2007'den Bugüne 85,916 Tavsiye, 26,758 Uzman ve 19,092 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
“hayatta En Acıklı Şey, Bir İnsanın Problemin Kendinden Kaynaklandığını Görememesidir.”
MAKALE #13062 © Yazan Uzm.Psk.Ümit AKÇAKAYA | Yayın Ağustos 2014 | 3,217 Okuyucu
“Hayatta en acıklı şey, bir insanın problemin kendinden kaynaklandığını görememesidir.” Carl Gustav Jung.

Kreşe yeni başlamış 3 yaşındaki çocuğun montunu, ailesi sınıfındaki diğer çocukların da giysilerinin bulunduğu askılığa asar. Gün sonunda boyunun yetişmediği askılıktaki montunu kendisine vermesi için öğretmeninden yardım ister. Bunu fark eden öğretmeni başka giysilerin de bulunduğu askılığın yanına gider ve kendisini izleyen küçük çocuğa; “Senin montun hangisi ?” diye sorar. Çocuk bu soru karşısında çok şaşırır, öğretmeninin kendi montunun hangisi olduğunun bilmemesi onda adeta bir şok etkisi yaratır, çünkü kendi zihninde onun montunun herkes tarafından bilindiğine dair bir algı sistemi bulunmaktadır...

Psikolojide "Füzyon", zihninde bulunan kendi gerçekliğinin diğer kişiler tarafından da bilineceği yanılgısı olarak ta tanımlanabilir. “Füzyon” bakış açısı daha çok narsisistik kişilik yapılanmasına sahip kişilerin kullandığı bir davranış örüntüsüdür. Bu yüzden konuyu anlaşılır kılmak için narsisistik kişilik hakkında biraz bilgi vermekte fayda var diye düşünüyorum.

Narsisistik kişilik yapılanması altında olan kişilerin en belirgin özellikleri; kendilerini diğerlerinden üstün, özel ve biricik hissetmeleri ve diğer insanlarla da bu doğrultuda bir ilişki içerisinde olmalarıdır. Bulundukları ortamda övgü almak, takdir toplamak ya da dikkat çekmek için yoğun çaba harcayan bu kişiliklerle geçinmesi ve herhangi bir konuda uzlaşılmaya varılması oldukça zordur çünkü zihinlerindeki “füzyon” la kendilerini ve dünyayı algılama eğilimindedirler.

“Füzyon” temelde bir fizik terimidir, “kaynaşma”, “birleşme” gibi anlamlara denk gelir. Psikolojik açıdan ele alınan "füzyon" kelimesi de aslında bu anlama çok uzak değildir, şöyle ki; kişinin yaşadığı dünya ile sanki kaynaşık ve birleşik miş gibi bir algı içerisinde olması durumudur. Yani zihinde kurgulanmış dünya nasıl ise gerçek dünya nın da onla kaynaşmış olduğuna inanmak…

Yazının başındaki kreşteki çocuğun durumu gibi, aslında füzyon bakış açısı çocukluğumuzda bir dönem hepimizde mevcuttu, ancak zamanla gerçek hayatın zihnimizdeki dünya ile uyuşmadığını deneyimlerimizle fark etmemiz sonucunda yavaş yavaş füzyonlarımızın kırılmaya başladı ve deyim yerindeyse her birimiz tahtlarımızdan olduk... Nitekim, öğretmen çocuğun montunun hangisi olduğunu ona sorması sonucunda çocuk kendi füzyonunda bir kırılma yaşayarak gerçek dünya ya deneyim sonucu bir adım atmış olmuştur ve aslında öğretmen farkında olmadan çocuğun ruhsal gelişimi için ona oldukça faydalı bir tecrübe yaşatmıştır.

Fakat, narsisistik kişilik yapılanmalarının birçoğunda, yetişkin olmalarına rağmen füzyon bakış açıları kırılmamış bir şekilde durmaktadır, bu manada onların füzyondan kaynaklanan davranışlarını bir çocuğunkine benzetebiliriz ancak aralarında şöyle önemli bir fark vardır: Yetişkin bir insanının füzyon bakış açısı çok tehlikeli ve de başkalarına zarar verici nitelikte olabilir. Hele de bu insanlar belli kademelere ya da makamlara gelmişse, etkileri büyük kitlelerin de bu bakış açısından ciddi zararlar görmesine kadar varabilir.

Bu konularla ilgili üzerinde durulması gereken daha da önemli nokta ise; ekonomiden siyasete, savaşlardan trafik kazalarına kadar toplumları yakından etkileyen birçok konuda füzyon bakış açısının son derece etkili ve zararlı olabileceği gerçeğidir.

Narsisistik füzyona sahip bir kişilik yapısı kendi doğrularının geçerliliğine kayıtsız şartsız inanmış kişilerdir. Örneğin inandıkları bir din ya da inanç öğretisi onlar için tek “gerçek” olandır ve kendisininkinden başka her inanç sistemi onların gözünde boş, değersiz ve anlamsızdır. Bu bakış açılarıyla salt doğru olarak kabul ettikleri kendi gerçekliklerine başkalarını da dahil etmek için çabalarlar, çünkü onların gözünde, farklı inançları taşıyan insanlar “gerçeği göremeyen zavallı” kimselerdir. Hal böyle olunca kendi inanç sistemlerini devam ettirmek ve başkalarını da buna dahil etmek adına her türlü yola başvurmaktan çekinmeyen, oldukça tehlikeli insanlar olarak karşımıza çıkabilmektedir.

Benzer bir durum toplumsal temelde de gerçekleşebilmekte, kendi inancını “biricik” ve “en doğru” olarak kabul eden bir toplum, buna inanmayan başka toplumlara da kendi inançlarını kabul ettirmek için savaş açmakta ya da zulmetmekte bir sakınca görmemektedir.

