2007'den Bugüne 81,750 Tavsiye, 25,955 Uzman ve 18,159 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Myomlar ve Infertilite (Myom ,nedir? Kısırlık Yapar mı ?Güncel Tedaviler )
MAKALE #12559 © Yazan Op.Dr.Kenan ERTOPÇU | Yayın Mayıs 2014 | 2,871 Okuyucu
Myomlar rahmin iyi huylu urlarıdır. Kadınlarda görülme oranı %35-77 arası değişmektedir. 50 ‘li yaşlarda %70-80 civarında görülmektedir.

Myomların kesin ortaya çıkış nedeni bilinmemektedir.Östrojenin myomun oluşumunu başlattığına dair kesin bilgi olmamakla birlikte,büyümesine etkisi olduğu düşünülmektedir.Çünkü myomlar çevrelerindeki dokudan daha fazla E2 (östrojen)reseptörü içermektedirler.Östrojen düzeyinin yüksek olduğu gebelikte ve östrojen tedavisinde büyüme eğilimi gösterirken, östrojenlerin azaldığı menopozla birlikte küçülme eğilimindedirler.Östrojenlerin çok düşük olduğu puberte (ergenlik) öncesi görülmezler. Kalıtımla ilişkileri de düşünülmektedir.

Myomlar submüköz (rahim iç tabakasında), pedünküle (saplı bazen rahim ağzından dışarı sarkan) submüköz,intramural interstisiyel (rahim kas tabakası arasında ),subseröz subperitoneal (en dış tabakada ),pedünküle abdominal (rahime sapla bağlı karın boşluğunda),parazitik (karın boşluğunda), intraligamenter (rahmi karın duvarına bağlayan bağlar içinde), servikal(rahim ağzında) olarak sınıflandırılmaktadır.
Myomlar kanser olmazlar, ancak benign dejenerasyon dediğimiz iyi huylu değişiklikler myomlarda oluşabilir. Hyalin dejenerasyon ensık görülen değişiklikdir. Gebelikte karneoz dediğİmiz kırmızı dejenerasyon gözlenebilir.Menopoz sonrası kalsifik dejenerasyon dediğimiz kireçlenme veya dokunun incelmesiyle karakterize atrofik dejenerasyonlar oluşabilir.Enfeksiyona bağlı septik, karışık tipte miksomatöz ve yağlı tipte dejenerasyonlarda myomlarda karşımıza çıkabilmektedir.
Gebelikte myomlar binde bir ile %10.7 oranlar arasında görülmektedir. Myomların %71.4 ü gebeliğin ikinci trimesterinde (3-6 aylar arası), %66 sı ise üçüncü trimesterinde (6-9 aylar arası) büyüme göstermektedir.
Doğum sonrası ise 3 ile 6 ay arası %50 den fazla küçülmektedirler.
Myomları ortadan kaldıracak bir ilaç tedavisi bulunmamaktadır, ancak ilaçlarla kanama , ağrı gibi yakınmalar azaltılır, geçici bir küçülme sağlanabilir.

Progestinler, myomu küçültmezler myomlu kadınlarda kanamaları azaltabilirler,ancak rahimde myom proliferasyonu (hücre sayısı artması) indükleyebilmektedirler. (tetiklemekte).
Östrojen ve progestin hormonunu birlikte içeren doğum kontrol hapları da myomu küçültmez ancak kanamaları azaltır ve minimal yan etkileri mevcuttur.
Bir çalışmada NSAİD dediğimiz ağrı kesici ilaçların %35 oranda myomla ilgili kanamaları azalttığı bildirilmiştir.
Myomu olan veya olmayan kadınlarda ,ABD de FDA denilen ilaç denetim kuruluşu Tranexamik asid’in kanamayı azaltmak için kullanımını onaylamıştır.
Ülkemizde bulunmayan tıbbi düşükte kullanılan mifepristone, 5 ve 10 mg lık dozlarda myom hacmini %48.1 ve %39.1 oranlarda küçültmekte ve kadınların %60-65 inde amenore (adet kanamasının olmaması) nedeni olmaktadır.Ancak uzun süreli kullanımda rahim iç tabakasını kalınlaştırarak %28 oranda endometrial hiperplazi (rahim iç tabakası kanseri öncesi hücresel değişiklikler) ortaya çıkarabilmektedir.
