2007'den Bugüne 85,241 Tavsiye, 26,655 Uzman ve 18,979 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Sıfır Beden Sendromu : Yoksa Anoreksiya mı?
MAKALE #13137 © Yazan Psk.Eray ÜNLÜ | Yayın Eylül 2014 | 2,215 Okuyucu
Sıfır Beden Sendromu : Yoksa Anoreksiya Mı?

Günümüzde obezite toplum sağlığını tehdit eden bir beslenme bozukluğu olarak karşımıza çıkıyor. Genel olarak obeziteyi; bedenimizin ihtiyacından fazla ve dengesiz beslenme ve hareket eksikliği sonucu ortaya çıkan bir tablo olarak tanımlarsak, bunun tam zıttı olarak, bedenimizin ihtiyacının altında ve ihtiyaç duyduğu çeşitlilikten uzak beslenme ve buna eşlik eden aşırı ve kontrolsüz spor sonucu oluşan “ sıfır beden sendromu” olarak adlandırabileceğimiz bir durum da var. “Sıfır beden” kavramı günümüzde moda bir tabir haline geldi. Medyada bu konu ile ilgili hemen her gün bir haber okuyoruz.

Özellikle kadınlar her zaman kilolarına dikkat etmeye çalışırlar. Fit bir vücuda sahip olmayı kim istemez ki? Bunun için de diyet ve spor birlikte yapıldığında genellikle istenilen sonuçları alabilmek mümkün oluyor.

Ancak hayatta her şey de olduğu gibi bu konuda da bir dengeye ihtiyacımız var. Toplum tarafından “iyi” olarak kabul edilen şeylerin de fazlası zararlı olabiliyor. Sağlıklı beslenme konusunda aşırı titiz olmak, kontrolsüz derecede spor ve egzersiz yapmak da zaman zaman zararlı olabiliyor.

Dünya artık çok küçük. Hollywood yıldızlarının, top modellerin, fotoğraf ve videolarını yakından takip edebiliyoruz. Hatta onların nasıl beslendiklerini, hangi sporu yaptıklarını, anlık olarak gözlemleyebiliyoruz. Birçok kadın da onlarla özdeşim kurup, onlarla aynı bedene sahip olmayı hedefliyor. Bu çaba bazen durmak bilmiyor, elde edilen sonuçlar yetersiz bulunuyor ve sıfır beden olarak bilinen 32-34 bedenlere kadar düşülebiliniyor. Şüphesiz ki 32 ya da 34 bedene düşen herkes hastadır demek mümkün değil, ancak bu durumun kişinin fizyolojik ve psikolojik sağlığı açısından bir risk yarattığını söyleyebiliriz. Artık dünya da birçok marka defilelerinde özellikle genç kızlara olumsuz örnek teşkil ediyor gerekçesiyle 36 bedenin altında ya da bir başka deyişle beden kitle endeksi 18,5 ‘in altında modeli kullanmıyor. Çünkü artık Anoreksiya yaygın bir problem haline geldi. Moda firmaları da okların en çok kendilerine doğru döndüğünün farkındalar. Sıfır bedene inme tutkusu bir süre sonra anoreksiyaya yol açabilir. Bu nedenle son derece dikkatli olunması gerekir.

Anoreksiya hakkında biraz bilgi verelim:

Anoreksiya diğer DSM’lerde olduğu gibi DSM V’de de tanı kriterleri ortaya konmuş bir yeme bozukluğudur. Kişinin boyu,yaşı ve cinsiyetine göre olması gereken kilosunun alt sınırından %15 oranında daha az kiloya sahip olması Anoreksiya tanısı için en önemli fiziki şarttır. Anoreksiyalı kişiler bedenlerini olduğundan daha kilolu değerlendirirler ya da ideal kiloda olduklarını düşünürler. Bu nedenledir ki, anoreksiyalı biri kolay kolay bir uzmana başvurmaz. Bir uzmana başvurma konusunda son derece dirençlidirler. Çoğunlukla yakınları bu durumdan endişe ederek onu bir uzmana yönlendirmeye çalışırlar. Genellikle genç insanlarda görülür. Kadınlarda erkeklere nazaran daha sık rastlanır. Uygun bir yaklaşımla tedavi edilmezse ölüme bile yol açabilir.
Anoreksiya bir yeme bozukluğudur ama başka birçok psikolojik problemin kaynaklık ya da eşlik edebileceği ve birçok psikolojik probleme neden olabilecek bir durumdur. Bu nedenle Anoreksiya problemi yaşayanların çok yönlü bir yaklaşımla değerlendirilmeleri gereklidir. Bir doktor, diyetisyen ve psikoterapistten oluşan multidisipliner bir ekiple çalışmak başarı şansını arttırır. Bu ekibin danışanla kuracağı sempatik ilişki danışanın tedaviye devam etmesi konusunda son derece önemlidir.
Anoreksiyada bazı meslek grupları risk altındadır. Modellik, mankenlik, hosteslik, bale, dans ve fitness gibi alanlarda çalışanlarda ya da faaliyet gösterenlerde rastlanma olasılığı daha yüksektir. Sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik açıdan gelişmiş toplum ve kesimlerde daha çok görülür.

