2007'den Bugüne 84,879 Tavsiye, 26,552 Uzman ve 18,906 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Anne Çocuk ve Bağlanma Sorunları
MAKALE #13479 © Yazan Psk.Dnş.Özgür TÖNBÜL | Yayın Ekim 2014 | 4,272 Okuyucu
ANNE ÇOCUK VE BAĞLANMA SORUNLARI
Bağlanma, bebek ile ona temel bakım veren kişi arasında oluşan bağdır ve birincil bağlanma anne ile gerçekleşir. Bebeğin, biyolojik yetersizliği dikkate alındığında, bakım verene karşı bir bağlanmanın oluşması kaçınılmazdır. İlk yıllarda anne ile oluşan bu bağ, çocuğun kişiliğinin önemli bir kısmını oluşturmakta e bu özellikler hayat boyu değişime karşı bir direnç göstermektedir.

Çocuğun anneye duygusal olarak bağlanması hayatta kalmak için gereklidir. Bağlanma doğanın evrensel bir ilkesidir. Bowlby, 1930-1950 yılları arasında psikanalitik gruplarla çalışmasına rağmen, bilişsel psikoloji, davranışçılık, sistem teorisi gibi alanlarla ilgilenmiştir. Ürettiği “Bağlanma Kuramı” her ne kadar farklı disiplinlerin etkisi altında olsa bile temeli Freudyen bakış açısına dayanmaktadır.

Kuramın temel noktası ise annenin bebeğine dış dünyayı inceleyebileceği ve gerektiğinde emniyet duyguları içerisinde geri dönüşler yapabileceği güvenilir bir ortam oluşturmasıdır. Bowlby’e göre anne çocuk arasında kurulan güvenli bir bağlanma ilişkisi çocuğa sağlıklı psikolojik gelişim olanağı sağlar. Bağlanma şu farklı yollarla gerçekleşir;
v Anlık temasla
v Duygusal algılanmayla
v Duygularla
v Düşünce ve anılarla
v Konuşmayla

İnsanlar için bağlanmanın temel biçimi anneyle olan bağdır. Çocuk, en açık şekilde doğrudan fiziksel temasla annesinin özel kokusunu ve sütünün özel tadını kaydederek annesinin var olduğunu hisseder. Göz göze temas da bağın teyidi için temel bir öneme sahiptir. Annenin sesini duyma ve söylediklerini anlama, bu karşılıklı tanıdıklaşma sürecini pekiştirir.


Bowlby’nin teorilerinin ötesinde şu anda anne ve çocuk arasındaki bağlanmanın doğum öncesinde geliştiği düşünülmektedir. Çocuk anne karnına düştüğü andan itibaren annenin ruh haline, konuşmasına, temaslarına tepki verir. Annesinin sevinç ve üzüntüsünü fark eder.

Doğumdan hemen sonra, çocuk ve anne arasındaki bağlanma süreci dışsal duyu iletişimiyle bütünlenir ve pekiştirilir. Annesinin yüzünü başka yüzlerden ayırt etmeyi öğrenir. Annesinin yüzünü gördüğünde ve annesinin gözlerince görüldüğünü hissettiğinde mutlu olur. Son olarak anne çocuk bağı, ona özgün niteliğini veren fiziksel dokunuşlar ve sözlü ya da sözsüz etkileşimin çeşitli biçimleri ile sağlamlaşır.

Anne ve çocuk arasındaki güvenli ve destekleyici bir bağ kurma açısından uygun olmayan koşullar; premature doğum, kuvöze konma, makine ve ekipman kullanımı, ilaç, narkoz, yenidoğanın anneden erken ayrılması, anne bebek arasında çok az veya hiç fiziksel temasın olmaması, emzirmeden kaçınma olarak sayılabilir. Ayrıca çocuğun ihmal ve istismarı da bağlanma sorunları oluşturabilir.

