Arama : | Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Cinsel Gelişim ve Psikanalitik Açıdan Yorumlanması
MAKALE #13226 © Yazan Psk.Nihan DİKME | Yayın Eylül 2014 | 2,511 Okuyucu
Psikanalitik Açıdan Ödüpal Dönem Karmaşası Ve Cinsel Gelişim Üzerindeki Etkileri

Freud’a göre cinsel kimliğin ilk belirleyicisi ödipal dönemdir. Erkekler ve kızlar bu süreci farklı şekilde geçirirler. Bu süreçte çocukların yaşadıkları korkular, kaygılar bireye özgü, her birey için özel yaşantılardır. Kız çocuğu bu dönemde anne gibi olma, anneye benzeme ile meşguldür. Aynı zamanda doğduğu andan beri kendisini annesinin bir uzvu gibi gördüğü ortak bir yaşam sürdürdüğüne inanır ve bu dönemde bunu sürdürmeye de çalışır. Anne gibi olman kadın olmakla aynı şey olduğunu düşünür. Bu doğrultuda kız çocuğunun geçirdiği bu dönem erkeğe nazaran daha kolaydır çünkü anne sürekli yanında ve görebildiğini, izleyebildiği, rol model olarak alabildiği yakında biridir. Ve bu şekilde kız çocuğu rol modelinden ayrık olmadan devamlılık içeren bir ilişkisel cinsiyet kimliği deneyimler. Bu dönemde iki temel durumla yüzleşmek ve başa çıkmak mecburiyetindedir. İlki, kız için erotik nesne baba olmuştur ve anneyle rekabet edip evdeki erkeği almak ister ama aynı zamanda annesinin ona verdiği sevgi ve bakımı da kaybetmek istemez. Burada rekabetin doğurduğu kaygıyla başa çıkması kız çocuğunun aşması gereken sorunudur. İkincisi babasını cinsel, erotik nesne olarak seçmiştir fakat baba heybetlidir. Bu durum baba tarafından zarar görme, yaralanma korkusunu doğurur. Babanın cinsel organını kendisininkiyle kıyasladığında bu orantısızlık kız çocuğunda korku yaratır.

Özellikle Karen Horney, kadınların tecavüz ile ilgili korkuların temelini ödipal süreçte kız çocuğu ve baba arasındaki bu “eşitsizliğe” bağlar.
Çocuklar genital döneme kadar kendisini annesinin bir uzvu olarak görür. Ona bakım veren, ihtiyaçlarını gideren birleşik bir yaşam sürdürdüğü birincil bakım vereninden ayrışmaya başlayan erkek çocuk için cinsel gelişim süreci kız çocuklarında olduğundan daha zordur. Erkek çocuğu anneden ayrılmak zorundadır. Ona bakım veren seven ilgi ihtiyacını gideren bu sevdiği kadından ayrılmak için anneye olumsuz anlamlar yüklemesi gerekir. Kız çocuğu bu dönemi rol modeliyle geçirirken ve aynı zamanda anneden ayrılmazken, erkek çocuğu anneden koparak bu dönemi yaşar. Çünkü erkek olmalıdır. Anneye ve kadınlığa ait şeyleri sevmemeli ve yapmamalıdır. Anneyle genital döneme kadar geçirdiği ortak yaşamına son vermelidir. Bu sebeple kadınsı olan her şeyi kötüler, erkeğin o zaman başlayan bu bilinçsiz duygusu ileride kadına şiddeti ve aşağılama olarak kendini gösterebilir.

Anneyi arzulayan erkek çocuğu evdeki diğer erkek babayla ile rekabete girdiği için baba tarafından cezalandırılma korkusu yaşar. Kadın ve erkeğin bedenini birbirinden ayrıştırmaya başlayan çocuk için annenin penisi yoktur. Annenin penisinin kesilmiş olabileceği bilinç dışı olarak çocukta belirir ve kendisinden büyük babası onu annesini arzuladığı için zedeleyecek ve hatta penisi kesebilecek güçtedir. Bu evrensel ve (bilinçdışı) iğdiş edilme korkusunun temellerini atan korkudur. Türkiye’de tamda bu dönemde bu korkular içindeki erkek çocuğunun sünnet ettirilmesi bu korkularını tetiklemektedir. Çevresindeki yetişkinlerin ya da sünnet olmuş çocukların “Pipini kesecekler” söylemi çocukta karmaşaya, korkuya ve kaygıya neden olur. Ayrıca “sünnet olunca erkek adam olacaksın” söylemi çocuğun kafasında kadın erkek ayrımını oldukça karmaşık hale getirebilir. “Erkeklerin penisi vardır.” ve “kadınların penisi yoktur” şeklinde düşünen çocuk için pipisi kesilince erkek olacağının söylenmesi oldukça karışık ve anlaşılması zor bir durum yaratabilir. Sünnetin, çocuğun bu duygu, korku, kaygı ve cinsiyet rollerini farkına varmadığı daha önceki bir dönemde yapılmasında fayda vardır.
Bu süreç aynı zamanda erkek çocuğunun babasının cinsel gücünün yanında hissettiği yetersizliği de barındırır. Bir arzu nesnesi ve onun için yarışan iki erkek vardır. Ve anne sürekli babayı seçmektedir. Babayla uyumakta, babayı öpmekte her koşulda tercihi babadan yana olmaktadır. Bu dönemde çocuk babanın heybeti yanında kendini küçük hisseder. Annenin de her koşulda babayı seçmesi çocukta küçüklük ve yetersizlik duygusunu oluşturur. Evrensel penis kıskançlığı olgusunun temellerini atan da budur.




