|
|
BAŞARI VE KARNE AÇISINDAN VELİLERE ÖNERİLER
|
BAŞARI VE KARNE AÇISINDAN TÜM VELİLERE ÖNERİLER; Çocuğumuzun başarısı bazen onun öze benliğinin,ona verdiğimiz değerin önüne geçebiliyor. Her ne kadar kalben seviyor isek de onun başarısı bazen çok şeyin önüne geçebilmektedir. Ebeveyn çocuk ilişkisinde internetten ve kitaplardan yüzlerce yazı öneri bulabiliyoruz.Aslında bu tip klasik ve kitabi önerilere pek katıldığımı söylemem. Bazen veliler,çocuğun başarısını kendilerinin kişilik ve statülerine uygun olmasını isterler.Hatta o kadar büyük özedeşim kurulur ki, veliler çocuklarının mesleğini, arkadaşlarını herşeyini seçmeye kalkışabilirler. Bu durum, özgüveni eksik, kendini ifade edemeyen, çabuk pes eden,başarısızlıklarında hep birilerini suçlayan çocukların ortaya çıkışına neden olmaktadır. Doğru olan ise, ona ön bilgileri vermek, ama tercihini de sorgulamasını düşünmesini sağlamaktır.Çocuklarımıza kendi çocukluk dönemimizle ilgili bilgi verip kıyaslama yapmamız,sadece bizim onları anlayamacağımız fikrini ortaya koyar."Bizim dönemde dersane yoktu.... bizim dönemde sınıflar elli kişiydi.. bizim dönemde internet yoktu" gibi sözler çoçuğun ebveynini kabullenmesini zorlaştırır.Aynı zamanda anlaşılmadığı düşüncesi ile anne-babasının geri kaldığını düşünmesine neden olur. çocukların psikiyatrik tedavi boyutuyla ilgili olarak psikyatr Selahattin Şenol un da görüşlerini eklemek istiyorum: "Çocuk ve ergenin ders başarısını etkileyebilecek bu genel nedenler dışında, geçen ders döneminde yaşadığı kendi ve çevresi ile ilgili özel nedenler de olabilir. Bu karne döneminde aile ve çocuğun yaşadığı üzüntüleri bitirip, böyle bir sonucu yeniden yaşamamak için birlikte nedenleri gözden geçirmeleri ve çözümler üretmeleri gerekmektedir. Ailesinin ya da anne babasının sevgisini bilen ve onlar tarafından benimsenen çocuk ve ergenler bu üzüntüyü kısa sürede atlatarak işbirliği yapmakta, başarılı olmaktadırlar. Burada anne babanın yapabileceği çocuğun dışındaki nedenleri ele almak ve çocuğun dikkatini sorumluluklarına çekmektir. Böyle bir sorumluluğu çocuğuna vermeyen anne babanın tüm çabalarının sonuçsuz kalacağını unutmamalıyız. Çocuklarımız şu anda bu yılki eğitim döneminin yarıyıl tatili dönemine geldiler, bir iş dönemi tamamlandı ve yeni bir dönem için dinlenmeyi hakettiler. Çocuk ve ergen psikiyatrisi bölümlerinden tedavileri sürdürülen çocuklar için de eğer şartlar uygunsa ve hekim ile işbirliği yaparak tatil döneminin dinlenerek geçirilmesi ve uygulanan ilaç tedavilerine ara verilmesi uygun olacaktır. Dikkat eksikliği ve aşırı hareketlilik nedeniyle Ritalin ya da Tofranil gibi ilaç tedavisi sürdürülen çocuk ve gençlerden tatil döneminde ders başarısı beklenmeyeceğinden genel olarak ilaç tatili verilmektedir. İçinde bulundukları gelişim dönemine ve fizik güçlerine göre özellikle kırsal bölgelerimizde yaşayan çocuk ve gençlerin tatil dönemlerinde anne babalarına işlerinde yardımcı olduklarını biliyoruz. Aileye ekonomik açıdan katkıda bulunmak ya da kendi harçlığını kazanmanın çocuk ve ergenin kendine güveni ve benlik saygısında olumlu etkileri olduğunu biliyoruz. Ancak bu ekonomik katkının çocuk ve ergenin gücü göz önünde bulundurularak planlanmasının önemi açıktır. Tatillerin aile içi ilişkileri yakınlaştırma ve birlikte geçirilen zamanı artırma yönünden de önemli olduğunu biliyoruz. Özellikle çalışan anne ve babaların izin dönemlerini çocuklarının tatil döneminde kullanması sınırlı aile içi etkileşimi artıracaktır. Aile üyelerinin hep birlikte geçireceği bu tatil dönemlerinin iletişim, çocuklarına model olma, onları tanıma ve gelişimlerini görebilme açısından da yararları olacaktır. hocamızın da belirttiği gibi özel çocuklarda ve hiperaktif ve dikkat eksikliği olan çocuklarda başarı beklentisinin çok üst düzeyde