2007'den Bugüne 76,246 Tavsiye, 24,881 Uzman ve 17,105 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
.
Şeker Bayramında Beslenme
MAKALE #126 © Yazan Uzm.Dyt.Turgay KÖSE | Yayın Ağustos 2007 | 2,763 Okuyucu
ŞEKER BAYRAMINDA BESLENME VE
KİLO ALMAMAYA YÖNELİK ÖNERİLER

Besin Seçimine Dikkat

Şeker Bayramı’nda da her zamanki gibi sağlıklı, yeterli ve dengeli beslenmeye özen göstermelidir. Oruç tutan kişiler Ramazan ayı sonrasında eski beslenme alışkanlıklarına geri döndüklerinde daha fazla yeme eğiliminde bulunmaktadır. Ramazan süresince özellikle 2. haftadan sonra yavaşlayan metabolizma için, ardından gelen “Şeker Bayramı” yenilen tatlıların yağ olarak depolandığı riskli bir süreç olarak görülmektedir. Özellikle oruç tutan bireyler için besin tüketimi açısından “bayram” niteliğinde olan bu dönemde özellikle tatlı ve hamur işleri tüketimi artmakta; buna karşılık sebze, meyve ve kurubaklagil tüketimi azalmaktadır.

Ramazan süresince fiziksel aktivitenin kısıtlanması, iftar ve sahur vakitlerinin günün daha az hareket edilen zamanlarına denk gelmesi, hem fazla hem de hızlı yemek yenilmesi, bazal metabolizma hızının yavaşlaması ve kan şekeri düşüşüne bağlı olarak tatlılara karşı isteğin artması vücut ağırlıkların artmasına neden oldu. Baskül bazında ağırlık korunmuş bile görünse vücut yağ oranının arttığı riskli bir dönem geride bırakıldı. Tüm bunlar yetmezmiş gibi bayram ziyaretlerinde ikram edilecek besinleri de hesaba alırsak, obezite ve beraberinde 40’ı aşkın hastalık için davetiye çıkarılmış olmaktadır. Obezitenin komplikasyonları arasında ilk akla gelenler: Kalp - damar hastalıkları, hipertansiyon, şeker hastalığı, bazı kanser türleri, solunum rahatsızlıkları, karaciğer yağlanması, safra kesesi hastalıkları, eklem hastalıkları, adet düzensizlikleri, kısırlık... şeklinde sıralanabilir.

Aç Kalmak Zayıflatmaz

Çağımızın bu önemli sağlık sorununu çözmek için kilo fazlası olan bireyler Ramazan sonrasında da oruç tutarken olduğu gibi yine aç kalarak, öğün atlayarak, hiçbir şey yemeyerek sonuç almaya çalışmaktadır. Böyle bir davranış, vücudu açlıktan ölme paniğine sürükler ve “kıtlık” moduna geçen metabolizma yavaşlar, yağ yakmak yerine tüketilen her besini yağ şeklinde depolama yoluna gider. Buna karşılık sık sık, azar azar beslenmek bir sonraki öğünde hem yavaş hem de az yemek yenilmesine neden olmaktadır. O nedenle başta kahvaltı olmak üzere asla öğün atlanmamalı, 2.5 - 3 saatlik aralıklarla beslenilmelidir.
Beslenmemizde Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Bir aylık oruç döneminin ardından bayramda birdenbire ve aşırı yemek yeme eğilimi, Türk halkının misafirperverliği ve yemek konusundaki aşırı ısrarcı tutumlar yanlış beslenmeye neden olmaktadır. Bayram sevincimize gölge düşürmemek için üç gün sürecek olan bayram süresince yediklerimize dikkat etmemizde fayda vardır. Unutmamalıyız ki; dikkatsiz ve aşırı beslenme gaz, şişkinlik, hazımsızlık, mide bulantısı, tansiyon yükselmeleri ve baş ağrısı gibi sağlık problemlerine yol açabilir. Özellikle mide ve bağırsak sorunları ile bayramda daha sık karşılaşılmaktadır. Tatile gidenler açık büfelerden sağlıklı seçimler yapmaya daha da özen göstermelidir. Tatil demek yalnızca yemek, içmek değildir. Eğlenin, dinlenin fakat besin seçimlerinize dikkat ediniz. Hem tatil süresince “egzersiz yapmaya fırsat bulamadım” sözü “mazeret” olarak kabul edilmemelidir.

