2007'den Bugüne 73,604 Tavsiye, 24,426 Uzman ve 16,677 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
14-15-16 Ocak 2018 – İstanbul
■ Eğitim sadece uzman dil-konuşma terapistlerine açıktır.
■ Dil ve konuşma bozuklukları lisans- yükseklisans veya doktora programlarından mezun olanlar veya bu bölümlerde okuyan öğrenciler kayıt yaptırabilirler.
■ Kontenjan 14 kişi ile sınırlıdır.
Yapay Bozukluk
MAKALE #14129 © Yazan Psk.Dnş.Şerife AKSOY | Yayın Şubat 2015 | 1,948 Okuyucu
YAPAY BOZUKLUK
Bozukluk ilk olarak 1951 yılında Munchausen Sendromu (MS) adıyla literatüre girmiştir. Asher yazısında, Rudolf Erich Raspe’nin yazdığı bir romanın başkahramanı olan, 18. yüzyılda yaşamış, abartılı yaşam öyküsü ve yalanları ile ün kazanmış Baron Karl Fredrich Von Munchausen’in yaşam tarzından esinlenerek, her çeşit fiziksel hastalığın klinik görünümünü sergileyen, bu nedenle çok sayıda hastane başvurusu ve yatışı olan bir grup hastayı Munchausen Sendromu adıyla tanımlamıştır (Noyan, 2000: 162; Guzman and Correl, 2008: 3). Karl Fredrich von Munchausen 18. yüzyılda yaşamış bir Alman Baronuydu ve Rus ordusunda paralı süvariydi. Rus-Osmanlı savaşından dönüşte arkadaşlarına, komşularına kahramanlıklarıyla ilgili öyküler anlatmaya başladı. Öyküleri o kadar abartıldı ve yayıldı ki, sonunda yalan olduğu ortaya çıkınca yalancılığıyla ünlendi. Bu nedenle yalan hastalık öyküleri anlatanları tanımlayan sendroma ismi verildi (Eşiyok ve Hancı, 2001: 326). Gerçek Baron Von Munchausen’le doğrudan ilişkili olmasa da, günümüzde fiziksel belirtilerin egemen olduğu, süregen YP’ların hala Munchausen Sendromu olarak adlandırılması devam etmektedir (Noyan, 2000: 162).

Yapay bozukluk (YB), istemli bir şekilde fizik veya psikolojik hastalık belirtileri üretme; hasta rolü oynama ve bunlar aracılığıyla emosyonel doyum sağlama olarak tanımlanabilir (Cumurcu vd, 2005: 84). Yapay bozukluğu olan hastalar bilinçli olarak hastalığı doğurmakta ya da oynamakta, taklit etmekle birlikte, altta yatan itkinin farkında değildirler. Bu davranışın temel amacının hasta rolüne girerek tıbbi bakım görmek olduğu belirtilmektedir (Şahin ve Kaya, 2009: Catalina, Ugarte ve Moreno, 2009: 57). Hastalık kronikleşme eğilimli olup, prognozu pek iyi değildir. Ayırıcı tanısının güç olması ve kesin bir sağaltımının olmaması nedeniyle, psikiyatri ve psikiyatri dışı hekimlerce erken tanınması önem arz eder (Cumurcu vd., 2005: 84). Yapay Bozukluk özellikle sık yolculuk yaparak, devamlı tıbbi yardım arayan ve alan hastalarda gözlemlenen bu hastalık çoğu zaman hastanın dikkatli izlenmesi ile anlaşılır. Bu hastalık anormal bir hastalık onaylama davranışıdır. Hastalar bilinç dışı amaçlarına ulaşmak için, hasta oldukları düşüncesine sahiptirler. Ruhsal veya fiziksel belirti ve bulguları bilinçli olarak üretirler. Simulasyonda ise hasta, hile ve aldatmaca yoluyla ortaya çıkardığı bulguların, hastalık olmadığının farkındadır ve amacı dikkat çekerek bu işten primer çıkar sağlamaktır. Yapay bozuklukta semptomların üretimindeki amaç, hastalık rolünü üstlenerek tıbbi, cerrahi ve psikiyatrik bakım görmektir. Çoğu olguda hastaneye yatırılma birincil amaçtır (Sırmatel vd., 2002: 201-202).

