Arama : | Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Ruhsal Gelişim Dönemleri
MAKALE #12557 © Yazan Dr.Necati ÇOBANOĞLU | Yayın Nisan 2014 | 1,837 Okuyucu
RUHSAL GELİŞİM DÖNEMLERİ
Ruhsal gelişim dönemlerini; oral dönem, anal dönem, genital dönem, gizillik dönemi, ergenlik dönemi başlıkları altında incelemeye çalışacağım. Bu dönemlerdeki aksamaların ileri yaşam dönemlerinde ne gibi sorunlara yol açabileceğini anlatmaya çalışacağım.
ORAL DÖNEM:
Oral dönem doğumdan sonraki birinci yılı kapsar. Bu dönemde doyum sağlayan, bebeği rahatlatan ona huzur veren bölge ağız ve ağız çevresidir. İçe alma ve doyuma ulaşma bu devrenin temel özelliğidir. İçe alma ve doyum gerçekleşirken rahatlamış bir yüz ifadesi, huzurlu olma, 3-4 aylıkken gülümsemeye başlama da aslında bir verme davranışıdır. Oral dönemde bebek alma ve verme davranışı arasında gidip gelir. Bu durum insani bir davranış olan alıp vermenin yaşamın ilk yıllarından beri başladığını gösterir. Bu dönemde annenin tutumu oldukça önemlidir. Uygun bir şekilde verebilen anne, bebeğin uygun bir şekilde alma ve verme davranışının gelişmesinde önemli bir rol oynar. Çocuğu ile yeterince ilgilemeyen, onun gereksinimlerini karşılamayan anne ileri yaşlarda bu döneme ait patolojilere neden olabilir. Bunlar vermekten çok almayı düşünen bencil kişilik yapıları, iştah ve yeme bozuklukları, kilo problemleri, konuşma problemleri olabilir. Bu dönemde sevginin, ümitli olmanın, temel güven duygusunun temelleri atılır. Bu dönemdeki aksamaların; depresyon ve bağımlılıkların da temeli olduğu düşünülmektedir.
ANAL DÖNEM:
1-4 yaş arası dönemi kapsar. Bu dönemde haz bölgesi anüs ve çevresidir. Dışkının tutulması ve bırakılması haz kaynağıdır. Bu aynı zamanda bir silah olarak kullanılır. Özerk olmanın işaretidir. Temizlik, tutuculuk, düzen ve özerklik sorunları ön plandadır. Bu dönemde çocuklar toplumsal kurallarla tanışmaya başlarlar, alışık olmadıkları bir kavram olduğundan çatışma içine girerler. Bu dönemde yürüme, konuşma, merak duyguları başlar. İnatçılık ön plandadır. Çocuk kurallara aldırmaz ve kendi bildiği gibi davranmaya başlar. Çevresini yıkıp dökme eğilimindedir. Temizlik kurallarına aldırmaz. Kakasını yaparken yer, zaman ve temizlik kurallarına riayet etmez. Başına buyruk davranışları çevresi ile çatışmaya neden olur. Bu çatışmanın güç savaşı haline dönüşmesi olumsuz sonuçları olan bir durumdur. Güç savaşı ileri dönemlerde insan ilişkilerinde kontrol etme ve edilme şeklinde belirginleşir. Bu kişiler kendilerini ve çevrelerini kontrol altına almaya çalışırken, zaman zaman da kontrol altına alınmış gibi davranarak, kendilerini güçsüz olarak gösterip beklenmedik zamanda kontrolü ele alabilirler. Bu evredeki aksaklıkların ileri yaşam dönemlerinde obsesif- kompulsif bozukluğa neden olduğu düşünülmektedir.
GENİTAL(FALLİK) DÖNEM:
4-6 yaş arası dönemi kapsar. Artık erkek çocuklar için penis, kız çocuklar için klitoris haz alanları olmaya başlar. Bu döneme “Ödipus Kompleksi” damgasını vurur. Bu dönem çocuk kendisine yakın karşı cinsten birini sevmesi(anne veya baba), aynı cinsten olanı rakip olarak görmesi şeklinde açıklanabilir. Yani kız çocuk babayı severken anneyi rakip, erkek çocuk anneyi severken babayı rakip olarak görür. Rakiplere karşı düşmanca düşünceler beslenir. Fakat cezalandırılma korkuları da tabloya hakimdir. Bu düşünceler arasında çocuk yoğun bir çatışma yaşar. Ödipus kompleksinin sağlıklı bir şekilde çözümlenmesi sağlıklı bir ruhsal gelişim için gereklidir. Sağlıklı çözüm ödipal bağların yumuşamasıdır. Ödipal sorunlar zamanla üst benliğin olgunlaşması ile çözülürler. Bu durum kişisel kimliğin bulunmasına anne ve baba dışındaki kişilerle de yakın bağlar geliştirilmesine imkan sağlar. Anneleri ile ödipal bağlarını çözememiş erkekler, evlendiklerinde eşleri ile yoğun problemler yaşamaktadırlar. Yine babaları ile odipal sorunlarını çözememiş anneler yanlış bir evlilik yapmış ise oğullarına sarılmakta oğullarının da ödipal sorunlarını çözmesini zorlaştırmaktadırlar. Sonuç olarak bu dönemin sağlıklı olarak çözülememesi yoğun bir kimlik bunalımına neden olmaktadır.
GİZİLLİK(LATENCY) DÖNEMİ:
Altı yaşından ergenlik dönemine kadar devam eden dönemdir. Bu dönem oral, anal, genital dönemdeki çatışmaların çözülmüş gibi göründüğü dönemdir. Aslında çatışmalar çözülmemiştir. Ergenlik döneminde yeniden alevlenecektir. Ergenlik dönemindeki yoğun karmaşaya hazırlanmak için bir dinlenme dönemidir. Artık bir çok gerçek kavranmış, haz ilkesine göre hareket etme dizginlenmiştir. Birçok yeni arkadaşlıklar kurulmuş, öğrenme ve davranış becerileri artmış durumdadır.