Psikanalitik ve Psikososyal Açıdan Ergenlik Dönemi Cinsel Evreleri

Ergenlik dönemindeki bireylerin homeseküsel olabileceği kaygısı yaşadığı çok sık rastlanan bir durumdur. Bu dönemdeki eşcinsel eğilimler ile erişkin olmak ile ilgili kaygılar ve karşı cinsle ilgili korkular birbiriyle ilişkilidir. Bu dönemde ergeni yanlışlara iten sebep eşcinsel kaygılar ile biseksüel eğilimler arasında bağlantının kuramamasıdır. Henüz belirgin hale gelmemiş bu duruma tanı koymak yanlış olacaktır. Biseksüel eğilimler ergenlik döneminin geçici bir görünüm olabilir buna dikkat edilmesi süreç ve tedavi için önemlidir. (Odağ ve Bildik 2002).
Birçokları cinsel gelişimin aseksüel, bi seksüel ve heteroseksüel bir izlerlikte gittiği inancını barındırır. Bu sebepler her bir evreden geçerken sorunların aşılması gerekir. Freud’ a göre ergenlik döneminde başarıyla atlatılması gereken bir geçiş de biseksüelitedir. Bu evre başarı ile geçirilmeden cinsel problemlerle ilgilenmek imkansızdır. Cinsel kimliğin gelişmemiş olması yani aseksüelite yine cinsel sorunlarla ilgilenmemizin önünde bir engel teşkil eder. Cinsel gelişimin asesksüel-biseksüel-heteroseksüel olarak birbirini takip ederek ilerlediği inancı yaygındır. Cinsel gelişimin heteroseksüel evreye geçerek tamamlandığı düşünüldüğü için aseksüel ve biseksüel evrelerin başarıyla aşılması gerektiği düşünülür. Yetişkinlikte daha kapalı, birden bire gündüz düşlerin ortaya çıkan biseksüel eğilimler ergenlik döneminin ilk aşamalarında ergende gözle görülebilir bir şekilde fark edilebilir.
Kız çocuklarının nesne seçimine bağlı olarak ergenlik öncesinde homoseksüel, ergenlikte biseksüel ve ileri ergenlikte heteroseksüel eğilim gösterebilir. Bu doğrultuda nesne seçimiyle ilişkili olarak ergenlikteki kız kendisinden daha büyük ya da yaşıt bir kız çocuğuna bazen sado-mazoflistik ilgi ve bağlılık gösterebilir. Erken ergenlikte kız çocuğunun annesine olan ilgisi çevresindeki erkeklere yönelir. Bu dönem kızın kadınlık ve erkeklikle ilgili durumlara verilen önemi anlamaya ve hissetmeye çalıştığı duraksama evresidir. Ödipal dönemin bir yansıması gibi olan bu dönemde kız çocuğu babasına ve çevresindeki erkeklere daha fazla önem verdiği için suçluluk duyabilir. Bu dönemde kızlar yakın kız arkadaşları ile birlikte bir başka erkeğe bağlanabilir. Bu davranışıyla babasına olan ödipal bağlanmasından vazgeçmeye çalışır.
Okul çağından ergenlik dönemine kadar süren gizil dönemde kızlar kızlar ile erkekler erkekler ile vakit geçirir. Hatta bu dönemde diğer cinsiyetten olanlar anlaşılmaz ve “aptal” bulunur. Okulda kızlarla erkeklerin birlikte oyun oynadıkları pek gözlemlenmez. Genelde Türkiye’de gözlediğimiz tabloda kızlar ip atlar, erkekler top oynar. Gelişen çağda kızların kız şarkıcı grupları taklit edip şarkı söyledikleri erkeklerin bilgisayar oyunları ve karakterleri taklit ettikleri gözlemlenmektedir. Bu dönemde kızların ve erkeklerin birlikte geçirdikleri bir zamana pek rastlamayız.
Ergenlik dönemine geldiğimizde vücutta cinsel istekle karakterize hormanel değişikler yaşanır. Ergenlik dönemi bireyin hayatı çevreyi ve kendini yoğun bir şekilde sorguladığı merakını gidermeye çalıştığı bir dönemdir. Yavuzer’inde belirttiği gibi sancılı ve şiddetli bir dönemdir. Bu dönemde cinsel arzuyla ve merak bir aradadır. Ergen merak ettiğini arzulamaya başlar. Bilinmeyen nesne hormonların da yarattığı yeni değişimle ilgi çekici bir arzu nesnesine dönüşebilir. Bu dönemde duygular dürtüler ve istekler karmakarışıktır. Sevgi, yakınlık, sıcaklık, şefkat gereksinimleri yeni gelişen hormonların etkisiyle birbiriyle karışabilir ve iç içe geçebilir. Bu da ergenin kaygılanmasına neden olur.
