Çene Kırıklarında Genel Cerrahi Önlemler ve Maxillomandibular Fiksasyon Teknikleri
|
Tüm kırıklar operatif girişim gerektirmez. Az deplasmanlı ve yeterli yumuşak doku desteği olan basit kırıklar genelde özel bir stabilizasyon olmadan yeterli bir şekilde iyileşir. Operatif girişim için endikasyonlar malokluzyon, oronasal açıklık, yüz deformasyonu ve solunum yolu tıkanıklığını kapsar. Okluzyonun korunması her çene kırığında anatomik redüksiyondan önce gelir. İntraoral yaklaşımlar en az komplikasyona sahiptir, muhtemelen nedeni müköz membranın deriye göre daha fazla vaskülariteye ve iyileşme potansiyaline sahip olmasıdır. Ağız boşluğu mümkün olduğunca non-irritan dilue antiseptik solüsyon kullanılarak aseptik olarak hazırlanır. Deterjan özellikli temizleyiciler kullanılmamalıdır. Bölgenin görülmesini kolaylaştırmak için mukozanın ensizyonu ve kaldırılması ile yaranın genişletilmesi iyileşme potansiyalini hasara uğratabilir ve mümkün olduğunca sınırlandırılmalıdır. Yumuşak doku canlılığı kırık iyileşmesi boyunca değerlendirilmelidir. Ölü yumuşak dokuların uygun bir şekilde uzaklaştırılmasını takiben, şekillenmiş mukozal defektler mümkün olduğu kadar kapatılmalıdır. Gingivada primer yara iyileşmesi, alveoler kemiğe yakın oluşu ve dokuların hassas yapısı yüzünden sınırlıdır. Absorbe edilebilir dikiş materyalleri basit ayrı dikişler şeklinde kullanılabilir. Sağlam kemik üzerindeki yumuşak doku defektleri hızlıca granülüze ve re-epitelize olur. Basit bir şekilde kapatılamayan büyük defektler dudak kenarından temel alan flab kullanılarak kapatılabilir. Yumuşak doku ile bağlantısı olmayan kemiklerin ufak fragmentleri sekester oluşumunu engellemek için atılmalıdır. Büyük fragmentler avasküler olsa bile, kırık stabilitesine yardımcı olması için saklanmalıdır.Mandibula kırıkları, kırık aralığı ve biraz hareket varlığında bile, vaskülerite korunduğu, revaskülarizasyona yardım edildiği ve enfeksiyon engellendiği sürece iyileşebilir. İmplant uygulaması sırasında, kırık fragmentinin vasküler desteğinin bozulması iyileşmeyi güçleştirebilir. Ayrıca kırık hattı üzerindeki dişler yerinde bırakılır, çünkü bunlar stabilite sağlar ve kırık redüksiyonuna yardımcı olur. Her ne kadar mandibula kırıkları iyi iyileşse de, eğer önemli derecede kemik kaybı söz konusu ise ya da kemik redüksiyonundan sonra defektler hala varsa otojen cancellous kemik greftleri boşlukları doldurmak için kullanılır ve kemik şekillenmesinde yardımcı olur. İyileşmeyecek kemik defektlerinin genişliği yaklaşık 20-40mm civarındadır. Eksternal fiksatör veya kemik plakları, açıklığı köprülemek için en iyi tekniklerdir. Cancellous otogref doku humerusun tuberculum majus’undan kolayca alınabilir. Greft, operasyon alanının ve aletlerin kontaminasyonundan önce operasyonun ilk aşaması olarak alınmalıdır. Önce fiksasyon tamamlanır, kırık alanı izotonik solüsyonla bolca yıkanır ve kemik grefti nazikçe defekte yerleştirilir. Eğer kırık yaygın bir şekilde enfekte ya da avasküler durumdaysa greft uygulaması, granülasyon dokusunun şekillenip, bölgenin biyolojik olarak temizlenmesi ve revaskülarizasyonu için 10-14 gün ertelenebilir. Granülasyon dokusu daha iyi alıcı yatağı sağlar ve greftin otojenik aktivitesini arttırır. Alternatif olarak plak fiksasyonu