TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



PSİKOTERAPİ VE YAZI

Yusuf BAYALAN Fotoğraf
Yusuf BAYALAN
İstanbul
Psikolog / Psk.Danışman
Özel Statülü Üye!TavsiyeEdiyorum.com Üyesi2 kez tavsiye edildiÖzel Uzmanlığı VarKütüphanemizde Yayınlanan 7 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıÖzel Mesaj GönderilebilirAnahtar Kelimeler: depresyon tedavisi panik atak tedavisi psikolojik yardım psikolojik destek psikolojik danışman psikoterapist sosyal fobi çekingenlik aile terapisi aile terapisti ilişki terapisti ilişki terapisi aile danışmanı aile danışmanlığı evlilik terapisti evlilik terapisi eşler arası iletişim eş ilişkileri ergenlik problemleri ergen terapisti erken danışmanı ergen danışmanlığı çocuk psikolojisi çocuk problemleri boşanma danışmanlığı yetişkin terapisti şema terapi seks terapisi ailevi problemler stres proKişisel Bilgileri Mevcutİnternet Sitesi VarMSN/ICQ/Skype Adresi VarTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 175,

* Yayın Tarihi : 26-06-2008 - 11:25 (73 gün önce),

* Ortalama Günde 2.40 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 5854 , Kelime Sayısı : 743 , Boyut : 5.72 Kb.
Ziyaretçilerimizin Üyemiz Yusuf BAYALAN hakkında söyledikleri:
Merhaba..
Bende bir çok insan gibi psikoloklara karşı olumsuz bir tavır takındım hep , bu tavrı takınmamda -olumsuz olarak- etkili olan kişi de ilk gittiğim psikoloktu. Daha beni tanımaya çalışmadan sürekli yaşadığım sorunlarla ilgili sorular sorar bu sorulara cevap vermemi isterdi fakat hiçbir zaman bir çözüm yolu önermezdi. Kötü bir deneyimdi benim için ilk görüşmemden sonra iki yıl hiç bir psikoloğa gitmedim hepsinin yaklaşımı aynı olacaktır diye fakat bir gün ablam sayesinde Yusuf Bayalan'la tanışma fırsatı buldum. O gün benim için çok güzel geçti ilk psikoloğumun yaptığı gibi sorular so... [DEVAMI..]

(Sena Ç., Danışan, 11-07-2008)

Merhabalar ;

kişinin psikolojik desteğe ihtiyaç duyduğuna karar vermesi oldukça zor bir konu! pek çoğumuz bunu kendimize yediremez destek almayı kabullenmek istemeyiz yada hep erteler düzeleceğini düşünürüz bende bu konuda karar verene kadar epey uzunca bir süre ertelemeden sonra bir gün buna ihtiyaç duyduğuma karar verdim ve araştırma yapmaya başladım ilk başta ne soracağımı hangi konular da bilgi alacağımı bile bilmiyordum ilk aklıma gelenler telefon açtığım birkaç danışman ofisinde nasıl bir yol izliyorsunuz seans ücreti nedir ne zaman başlayabiliriz gibi sorular oldu bu araştırma sırası... [DEVAMI..]

(TUGBA, Danışan, 02-07-2008)

Yusuf BAYALAN Hakkındaki Tüm Tavsiyeler
PSİKOTERAPİ VE YAZI


Her şeyi anlatırken kullanır da yazıyı insan, yazıyı anlatacağı tuttuğunda neyi kullanacağını kestiremez. Tarifinden zor kutsallığını anlamak. Yemin edenlerin en yücesinin neden yazıyı seçtiğini anlamak zor. Sadece bu bile insanı çaresizliğiyle, yani kendisiyle yüzleştirmeye yetiyor.
Yazı kutsal; insan, en şereflisi tüm yaratılmışların. Yazı ve insan ilişkisi aslında, “kutsal” ile “eşref”in ilişkisidir.

Yazı en temelde bir iletişim aracıdır. İletişim; yani kendini karşı tarafa iletmek ve karşı tarafın sana ilettiklerine kendinde bir yer edindirmek. Kutsallığı belki de buradan geliyor; “En Ulu” olanın iletisinde bir araç olmasından. Getirenin kıymeti gönderenle ve getirilenle ilişkili değil midir zaten?