Ramazan sonrasında da katı margarin, tereyağı, kaymak, krema, mayonez, cipsler, soslar, kuruyemişler gibi enerji değeri yüksek, öte yandan hiçbir besleyici değeri bulunmayan yağlı yiyeceklerden kaçınmak gerekmektedir. Yemekler zaten yağ ile pişirilmektedir. Et, süt, yoğurt, peynir, yumurta ve yağlı tohumların içerisinde de yağ bulunmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta; ekmeğe yağ sürmemek, zeytinyağı bile olsa aşırı miktarda kullanmamak ve kızartma, kavurma işlemlerinden kaçınmaktır. Yemekleri haşlama, ızgara, buğulama veya fırında pişirme yöntemleri ile hazırlamakta yarar vardır.

Şeker açısından durumu değerlendirirsek; bazı şekerler besinlerde doğal olarak bulunurlar (meyvelerde fruktoz, sütte laktoz, tahıllarda nişasta gibi). Bazıları ise sonradan ilave edilirler. Kaynağı ne olursa olsun, vücut gerçekte bu farkı anlamamaktadır. Bu nedenle şeker ve şeker içeren (çikolata, hazır meyve suları, gazlı içecekler, tatlılar gibi) besinlerden kaçınmak gerekmektedir. Bu tür besinler kana hemen ve tamamen karışırlar. Vücut, kan şekerinin tümünü aynı anda enerjiye çeviremez. Kan şekeri düzeyi normalin üzerine çıktığında; pankreastan salınan insülin hormonu bu fazla şekerin depolanması için karaciğer, kas ve diğer hücreleri uyarır. Glikozun bir kısmı, kas ve karaciğerde glikojen şeklinde depolanır. İhtiyacından fazla enerji tüketimi durumunda vücut, bir kısım glikozu vücut yağına çevirir. İnsülin ile kan şekeri düşer ve tekrar tatlı yeme isteği doğar. Dolayısıyla şeker ve şeker içeren besinler kan şeker düzeyinde ani dalgalanmalara yol açarlar. Bu kısır döngüyü engellemek adına ya şekerli besinlerden tamamen kaçınmak ya da şeker yerine aspartam, asesülfam potasyum, siklamat veya sakkarin içeren yapay tatlandırıcılardan kullanmak gerekecektir.
Hiç Tatlı Yemeyecek miyiz?

Şeker tadından vazgeçemeyen, iştahını baskılayamayan, formuna önem veren bireyler ve aileleri için çok iyi bir alternatif olan yapay tatlandırıcıların şeker yerine kullanılması daha uygun görülmektedir. Tatlıların yapımında güvenle ve rahatlıkla kullanılabilecek olan bu yapay tatlandırıcıların enerji değeri yok veya göz ardı edilecek kadar düşüktür. Kan şekeri üzerinde de olumsuz etki yaratmamaları nedeniyle rafine şeker yerine tercih edilmeleri çok daha sağlıklı olacaktır. Aynı zamanda bu tatlandırıcıların bazılarının toz formları da mevcuttur. Kendinize bu toz tatlandırıcılarla hazırlanmış farklı tatlar oluşturabilirsiniz. Ev baklavası, lokma, tulumba gibi ağır tatlılar yerine; sütlaç, muhallebi, puding, komposto, hoşaf, kabak tatlısı gibi sütlü, meyveli tatlılar tercih edilmelidir. Hatta bu tatlıların yapımında gerek kendimiz gerekse misafirlerimiz için - enerji alımını azaltmak adına - aspartam içeren toz tatlandırıcılar kullanılabilir.

* Aspartam sofra şekerinin 180 katı kadar tada sahiptir ve protein yapısında olduğu için diğer tatlandırıcılardan daha doğaldır. Ancak ısıya dayanıksız olduğu için genellikle tatlı hazırlarken en son ilave edilmelidir.

Aman, Hamur İşlerine Dikkat!

Elde açılan börek, kek, kurabiye ve “geri çevrilemeyen” karbonhidrat ve yağ içeriği yüksek ikramlar… Hamur işlerinin bileşimindeki un, şeker ve yağların birer “kalori bombası” olduğunu unutmamakta yarar vardır. Bu nedenle özellikle kolesterol ve diğer kan yağları yüksek olan kişiler için oldukça zararlı olmaktadır. Yapılacak en doğru davranış; evden çıkmadan önce (çorba, meyve, yoğurt, salata gibi) enerji içeriği düşük bir şeyler atıştırmaktır. Böylelikle bayram ziyaretlerinde “hayır” deme şansına sahip olunabilir.

