2007'den Bugüne 78,235 Tavsiye, 25,281 Uzman ve 17,532 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Humik Asit ve Mumiyo Nedir?
MAKALE #14134 © Yazan Prof.Dr.Kadir KOTİL | Yayın Şubat 2015 | 28,142 Okuyucu
HUMİK ASİT VE MUMİYO NEDİR?


Not: bu yazı bir derlemedir ve bilgilendirme amaçlıdır asla tedavi amaçlı yazılmamıştır. bundan dolayı oluşacak bir durum hasilatında yazar sorumlu değildir.

Humik asit nedir ve nasıl bulundu?

Romalılar humus kelimesini toprağı ifade etmede kullanmıştır. Bu ifade daha sonraları toprağın organik maddesine, komposta ve organik maddenin değişik kısımlarına uygulanmıştır. İlk olarak humusu çürümüş organik madde bağlamında 1761’de Wallerius tarif etmiştir. Fakat humusun oluşum mekanizmasını ve kimyasal doğasını ilgilendiren ilk düşünceler oldukça belirsizdi. Sıkça belirtilen düşünce humusun toprakta veya kompost yığınında bitki kaynaklı hümikleşme işlemi ile üretilen kompleks bir yapıya sahip olması idi. “Hümik asitleri” ilk olarak 1786’da Achard rapor etmiştir. Achard hümik asitleri turbadan (peat) elde etmiştir. Hümik asitlerin bitkilerden elde edilmesi Vanquelin tarafından 1797’de gerçekleştirilmiştir.

De Saussure 1804’te humus homojen bir madde olmadığını belirtmiştir. Fakat bu kolayca uzaklaştırılabilen değişik kompleksler içermektedir. Sprengel 1820’lerin başında hümik asitlerin kimyasını araştırmaya başlamıştır. Sprengel bu maddeleri bir alkali topraktan elde etmiştir. Hümik asitlerin basit şekerlerden elde edildiğini savunan Sprengel’in bu düşüncesi 40-50 yıl öncesine kadar damgasını hümik asitler dünyasına vuracaktır. Fakat 1870’li yıllarda hümik asitlerin şeker içermeyen maddelerden de elde edilebileceğini belirten görüşler ortaya atılmıştır. Braconnot asite nişasta ve sakroz ilave edip hümik asite benzer koyu renkli çökelekler oluşturmuştur. Suni ‘ulmin’ olarak tanımlanan maddeyi hazırlamak için değişik çalışmalar gerçekleştirilmiş ve bu amaçla sakroz yerine glukoz denemiştir.

Mulder 1839’da selülozu sentetik hümik asite dönüştürmüştür. Fakat 1800’lü yılların ortalarında hümik asitlerin kimyasal formüllerle karakterize edilmesi ile polisakkaritlerden veya şekerlerden oluştuğu görüşü zayıflamaya başlamıştır. Hümik asitlerin polisakkaritlerden geldiği fikri kömür üzerine araştırma yapan Gortner ve Marcusson gibi araştırmacılar tarafından tekrar gündeme alınmıştır. Bu araştırmacılar çalışmalarına ışık tutan düşünceyi kömür ve hümik asitlerlerdeki “furan” yapısından almışlardır. Yine kömür araştırmacıları olan Fischer ve Schrader 1921’de mikroorganizmaların polisakkaritleri hızlıca tükettiklerini göstermişlerdir. Onların görüşü; ligninin yavaşça bozulmasının hümik asitin oluşumu ile doğrudan alakalı olması şeklindeydi. Waksman yazdığı “humus” isimli kitabında hümik asitlerin oluşumunu ligninin mikrobiyal değişimi ile ilişkilendirmiştir. 1950’de ligninin mikroorganizmalarca değiştirildiği fikri hakim teori olmuştur. 1950’lerin sonunda gaz kromatografi (GC) ve GC-MS hümik asit tayinlerinde oldukça popüler cihazlar olmuşlardır. 1970’lerde hümik asitlerin tayininde KBr IR ve solid-state NMR çalışmalarına hız verilmiştir. Fakat bu çalışmalar hümik asitlerin alifatik olabileceklerini göstermiştir.

Lignin teorisini destekleyen bir grup araştırmacı 1982’de Uluslararası Hümik Maddeler Topluluğunu (IHSS)[1] kurmuşlardır.