Ödüpal dönemdeki kız çocuğu bu evreyi başarılı atlamamışsa bunun yansımaları ergenlikte yeniden açığa çıkar. Erkek ve kadını birbirinden ayırırken ve seçtiği özdeşim nesnesiyle kurduğu ilişki burada kendini gösterir. Ödipal dönemde kendini anneden ayrıştırırken ve kendiliğini oluştururken özdeşimlerini anneyle başarılı kurmuş bir kız için baba bilinmeyendir. Aseksüel evreden sonra merak ettiği, bilmeyen nesneye olan (erkekle) merakla ergenlik dönemi cinsel dürtülerini birleştirir ve arzu nesnesi bir erkeğe doğru heteroseksüel yönde tamamlanır. Ayrıca ödüpal dönemde kadın ve erkeği birbirinden ayırt ederken yakındaki erkek modele yüklediği özellikler ilerideki cinsel beğenileri haline gelir. Örneğin “babam sakallı” “annem sakallı değil” demek ki “erkekler sakallı olur” diyen kız çocuğu ergenlikte ve yetişkinlikte cinsel eğilimi sakallı erkeklerden hoşlanma şeklinde gelişebilir. Annenin (kadın figürü) uzaklığı ile büyüyen kız çocuğu, okul çağında da kızlarla iletişiminde uzak kaldıysa kendisine rol model bulamadıysa, ergenlik dönemindeki merakı her iki yöne (biseksüel) ya da kadınlara (homoseksüel/lezbiyen) yönelik olabilir. Babanın şiddeti, istismarı ya da herhangi bir erkekten istismar görmüş kız çocuğu yine ergenlik dönemindeki yönelimini kadına ya da ne kadına ne erkeğe (aseksüel) yönelik şeklinde geliştirebilir.
Erkeklerde de kızlarda olduğu gibi biseksüel evre yaşanmaktadır ve bunun kaynağının “penise imrenme” ve “kastrasyon anksiyetesinden” kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu yaşanılması doğal ve kaçınılması imkansız olan bir gerçektir. Bu sebepten ötürü erkeklerde narsizm, mazohizm ve imrenme de kaçınılmazdır. Kadınsı özellikleri reddetmek ve bu imrenmenin üstesinden gelmek oldukça güçtür. Kadın kadına cinsel yönelimlerinin ve hatta yakınlaşmanın daha çok görüldüğü ve bunun geçici bir zaman aralığını kapsadığını sonra kendiliğinden geride bırakıldığı gözlemlenmiştir. Ergen kızların kendi aralarında sarılmaları, tensel temaslarının daha fazla olduğu gözlemlenmiştir. Bu erkek ergenler arasında aynı şekilde değildir. Erkek ergenlerdeki eşcinsel yönelimler, daha şiddetli, korkutucu ve suçluluk hisleri ile bağlantılıdır. Burada kültürel ve etik değerler ve yasaklar daha fazla savunma geliştirmelerini gerektirir. Özellikle Türk kültürü gibi ataerkil toplumlarda bu daha da belirgindir. Bu durum erkek ergenlerin eşcinsel eğilimlerini daha çok bastırmalarına neden olur.
Ödipal dönemde anneyle olan simbiyotik yaşamını sonlandırmaya ve ayrıştırmaya çalışan erkek çocuğu kadınsı olan her özellikten uzaklaşmaya erkek figirü ile özdeşim kurmaya çalışır. Kız çocuğunun aksine erkekte daha yoğun anneye gerileme korkusu vardır. Bu dönemi atlatırken herhangi bir takılma yaşayan erkek çocuk bunun izlerini ergenlikte yaşar. Çok fazla kadın rol modelle (örn. anne, teyzeler, halalar, ablalar) ve erkek rol modelin eksikliği ile büyümüş erkek çocuğu kadına dair tüm merakını girerek büyür. Bu dönemde kadınsı ilgileri etraftaki kadınlar tarafından hoş görülen çocuk erkek rol modeliyle çok fazla vakit geçiremediğinden ergenlikte gelişen hormonların ve merak duygusunun etkisiyle arzuları onun için bilinmeyen olan erkeğe yönelebilir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Cinsel Gelişim ve Psikanalitik Açıdan Yorumlanması" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Nihan DİKME'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Nihan DİKME'nin izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Nihan DİKME'nin Makaleleri
► Çocuk ve Ergenlerde Cinsel Gelişim ve Cinsel Eğitimin Önemi Uzm.Psk.Burcu ÇATALOĞLU SİNANGİN
► Çocuklarda Cinsel Gelişim (Cinsel Kimlik Gelişimi) ÇOK OKUNUYOR Psk.Doğan Demirkan ÖZDEMİR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,489 uzman makalesi arasında 'Cinsel Gelişim ve Psikanalitik Açıdan Yorumlanması' başlığıyla benzeşen toplam 24 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Aşk Hakkında Herşey Şubat 2017
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


20:03
Top