Anoreksiyalı bireyler aslında son derece sağlıklı beslendiklerini düşünürler. Yemeklerin pişirilmesi konusunda takıntı sahibi olabilirler. Yağsız, buharla pişirme yöntemlerini kullanma eğilimindedirler. Oysa ki vücudumuzun belli bir oranda yağa, karbonhidrata, proteine ve minerallere ihtiyacı vardır.

Anoreksiya’nın tedavisinde temel hedef kişinin sağlıklı kiloya ulaşmasını sağlamaktır. Ancak öncelikle kişinin yaşadığı sorun konusunda ikna edilmesi gerekmektedir. Anoreksiya uzun bir psikoterapi süreci gerektirir ve oldukça dirençli bir durumdur. Hastanın durumuna göre çoğu zaman yatarak tedavi gerekebilir. Uygun ilaç tedavisinin yanı sıra bilişsel davranışçı psikoterapiye sorunu tamamen ortadan kalkıncaya kadar devam edilmelidir.

Anoreksiya genellikle ilk veya orta ergenlik döneminde ortaya çıkar. Özellikle ergenlerin çevresindeki insanları ve de ünlüleri model alma eğiliminde olduklarını da düşünürsek, ergenlik döneminde ortaya çıkmasını daha iyi anlayabiliriz. Ayrıca ergenler beden algılarıyla fazlaca ilgilidirler. Yaşanan stresli bir dönemden sonra ortaya çıkabilir. ( Anne baba ayrılığı, sevilen birinin kaybı, yoğun bir diyet sonrası vb) Genelde 16-17 yaşlarında başlayabildiği, ve 40’lı yaşlardan sonra görülmediği gözlenmiştir. Anoreksiya kadınlarda erkeklere oranla yirmi kat daha fazla rastlanır. Yaygınlığı ise yaklaşık %1 dir. Ne kadar erken tanınır ve tedavi süreci başlatılırsa, tedavinin başarı oranı o derece artacaktır. Tedavi edilmediği takdirde başta kalp ve böbrek olmak üzere birçok organda hasara neden olabilir. Kemik erimesi ve kemiklerde güçsüzlük, saç dökülmesi ve sağlıksız saç derisi ve tırnaklar. Adet görememe, cinsel istek azalması gibi problemlerin ortaya çıkması söz konusu olabilir. Çevrenizde anoreksiyalı biri olduğunu düşünüyorsanız. Onu profesyonel yardım alma konusunda ikna etmeye çalışmalısınız.
Anoreksiyalı kişileri ayırt etmek için şu kriterleri karşılayıp karşılamadıklarına bakabilirsiniz:
- Normal kilodan çok daha zayıf görünme
- Kilo almaktan çok fazla endişe duyma
- Normal kilonun altında olduklarını reddetme
- Çok zayıf olmalarına rağmen kendilerini kilolu olarak algılama
- Yemekler, diyet ve kalori konusunda takıntılı olma
- Fit görünmelerine rağmen çok fazla egzersiz ve spor yapma
- Kilo alımını engellemek için kusma ya da ilaç kullanımı
Anoreksiya çoğunlukla depresyonla birlikte görülebilir. Topluma karşı ve sosyal ilişkilerde çekingenlik, öfkeli olma, bir takım ve giderek artma eğilimindeki takıntılar da anoreksik kişilerde görülebilir. Özellikle mükemmeliyetçi kişilik yapısına sahip bireylerde daha çok görülür.

Anoreksiya kişinin kendi başına çözebileceği bir problem değildir. Hatta sadece doktor, sadece diyetisyen ve sadece psikolog/psikiyatristin çözebileceği bir sorun da değildir. Multi-disipliner bir ekip çalışması gerektirir.

Anoreksiyalı biri yaş, boy, cinsiyetine göre olması gereken kilonun çok altında ise hastanede yatarak tedavi görmesi gerekmektedir.

Bedenimize iyi bakmamız, düzenli ve sağlıklı beslenmemiz, egzersiz yapmamız elbette ki psikolojik durumumuzu daha da yukarılara taşıyacaktır. Ancak bu konuda kontrolü kaybetmeden ve beslenme ve egzersiz konusunda takıntı oluşturmadan bir hayat sürmemiz, hem fiziksel hem psikolojik sağlımız bakımından son derece önemlidir.

Sağlıklı günler dileğiyle…
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sıfır Beden Sendromu : Yoksa Anoreksiya mı?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Eray ÜNLÜ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Eray ÜNLÜ'nün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Eray ÜNLÜ'nün Makaleleri
► Yeme Bozuklukları ve "Sıfır Beden" İlişkisi Psk.Azade ALTINTAŞ DURMUŞ
► Anoreksiya (Manken Hastalığı) Psk.Şeyda BOYBEYİ
► Yeme Bozukluğu: Anoreksiya Nervoza Psk.Emir Emre DOĞAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,979 uzman makalesi arasında 'Sıfır Beden Sendromu : Yoksa Anoreksiya mı?' başlığıyla benzeşen toplam 32 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


08:25
Top