Temaruz (yalan yapma) ve yapay bozuklukların alt grubu olan Münchausen sendromu acil hekimlerini zor durumda bırakabilen iki hasta grubudur. Farkları ise; yapay bozukluk bireyin istemli bir şekilde, fiziksel veya psikolojik hastalık üretmek, hasta rolü oynamaktan öte bir amacı olmaksızın birtakım fizik ve psişik belirtiler oluşturmasıdır. Temaruz (yalan yapma) ise bir cezadan, bir yükümlülükten kurtulmak, bir yarar sağlamak amacıyla bilerek ve isteyerek bir hastalığı taklit etme veya mevcut olan bir hastalığı inkâr veya en az bir halde gösterme davranışıdır (Türkçüer vd, 2010: 39).

Epidemiyoloji

Bozukluğun gerçek sıklık ve yaygınlık oranları belirli değildir. Hastalığın doğasında yer alan “bilinçli aldatmaca”dan dolayı, doğru rakamların saptanmasında geleneksel epidemiyolojik yöntemler yetersiz kalmaktadır. Örneğin, süregen olgularda, tek bir hasta, birden fazla hastanede, birden çok doktor tarafından ayrı ayrı rapor edilmiş olabilir. Adını gizleme, farklı isim kullanma, özellikle ağır formlarında farklı şehir ya da ülkelerde hastane başvurusu olduğu bildirilmektedir. Mevcut verilerin çoğu olgu bildirimlerinden sağlanmıştır. Seri olgu içeren araştırmalarda ise örneklemin YB tanılı hastalardan oluştuğu ve bu nedenle belli bir oranın aktarılmadığı gözlenmektedir. Sutherland ve Rodin (1990) araştırmalarında psikiyatri konsültasyonlarında hastaların % 0.8’ine bu tanının konduğunu belirtmişlerdir. Bu araştırmada, üç yıllık bir süre içerisinde, bir eğitim hastanesi konsültasyon-liyezon birimine gönderilen hastaların tümü (1288 olgu) geriye dönük, kart tarama yöntemi ile araştırılmış ve toplam 10 olguya bu tanı konmuştur. Bir başka araştırmada allerji ve enfeksiyon hastalıkları kurumunda nedeni saptanamayan ateş olgularının % 9.3’nün YB olduğu belirtilmiştir. Psikiyatri kliniğine yatan hastaların % 5-6.4’ünde psikolojik belirtilerle giden YB olduğu bildirilmiştir.5,6 Başka bir makalede ise Wallach herhangi bir zamanda gerçekleşen hekim-hasta karşılaşmasının % 5’den fazlasında, hastanın YB olduğunu belirtmektedir. Sıklık ve yaygınlık oranlarının saptanmasını engelleyen birçok durum söz konusudur. Literatürde Munchausen Sendromu ve yapay bozukluk terimlerinin sıklıkla birbirinin yerine, ancak farklı anlamlarda kullanıldığı, verilerin temel olarak fizik belirtilerle giden YB üzerine odaklandığı gözlenmektedir. Ayrıca bu tanının özellikle YB’la ilgilenen birimlerde, eğitim ve araştırma hastanelerinde daha sık konduğu, tanı sürecinin hekimin bu “bozukluğa duyarlılığı” ndan etkilendiği bildirilmektedir. Eğitim ve araştırma hastanelerinin bildirdikleri birkaç oranın dışında, bu hastaların büyük bir bölümünün genel hastane acil servislerine başvurduğunu belirtilmektedir (Noyan, 2000: 163).