Gnrh analogları dediğimiz yumurtalıkları baskılayan (geçici menopoza sokan) ilaçlar %35-65 oranda myomları 3 ay içinde geçici küçültmekte, kanamaları da olguların %97 sinde 6 aylığına ortadan kaldırmaktadır.
Ancak tedavi kesildikten 4-8 hafta sonra kanamalar geri gelmektedir. Büyük myomları küçültmek ve operasyondaki olası kanmayı azaltmak için gnrh kullanımı , önceden yaygın olmasına rağmen , operasyonda gözlenen yapışıklık oranlarının artması ve operasyon başarısını etkilememesi nedeniyle önemini yitirmiştir.Bir çalışmada; abdominal myomektomide (karından operasyonla myom çıkarılması) Gnrh analoglarının operasyon süresi,operasyonda kanamayı azaltma, operasyon sonrası komplikasyon ve hastanede kalma oranlarını etkilemediği vurgulanmıştır. Ancak submuköz myomların histereskopik operasyonla (rahim iç tabakasından köken alan myomların aşağıdan vajinadan histereskopi denilen ışıklı boru içeren aygıtla çıkarılması) prospektif,randomize çok merkezli bir çalışmada;10-35 mm myomların çıkarılması öncesi Gnrh kullanımının yararı vurgulanmış ve operasyon süresinin, operasyonda sıvı kullanımının ve operasyon zorluğunun azaldığı belirtilmiştir.Östrojenleri baskılanması ve kemik erimesi riski nedeniyle Gnrhların uzun süreli kullanımları sakıncalıdır.
Selektif Progesteron Reseptör Modülatörleri de;CDB -2914 (10- 20 mg dozlarda %21 -36 oranda myomlarda küçülme),ulipristole asetat (5-10 mg dozlarda %36-42 oranlarda myomlarda küçülme-Avrupa ülkelerinde operasyon öncesi kullanılıyor) ve asoprisnil (25 mg dozda %36 oranda myomlarda küçülme) geçici olarak myomlarda küçülmeye neden olurken kullanılan değişik dozlarda adet kanamalarını da %60-90 oranlar arasında geçici olarak azaltmakta veya ortadan kaldırmakta ,ancak rahim iç tabakasında hücresel düzeyde farklı etkiler oluşturabilmektedirler.
İetrezole gibi Aromataz İnhibitörleri ise myomları %45.6 oranında küçültürken kanamaları azaltmazlar. Bunlar overleri stimule ederler.(yumurtalıkları uyararak yumurtlamayı destekler)
Myomların bir bölümü, özellikle submüköz myomlar (rahim iç tabakasından köken alan) histereskopi dediğimiz yöntemle vajinal yolla çıkartılabilirler.
Histereskopi uygulanabilirliğini belirlemede STEPW sınıflaması önemlidir. Bu sınıflamada myomun 5 cm üzerinde,rahim içinde yukarı yerleşimli, %50 den fazla rahime gömülü,tabanı rahim iç yüzeyinin 2/3ünün kaplamış olması ,her biri 2 puan olarak değerlendirilir ve sonuç 7-9 puan üzerinde histereskopi dışında başka bir yöntem düşünülmelidir.Myomların yan duvarda olması durumunda da 1 puan eklenmektedir. Sınıflamada myom 5-6 puan olarak değerlendirilirse önceden Gnrh analoğu kullanımı gözönünde bulundurulabilir.
ESGE (WAMSTEKER)ise diğer bir sınıflamadır.Bu sınıflamaya göre ;Tip 0;myom sadece rahim iç tabakasında (submuköz),Tip 1 ;%50 rahim kas tabakasına gömülü,Tip 2 ; %50 rahim kas tabakası ve rahim dışı arası yerleşimli myom varlığını gösterir.
Gebelikte myomektomi (myom çıkarılması) konusunda çalışmalar yetersizdir. Hızlı büyüyen myomlarda veya tekrarlayan şiddetli ağrı durumunda gebelikte myom operasyonu önerilebilir.

MRGFUS (manyetik resonans yönlendirmeli odaklanmış ultrasonografi ile operasyon tekniği ümit vermektedir.2004 de bir FDA çalışmasında 51 kadında toplam 54 gebelikte uygulanmış;%41 canlı doğum sağlanmıştır. Olguların %28 inde düşük olmuştur.Doğumların %93 ü miyadında olmuş,%64 vajinal doğum olmuştur.%6.7 erken doğum olmuş,%9 olguda plasenta previa (plasentanın aşağı yerleşimi) gözlenmiştir.
