Arama : | Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Oyun ve Oyunun Çocuklara Sağladıkları
MAKALE #12143 © Yazan Psk.Eser ÖLÇER | Yayın Ocak 2014 | 1,651 Okuyucu
“Çocukların oyunu oyun değil, onların en gerçek uğraşıdır.”
Montaigne

“Oyun; çocuğun en önemli işi, oyuncakları da en önemli aracıdır.”
Maria Montessori

Türk Dil Kurumu oyunu “Vakit geçirmeye yarayan, belirli kuralları olan bir tür eğlence” olarak tanımlar. Tarih boyunca değişik birçok türde oyunlar türetmiştir insanoğlu. Oyundaki temel amaç eldeki verilerle hareket ederek bu verilere yeni anlamlar yüklemek, kurgular üretmek, tekrarlar yapmak, bu yolla da tecrübeler kazanmaktır.
Oyun oynama işi doğumla başlar ve devam eder. Oyun bebeklerin ve çocukların en ciddi işlerinden birisi, belki birincisidir. Biz yetişkinler için oyunun anlamı daha çok, çocuğun eğlenmesi, oyalanma aracı hatta başımızdan savmak anlamlarına gelebilir. Oysa çocuklar için oyun; ruhsal, bedensel, dilsel ve sosyal gelişimleri anlamında olmazsa olmaz öneme sahiptir.
Çocuk oyun oynadıkça becerileri gelişir, kendini ve dünyayı daha iyi tanıma şansı elde eder. Çocuklar oyun ile konuşma, yardımlaşma, paylaşma, merhamet etme, bilgilenme, tecrübe kazanma, diğergamlık (empati-duygudaşlık) gibi birçok olumlu kazanımlar elde edebilirler. Çocuklar oyun aracılığıyla kendini ifade etmeyi, yeni bilgiler edinip bunları kullanma yollarını, yeni nesneleri tanımayı ve olayları konuşabilmeyi öğrenir ve geliştirir. Oyun çocuklar için hem bir eğlence kaynağı hem de bir öğrenme aracıdır. Oyun, çocuğu gerçek yaşama hazırlayan en önemli araçlardan birisidir.
Oyun ile çocuklar birçok eylem içinde bulunur. Koşar, zıplar, saklanır, atlar, tırmanır, toplar, çıkartır, tekmeler, taklalar açar ve bunlar gibi sayısız denebilecek birçok fiilin faili konumundadır. Tüm bunlar çocuğun enerjisini boşaltıp rahatlamasını sağlar. Çocuklar oyun sayesinde karakter gelişiminde önemli bir basamak olan “bağımsızlığı kazanma” şansı yakalarlar.
Oyunda çocuk bağımsız hareket eder. Çocuklar küçük yaşlarda oyunlarına kimseyi karıştırmak istemez, emir almaktan hoşlanmaz, gerçek anlamda liderliği yaşarlar. Aynı zamanda oyun sayesinde çocuk nesnelerin çeşitli özelliklerini de (ağırlık, hafiflik, büyüklük, küçüklük, uzunluk, kısalık gibi) fark etmeye başlar.
Çocuklar hayal dünyasını oyunlarına taşırlar. Gerçek yaşamda yapamadığı birçok faaliyeti oyun sayesinde gerçekleştirebilir. Bu da çocukların zihnisel gelişimleri açısından son derece faydalıdır. Bunun yanı sıra çocuklar edindikleri olumlu veya olumsuz mesajları, yaşamda karşılaştıklarını oyunlarına yansıtarak çeşitli konularda farkında olmadan bizlere bilgiler sunarlar. Sözgelimi bir çocuk bebeğine zorla yemek yedirerek annesini taklit edebilir. Buradan çocuğun, annesinin bu davranışından ne kadar etkilendiği ile ilgili mesajlar çıkartılabilir.
