2007'den Bugüne 73,596 Tavsiye, 24,426 Uzman ve 16,674 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Bebek Kaybeden Annelerin Psikolojik Tepkileri
MAKALE #12683 © Yazan Psk.İlkten ÇETİN | Yayın Haziran 2014 | 9,828 Okuyucu
BEBEK KAYBEDEN ANNELERİN PSİKOLOJİK TEPKİLERİ
Düşükler ya da ölü doğumlar tüm gebeliklerin yaklaşık %10-20’sinde görülür. Yani, her 5 gebeden yaklaşık biri düşük yapmaktadır. Bu düşüklerin de %80’i ilk trimester içinde, gebelik 13. haftaya ulaşmadan gerçekleşmektedir. Ölü doğum yapmak*gebeliğin yirminci haftasından sonra bebeğin anne karnında ölmesi ve bu şekilde doğum eyleminin gerçekleşmesidir. Yirminci haftadan itibaren bebek ölümü “ölü doğum” olarak adlandırılır. Her iki yüz gebelikten bir tanesi ölü doğum olarak gerçekleşmektedir. Düşüğü ya da ölü doğumu deneyimlememiş bir kişinin böyle bir durumda yaşanan acıyı kavraması zor olabilir. Bazen kadın doğum doktorları dahi düşük yada ölü doğum gerçekleştiğinde kadının ya da çiftin nasıl bir kayıp duygusu ile karşı karşıya kaldığını görmezden gelme eğiliminde olabilirler. Oysaki durum bu kadar basit değildir. Gebeliğin kaybı, bebeğin kaybı, geleceğe ait ümitlerin ya da hayallerin kaybı, beden üzerindeki kontrol hissinin kaybı, sağlıklı ve normal olduğunu hissetmenin kaybı. Tüm bunlara eklenen bir durum da “bende yanlış olan yada yanlış giden ne var?” sorusunu sormak ve bunun cevapsız kalmasına katlanmak zorunda kalmaktır. Çünkü çoğu zaman bunun belirgin bir cevabı yoktur. Ölü doğum yapan kadınlar bir sonraki gebeliklerinde sağlıklı bebekler dünyaya getirebileceklerini bilseler de tepkileri herhangi bir ölüm sonucu gelişen yas durumuna benzer. Düşükler ve ölü doğumlar evlilik ilişkisinde çiftlerin birbirinden uzaklaşmasına sebep olabilir. Bu durum daha çok çatışma çözümü konusunda sorun yaşayan çiftlerde olmaktadır. İletişim kurabilen çiftlerde ilişkiye zarar veren bir etkisi olmak zorunda değildir. Düşük ya da ölü doğum hangi haftada gerçekleşirse gerçekleşsin, çift, ama özellikle de kadın, büyük bir kayıp duygusu yaşar; en azından üreme kapasitesi ile ilgili bir kayıp hissi duyar. Bu durum bir “üreme travması”dır aslında ve her kayıpta olduğu gibi “yas” duygusu uyandırır. Ve mutlaka bu kaybın yasını tutmak gerekir. Düşüklerde, hissedilen kayıp ve duyulan acı son derece gerçektir. Bebek sadece doğduğunda, kucağa alındığında hissedilen bir varlık değildir çünkü. Onun var olmaya başladığını bilmek, onun tasarımını yapmak, bebeği gerçek kılmıştır zaten. Duyulan yas son derece sağlıklı ve gerçektir. Bebeğin bu dönemlerde ölümü anne için önemli bir kişinin kaybı, kendiliğin bazı yönlerinin kaybı, dış nesnelerin kaybı, bir yaşam döneminin kaybı, ebeveynlerden miras kalmış olan çocuk sahibi olma düşünün kaybı gibi çeşitli anlamlar taşır. Yaşayan çocuğun olması, gebelik yaşının ileri yaşlarda olması, sosyal desteklerin yeterli olması ve ev ilişkilerinin iyi olması kayıp ile baş etmede olumlu etmenlerdir. Bu dönemlerde bebek kaybı olan kadınlar, canlı çocuk doğuranlara kıyasla ilk 6 ay içinde depresyon ve kaygı bozukluğu belirtilerini daha şiddetli yaşarlar. Ama birinci yılın sonunda ruh sağlıkları canlı bebeği olan kadınlara benzer duruma gelir. Bu kadınların akut yas dönemi genellikle 6-12 ay sürmekte olup 2 yıla kadar uzayabilir. *Anne ile bebek ilişkisi özeldir. Gebelik süresince anne, bebeği bedeninin bir parçası olarak algılar ve sanki bebek bedeninin bir parçasıymış gibi ona yatırım yapar. Ancak doğumdan sonra bebekle ve kendisiyle ilgili geleceğe yönelik hayaller kurar ve bebeği ayrı bir birey olarak hayal etmeye başlar. Bu yüzden gebelikteki kayıplarda anne, bebeğin kaybını sanki kendinden bir parçayı yitirmiş gibi algılar ve bu durum sıklıkla yas reaksiyonuyla daha karmaşık hale gelir. Annenin hatta çift isterse ölü bebeği görebilmeli ve ona dokunabilmelidirler. Ad koymak, cenaze töreni yapmak, mezarını ziyaret etmek ve anı eşyalarını muhafaza etmek ebeveynlerin kimin için yas tuttuğunu netleştirir ve yaşadıkları yoksunluğu hafifletip yaslarının çözülmesine yardımcı olur. Bebekteki anomaliler nedeniyle gelişen kayıptaki yas da spontan kayıplara bağlı gelişen yas kadar şiddetli olup benzer bakımı ve desteği gerektirir. Yani “bebek zaten sakattı“ demek yası ortadan kaldırmaz. Hatta bebeklerinde bir sakatlık olduğu için bebeğin küretajını tercih edenler normal yasa kıyasla daha uzun ve şiddetli yas ile birlikte yoğun başarısızlık ve pişmanlık duygusu yaşarlar. Gebelikte bebeğini kaybeden annelerde en sık rastlanan suçluluk duygusu; yapmış olabileceği teratojenik olaylarla (ilaç, sigara, alkol kullanımı gibi) ilişkilidir. “Yanlış ne yaptım?