Posalı Besinleri Tercih Ediniz

Tüm bu ilkelere ilave olarak posalı yani lifli besinlerin tüketimi artırılmalıdır. Posalı besinler kan şekerini, kan basıncını (tansiyonu) ve kan kolesterolünü istenilen seviyede tutmaya yardımcı olurlar. Midede, su ile birlikte şişerler; tokluk, doygunluk hissi sağlarlar. Ayrıca dışkılama miktarını ve sıklığını artırırlar. Kabızlık şikayeti varsa ortadan kalkar, böylelikle kilo vermeye de yardımcı olurlar. Kalın bağırsak kanserinden koruyucu etkileri de mevcuttur. Bu yüzden haftada 2 - 3 kere kurubaklagil yemeği yenilmelidir. Ayrıca buğday ekmeği yerine kepek, çavdar, yulaf ekmeğini; pirinç yerine bulguru tercih etmekte yarar vardır. Hatta pirinç, makarna, erişte ve unun da kepekli olanlarını kullanmak daha sağlıklı olacaktır. Sebze ve meyveler de posa içermektedir. Soyulmadan yenilebilenleri iyi bir şekilde yıkadıktan sonra kabukları ile tüketmek posa alımını artırmaya yardımcı olacaktır.

Su İçmeyi İhmal Etmeyiniz

Suyun; alınan besinlerin sindiriminden, metabolik atıkların dışarı atılmasına kadar her aşamada çok önemli görevleri vardır. Posalı besinler de etkisini su varlığında sürdürebildiği için günlük sıvı tüketimi artırılmalıdır. Katkısız, en iyi çözücü su olduğu için günde 10 - 14 bardak su içilmelidir. İçilen çay, kahve, bitki ve meyve çaylarına da şeker yerine aspartam içeren tatlandırıcılardan katılabileceği gibi diğer içeceklerde de light olanların tercih edilmesi daha uygun görülmektedir.

Kronik Hastalığı Olanlara Öneriler

Önemle vurgulamak gerekir ki diyabet, böbrek hastalığı, yüksek tansiyon, kalp - damar hastalığı, mide rahatsızlığı olan bireylerin bayram da olsa varolan diyetlerini bozmamaları gerekmektedir. Bu grupta yer alan hastaların özellikle hamur işleri tüketimlerinde sınırlama yapmaları, özellikle diyabetli bireylerin şekerden uzak durmaları gerekmektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere sağlık açısından güvenle ve rahatlıkla kullanılabilen toz tatlandırıcılar ile, diyabetlilerin kendilerine sütlü, meyveli diyabetik tatlılar yaparak nefsini köreltmesi söz konusu olabilir.

Spor Yapmayı İhmal Etmeyiniz

Gerek günlerin kısalması gerekse havaların soğuması ile birlikte fiziksel aktiviteler de azalmaktadır. Ramazan sonrasında kilo almak istenmiyorsa belirtilen ilkelere ilave olarak mutlaka spor yapılmalıdır. Dünya Sağlık Örgütü en çok tempolu yürümeyi önermektedir. Bunun dışında; çok hafif tempoda koşma, bisiklete binme, yüzme, tenis, dans, aerobik, jimnastik tarzı kalbi çalıştıran sporların yapılması da uygun görülmektedir. Haftanın 5 - 6 günü 45 - 60 dakika egzersiz yapılması yeterli olacaktır. Amaç; metabolizma hızını düşürmemek, kilo verirken bir noktada ağırlığın sabit kalmasını önlemek, verilen kiloların kalıcı olmasını sağlamak ve en önemlisi sağlıklı yaşama adım atmaktır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Şeker Bayramında Beslenme" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Dyt.Turgay KÖSE'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Dyt.Turgay KÖSE'nin izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Turgay KÖSE Fotoğraf
Uzm.Dyt.Turgay KÖSE
Muğla
Uzman Diyetisyen
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi15 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Dyt.Turgay KÖSE'nin Yazıları
► Şeker Bayramında Sağlıklı Beslenme Dyt.Müge BAŞER BOZOK
► Kurban Bayramında Beslenme Dyt.Zeynep KULAKCI
► Ramazan Bayramında Beslenme Dyt.Emine DEMİR
► Ramazan Bayramında Beslenme Dyt.Hilal BATMAZ
► Kurban Bayramında Beslenme Dyt.Gülsüm UYANIK
► Kurban Bayramında Beslenme Dyt.Simge ERDOĞAN
► Ramazan Bayramında Beslenme Dyt.Seçil KENAR
► Kurban Bayramında Doğru Beslenme Dyt.Reyhan ERİŞEN
► Kurban Bayramında Beslenme Düzeni Dyt.Şeyda Sıla BİLGİLİ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,105 uzman makalesi arasında 'Şeker Bayramında Beslenme' başlığıyla benzeşen toplam 63 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Lezzet Düşkünleri Mayıs 2017
► Besin Güvenliği Mart 2017
► Beslenmenin Abc’si Şubat 2017
► Diyet Hataları Ocak 2017
◊ Gentestdiet Temmuz 2008
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


13:00
Top