Yaratılmışların en şereflisinin, özgürleşmek(özünü gürleştirmek) için girdiği meşakkatli yoldur psikoterapi. Yazmak, “insanın kendini yeniden inşa süreci”nde “kutsal” olanı kullanmasıdır. Yazı ise, insanın özünde olanı kendine getirmesinde, kendi kuyusundan su çekmesinde kullandığı araçtır. Yazı bu önemli işlevini, düşünceyi, duyguyu, davranışı ve fizyolojiyi damıtarak gerçekleştirir. Yazı ile insan, kendini biteviye tekrar etme durumundan, kendini gözleyen pozisyonuna geçer. Bu açıdan, insanın tek başına dahi olsa(terapi süreci haricinde) doğru sorular eşliğinde, kendine dönük yazması terapötik bir etki yaratır. Zaten tüm teorisyenler, bilgeler, arifler kendilerinden hareketle insanı ve insanlığı anlamaya çalışmış değiller midir?

Yazı yaratıcı, farkındalık sağlayıcı ve özgürleştirici araç olmasının yanında kaygı verici de bir şeydir. Çünkü yazarken, yani kendi kuyunuzdan su çekmeye kalkıştığınızda ne ile karşılaşacağınız bir muammadır ve tüm muammalar anksiyete yağmurunu taşıyan kara bulutlardır. Genelde insanlar, bu kara bulutlarla yüzleşmemek için, başını gökyüzüne çevirmezler. Ancak bu şekilde davranmak kendini, yağmurun rahmetinden de mahrum etmek demektir. Oysa en çok ihtiyacımız olan şey belki de bu “rahmet”tir.

Psikoterapide yazı, danışanlara ev ödevi/terapi çalışması olarak sunulur. Danışanlardan, bir günde yaşadıklarını, beli durumlardaki tutumlarını, tüm terapi sürecini vb. değerlendirmeleri. istenir. Terapi sürecine aktif katılanların bu süreci daha iyi işlettikleri dikkat çekicidir. Ancak yazı yazma konusunda bahane bulanların, özünü gürleştirmekten kaçmak için de çokça bahane ürettikleri görülebilir. Bu bahaneler arasında, kötü bir eş, kötü bir çocukluk, kötü yaşam şartları, kötü kader vb. yer alır. Tüm bu bahanelerin ortak özelliği ise kişinin “sorumluluk spotu”nu kendisi dışındaki noktalara odaklamasıdır.
İnsanın düşüncelerini yazılı halde görmesi, farkındalık sağlayıcı sonuçlar ortaya çıkartabiliyor. Diğer insanlarla iletişim kurarken yüzünün kızarması problemiyle terapiye gelen bir hanım, bu durumda en çok önemsediği şeyin “yüzünün kızarması” olduğunu, diğer insanların kendisi hakkında ne düşündüğünün önemi olmadığını ifade ediyordu. Ancak, yazı aracılığıyla damıtılan düşüncelerin altında, yüz kızarıklığı, olması gerektiğine inanılan mükemmellik portresine atılan bir çizik olarak değerlendiriliyordu. O Türkiye’nin en prestijli okullarından birinde, çok iyi bir bölümde okumuştu. O zaten örnek bir kızdı. O hiç hata yapmamalıydı. O hep en iyisi olmalıydı. Kısacası o “mükemmel”di ve öyle olmaya devam etmeliydi. O yüzden bu çizik halledilmeliydi. Bu farkındalık yaşandıktan sonra, yüz kızarıklığında çok önemi oranda azalma ortaya çıktı ve psikoterapi süreci çok farklı bir boyuta doğru yol aldı.

Yaşadığı yoğun kaygı dolayısıyla ailesi tarafından terapiye getirilen danışanın bu, ÖSS’ye dördüncü girişi olacaktı. Aslında daha iyi puan alabilecekken yaşadığı kaygı, onun düşük puan almasına sebep oluyordu. İlk etapta kaygı, danışan tarafından nefret edilen, istenmeyen bir şeydi. Çünkü onu “hasta” ediyordu. Yaşanılan yoğun kaygı, danışanın deneme sınavlarından önce terapisti arama ihtiyacına sebep oluyordu. Bu, sınavdan önceki son seanstı ve kaygı belirtileri en tepe noktasındaydı. Danışan, ayağının kendi kendine sallanmasını dahi kontrol edemiyordu. Bu benim açımdan da son derece zor bir durumdu ve yapabileceğim çok şey olmadığı düşüncesi beni ümitsizliğe sevkediyordu. Bu durumlarda en önemli yardımcım genelde “şimdi ve burada” yaşamak oluyor. Son bir değerlendirme yapmamız gerekiyordu:

T- Sence bir öğrenci, olası hangi sebeplerden dolayı sınavı kazanamaz?
D- Hasta olması(danışanın sınava ilk girişinde ayağı tutmaz olmuştu), ders çalışmaması(danışan çok ders çalışıyordu), kaygı yaşaması(danışan çok kaygılıydı), cevapları forma geçmesinde yanlış kodlama yapması, soruların çok zor olması vb.

