ne yaparsınız? Hoşlandığınız türden kitaplara yönelirsiniz. Diyelim ki, tarihe ilgi duyuyorsunuz, öyle ki, roman seçerken bile tarihi içerikli romanları tercih ediyorsunuz. Ama kitapçı size bahçecilik ve bitkiler ile ilgili kitaplar satmaya çalışıyor. Üstelik bu kitapları satın alıp, ilgi ile okumanızı istiyor. Hatta bir adım daha ileri giderek, okuduklarınızı öğrendiğinizi göstermeniz için sınava girmenizi ve başarılı olmanızı bekliyor. Bu ne kadar tatsız bir durum olur değil mi? Deli misin be adam demez miyiz kitapçıya? Kendi ilgi duyduğumuz, bizde merak uyandıran ve keyif aldığımız kitapları okumak istemez miyiz? Evet, isteriz. Kendimiz olmak isteriz: bizi biz yapan, başkalarından ayıran, biricik olmamızı sağlayan tercihlerimizi özgürce ortaya koymak isteriz.
  • Çocuklarımız da “biricik”.
  • Hepsi birbirlerinden farklı: Her birinin farklı yetenekleri var, farklı ilgi alanları var ve farklı öğrenme düzeyleri var.
  • Her biri farklı yollarla öğreniyor ve bunun için farklı öğrenme ortamlarına ihtiyaç duyuyor.

İşte çocuklarımızın bu farklılıklarını görür ve buna saygı duyarsak, başarılarını olumlu etkilemiş oluruz. Uygun öğrenme ortamı sağlandığında başarısız öğrenciler bile mutlaka yetenekleri çerçevesinde başarıya ulaşacaktır.

Farklı ilgi alanları fark edilen çocuklar, bu yönlerde desteklendiğinde özgüvenleri artacaktır. Okula olumlu duygularla yaklaşacaklardır. Duyguların öğrenmedeki rolü çok büyüktür. Duygu ile düşünce arasında kuvvetli bir bağ vardır. Duygular dikkat etmemizi sağlar. Dikkat de; anlamamızı, öğrenmemizi, hafızada tutmamızı sağlar. Bir başka ifade ile; sadece olumlu duygularla yaklaştığımız konuları öğrenebiliriz. Yetenekli olduğumuz, ilgilendiğimiz alanlara daha olumlu duygular besleriz, o zaman dikkatimiz artar. Böylece, bu alanlarda öğrenmemiz çok daha kolay olur.

O halde çocuklarımızın yeteneklerini, ilgi alanlarını keşfetmelerine yardımcı olmalıyız.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Anne Baba Karneyi Nasıl Karşılamalı?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Arzu GÜNEŞ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Arzu GÜNEŞ'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Arzu GÜNEŞ Fotoğraf
Uzm.Psk.Arzu GÜNEŞ
Ankara (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi44 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Arzu GÜNEŞ'in Makaleleri
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,915 uzman makalesi arasında 'Anne Baba Karneyi Nasıl Karşılamalı?' başlığıyla benzeşen toplam 14 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Alkol Bağımlılığı Nisan 2015
► Aile ve Kriz Nisan 2015
► Aile İşlevselliği Mart 2015
► Bağımlılık Şubat 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


02:38
Top