“ veya “Acaba neyi eksik yaptım?“ en sık rastlanan düşüncelerdir. Genetik bozukluklar nedeniyle bebeğin öldüğü olgularda suçluluk daha da yoğun yaşanır. Ebeveynler onlara aktardıkları gen nedeniyle çocuklarının anormal doğduğunu düşünerek yoğun suçluluk duyarlar. Bir yoksunluğun iyileşmesinde yas önemli rol oynar. Bireyin yoksunluktan kurtulması için 4 ayrı yas döneminin yaşanması gerekir: Kayıp gerçeğinin kabul edilmesi: Bebeğini görmeyen kadın için kayıp gerçeğinin kabulü çok zordur. Kayıp anında durumun nasıl ele alındığı da önemlidir. Yasın acısının yaşamsallaştırılması: Bu süreçte kadın “Bu yalnızca düşüktür, daha gençsin, tekrar deneyebilirsin” gibi düşüncelerle kederini azaltır. Ama bazen kaybı yaşayanlar etraflarındaki kişilerden bu sözleri duyduklarında yaşadıkları acının kimse tarafından anlaşılmadığını düşünür. Bebek sakatlık yüzünden kaybedilmişse “Ondan kurtulman iyi oldu”, “En kısa sürede başka bir çocuğun olduğunda kendini daha iyi hissedeceksin” gibi sözler gebeliğin istendiğinin, bebeğin varlığının ve yasın yadsınmasını sağlamaktan başka fayda sağlamaz. Bu dönemde cesaret verici ve destekleyici sözler duymak gerekse de bunların dozu, kimin söylediği ve nasıl söylediği önemlidir. Cesaret verilirken duyguların yaşanması engellenmemelidir. Kaybın yaşandığı çevreye uyum: Çocuğun geleceği beklentisi ve ebeveynlik ile ilgili yansıtılmış düşüncelerin bir anda yok olması ciddi çökkünlük yaratabilir. Bu durum çok ağır bir tablo oluşturuyor veya çok uzun süredir devam ediyorsa mutlaka bir psikoterapiste başvurulmalıdır. Kaybın duygusal olarak yerine konması ve yaşamın devamında ise yasın yavaş bir süreç olduğunu söyleyebiliriz. Sıklıkla kayıptan 3 ay sonra kadın yeni bir gebelik ile ilgili planlar yapmaya başlar. Ancak bu yasın bittiği anlamına gelmez. Yasın yaşanarak çözümlenmesi ve bebeğin kaybının geçmişte bir anı olarak bırakılabilmesiyle yeni bebekler sağlıklı ortamlarda büyüyebilir. Yas bazen çok zor yaşanan bazen de yadsınarak görmezden gelinen bir süreç olabilmektedir. İki durumda da ebeveyn için psikiyatrik bozukluklara zemin hazırlarken kaybının yasını tutamamış ebevynler sağlıklı çocuklar yetiştirmede de çok zorluk çekerler. Bu yüzden yukarıda anlatılan noktalarda güçlükler yaşadığını düşünen veya bebeğinin kaybını hala sanki dün olmuş gibi yaşayan ebeveynlerin profesyonel yardım almaları önerilir. Bireysel yada grup psikoterapileri oldukça etkilidir. Varolan durumun ya da problemin psikolog ile birebir görüşüldüğü seanslarla birlikte gerekli olan durumlarda seanslara eşin de dahil edilmesi olumlu sonuçlar verir. Seans sıklığı haftada bir kezdir. Seansların kaç hafta süreceğini önceden bilmek mümkün değildir. Hastanın getirdiği problem yoğunluğuna göre süre değişken olacaktır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Bebek Kaybeden Annelerin Psikolojik Tepkileri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.İlkten ÇETİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.İlkten ÇETİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.İlkten ÇETİN'in Makaleleri
► Karne Zamanı ve Anne Babaların Tepkileri Psk.Selin ALKIŞ AYTEN
► Annelerin Kabusu; Gece Terörü Psk.Gizem HÜNERLİ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,674 uzman makalesi arasında 'Bebek Kaybeden Annelerin Psikolojik Tepkileri' başlığıyla benzeşen toplam 64 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Dinle !! Dinliyorum Mayıs 2016
► "Değer"Siz Misiniz, "Değersiz" Misiniz ??? ÇOK OKUNUYOR Nisan 2016
► Erteleme Obsesyonu Haziran 2015
► Mitomani Haziran 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


06:52
Top