Çocuğun etki altında kaldığı psikolojik faktörler, bilinçaltı birikimler oyun sayesinde anlaşılma şansı verebilir. Çocuk maruz kaldığı şiddeti oyunlarına, arkadaşlarına yansıtabilir. Ailesi tarafından şiddet gören bir çocuk bunu oyuncaklarına veya arkadaşlarına karşı sergileyebilir. Grupça oynanan oyunlarda çocukların davranışlarından aileleri hakkında öngörü elde edinilebilir. Bunun nedeni çocuğun davranışlarını, büyük oranda aileden alması, aileden gördüğü eğitimin sonucu davranışlarının gelişmesidir.
Örneğin otoriter bir aile yapısından gelen bir çocuk, hele ki şiddete de maruz kalmışsa, oyunlarında saldırgan davranışlar sergileyebilir veya tersine olarak ve çocuğun kişilik özelliğine bağlı olarak oyunda çocuk pasif ve silik görülebilir. Bunun dışında çocuk hoşgörülü, her istediği yapılan bir aile ortamında yetişmişse bu gibi çocuklarda oyunlardaki kurallara uymakta zorlanabilir. Sıklıkla arkadaşları arasında oyunbozan damgası yiyebilir.
Çocukların oyunları yaş ve cinsiyete göre farlılıklar arz edebilir. Kız çocuklar daha çok ip atlama, seksek, evcilik, istop gibi oyunları tercih ederlerken; erkek çocuklar futbol, basketbol, saklambaç, bisiklete binme, doktorculuk, şoförcülük gibi oyunları tercih ederler.
Bunun gibi yaşlara göre de oyunlar farklıdır.
Bir yaş çocukları daha çok dokunmaya, yakalamaya veya atmaya dayalı oyunlar oynarlar. Nesneleri dokunarak, tutarak, yoklayarak anlamaya çalışırlar.
İki yaş itibariyle çocuklar daha çok sosyal ortamın etkisinde kalınan oyunlara yönelirler ve bunlar daha çok taklide dayalı oyunlardır. Örneğin bir kız çocuğu annesinin kendisine uyguladığı bir davranışa dayanarak bebeğini ayağına yatırıp uyutmaya çalışabilir. Bunun yanında çocuklar oyuncaklarıyla konuşarak, nesneleri amaçlarına uygun kullanmaya çalışarak oyunlar oynamaya başlarlar. Evcilik gibi oyunlarda genellikle anne ve babaların davranışları sergilenir. Bu gibi oyunlar çocukların sosyalleşmeye başladıklarının birer kanıtı gibidir. Çocuk bir nevi kendini sarıp kuşatan sosyal çevreyi taklide dayalı olarak sergilemeye başlar. İki yaş dolayları, çocukların taklit yeteneklerinin gelişmeye başladığı dönem olması hasebiyle anne babaların davranışlarına dikkat etmeleri gereken bir dönem olarak dikkat çekicidir.
Üç-dört yaş çocukları benmerkezci yapıda oldukları için bu yaşlarda oyunlar daha çok bireyseldir. Çocuk her şeyi kendisi için sandığından oyunlarında paylaşmayı hoş görmez. Kendi oyuncağını paylaşmadığı gibi arkadaşının oyuncağının da kendinin olmasını isteyebilir. Çocuklar bu yaşlarda sürekli oyuncak kavgası ederler. Biri oyuncağı almaya çalışırken diğeri bunu saklamaya, vermemeye çalışır. Kavgaların şiddeti bazı durumlarda artarak iki taraftan birinin ağlaması ve anne-babaların devreye girmesiyle sonuçlanır.
Beş-altı yaş çocuklarında oyunlar anlamında en belirgin özellik grup oyunlarının artışıdır. Çocuklar bu dönemde iş birliğine dayanan oyunlar oynarlar. Oyuncak değiş tokuşu yapmak hatta oyuncak paylaşımı yapmak çocuk için problem olmaktan çıkmıştır. Ancak grup oyunlarında da bazı problemler göze çarpabilir. Bunların başında rekabetin getirdiği olumsuz özellikler gelir. Çocuk, grup oyunlarında kazanmayı arzu eder. Diğerlerinden geri kalmamaya çalışır. Eğer oyunu iyi sonuçla bitirirse, bu onun gururunu okşar. Tersi olduğunda ise utanır, yenilgiyi kabullenemeyebilir, hırs geliştirebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta çocuğa oyunun amacının sadece kazanmak olmadığının aşılanmasıdır. Çocuğa kazandırılması gereken asıl şey, oyunu kurallarına göre oynamanın öneminin anlatılmasıdır. Çocuğa her zaman bir kazananın ve bir kaybedenin olacağının anlatılması önemlidir. Aksi takdirde çocukta hırs duygusu kamçılanmış ve bunun sonucunda haset duygusunun da tohumları ekilmiş olur. Çocuk kendinden üstün olanlara düşmanca duygular besleyebilir, kin duymaya başlayabilir.