Bu kişilere, bu bakış açılarının yanlış olduğunu göstermeye çalışmamız, dünya da başka doğru ve geçerliliklerin olabileceği gerçeği açıklamamız çoğu zaman nafile bir çaba olacaktır, çünkü hayatlarında kullandıkları ve “hükümdarlıklarını” devam ettirmeye yarayan en önemli savunmaları olan füzyon bakış açıları olduğu için, füzyonlarının kırılması onlar için ölmekle eş değer bir anlamdadır. Bundan dolayı, tüm eleştirilere ve farklı bakış açılarına kulak tıkamayı seçerler.

Ulusal ya da uluslararası ekonomi de füzyon bakış açısındaki kişilerin yönetimi altında olduğu zaman benzer tablolar karşımıza çıkmaktadır. Narsisistik bir kişilik yapılanması füzyonunu devam ettirebilmek için gücü ve iktidarı elinde tutmak ister, güç ve iktidar elde tutmanın yolu da çok para sahibi olmaktan geçer. Hal böyle olunca, liderlik vasfı gelişmiş, zeki ya da yetenekli ama ağır bir narsisistik füzyonla hayatı algılayan bir kişilik yapısı, tüm kaynakları kendine çevirmek konusunda ısrarcı olabilir. Üstelik, başkalarının bu durumdan nasıl etkilenecekleri umurlarında olmadan her türlü sömürüye, suça ya da adaletsizliğe başvurabilirler.

Örneğin, füzyon bakış açısına sahip küresel bir lider ya da şirket sahibi bir kişilik yapılanması her zaman ve her yerde kendi hükümlerinin geçerli olmasını arzular, arzulamakla kalmayıp bu uğurda tüm insanlığı etkileyecek radikal kararlar alabilir, hatta ülkeler arası savaşlar bile çıkarabilir. Tarih de bu gibi durumların örnekleri çok fazladır.

Dolayısıyla, günümüzde ekonominin, uluslar arası siyasetin ve savaşların geldiği noktayı göz önünde bulundurduğumuzda, ortaya çıkan tablonun altında yoğun bir narsisistik füzyona sahip kişilik yapılarının olduğu söylenebilir. Maalesef, gittikçe küreselleşen dünyada bu kişiliklerin aldığı yanlış ekonomik, siyasi ve toplumsal kararlar neticesinde aslında hepimizin bugününü ve geleceğini etkilemektedirler.

Trafik kazalarının birçoğuna da füzyon bakış açısına sahip insanların neden olduğu söylersek herhalde abartmış olmayız. Şehir merkezlerindeki mobese kameralarındaki trafik kazası görüntülerini izlersek eğer bu durumu çarpıcı bir şekilde fark edebiliriz. Şöyle ki, füzyon bakış açısıyla hareket eden bir kişi aynı bakış açısını trafikte araç kullanırken de taşır. Örneğin, yolların tek hâkiminin kendileri olduğunu zannederek hiç umulmadık yerden sinyal vermeden dönüş yapabilirler.

Onların zihninde sinyal vermelerini gerektirecek bir durum yoktur çünkü arkasındakiler onun döneceğini zaten bilmek zorundadırlar... Aynı sağlıksız bakış açısıyla hiç beklemediğiniz bir anda tali yoldan ana yola çıkıp size büyük bir kaza yaşatabilirler, ya da kafalarındaki mesafe ayarı gerçeklikten çok uzak olduğundan uzun yolda şuursuzca yanlış sollamalar yaparak can kayıplarına ya da ağır yaralanmalara sebebiyet verebilirler.

Sonuç olarak, ruhsal olarak sağlıklı olan bir insan; füzyon bakış açısını çocukluğunda kırmayı başarmış, sorgulayan, araştıran, inandıkları konusunda ısrarcı olmayıp zaman zaman şüpheye düşebilen, diğerlerinin de görüşlerine önem veren, değişime açık, diğerleri ile empati kurma becerisi geliştirmiş olgun kişilik yapılardır.

Ekonomi, siyaset, toplum yönetimi, medya, uluslararası ilişkiler, trafik ve yaşamlarımızı etkileyen buna benzer daha birçok alan, füzyon bakış açısından sıyrılmayı başarmış ruhsal olarak olgun kişilerin yönetimine verildiği takdirde son derece adil, mantıklı, tutarlı bir yönetim ve uyum söz konusu olur. Hatta, gittikçe küreselleşen ve füzyondaki kişiler tarafından yönetilmeye başlayan bir dünyada, bu kişilerin yönetime geçmesiyle beraber tüm insanlık bu sayede refah ve huzuru yakalayabilir dersek bile sanırım abartmış olmayız.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"“hayatta En Acıklı Şey, Bir İnsanın Problemin Kendinden Kaynaklandığını Görememesidir.”" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Ümit AKÇAKAYA'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Ümit AKÇAKAYA'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Ümit AKÇAKAYA Fotoğraf
Uzm.Psk.Ümit AKÇAKAYA
İzmir (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi106 kez tavsiye edildiTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Ümit AKÇAKAYA'nın Yazıları
► Hayatta Başarıya Ulaşmak Psk.Adem OCAK
► Hayatta Başarılı Olmanın Altın Kuralları Psk.Ayşe Esma VATANSEVER
► İnsanın Uyanışı Psk.Osman İLHAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,092 uzman makalesi arasında '“hayatta En Acıklı Şey, Bir İnsanın Problemin Kendinden Kaynaklandığını Görememesidir.”' başlığıyla benzeşen toplam 13 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Erich Fromm ve 'olmak' Mayıs 2020
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


19:31
Top