2007'den Bugüne 84,691 Tavsiye, 26,482 Uzman ve 18,854 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Stres
MAKALE #14092 © Yazan Uzm.Psk.Tuğba DEMİRÖZ | Yayın Şubat 2015 | 2,723 Okuyucu
Çevrede oluşan önemli değişimlere karşı bedenin uyum sağlayıcı tepkiler vermesi gerekir, işte bu uyum sağlayıcı tepkiler esnasında yaşanan duyumsal ve duygusal hale stres denir. Aşırı gerginlik halidir. Evrim basamağında üst basamak olan sınıflandırılan memelilerde yaşanır.

İnsan her stres altında olumsuz hal yaşamaz örneğin spor aktiviteleri, eğlenceli bir parti, dans…gibi durumlarda yaşanan stres zevk bile verebilir, kişiyi rahatsız eden stres rahatsız edici, nahoş duygulara yol açan stres halidir ki direksiyon sınavına girme durumu buna örnek olarak verilebilir. Zevk versin ya da rahatsız etsin her iki stres durumunda da birey içinde bulunduğu şartlarla başa çıkmak zorundadır, diğer bir deyişle çevrede oluşan önemli değişimlere uyum sağlayıcı tepkiler geliştirmesi gerekmektedir. Nihayetinde normal şartlarda baş edebildiği şeylerde değişim meydana gelmiş ve bu yeni duruma uyum sağlamakla karşı karşıya kalmıştır. Demek ki kişinin hızını, gücünü, enerjisini aşan bir değişimle karşı karşıyadır dememiz yanlış olmaz. Bu sebeple kişinin çevrede oluşan yeni şart ve durumları kavrayabilmesi, yeni şartlara uyumlanabilmesi için ek enerjiye, ek bir teyakkuz(uyanıklık) haline ihtiyacı vardır denebilir.

Bazı araştırmacılar stresi şöyle tanımlar: Stres; kişinin sağlığının, hayatının, şerefinin, çıkarlarının tehdit edildiği veya tehlikeye girdiği durumlarda kendini korumak için tüm enerjisini seferber etmesi gerektiğini sezdiği haldir. (P.Wingate 1976)

Oysa stres en basit haliyle, organizmanın doğal dengesini bozan herhangi bir etkidir ve bu etkiler çok geniş kapsamlıdır. Şöyle ki yaralanma, kaza geçirme, ameliyat olma, evsiz kalma, korumasız kalma, terk edilme, aç kalma, aç bırakılma, işsiz kalma, bir yakınını kaybetme, doğal afete maruz kalma (deprem, sel…), hastalanma, her tür mahrumiyet, gürültü, kalabalık, ilkim şartları, aşırı heyecanlanma, öfkelenme, şiddetli üzüntü, aşırı kaygı, rekabet, yalnızlık, suçluluk, engellenme… Görüldüğü gibi organizmanın iç ve dış dengesini bozan herhangi bir etki strese yol açabilmektedir.
İnsan bedeninde stres mide, baş, sırt, boyun gibi bir çok organ ve uzvu etkilemekle beraber en çok adrenal bezleri etkiler ve eğer stres uzarsa kişi enerjisini, direncini bu stresle başa çıkmaya yeni duruma uyum sağlamaya harcadığından yeni streslere dayanmaya gücü azalır. Örneğin yaralanmaların organizmayı enfeksyonlara açık hale getirmesi gibi.

Terfi etmesi engellenen bir çalışan düşünün, yaşadığı bu hal sadece toplumsal konumunu ve psikolojik durumunu etkilemez aynı zamanda sempatik sinir sistemi etkileneceğinden mikrobik hastalıklara direnme ihtimali düşer. Birçok araştırma stres altında sempatik sistemin kanda adrenalin artışına sebep olduğunu, artan adrenalin miktarının bağışıklık sistemini tahrip ettiğini, bağışıklık sistemi bozulan kişinin mikrobik hastalıklara yakalanma –özellikle üst solunum yolu hastalıkları, soğuk algınlığı-riskinin arttığı yönündedir. (Mc Clelland 1985) Yani stres vücut direncini azaltmakta, hastalıklara yakalanma riskini artırmaktadır. İşte bu noktada yeni bir kısır döngü başlar hastalık, fiziksel kaynaklı yeni streslere sebep olur. Örneğin soğuk algınlığı sonucu oluşan yüksek ateş, burun tıkanıklığı, yoğun halsizlik kişinin yaşam kalitesini, iş yaşamını doğrudan tehdit ettiğinden kişi yeni streslere de uyum sağlama yönünde tepki vermeye çalışırken günümüz reklamlarında yer alan tükenmişlik sendromu denilen hal ortaya çıkmaya başlar. Tabi burada her insanın bireysel farkları devreye girer. “Allah dağına göre kar verir.” “Allah kimseye taşıyamayacağı yükü yüklemez.” gibi sözlerle de anlatılmak istenen budur. Her stres her bireyde aynı tepkiye sebep olmaz. Örneğin hayatında bir dersten ilk kez 100 yerine 90 aldığı için intihara kalkışan öğrenciler olduğu gibi, 4 sene üst üste başarısızlık yaşadığı halde umursamayan öğrenciler de vardır. İlk iflasında intihar eden kişiler olduğu gibi defalarca iflas edip yeniden hayata tutunan insanlar da vardır. Bu sebeple stres uyarıcılarının hissedilmesinde bireysel farklardan (kişilik özellikleri, tutum ve inançlar, deneyimler, algılar…) dolayı şu stres şuna bu stres buna yol açar gibi genellemelere varmak neredeyse imkansızdır; çünkü mevzu bahis olan insandır ve insanlar benzer özelliklere sahip olsalar da birbirinden birçok yönden ayrılırlar. Belki hayvan davranışlardan bahsedecek olsak durum daha kolay olurdu. Bir hayvan bir insandan korkarsa ya o insana saldırır ya da o insandan kaçar. İnsan öyle mi ya? İnsan korktuğu kişiyle aynı yatağa bile girebilir, ona hediye alabilir, onun en sevdiği kişi olduğunu yüzüne söyleyebilir, onunla sohbet edebilir, ondan kaçabilir, onun telefon numarasını isteyebilir….