Etiyoloji

YB’lu bireylerin öykülerinde birçok ortak özellik gözlenmiştir. Gelişimsel öyküde en sık rastlanan ögeler, ebeveyn tarafından ihmal, kötüye kullanım ve terk edilmedir. En az bir ebeveynin insanlarla yakın ilişki kurmayı beceremeyen, reddedici bir davranış sergilediği belirtilmektedir. Bu gibi erken yaşantılar sonucu, yeterince doyurulamamış bağımlılık gereksinimi, doyurulmamış kendilik değeri ve onaylanma duygusunu ortadan kaldırmak için bu davranışın benimsendiği ileri sürülmektedir. Öykülerde dikkat çeken diğer bir nokta olguların çocukluk ya da erken erişkinlikte, gerçek bir hastalık ya da çevreyle iletişim kurmada yetersizlik içinde olmalarından dolayı hastaneye yatmış olmalarıdır. Öyküde verilen ve hastaneye yatışı gerektiren durum (gerçek bir tıbbi hastalık da olabilir) ayrıntılı ve özenli bir yaklaşımı gerektirmektedir. Bu kişilerin "ağrı ve korku"yu iyi bildikleri ve hastaneye her yatışları ile ağrı ve korkularının hafiflediğini öğrendikleri öne sürülmektedir. Hastane çevresi ve doktorlar bu hastalar tarafından bağımlılık ve onay gereksinimlerini gideren en güçlü sevgi kaynağı (anne) olarak algılanırlar. Bundan dolayı hastalık; "kişiye acı verici" olmaktan çok, kişinin "ilgi ve sevgi alma aracı" olarak görülmektedir. Klasik psikoanalitik görüş, bu hastalarda hasta hekim ilişkisinde gözlenen agresyonun, ödipal ilişkilerin bir tekrarı olduğunu kabul eder. Yapay bozukluklu hasta ve bakım veren arasındaki engellenmeler, çatışmalar, elem, umutsuzluk ve bunların giderilme çabaları bu görüşü destekleyen bir veridir. Bu açıdan YB’lu hastada gözlenen kendine zarar verici davranışın, ödipal çatışmanın alevlendirdiği kastrasyon anksiyetesini ve suçluluk duygularını gidermeye yönelik bir savunma niteliğinde olduğu belirtilmektedir. Ödipal rakip olarak kabul edilen babaya ilişkin öldürme fantazilerinin yer değiştirerek kişinin kendisine yöneltildiği ve bu nedenle hasta rolünün kabul edildiği öne sürülmektedir.

Bir diğer görüş, bu davranışın altta yatan “yetersiz kimlik duygusu” oluşumundan kaynaklandığıdır. Buna göre, bu hastalarda bir birey olarak kendi kimliğini “yeterli” algılayamama, ya da “sanki o imiş gibi” algılama olduğu öne sürülmektedir. Bunun sonucunda YB’lu bir hastanın kimliği için “yanlış kimlik gelişimi” tanımı kullanılmaktadır. Kendilik (self) psikolojisi ve nesne ilişkileri kuramına göre, çekirdek kendilik duygusu yaşamın ikinci ve altıncı ayları arasında oluşmaya başlar. Çocuk, annesi ve kendisinin, ayrı duygusal yaşantı ve özelliklere sahip, fiziksel olarak ayrı canlılar olduğunu bu duygunun gelişimiyle ayırt etmeye başlar. Daha sonra iyi ve kötü kendilik ve nesne tasarımları benliğin gelişmesi ile birlikte bütünleştirilir. Bu döneme ilişkin travmatize edici erken çocukluk yaşantılarının varlığı, sağlıklı gelişimi bozarak, borderline hastalardakine benzer bir kişilik yapılanmasına neden olduğu, en yoğun anksiyetenin yaşamın bu döneminden köken aldığı, kendilik algısında bütünleşememe, dağılma, kaybolma korkusuyla ilişkili olarak yaşanabildiği

belirtilmektedir. Bu hastalarda gözlenen tıbbi işlemler ve ameliyatlara istekliliğin, kendilik algısındaki bu bütünleşememe, eriyip kaybolma, dağılma anksiyetesini önleme gereksiniminden kaynaklandığı belirtilmektedir. Bozukluğun etiyolojisi, bilinen her kuramla açıklanmaya çalışılmıştır. Ancak bu açıklamalar, YB hakkındaki bilgilerimiz, yalnız hastaların öznel yaşantılarından elde edilen verilerden oluşması nedeniyle oldukça kuramsal ve spekülatif kalmaktadır. Son dönem bilgileri psikolojik açıklamalarının dışında konuya farklı bir bakış açısı kazandırmıştır. Olguların % 20-25’inde, beyin görüntüleme ve nöropsikolojik testlerde (özellikle kavrama ve yargılamada) beynin işlev bozukluğunu düşündüren bulgular saptanmış, bu sonuç psikodinamik faktörlerin bilgi işleme sürecini etkileyebildiği varsayımının doğmasına neden olmuştur (Noyan, 2000: 163).