ile kortikal kemik grefti uygulanabilir. Yara ve ensizyon bölgesi, tamamen temizlenmiş ve kapatma işlemi gergin olmadan yapılabilecekse dikiş uygulanır. Monoflament non-absorbabl veya yavaş emilebilen sentetik dikiş materyali önerilir. Eğer yaklaşım yolu açık oral lezyonla ilişki halinde ise dren kullanımı enfeksiyonu azalmak için düşünülebilir. Sağaltılamayan büyük defektlerin varlığında, parsiyel mandibulektomi uygulanabilir. Maxillomandibular Fiksasyon Teknikleri Bu tür tekniklerde, kırık uçların karşı karşıya getirilmesi, üst ve alt arcus dentalislerin dişlerinin birbirine kenetlenmesiyle, okluzyonal düzeni sağlayarak kırığın redüksiyonu amaçlanır. Bu nedenle, bu teknikler dişleri sağlam olan hayvanlarda etkilidir. Ayrıca diğer taraftaki sağlam mandibula ve maksillanın splint etkisinden destek alarak sınırlı bir mekanik destek sağlanır. Kırık 3-6 hafta içinde iyileşir. Hayvanın yarı-sıvı şekildeki gıdayı yalamasına izin verecek şekilde, üst ve alt incisive dişler arasında 5-10 mm’lik bir açıklık bırakılabilir. Eğer doğru okluzyon, sadece çeneyi kapatarak yapılabiliyorsa ve dişler arasında açıklık kalmıyorsa, hayvan gastrotomi veya faringostomi ile ya da yanak içine sıvı gıda vererek vb. beslenmelidir. Bu teknikler aşağıdaki koşullarda gerekebilir: § Mandibula ve/veya maksillanın az deplasmanlı ya da sabit kırıkları, § Okluzyonun iyi olması koşulu ile genç hayvanlardaki kırıklar, § Unilateral kırıklar veya bilateral çatlak ya da yaş ağaç kırığı, § Deplasmanın ciddi olmaması koşulu ile processus condylaris’i kapsayan ramus mandibulae kırıkları, § İmplantın uygulanabileceği yeterli kemik varlığı bulunmayan periodontal hastalıkların neden olduğu sekonder kırıklar, § Esas sağaltım öncesinde geçici olarak yapılan stabilizasyon, § Postoperatif dönemde, diğer stabilizasyon metotlarına yardımcı olarak, ayrıca lüksasyonların redüksiyonundan sonra hala instabilite devam ediyorsa ek destek amacıyla uygulanabilir. Bu teknikler, rostral kırıklarda önerilmez. Bu metotların en büyük dezavantajı, normal çiğneme fonksiyonuna engel olmasıdır. Bunun sonucunda, eklem tutukluğu nedeniyle hareket genişliğinde azalma ve kas atrofisi nedeniyle sekonder bozukluklar da gözlenebilir. 1. Eksternal Fiksasyon (Ağızlık) Bant kullanılarak yapılmış ağızlık veya ticari olarak üretilmiş naylon ağızlıklar kullanılarak elde edilen eksternal destek, pratik, ucuz ve çene kırıklarında seçilen operasyon gerektirmeyen yaygın bir sağaltım girişimidir. Yapışkan bant hayvanın büyüklüğüne göre 0,5-4 cm genişliğinde kullanılır ve yapışkan kısım deri ile temas etmemelidir. Ticari olarak üretilmiş naylon ağızlıkların temizliği ve bakımı bant ağızlıktan daha kolay olabilir. Geçici olarak ağızlık ile tespit, preoperatif dönemde mandibula kırığını desteklemek için uygulanabilir. Bu kullanıldığında, ağızlığın solunuma engel olmadığını ya da gereğinden fazla zararlı olabilecek heyecanlanmaya neden olmadığını kontrol etmek için hasta gözlenmelidir. Ağızlık uygulamasının sonucu olarak sekonder kemik iyileşmesi meydana gelir. Ağızlık genelde, yaklaşık olarak 4 hafta ya da belirgin bir fibröz kallus oluşana kadar birkaç ay yerinde kalabilir, ancak özenli bir bakım gerektirir. Yaygın olarak kullanılmasına rağmen birçok dezavantajı