Uterin Arter Embolzasyonu (Kateter ile damardan ilaç verilerek rahmi besleyen damarların tıkanmasını sağlayarak operasyon olmadan myomları küçülten tedavi şekli)cerrahi ile karşılaştırıldığında daha az komplikasyon, daha kısa işlem süresi,daha çabuk iyileşme süreci,%80-95 hastada semptomlarda (yakınma ve bulgular) düzelme,%44 oranda 3 ay içinde myom boyutlarında küçülme ile avantajlı gibi görünmektedir.(AJOG 2008 Kanıt DüzeyiA).Ancak 2012 de yayınlanan bir çalışmada embolizasyon uygulanan 127 kadını değerlendirmek için 3-9 ay sonra yapılan histereskopilerde(ışıklı boruyla vajinal yoldan rahim içine bakılması); %40.9 oranda doku nekrozu,%35.4 kaviteye myom protruzyonu (rahim içi boşluğuna doğru myomun büyümesi), %10.2 intrauterin sineşi(rahim iç tabakasında-zarında yapışıklık), %6.3 intramural (rahim kas tabakası arasında) myom ile rahim içi boşluğu arasında fistülizasyon (kanal oluşması), %35.4 nekroz(doku ölümü) veya fistülizasyon gözlenmiştir.Bu nedenlerle embolizasyon çocuk sahibi olmak isteyen kadınlara artık önerilmemektedir.Ayrıca embolizayon uygulananlarda geçici veya kalıcı amenore (adet görememe), yumurtalıklarda fonksiyon bozukluğu,erken gebelik kayıpları,erken doğumlar,bebeğin yatış pozisyonlarında anormallik,plasentanın yerleşim anormallikleri ve doğum sonrası kanama oranlarında artmalar göz önünde bulundurulmalıdır.
REST çalışmasında, embolizasyon uygulanan kadınlarla cerrahi uygulananların 5 yıl sonra karşılaştırılmasındaki sonuçlar değerlendirilmiş, bulgularda benzer oranda gerileme her iki grupta da gözlenmiştir.Ancak embolizasyon uygulanan kadınların %32 sinde myomlarda rekürrens (tekrar ortaya çıkma ) gözlenmiştir. EMMY çalışmasında ise rekürrens oranı %28 olarak gözlenmiştir.
İnfertil hastaların %5-10 unda myom gözlenmektedir. Ancak myomlar tek başına %1-2.4 infertilite nedenidir.
Yardımcı üreme tekniklerinde (tüp bebek ve diğerleri) yerleşim yerlerine gore myomlar,endometrial reseptivite üzerine negatif etki (rahim iç tabakasına döllenmiş yumurtanın yerleşmesini olumsuz etkileme) yapabilmektedirler.Subseröz myomlarda relatif (göreceli )risk;0.3 gebelik,0.28 implantasyon(rahim içine yuvalanma),0.3 konsepsiyon (gebe kalma),0.3 doğum oranları üzerinedir.İntramural myomlarda relative risk;0.62 implantasyonda , 0.7 doğum oranındadır.Subseröz myomlarda ise istatistiksel anlamlı fark yoktur.
Myomlu kadınlarda gebelik ve doğumlarda %10-40 oranlarda komplikasyon gözlenmektedir. Artan riskleri ODDS ratio olarak (katlanma oranları) verdiğimizde;erken doğum ;1.0-4.0,malprezentasyon (bebeğin anne rahminde anormal yatışı);1.5-4.0,plasenta previa (plasentanın aşağı yerleşimi); 1.8-3.9,plasentanın erken ayrılması;0.5-16.5,sezaryen oranında artma; 1.1-6.7, doğum sonrası kanama ;1.6-4.0,plasentanın içerde kalması ;2.0-2.7 kat olarak belirtilmiştir.
Myomlarla infertilite ilişkisini inceleyen birçok çalışmanın incelendiği 2009 daki kanıta dayalı derlemede ;intramural (rahim kas tabakası arası )myonların operasyonla çıkarılmasının fertilite üzerine olumlu etkisini gösteren net bir kanıt bulunamamıştır.