DSM SINIFLANDIRMASI

Bu bozukluk bir hastalık olarak, 1980 yılında DSM-III’e alınmıştır. DSM-III’te ilk kez, belirtilerin istemli olarak üretilmesi ve hasta rolünün benimsenmesi üzerinde durulmuş, psikolojik belirtilerle giden Yapay Bozukluk (YB) kategorisi sınıflamaya dahil edilmiştir. DSM-III-R’de (1987) belirti üreten davranışın istemli, ancak hastanın kontrolü dışında “hasta olarak kabul edilme” gereksiniminden kaynaklandığı (bilinçdışı), bu davranışın sonunda dıştan sağlanabilecek bir kazancın olmadığı ayrıntılı olarak tanımlanmıştır. Bozukluk fizik belirtili, psikolojik belirtili YB ve başka türlü adlandırılamayan (BTA- hem fizik, hem de psikolojik belirtilerin bir arada görülebildiği, ya da bu iki kategori içerisinde tanımlanmayan bir tablo) olarak üç kategoride ele alınmıştır (Noyan, 2000: 163).

DSM-IV
YAPAY BOZUKLUKLAR
Yapay Bozukluk
A. Fizik veya psikolojik belirti ya da bulguların amaçlı olarak ortaya çıkartılması ya da bulgular varmış gibi davranılması
B. Bu davranışın altında yatan motivasyon hasta rolünü benimsemedir
Böyle davranmayı gerektiren dış etken (simülasyonda [Temaruz]) olduğu gibi ekonomik kazanç sağlamak, yasal sorumluluktan kaçınmak ya da daha iyi koşullarda yaşamak için gibi) yoktur

Türüne göre kodlayınız:
300.16 Daha Çok Psikolojik Semptom ve Bulguları Olan: Klinik görünümde psikolojik belirti ve bulgular daha belirginse

300.19 Daha Çok Bedensel Semptom ve Bulguları Olan: Klinik görünümde fizik belirti ve bulgular daha belirginse

300.19 Psikolojik ve Bedensel Semptom ve Bulguları Bir arada Olan:
Klinik görünümde hem psikolojik hem de fizik belirti ve bulgular varsa ve bunlardan hiçbiri daha belirgin değilse

300.19 Başka Türlü Adlandırılamayan Yapay Bozukluk
Bu kategori, Yapay Bozukluk için tanı ölçütlerini karşılamayan yapay semptomları olan bozuklukları kapsar. Buna bir örnek bakım verenin yapay bozukluğudur: Dolaylı olarak hasta rolünü benimsemek amacıyla kişinin bakım verdiği başka bir kişide bedensel ya da psikolojik belirti ya da bulguları amaçlı olarak ortaya çıkartması ya da o kişide bu tür belirti ya da bulgular varmış gibi davranmasıdır (önerilen araştırma tanı ölçütleri için DSM-IV-TR’de Ek bölüm B’ye bakınız) (Köroğlu,2001).


DSM-V
Bedensel Belirti Bozuklukları ve İlişkili Bozukluklar
Yapay Bozukluk 300.19 (F68.10)
Kendine Yüklenen Yapay Bozukluk
A. Yanıltıcı (yanlış bir kanı uyandırıcı), bedensel ya da ruhsal düzmece belirtiler çıkarma ya da yaralanmaya ya da hastalığa yol açma tutumu.
B. Kişi, kendisini, başkalarına hasta, iş göremez ya da yaralı olarak sunar.
C. Açık dış ödüller olmasa bile yanıltma (yanlış bir kanı uyandırma) davranışı belirgindir.
D. Bu davranış, sanrılı bozukluk ya da diğer bir psikoz bozukluğu gibi başka bir ruhsal hastalıkla daha iyi açıklanamaz.
Belirtiniz:

Tek Dönem
Yineleyici dönemler (iki ya da ikiden çok kez, düzmece hastalık ve/ya da yaralanmaya yol açma olayı)

Bir Başkasına Yüklenen Yapay Bozukluk
(Önceki adı Bakım Verenin Yapay Bozukluğu idi)
A. Bir başkasında yanıltıcı (yanlış bir kanı uyandırıcı), bedensel ya da ruhsal düzmece belirtiler çıkarma ya da yaralanmaya ya da hastalığa yol açma tutumu.
B. Kişi, bir başkasını, diğerlerine hasta, iş göremez ya da yaralı olarak sunar.
C. Açık dış ödüller olmasa bile yanıltma (yanlı bir kanı uyandırma) davranışı belirgindir.
D. Bu davranış, sanrılı bozukluk ya da diğer bir psikoz bozukluğu gibi başka bir ruhsal hastalıkla daha iyi açıklanamaz.
Not: Başına gelen değil, başkasına yükleyen kişi bu tanıyı alır.
Belirtiniz:
Tek Dönem
Yineleyici dönemler (iki ya da ikiden çok kez, düzmece hastalık ve/ya da yaralanmaya yol açma olayı) (Köroğlu,2013).

KAYNAKÇA

Catalina, M.L., Ugarte, L.D. ve Moreno, C. (2009). "A Case Report Factitious Disorder with Psychological Symptoms. Is Confrontation Useful?", Actas Esp Psiquiatr, 37(1), 57-59.

Cumurcu, B. E., Karlıdağ, R. ve Özcan, A. (2005). "Yapay Bozukluk: Bir Olgu Sunumu", Erciyes TIP Dergisi, 27(2), 84-87.


DSM-IV-TR Tanı Ölçütleri Başvuru Elkitabı, (2001). (Çev. Köroğlu, E.) Amerikan Psikiyatri Birliği, Ankara: Hekimler Yayın Birliği.

DSM-5 Tanı Ölçütleri Başvuru Elkitabı, (2013). (Çev. Köroğlu, E.) Amerikan Psikiyatri Birliği, Ankara: Hekimler Yayın Birliği.

Eşiyok, B. ve Hancı, İ.H. (2001). "Yapay Bozukluk: Munchausen Sendromu", Sted, 10(9), 326-327.

Guzman, J.D. ve Correll, T. (2008). "Factitious Disorder", Psychiatry, 11(1), 3-11.

Noyan, M. A. (2000). "Yapay Bozukluklar", Anadolu Psikiyatri Dergisi, 1(3), 162-173.

Sırmatel, F., Saygı, G., Herken, H., Bakır, M., Dökmetaş, İ. ve Sırmatel, Ö. (2002), "Bir Yapay Bozukluk ya da Yalancı Parazitoz Olgusu", Cumhuriyet Üniversitesi TIP Fakültesi, 24(4), 201-208.

Şahin, S. ve Kaya, B. (2009). "Kronik Ağrı Yakınması Olan ve Osteomiyelit Belirtileriyle Kendini Gösteren Bir Yapay Bozukluk Olgusu", Klinik Psikiyatri, 12, 147-152.

Türkçüer, İ, Serinken, M., Sengül, C. ve Özen, M. (2010). "Munchausen Sendromu mu? Yoksa Temaruz mu?", Türkiye Acil Tıp Dergisi, 10(1), 38-40.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Yapay Bozukluk" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Şerife AKSOY'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Şerife AKSOY'un izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Şerife AKSOY Fotoğraf
Psk.Dnş.Şerife AKSOY
Kayseri
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi9 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
14-15-16 Ocak 2018 – İstanbul
■ Eğitim sadece uzman dil-konuşma terapistlerine açıktır.
■ Dil ve konuşma bozuklukları lisans- yükseklisans veya doktora programlarından mezun olanlar veya bu bölümlerde okuyan öğrenciler kayıt yaptırabilirler.
■ Kontenjan 14 kişi ile sınırlıdır.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Şerife AKSOY'un Makaleleri
► Yapay Bozukluk: Munchausen Sendromu Psk.Reyhan Ünver FİDAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,677 uzman makalesi arasında 'Yapay Bozukluk' başlığıyla benzeşen toplam 27 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


12:28
Top