2007'den Bugüne 80,264 Tavsiye, 25,603 Uzman ve 17,918 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Bağımlılığı Tanıma
MAKALE #13232 © Yazan Psk.Sabahattin ZENGER | Yayın Eylül 2014 | 2,270 Okuyucu
BAĞIMLILIĞI TANIMA

Bağımlılık, fizyolojik ve psikolojik süreçleri içinde barındıran, beyinde gelişen bir hastalıktır. Hastalığın geliştiği kişilerde dürtülerini kontrol edememesine bağlı olarak gelişen maddeye karşı aşırı muhtaç olma durumudur. Kişi bu maddeler olmaksızın hayatını sürdüremeyeceğini, verimli olamayacağını ve işe yaramayacağını düşünür.

KİŞİYİ BAĞIMLILIĞA İTEN FAKTÖRLER

Bağımlılığı besleyen en önemli etken keyif verici bir dış unsurun varlığıdır. Yani bir durumu, kişiyi ya da kimyasalı çekici kılan neden, onun bireyi kaygıdan ve gerginlikten uzaklaştırabilme gücü ve keyif verici olmasıdır. Bu durum, bağımlılık geliştirme açısından en yüksek risk grubu olan gençlerin doğal davranış dinamiklerinde daha kolay gözlenebilir. Şöyle ki, genç bir insan doğal gelişim çatışmaları ve bu çatışmalarının neden-sonuç ilişkileriyle uğraşırken genellikle en kestirme ve en zahmetsiz yolu seçer. Çatışmadan doğan gerginlik sırasında gencin keyif aldığı en küçük anlar bile çok kıymetlidir. Psikofizyolojik gelişimde sorun yaşayan gençler ise bu bağlamda savaşmak yerine rahatlıkla hoşnut olmayan durumdan kaçışı seçebilmektedirler. Zaten asıl risk de kaçışın başlamasıyla yargılama gücü zayıflayan gencin ne yöne gideceğinin belirsizleşmesidir.
Bir ilginin bağımlılığa dönüşmesi daha çok davranışsal bağımlılıklar ile alkol ya da sigara bağımlılığı için söz konusudur. Madde kullanımında süreç ilginin süreklilik kazanmasından çok kaçış sonucu bağımlılığa itilmek şeklinde gerçekleşir. Soruyu özellikle bağımlılık çerçevesinde ele alacak olursak süreç içinde yaşanabilecek durumlar şöyle özetlenebilir:
“- Bağımlılık yaratan unsurun bireyin dikkatini çekmesi
-Etkileşimin giderek artması ve yaşama yayılması (yaşamın rutini haline gelmesi). Dolayısı ile yaşam kalitesinde düşme
-Tolerans geliştirme
-Geri çekilme belirtileri (Faaliyetten ve iletişimden uzaklaşma)
-Çatışma ve nüksetme”
Madde bağımlılığı o maddeye duyulan ihtiyaç sonucu ortaya çıkar ve kullanıcının kişiliği ile yakından ilgilidir. Bilinçli kullanıcılar kullandıkları maddenin yarattığı psikolojik ve fizyolojik etkiyi bildikleri için kullanırlar. Bilinçsiz kullanıcılar ya da madde hakkında daha az bilgiye sahip olanlar ise sorundan kaçmak ve yapay olarak sorunsuz bir yaşam alanı yaratmak amacıyla maddeye yönelirler. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki madde kullanan insanlar birbirlerinden direkt etkilenmekte, bunun temelinde de ortak sosyal problemler yatmaktadır. Bir insanı madde kullanmaya iten başka nedenler de vardır elbette. Üstelik bunlar ergenlik dinamikleri içinde çekicilik unsuru da taşımaktadır. Örneğin maddenin eğlencenin eğlenebilmenin ayrılmaz bir enstrümanı olması, başlı başına bir eğlence paylaşımı olması, grup dinamiğine uyumluluğu göstermenin bir kriteri gibi algılanması, özenti, yasağa karşı gelebilmiş olmanın tatmini ve büyüme göstergesi olarak atıflanması…

BAĞIMLILIK SÜREÇLERİ NASIL BİR GELİŞİM GÖSTERİR?