Çocuklar oyun oynarken kuşkusuz gelişirler. Ancak onları daha da geliştirmek anne babaların elindedir. Nasıl mı? Bakınız şöyle: Çocuk için en değerli ve önemli varlık anne-babalardır. Çocuğun en önemli rol modeli anne ve babasıdır. Hz. Muhammed (s.a.v) “Küçük çocuğu olan onun hatırı için çocuklaşsın.” buyurarak anne ve babaların çocukla oyun oynamalarının ne denli önemli olduğuna dikkat çekmekle kalmamış, çocuklarla oyunlar oynayarak bizlere rehber de olmuştur. Bir babanın çocuğuyla oyun oynaması çocuk için çok değerlidir. Sevgi bağını kuran ve sağlamlaştıran en önemli araçlardan biridir oyun.
Ancak çocuklarımızla oyunlar oynarken dikkat etmemiz gereken şeyler de yok değildir. Her şeyden önce oyun oynarken çocuğun seviyesine inilmesi çok önemlidir. Bu, çocukla iletişim kurmanın ve oyun oynamaya başlamanın ön koşulu gibidir. Çocuklarla oyun oynarken çocukların görmek istedikleri sizin yetişkin olarak daha becerikli, daha akıllı olduğunuz değildir. Onlar sadece sizlerle oynamak isterler. Amaç çocukla oynamak değil birlikte bir şeyler paylaşmak olmalıdır.
Dikkat edilmesi gereken bir diğer konu da beklentilerimizdir. Çocuklar bir şeyler yaparken anne babalar olarak genellikle onların işlerine karışırız. Onlardan güzel hatta mükemmel sonuçlar bekleriz. “Çocuk resmi” çizmeye çalışan bir çocuk anne babasının birçok olumsuz iletisiyle karşı karşıya kalır. Yapılan iş güzel olmayabilir. Çocuğun resminde, çizilen çocuğun kulakları abartılı bir şekilde büyük olabilir, bacakları birbirine orantısız olabilir, burun çizimi unutulmuş olabilir… Tüm bunlar kuşkusuz eksikliktir. Ancak çocuklara bu konuda olumsuz iletiler göndermek çok daha büyük bir eksiklik, yanlışlıktır. Çünkü çocuk, resmi yaparken her şeyini vererek yapmıştır. Onun için yapabileceğinin en iyisi budur. Burada önemli olan şey çizilen resim değil çocuğumuzun resim çizme faaliyetidir. Ancak anne–babalar genellikle kaygı ürünü olarak resmi beğenmezler. Çünkü çocukları iyi yetişsin isterler. Daha güzelini yapsın isterler. Ama farkında olmadan çocuğun kendini kötü hissetmesine neden olmuş olurlar. Küçük bir taltif çocuğu havalara zıplatabilecekken olumsuz bir yargı onun kendisi ile ilgili olumsuz şeyler düşünmesine neden olabilir.
Örneğin annenin şöyle dediğini varsayalım: “Çizdiğin çocuğun burnu eksik kalmış. Aaa bir bacağı da büyük olmuş. Bir çocuğun kulakları bu kadar büyük olmaz. Bak bizimkiler böyle mi?” Başlangıçta çok masum görünen bu ifadeler aslında çocuğun kendini kötü hissetmesinden, çocuğu yermekten başka bir anlam taşımazlar ne yazık ki.
Çocuk bu ifadeler karşısında şöyle çıkarımlar yapabilir:
“Hımm. Ben her zaman eksik yapıyorum zaten.”,
“Yine başaramadım, güzel bir resim yapamadım.”,
“Ben beceriksiz bir çocuğum.”,
“Bir daha resim yapmayacağım.”