T- Sen bu sebeplerden hangisi dolayısıyla sınavı kazanamazsan eleştirilmezsin?(Danışan için eleştirilmek “korkunç bir şey”di. Bunu önceki seanslardan biliyordum)
D- Galiba hasta olursam ve kaygı yaşarsam.

T- Tahtadakiler sana ne ifade ediyor?(Yapılan değerlendirmeleri tahtada not alıyordum)
D- (Hayret eder bir şekilde) Ben bunları eleştirilmemek için mi yapıyorum?(Bu tepkiye birlikte ani ve beni de hayrete düşürecek bir şekilde danışanın ayak sallanması kesilmişti.)

T- Şu anda kaygın ne yoğunlukta?
D- Hiç kaygım yok. Allah Allah. Çok ilginç. Yani tüm bunları ben eleştirilmemek için mi yapıyorum?

T- Tahtada gördüklerin sana anlamlı geliyor mu?
D- Doğru. Galiba haklısınız. Eeeee(Gülerek) Ben şimdi eleştirilmemek için hangi bahaneyi kullanacağım?
.....
Sınav sonrasında danışanım beni aradı; sınavının çok iyi geçmemesine rağmen kaygısının olmadığını söyledi. Bu durum bana, gerçeklik terapisinin “mazeret yok” ilkesini hatırlattı ve benim için bu ilkenin bir farkındalığıydı.

Bu iki örnekte elde edilen sonuçlar yazı kullanılmadan da elde edilebilirdi belki de. Benim amacım, kendi kuyumuzdan(tabii danışanımızın da) su çekerken yazıyı kullanabileceğimize örnek göstermekti…

Yusuf BAYALAN
Psikoterapist

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"PSİKOTERAPİ VE YAZI" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Yusuf BAYALAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Çocuklarda Sorumsuzluk : Çocuğum Neden Sorumsuz? , Nergis ÖZDİNÇ AZANPA
  • İlişkilerde Güven , Serhat YABANCI
  • Ağrılı Cinsel İlişki (Disparoni) Ve Cinsel İstek Kaybı , Dr.Doğan Demirkan ÖZDEMİR
  • Olumsuz Aile Tutumları - Yanlış Annebaba Davranışları , Dr.Doğan Demirkan ÖZDEMİR
  • İletişimde Aikido Ve Bir Azim Hikayesi , Ali BOZGEDİK
  • Çocuk Eğitiminde Disiplinin Önemi , Dr.Doğan Demirkan ÖZDEMİR
  • İş Görüşmesinin Altın Kuralları , Taner TOKUÇCU
  • Terörde Psikolojik Savaş Ve Basın , Serhat YABANCI
  • Beden Dili Bizi Ele Veriyor , Abdullah TOPAL
  • Aşkıma Ortak Olur Musun? , Ayhan ALTAŞ
  • Panik Atak Mısınız? , Müge EMEKSİZ
  • Dil Ve Konuşma Terapisinde Genel Teknikler , Pınar ERSÖZ
  • Aldatılma Psikolojisi : Aldatılmak Mı, Aldanmak Mı? , Füsun BUDAK
  • Çocuklarda Cinsel Gelişim (Cinsel Kimlik Gelişimi) , Dr.Doğan Demirkan ÖZDEMİR
  • Artikülasyon Bozukluğu Ve Eğitimi , Dr.Doğan Demirkan ÖZDEMİR
  • Çocuklarda Kavram Öğretimi , Pınar ERSÖZ
  • Çocukta Korku , Arzu GÜNEŞ
  • Başarı Ve Karne Açısından Velilere Öneriler , Serhat YABANCI
  • Sorunlu Evliliklerde Hemen Boşanmayın , Bülent BUDAK
  • Evlilikde İletişim Ve Sorunlar , Mehmet Enver BAYATLI
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    16:09
    Top
    --> Sektör türkiye sektörler