ERGENLİK DÖNEMİ:
Ergenlik dönemi oldukça karmaşık bir dönemdir. Genel anlamda büyümek ve değişmektir. Burada değişim kavramı oldukça önemlidir. Ergenlik bir geçiş dönemidir. Çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemidir. Kelime anlamı olarak “ermek” kökünden gelir ve çocukluk çağını bitiren ve üreme dönemine giren anlamlarına gelir. Latincede “adolesan” kelimesi “ergen” anlamına gelmektedir. Yine bu dönem için “puberte” ve “buluğ” terimleri de kullanılmaktadır.
Ergenlik ikincil cinsiyet karakterlerinin ortaya çıkması ile başlar. Yani cinsiyet organlarının erişkin özellikler kazanmaya başladığı dönemdir. Ergenlik genelde kız çocuklarında 10-11, erkek çocuklarında 12-13 yaşlarında başlar ve 16-18 yaşlarında bittiği varsayılır. Yaş sınırı; ırka, yaşanılan bölgeye ve aileye göre değişebilir.
Ergenlik ile birlikte insan bedeninde değişikler olur, yalnızca boy ve ağırlık artışı olmaz, aynı zamanda bir başkalaşım meydana gelir. Çocukluk döneminde ayna karşısında, fotoğraflarında aynı bedeni görür, beden algısı buna uygunluk gösterir. Ergenlikte ise beden algısı bedende meydana gelen değişimlere hızla ayak uyduramaz ve bedenine yabancılaşmaya başlar. Bu nedenle ergen ayna karşısında sürekli kendini inceler ve durumu anlamaya çalışır.
Hormonların etkisi ile ikincil cinsel belirtiler ortaya çıkmaya başlar. Cinsel dürtüler hayata hakim olmaya başlar. Kızlarda aylık döngü, erkeklerde penisin setleşmesi ve boşalma ortaya çıkar.
Bu dönemde artık ben kimim? Sorusu sorulmaya başlanır. Bu benlik ve kimlik duygusunun oluşmasının başladığını gösterir. Çocuk artık bir birey olma yoluna girmiştir. Bu dönemde kendilik ve beden ile ilgili kaygılar ve çatışmalar ortaya çıkar. Dürtüsel davranışlar ön plana çıkar. Ergen cinselleşen yeni bedenini reddetmeye başlar. Bunun içselleştirilmesi yetişkin dönemde önemli patolojilere neden olur.
15-16 yaşında ergen artık büyümüştür, bedenen çocuk yapısına sahip değildir, ama kendini bir yetişkin olarak da göremez. Bağımsız karar verebilmek, seçimlerini kendi başına yapabilmek istemektedir. Ama bundan da emin değildir. Anne-babasına diğer büyüklerine ihtiyaç duyar. İçten içe bu düşünceye de karşı çıkar. O zamana kadar anne babasına hayran olan çocuk artık anne babasının yetersiz olduğunu düşünmeye başlar. Çevresindeki büyüklerin yaptıklarının yanlış olduğunu, kendilerinin çok daha iyisini yapabileceklerini düşünürler. Böylelikle otoritenin gücünü zayıflatmaya çalışırlar. Bu da anne-baba öğretmen vb… gibi otoritelerle yoğun bir çatışmaya neden olur. Çatışmalar nedeni ile anne babasından uzaklaşmaya başlayan genç anne babasının sevgisini kaybetmesini düşünmesi nedeni ile de büyük bir üzüntü duyar. Bu durumda kendine yeni sevgi kaynakları bulmaya çalışır. Sevgi kaynakları genelde arkadaş veya arkadaş grupları olur. Gruplarda kendilerine müdahale edecek anne ve babalar yoktur, fikirler rahatlıkla açıklanabilir, davranışlar rahatlıkla sergilenebilir. Yine bu dönemde karşı cinse yakınlaşma çevre ve kendi ahlaki değerleri ile çatışır. Cinsel dürtülerini bastırmaya çalışırlar. İlgisini ders, spor, sanat gibi alanlara kendini verirler. Bazen de cinsel davranışlarını bastırmayıp, yoğun bir cinsel davranış içine girerler. Bu karmaşık devre kişinin kimliğini bulması ile sonlanır ve artık yetişkin bir birey olur.
Psikiyatrist Dr.Necati Çobanoğlu
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Ruhsal Gelişim Dönemleri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.Necati ÇOBANOĞLU'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dr.Necati ÇOBANOĞLU'nun izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Necati ÇOBANOĞLU Fotoğraf
Dr.Necati ÇOBANOĞLU
İzmir
Doktor "Ruh sağlığı ve hastalıkları - Psikiyatri"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dr.Necati ÇOBANOĞLU'nun Makaleleri
► Adet Dönemleri ve Alerjik Hastalıklar Prof.Dr.Cengiz KIRMAZ
► Ruhsal Sistemin Yapısı ve İşleyişi Dr.Necati ÇOBANOĞLU
► Gebelıkde Ay Ay Gelişim Op.Dr.Ayşe DARAMA
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,484 uzman makalesi arasında 'Ruhsal Gelişim Dönemleri' başlığıyla benzeşen toplam 90 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Hipnozu Anlayabilmek Mart 2017
► Patolojik Kumar Oynama Kasım 2014
► Tükenmişlik Sendromu Nisan 2014
► Hipnoz Nedir? Nisan 2014
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


01:49
Top