Günümüz dünyasında alkol, madde ve diğer bağımlılıklar din, dil, ırk farkı gözetmeksizin hızla yayılmaktadır. Artık bağımlılık hem birey hem de toplum düzeyinde büyük yıkımlara yol açan bir insanlık sorunudur. İnsan iletişimde bulunduğu her nesneye bağımlı olabilmektedir. Anne-baba, sevgili, eş, çocuk gibi bir insana, cep telefonu, bilgisayar, araba, internet gibi bir teknolojik araca, alkol, madde, ilaç gibi bir kimyasal maddeye, kumar, kadın, seks gibi zevk unsurlarına bağımlı olabilmektedir. Sonuç itibariyle hangi tür bağımlılık söz konusu olursa olsun birey bir dış unsura aşırı derecede ihtiyaç duyar ve onsuz yapamayacağına inanır. Bağımlı olduğu nesnenin ve olgunun iç dünyasında boşluğunu hissettiği bir duyguyu karşılayacağını, bir yetersizliği ya da sıkıntıyı gidereceğini düşünür. Ayrıca gerçek hayatta başa çıkamayacağını düşündüğü sorunlardan da bu yolla kaçmaya ve kurtulmaya çalışır. İnsandaki duyguları anacak insani duygular doyurabilir. Hiçbir nesne veya olgu duyguları karşılamaya yetemez. Eğer duygular bir nesne veya olguyla doyurulmaya çalışılırsa dipsiz bir kuyu misali duygusal boşluk gitgide derinleşir ve bağımlılık oluşur.

Tıbbi manada ise bağımlılık; biyolojik, psikolojik, sosyal, zihinsel ve davranışsal boyutları olan bir rahatsızlıktır. Bağımlılık tedavi edilebilen, ama bağımlılığa yol açan boşluk doldurulmadıkça, sebepler ortadan kaldırılmadıkça nüks eden bir rahatsızlıktır. Bağımlılığın gelişimi; maddenin kullanım süresine, kullananın kişilik özelliklerine, ruh durumuna, beyin gücüne ve alınan maddenin cinsine göre değişir. Her maddenin bağımlılık potansiyeli farklıdır.

BAĞIMLILIĞA YATKIN KİŞİLİKLER

Madde bağımlılarının anti-sosyal veya sınır kişilik yapısında olduğuna dair bir yanlış inanç söz konusudur. Araştırmalar da bu yanlışı ortaya koyar mahiyettedir. Araştırmalara göre alkol bağımlılarında anti-sosyal kişilik veya anti-sosyal davranış oranı %30 civarındadır. Klinik tecrübelerimize göre bağımlılık yaşayan bireylerde takıntılı (obsesif) kişilik çok daha yaygındır. Mükemmelliyetçi, titiz, ‘ya hep ya hiç’ modunda yaşayan, aşırı kontrolcü, detaycı kişiliklerde bağımlılık riski daha yüksek. Yaşanan üzücü ve örseleyici olaylar sonrasında sıkıntıları gidermek için alkol ve maddeye baş vurma yaygın bir davranıştır. Bu tip kişiliklerde bu davranış daha çok görülüyor ve genellikle ‘hep’ modelinin kurbanı oluyorlar. Orta karar içme veya sosyal içicilik düzeyinden çok kısa bir süre sonra şişenin dibini getirir hale gelirler. Bağımlı, çekingen kişiliklerde ve sosyal fobikler de toplum içinde cesaretli olabilmek için alkol ve maddeye başvurabiliyorlar. Nitekim sosyal fobide görülen en sık ikinci psikiyatrik bozukluk alkol ve madde bağımlılığıdır. Şizofreni hastaları, depresyonlular, kaygı bozukluğu olanlar da sıkıntıyı azaltmak için alkol alabiliyor ve potansiyel bağımlı durumuna gelebiliyorlar.