IVF (Tüp bebek)öncesi myomektomi (operasyonla myom çıkarılması) uygulanan 84 hastayla,myomektomi uygulanmayan 84 hastanın karşılaştırıldığı bir çalışmada ise; 5 cm den büyük submuköz myomların çıkarıldığı dıurumlarda gebelik ve doğum oranlarının daha fazla olduğu belirlenmiştir.
Kanıta dayalı tıp myomlara cerrahi uygulaması ile ilgili 28 çalışmayı değerlendirmiş, 3 çalşmayı yeterli bulmuştur.1 çalışmada açık operasyon veya histereskopi ile myomları çıkarılan veya operasyon olmayanlar karşılaştırılmış; submüköz,intramural,subseröz myomu olanlarda gebe kalma ve düşük yapma oranlarında operasyon olan ve olmayanlar arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır.
2 .Çalışma ise laparoskopi veya açık operasyon arasındaki farkı karşılaştırmış;gebelik , düşük ,erken doğum ve canlı doğum oranlarında her iki grup arasında fark gözlenmemiştir.

Sonuç olarak; submüköz(rahim iç tabakası yerleşimli) myomlar infertilite üzerine olumsuz etki yapmaktadır.İntramural(rahim kas tabakası arasında) myomların etkisi tartışmalıdır.Subseröz (rahim dış tabakasında) myomların ise herhangi bir etkisi bulunmamaktadır.
Herhangi bir bulgu vermeyen myomu olanlarda gebeliğin ertelenmemesi önerilebilir.
Gebelik planlayan kadına koruyucu önlem olarak myomektomi (myomun operasyonla çıkarılması) uygulanmamalıdır.
İnfertil çiftler değerlendirilirken; diğer tüm infertilite nedenleri ekarte edildikten sonra myomlar da infertilite nedeni olarak göz önünde bulundurulmalıdır.
İnfertilite yakınması ve bulguları olan veya tekrarlayan düşükleri olan kadınlara submukozal (rahim iç tabakası yerleşimli) veya rahim iç tabakası boşluğuna ilerleyen bölümleri olan myomları varsa myomektomi(myomların operasyonla çıkarılması) uygulanmalıdır.
Subseröz (rahim dış tabakasında)myomlara operasyon önerilmemelidir.
Kaviteyi distorsiyone etmeyen intramural myom varlığında (döllenmiş yumurtanın yuvalandığı rahim iç tabakasına baskıyla anatomik yapı ve şeklini bozan rahim kas tabakası içinde büyüyen myomlar), özellikle rahim ağzı veya yumurtalık kanallarını tıkayan myomların varlığında operasyon düşünülebilir.
İVF (tüp bebek) öncesi submukozal (rahim iç tabakasında) ve rahim iç tabakasına baskı yaparak anatomik şeklini bozan intramural (rahim kas tabakası arasındai)myomlar çıkarılmalıdır.
Gebelik planlayan hastaya ilaçlı tedavi veya embolizasyon yerine cerrahi tedavi önerilmelidir.
Sağlıklı günler dileğiyle
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Myomlar ve Infertilite (Myom ,nedir? Kısırlık Yapar mı ?Güncel Tedaviler )" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Op.Dr.Kenan ERTOPÇU'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Op.Dr.Kenan ERTOPÇU'nun izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Kenan ERTOPÇU Fotoğraf
Op.Dr.Kenan ERTOPÇU
İzmir
Doktor "Kadın Hastalıkları ve Doğum - Jinekoloji"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi15 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Op.Dr.Kenan ERTOPÇU'nun Makaleleri
► Kısırlık ,infertilite, Gebe Kalamama Op.Dr.Pınar TOKATLIOĞLU
► Crohn Hastalığı ve Güncel Tedaviler Prof.Dr.M.Hakan YÜCEYAR
► Myom (Rahimde Ur) ve Myom Tedavisi Op.Dr.Hakan GÜRBÜZ
► Açıklanamayan Kısırlık Nedir? Prof.Op.Dr. Selman LAÇİN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,159 uzman makalesi arasında 'Myomlar ve Infertilite (Myom ,nedir? Kısırlık Yapar mı ?Güncel Tedaviler )' başlığıyla benzeşen toplam 49 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Over (Yumurtalık) Kanseri Haziran 2014
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


17:04
Top