İnsan ve hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalar da göstermiştir ki, yeni olan durum strese yol açar. Çok basit haliyle sınıfa yeni bir öğrencinin gelmesi, hatta odamıza giren bir misafir bile stres kaynağı olabilmektedir. Yine araştırmalar hayatın veya sosyal statünün tehdit edildiği, fiziksel acı doğuracak bir olay beklentisi, belirsizlik, kaygı ve rahatsızlık oluşturan herhangi bir durumunda strese sebep olduğunu söylemektedir. (Coffer C.N, Appley M.H. 1964)

Stresin insanda işleyiş sürecini araştıran psikologlardan biri olan Selye’ye göre insan strese 3 aşamada tepki verir ve bu tepkileri yeni duruma adapte olmak için yapar. İlk aşamada yani stres veren uyaranla ilk karşılaştığımızda organizmamız alarm tepkisi vermeye yani canlanmaya, genel bir teyakkuz haline girmeye başlar. Organizma adrenalin salgılar, adrenalin kana karıştıkça kalp atışları hızlanır, solunum sıklaşır, mide bağırsak faaliyetleri yavaşlar, karaciğer glukozu kana salmaya başlar, gözbebekleri genişler, tükürük azalır. Bu duruma alarm tepkisi denir ki süresi birkaç dakikadan birkaç saate kadar uzayabilir. Bu süre zarfında stres uyandıran durum ortadan kalkmışsa organizma normale dönmeye başlar ve sonunda normalleşir. Eğer stres veren durum devam ediyorsa 2.aşamaya geçilir. Bu devrede organizmada alarm tepkisi normale döner ve organizma tüm dikkatini kendisinde tehdit oluşturan şeye yönelterek stres uyarıcısıyla baş edecek sistemleri yeniden aktive ederek tüm enerjisini stresle baş etmeye yöneltir. Bu aşamaya direnç aşaması denir. Eğer kişi stres uyaranıyla baş edebilmişse normale döner, edememiş stres devam ediyorsa 3. Aşama tükenme aşamasına girer. Bu aşamada organizma elindeki tüm kalan kaynakları kullanır- bu durum maratonun sonlarına doğru gücünü tekrar toplayan atletlerin durumuna benzetebiliriz-eğer stres oluşturan durumu ortadan kaldırabilirse normale döner stres devam ediyorsa kişi tükenmeye, hatta en son aşamada ölüme kadar gitmeye başlar.
Görüldüğü üzere stres, insan yaşamını tehdit eden hal alabilmektedir. Bu sebeple kişi ancak bireysel farklılık dediğimiz yönlerini geliştirerek stresle baş edebilir. Minik bir bakış açısı değişikliği bile stres kaynağıyla uzlaşmamıza, tehdidin ortadan kalkmasına sebep oluyorsa kendimizde geliştirmemiz gereken çok şey var demektir.

P.Wingate The Penguin Medical Encyclopedia 1976
Coffer C.N, Appley M.H. Motivation Theory and Research 1964
Mc Clelland D.C Human Motivation Scott Presman and Comp. 1985
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Stres" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Tuğba DEMİRÖZ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Tuğba DEMİRÖZ'ün izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     1 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Tuğba DEMİRÖZ Fotoğraf
Uzm.Psk.Tuğba DEMİRÖZ
İstanbul
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi244 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Tuğba DEMİRÖZ'ün Yazıları
► Stres ve Stres Kaynakları Psk.Ziya ÜNLÜTÜRK
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,854 uzman makalesi arasında 'Stres' başlığıyla benzeşen toplam 25 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Manüplasyon Ocak 2017
► Empati Kasım 2016
◊ Kıyamet Senaryoları Temmuz 2013
◊ Ticari Zeka Haziran 2013
◊ Hey Tuğba Naber? Nisan 2013
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


08:24
Top