vardır. Bazı dezavantajları ekstremite kırıklarında eksternal fiksasyon (bandaj) uygulamasıyla aynıdır: § Doğru yapılmış açık redüksiyondan daha az stabilite sağlar. Bu nedenle sağaltım sonrası okluzyon düzgün olmayabilir ve malokluzyon şekillenebilir, § Ağızlığın günlük bakımını hayvan sahibi yapamayabilir, § Ağızlık altında kontakt dermatitis gelişebilir, bu nedenle temiz tutulmalı ve sık sık değiştirilmelidir, § Yumuşak doku kontraksiyonuna yol açabilir, § Bazı hayvanlar ağızlık uygulamasını tolere etmeyebilir, § Solunuma engel olması nedeniyle sık sık nefes almanın olumsuz etkisi sonucu ventilasyon kapasitesinde düşüş ve ısı bitkinliği şekillenebilir, § Eğer hayvan kusarsa aspirasyon pneumonisi riski olabilir, § Nefes almaya engel olduğundan kediler için fazla uygun değildir ve brachiocephalic ırklarda kontraendikedir. Bu nedenle ağızlık uygulamasından sonra hayvanın burnundan nefes alıp almadığı kontrol edilmelidir. 2. İntraoral Teknikler 2.1. İnterarcade (Arcus Dentalisler Arası) Tel Uygulaması İnterarcade tel uygulaması, mandibula ve maksilla arasından geçen bilateral tel düğümlerden oluşur. Kedi ve brachiocephalic köpekler gibi birçok hastada ağızlık uygulanamadığı durumlarda dental okluzyon bu şekilde devam ettirilebilir. Teknik, tam kemik rekonstrüksiyonu mümkün olmayan parçalı kırıklarında, özellikle diğer mandibula yarımı sağlamsa kullanılabilir. Lezyonun lokalize olduğu bölgeye bağlı olarak teller alveolar sınırda canin dişlerin hemen caudalinde ya da carnassial dişlerin (son maksillar premolar ve ilk mandibular molar dişler) kökleri arasından geçirilir. Kirschner teli ve matkap delik oluşturmak için kullanılır, sonra 22-18 gauge (0,5-1mm) monoflaman paslanmaz çelik tel kullanılarak çene sabitlenir. Teller burulur ve düğümleri germek, sabit bir okluzyonal düzen sağlar. Ağızlıkta olduğu gibi, eğer incisive dişler arasında yeterli açıklık bırakılırsa, hastanın sıvı gıda almasına izin vererek beslenme sürdürülür. Alternatif olarak tüple besleme metotlarından biri kullanılabilir. 2.2. Eyelet Metodu Bu teknikte iyileşme süresi boyunca üst ve alt incisive dişler birbirine tellenerek okluzyon sağlanır. İncisive dişler arasında açıklık kalmadığından beslenme, tüp metotlarından biri kullanılarak sağlanır. 2.3. Dental Kompozit Kullanımı Bu metotla, ağızlık gibi aynı fonksiyonel etkiyi sağlamak için üst ve alt canin dişler kompozit kullanılarak birbirine yapıştırılır. Bu metot, ağızlık ile karşılaştırıldığında okluzyonun restorasyonu için daha olumlu prognoz sağlar ve interarcade telleme ile dişlerde ve periodontal dokularda oluşabilecek iatrojenik travma riskini ortadan kaldırır. İntraoral metotların ağızlık fiksasyonuna göre avantajları: § Dermatitis riski yoktur, § Hastanın uygulamaya karşı reaksiyonu geçicidir, § Kedilerde ve brachiocephalic ırk köpeklerde kolay uygulanabilir. İntraoral metotların dezavantajları: § İmplantlar ile dişlerde ve periodontal dokularda travma oluşturma riski taşır, § Eğer incisive dişler tellenmişse ya da çene tamamen kapalıysa tüp besleme gereklidir, § Fiksasyon acil durumlarda hemen uzaklaştırılamaz. (Dr.M. Alper ÇETİNKAYA'dan uzmanlık tezinden alıntı)
|
|||||
|
Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek
diğer bazı makaleler:
|
|||||
|
|