Anne çocuk bağlanmasındaki kesilmeler ve aksamalar çocuğun hem içinde bulunduğu dönemde hem de sonrası yaşantısında bazı psikolojik zorlanmalar yaşamasına, kimi zamanda psikopatoloji tablolarının ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Bunlar üç başlık altında toplanabilir;

1. Bebeklik Depresyonu: Anne bebek ilişkisinin kısa yada uzun süreli kesilmesine bağlı olarak kısa süreli ve uzun süreli anne yoksunluğu olarak ikiye ayrılmaktadır.
  • Kısa Süreli Anne Yoksunluğu: Annenin üç ay içerisinde geri dönmesi ile belirtilerde olumlu geri dönmelerin yaşanabildiği hastalık tablosunu belirtmektedir. Çocuk anneden ilk ayrıldığında uzun süreli ve şiddetli ağlamalar gösterir. Sustuklarında yüzlerinde yorgun ve küskün bir ifadenin varlığı belirgindir. ‘Protesto Dönemi’ olarak adlandırılan bu dönemi, yemek yemenin azalması, kilo kaybının başlaması, fiziksel gelişimin yavaşlaması izler. Annenin yokluğunun 2. ve 3. haftasında durgunluk başlar bu döneme ‘Depresif Dönem’ denir. Eğer anne iki ay içerisinde dönmezse çocuktaki duygusal tepkiler kısıtlı ve donuk hale gelir. Bu döneme ‘İçe Kapanma Dönemi’ denir. Annenin üç ay içerisinde dönmesiyle bebekte belirtiler giderek azalır. Ancak Bowlby bu evrenin anneye karşı iki değerli hisleri içerdiğini düşünmüştür, çünkü çocuk anneyi istemektedir ancak kendisini terk ettiği için ona öfke duymaktadır.
  • Uzun Süreli Anne Yoksunluğu: Yaşamın ilk yıllarında aileden ayrılan ve bakım evlerine verilen çocuklarda görülen bir sendromdur. Buradaki tek neden anne yoksunluğudur. Bu çocuklar genel olarak uyaranlara güç ve geç cevap verirler, çevreye karşı ilgileri oldukça azalmıştır. Yürüme, konuşma ve tuvalet eğitimleri geri olabilir.
2. Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğu: Genellikle 1-3 yaş arasındaki çocuklarda sıklıklar görülen bir durumdur. Ancak korkulan çoğu rahatsızlık düzeyinde olmayıp çocuğun sosyal ilişkileri genişledikçe sönen bir yapıdadır. Ayrılma bunaltısındaki şiddet ve süreklilik çocuğun uyumunu bozacak şekilde olabilir. Bağlandıkları kişiden ayrıldıklarında kendilerinin yada bağlandıkları kişinin başına kötü bir şey geleceğine ilişkin sürekli ve aşırı kaygı yaşarlar. Tek başına bir yere gitmek yada evden uzaklaşmak istemezler. Okula gitmek, kampa katılmak gibi evden uzaklaşmasına neden olan her şeye tepkilidirler. Bağlandıkları kişiyi gölge gibi takip ederler. Ayrılık zamanı geldiğinde yada bunun beklentisi içerisinde olduklarında karın ağrısı, mide bulantısı, çarpıntı, halsizlik gibi bedensel yakınmalar baş gösterir.

3. Bebeklik yada Küçük Çocukluk Döneminin Tepkisel Bağlanma Bozukluğu: Bu bozukluğun genel özellikleri; 5 yaşından önce başlaması ve çocuğun gelişimine uygun olmayan bir şekilde uygunsuz toplumsal ilişkiler kurmasıdır. Toplumsal etkileşimlerde ve ilişki kurmada yetersizlik göze çarpan bir özelliktir. Bu çocuklarda uygun seçici bağlanmalar görülmez ve bunların yerine belirli dağınık bağlanmaların varlığı dikkat çeker. Örneğin; çocuk görece yabancı olduğu kişiye yakınlık gösterebilir. Bozukluğun nedenleri arasında çocuğa patolojik bir bakımın verilmiş olması önemli rol oynar. Çocuğun sürekli duygusal, fiziksel ve cinsel olarak ihmal ve istismar edilmesi, fiziksel gereksinimlerinin karşılanmaması kalıcı bir bağlanmanın oluşmasını engeller.

Özgür TÖNBÜL, Psikolojik Danışman & Aile Terapisti,
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Anne Çocuk ve Bağlanma Sorunları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Özgür TÖNBÜL'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Özgür TÖNBÜL'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Özgür TÖNBÜL Fotoğraf
Psk.Dnş.Özgür TÖNBÜL
Çanakkale
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi1 kez tavsiye edildiTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Özgür TÖNBÜL'ün Yazıları
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,906 uzman makalesi arasında 'Anne Çocuk ve Bağlanma Sorunları' başlığıyla benzeşen toplam 13 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kişilik Bozuklukları Eylül 2016
► Kaygı Bozuklukları Mart 2016
◊ Yalnızlık Şarkıları Mayıs 2016
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


11:04
Top