olmaması gerekmektedir. Aynı zamanda tatilde anne babanın çocukla beraber geçirmesi de aile içi ilişkilerde yapıcı etkiye sahip olmaktadır.beraber geçirilen ortak zaman çocukta da önemliyim duygusunu arttırır. Aynı zamanda önemli konularda konuşulması imkanını yaratır. Bu nedenle ailenin tüm üyelerinin ortak zaman geçirmesi çok önemlidir. Bunun dışında çocuktan bir ebeveyn olarak beklentilerimizi netleştirmeliyiz. Onun potansiyelini çok iyi bilmeliyiz. Yani çocuğumuzu tanımalıyız. uzmanlardan, eğitim ve danışmanlık merkezlerinden testler ve çalışmalar yaparak güçlü yönlerini ortaya çıkartarak o yönlerini güçlendirmek için çalışmalar yaratmalıyız. Bu açıdan bakıldğında, ebeveynlerin yapması gerekenleri kısaca sıralayabiliriz. başarı ve karneler ile ilgili neler yapabiliriz? *çocuğun koşulsuz sevildiği ona verilmeli, * fazla beklenti ,öğrencide kaygı yaratır. harika çocuk profili kafamızda oluşturmamamız gerekir. *Çocuğun kötü bir karnesi olabilir, ama hırsız değildir,sapık değildir, saygısız değildir,sorumsuz değildir. bunları göz önüne almak gerekir. *başka çocuklarla kıyaslamak özgüveni ve benlik algısını olumsuz etkiler. çocuğun Psikolojisini bozarsınız :-) * çocuğun karnesine bakarak çocuk hakkında kişilik analizi yapmamamız gerekir. ( "bu çocuk adam olmaz " lisede müdür de benim için demişti Adam oldum sanıyorum ama) * çocuğunuzun karnesi, onun kişiliğinin göstergesi değil,okul başarısının göstergesidir. *karne sadece öğrencinin sonucu değil, öğrencinin iletişim ağındaki herkesin sonucudur. *karnelerin amacı,günahların derecesi ve adı değildir.ortaya konulan ürünün göstergesidir. *karne sonuçlarına bakarak, önce niçinleri cevaplamak, sonra danışman veya uzman yardımı alarak nasılları cevaplamak gerekir. *karnesindeki başarısı için öğrenciler tebrik edilmeli, takdir edilmeli, fakat tamamen maddi nitelikli ödüller verilmemelidir. * tatili boyunca,sözde ceza olsun diye ders çalıştırmak veya ağır bir iş alanında çalıştırmak ise intikam duygusunu perçinleştirip, "yaptğımın bedelini ödedim" düşüncesi yaratıp hatasını düzeltme fırsatını ortadan kaldırır. *çocuğun odasını kitaplarla doldurmak aynı şekilde bir çözüm değildir. Sadece çocuğun kaygılarını arttırır. Her ne kadar anne-baba bu durumdan vicdani rahatlık sağlasa da çocuk için büyük bir sorumluluk ve yük demektir. -Anne -baba bir araya gelerek ,çocuğun durumu için,bundan sonra neler yapabiliriz,? diyerek çözüm ve yol haritası çizilmelidir. şu soruları kendimize sormalıyız *Çocuğun özgüvenini kazanması için yardımcı olduk mu, yoksa sürekli eleştirip azarladık mı? -Sınavlardan düşük not aldığında oturup sorunu birlikte çözmeye çalıştık mı yoksa eleştirip yargıladık mı? -Çocuğa sağlıklı bir aile ortamı mı sunduk yoksa tartışma ve kavgaların olduğu, iletişimin olmadığı bir ortam mı sunduk? -Dersleriyle ilgilenip, ders çalışma alışkanlığı kazandırdık mı yoksa onun yerine derslerini biz mi yaptık? - Çocukların en iyi öğrenmeyi, nasihat şeklinde değil de model alarak yaptığını bilmemize rağmen, yapması istenen davranışlarda ona model olabildik mi? Eğer nota aşırı önem verirseniz onu kıyaslarsanız,ona küserseniz,; kendini değersiz hissedecek, öfke nöbetleri yaşayacaktır. Ve kendisine bu duyguları yaşatanlardan (velilerden) nefret edecektir. Çocuğunuz sizin beklentilerinizi her zaman karşılayamayabilir. (karşılamak zorunda da değildir). Unutmamak gerekir ki ; dünyanın seyrini değiştiren filozoflar bile sınıf tekrarı yapmışlardır.Çocuklarımızı dünyaya başarılı olup bizi en iyi şekilde temsil etmeleri için dünyaya getirmedik. Serhat YABANCI
BAŞARI VE KARNE AÇISINDAN VELİLERE ÖNERİLER ile İlgili Kavramlar : karne psikolojisi, çocuk psikolojisi, başarı
|
|||||
|
Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek
diğer bazı makaleler:
|
|||||
|
|