BAĞIMLILARIN ORTAK NOKTALARI

Hayatlarının bir döneminde travma olması
Madde kullanımı mutlaka bir olayla başlıyor ve genellikle de bir ayrılık öyküsü oluyor
Hemen hepsi madde ve alkol kullanımı öncesinde çok başarılı insanlar, işlerini çok iyi yapan, saygın ve mükemmelliyetçi insanlar
Hepsinde kontrolsüz cinsel yaşantılar var (madde alımı sırasında)
Normalde herkes iradesiyle davranır ve orta noktayı bulur ama onlar yapmakla yapmamak arasında karar vermek yerine ya hep ya hiç diye yaşayan insanlar ve her iki ucu da yaşayabilirler.
Herşeyi uçlarda yaşıyorlar

BAĞIMLILIK TIBBİ BİR DURUMDUR

Geçen hafta Merve’nin hazin bir şekilde uyuşturucudan ölmesiyle bir uyuşturucu gündemi oluştu. Bu konuyla ilgili yazıları, konuşulanları ve tartışma programlarını izledim. Ancak gördüm ki kimse sorumluluğu üzerine almıyor. Herkes birilerinin ne yapması gerektiğiyle ilgileniyor. Olan tabi ki uyuşturucu bağımlısı gençlere oluyor. Kabul edelim bu konuda toplum olarak yeterli bir bilinç düzeyine sahip değiliz. Gerek toplum gerekse sağlık çalışanlarında uyuşturucu bağımlılarına yönelik gizli bir damgalama söz konusu. Toplum bağımlılığı bir ahlaki bozukluk, sağlık çalışanlarının büyük bir kısmı da iyileşme ihtimali çok zayıf bir rahatsızlık olarak görüyorlar. Aileler “bizi yeterince bilinçlendirmediler, çocuğumuzun bağımlı olduğunu nasıl anlayabiliriz ki” diye yakınıyorlar. İşte bu konuda bilmeniz gerekenler:
Uyuşturucu bağımlılığının ahlaki değil tıbbi bir durum olduğunu bilmelisiniz
Uyuşturucu bağımlılığında en önemli ihtiyaç sosyal destek ve sahiplenmedir
“Benim çocuğum yapmaz” demeyiniz. Biliniz ki uyuşturucu dil, din, ırk, etnisite, kültür, cinsiyet, eğitim seviyesi, meslek, sosyoekonomik durum farkı gözetmez.
Çocuğunuz sizinle eskisi gibi temas kurmuyorsa, gece geç gelmeleri sıklaştıysa, evin kurallarını ihlal etmeye başladıysa, öfkeli ve fevriyse, dersleri bozulduysa, okuldan sıkça şikâyet geliyorsa, davranışları pervasızlaştıysa, zayıfladıysa ve bitkin görünüyorsa, mutsuzsa, kötü arkadaş edinmeye başladıysa, gizli telefon görüşmeleri sonrasında dışarı çıkıyorsa, dalgın ve unutkansa mutlaka şüpheleniniz.
Uyuşturucunun sadece damardan değil, vücudun birçok bölgesinden alınabildiğini unutmamak gerekir. Sadece kol muayenesiyle uyuşturucu tespiti yapılamaz. Sık sık burnunu çekiyorsa, gözleri kızarıyor ve yaşarıyorsa, bir rahatsızlık olmadığı halde çantasında göz damlası taşıyorsa şüphelenmenizi gerekir.
Uyuşturucuyla mücadelede ilk adım çok önemlidir. Uyuşturucu bağımlısı bireylerin bağımlı olduklarını kolayca kabul edeceklerini beklemeyiniz. Eğer çocuğunuzun kullandığından şüpheleniyorsanız veya kullandığını kesin bir şekilde tespit ettiyseniz vakit geçirmeksizin bir psikiyatri uzmanına başvurunuz. Çocuğunuzu tedavi olmaya ikna etmenin yollarını ve tedavi aşamalarını öğreniniz ve kesinlikle bir uzmanla birlikte hareket ediniz.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Bağımlılığı Tanıma" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Sabahattin ZENGER'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Sabahattin ZENGER'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Sabahattin ZENGER'in Makaleleri
► Eğitimde Bireyi Tanıma Teknikleri ÇOK OKUNUYOR Psk.Dnş.Kadir KEMEÇ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,918 uzman makalesi arasında 'Bağımlılığı Tanıma' başlığıyla benzeşen toplam 24 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Nedir Bu Depresyon? Haziran 2016
► Kekemelik Nedir? Neden Oluşur? ÇOK OKUNUYOR Nisan 2010
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


06:25
Top