Buna benzer bir sürü çıkarımda bulunabilir çocuk. Hâlbuki bunun alternatifi olarak çocuğa sadece şu söylenseydi
“Harika bir resim olmuş. Aferin bebeğime, çak bakalım.”
Çocuk havalara uçabilir, kendini iyi hissedebilirdi. Bu durumda çocuk muhtemelen şöyle düşünecekti:
“Annem yaptığım resmi çok beğendi. Gerçekten güzel bir resim yapmış olmalıyım. Bir dahaki resimde daha güzelini yapmaya çalışacağım.”
Küçük damlalar büyük bir göl oluşturabilir. Çocukların kendilerini iyi hissetmeleri sağlamak elimizde; yeter ki uygun iletişim yollarını öğrenelim.
Çocuk ve oyun konusunda dikkatinizi çekmek istediğim bir diğer konu da oyuncak seçimi ve malzemeleriyle ilgili olacaktır. Çocuklar yaklaşık beş yaşlarına kadar hayal ile gerçeği tam olarak ayırt edemezler. Çocuk hayal ettiği bir şeyin gerçekleşeceğine inanır. Varlıkları canlı-cansız diye ayıramaz. Rüyalarını gerçek zanneder. Oyuncaklarını canlı varlıklar gibi görerek onlarla konuşur, onlarla arkadaşlık eder, onlara isim verir, bazen kızar, cezalandırır. Çocuk için bunlar önemlidir.
Önemli olan bir diğer şey de nesnelere verdiği değerdir. Çocuk için 100 TL’lik bir banknot önemsizken 1 TL’lik madeni para daha değerli olabilir. Antika bir vazo ile cam bir sürahinin farkı yoktur. Biriktirdiği gazoz kapakları sonsuz değerdedir.
Kısacası bizim yetişkin olarak önem verdiğimiz nesnelerle çocukların önemsedikleri çok farklı olabilmektedir. Söz konusu şey oyuncak seçimi olduğunda çocuğun seçimi çok önemlidir. Çünkü çocuk değer verdiğini sever; tıpkı biz yetişkinler gibi. Çocuğun önemli gördüğünü anne-babalar önemsiz görürlerse çatışmalar çıkabilir.
Oyun ve oyuncağın değeri, çocuğu hayal dünyasına itmesiyle ölçülmelidir. Herhangi bir nesne veya oyuncak çocuğun hayal dünyasını tetikliyorsa eğitim anlamında değerli görülmelidir. Çocuk tahta bir çubuğu yeri geldiğinde at olarak kullanır, yeri geldiğinde saz olarak kullanır, yeri geldiğinde kılıç olarak kullanır…
Kur-bırak tarzı elektronik oyuncaklar bir sonuca bağlanmış oyuncaklardır. Çocuğun hayal kurmasına fazla olanak tanımaz. Burada marifet oyuncaktadır, çocukta değil. Kurar ve seyreder sadece.
Sonucunu çocuğun oluşturacağı, hayal kurmasına olanak tanıyan basit bir malzeme bile bu tarz pahalı oyuncaklardan daha eğitici roldedir.
Oyuncak çocuk için merak uyandırmalı, el-göz koordinasyonunu geliştirici nitelikte olmalı, hayal gücünü tetiklemeli ve hepsinden önemlisi çocuğu problem çözmeye itmelidir.
Eser ÖLÇER
Psikolog/Psikoterapist
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Oyun ve Oyunun Çocuklara Sağladıkları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Eser ÖLÇER'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Eser ÖLÇER'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Eser ÖLÇER'in Yazıları
► Çocuklarda Oyun Kavramı ve Oyun Terapisi Uzm.Psk.İlayda YENİGÜN
► Oyunun Sihiri Psk.Neşe ŞAHİN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,480 uzman makalesi arasında 'Oyun ve Oyunun Çocuklara Sağladıkları' başlığıyla benzeşen toplam 15 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Çocuk ve Uyku Ocak 2014
◊ Çocuk ve Allah Mart 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


04:23
Top