Topraktan veya yer altından çıkarılan ve özellikle genel adı “humus veya “humatlar” olarak bilinen maddeler çok eski zamanlardan beri belki de asırlarıdır birçok alanda genişçe kullanılmaktadır (1). Araştırmalar hümat asitlerin toprak humusunun bir parçası olduğunu ve yaşayan organizmalarda önemli bir rol oynadığını göstermiştir. Fakat hümik asitler günümüz topraklarda yeteri kadar bulunmamakta ve bitki ve hayvancıkların beslemesinde bu maddeler yetersiz kalmaktadır. Bunun neticesi olarak da hümik asitler insan ve hayvan beslemesine yeterli düzeyde bulunmamaktadır. Araştırmalara göre topraktaki humus miktarı %2’in altına düştüğü zaman, toprak bitkilerin ihtiyaç duyduğu yeterli hümik asitleri bitkiye geçirememektedir (2). Doğadaki en büyük karbon rezervlerinden birine sahip olan hümik asitler birçok değişik kaynaktan meydana gelebilmektedir. Örneğin toprak, su, kompost, bitki, mantar ve mikroorganizma gibi. Toprak özütleri, özellikle hümik asitler, birçok metali bağlamaktadırlar. Bu yönleri ile hümik asitler özellikle ağır metal ile zehirlenen balık zehirlenmesinde ve sanayide işçilerin kullanması gerekmektedir.

Mumiyo nedir ve etkileri nelerdir?

Humik asit içeren maddelerden bir taneside " Birtakım özel ilaçlar kullanılarak bozulmayacak duruma getirilmiş olan ve kazılarla ortaya çıkarılan ceset" diye tarif edilen ve Farsça "mimiy" kelimesinden geldiği bilinen Mumiya yda Türkçe adıyla “mumya” bunlardan biridir. Tam karşılıklarını bilinmese de "Dağların Gözyaşları" ismiyle bilinen doğal bir "maddeye" verilen bir isim.

Mumyo, ORTA Asya`da dağların yüksek kesimlerinde belkide 2000 metre rakımlarda bulunabilen, kayalıklarda ve mağaralarda bulunan, koyu kahve veya siyah renkli bir organik maddedir. Buralarda yetişen özel bitkilerin zamanla dönüşümünden yada pütrifikasyon dediğimiz çürümeden oluşmaktadır. Tıpkı doğal gaz dönüşümünde olduğu gibi... Geleneksel Asya tıbbında, ayurvedada da da kullanıllan bu maddelerin bilimdışı kullanımı son derece fazla olduğundan uzun dönem hastalara olan etkileri konusunda henüz net veriler yoktur ama ben kendi hastalarıma bunu anlatarak kullanımımın uzun dönem ve omurilik omurga beyin sinir hastalıklarındaki ilk verilerini aldım. Her kes bunu kullanabilir mi sorusunun yanıtı doktor takibinde yatıyor. SSCB döneminde Ruslar da el atmış, ciddi araştırmalar yapmışlar. Özellikle sporcular ve bürokrat ve bilim insalnaları ve üyeleri arasında son derece fazla kullanılmış. Mumiyo’nun toplanması da tam bir sır olarak bilinmek hatta babadan oğula geçmektedir. Mumiyo’nun insan üzerinde ki etkisini ilk defa dağ keçisi avlayan insanlar fark etmiş ve daha sonrada kendi üzerlerinde denemişlerdir.

Bu ürün değişik isimlerle bir çok gelişmiş ülkede satılmakta hatta çok fazla fiyatla..
Pekala hücrede neler yapıyor ?
1. Hümik asitler anti-mikrobiyal özellikler göstermektedirler. Doğal hümik asitler sentetikleri kadar C. albicans, Ent. cloacae, Prot. vulgaris, Ps. aeruginosa, S. typhimurium, St. aureus, St. epidermidis, Str. Pyogenes gibi türlere karşı önleyici bir durum sergilemişlerdir (3). Aynı zamanda hümik asitler anti-viral özellikler de göstermektedirler. Özellikle retroviruslere karşı oldukça etkilidir (4)
2. İlaçların yanı sıra, hümik asitler kan ürünlerinin virüslerden uzaklaştırılmasında kullanılabilmektedir.
3. Kalsiyum hidroksiapatit (hareket edebilen ve çoğalabilen kemik hücreleri üzerinde yapı iskeleti kuran malzemeler) oldukça önemli kemik onarıcı ve yapıcı yeniden şekillendirici bir maddedir. Bu madde ana dokuyu yeni kemik dokularının oluşumunun depolanması için “kılavuz” olarak desteklemektedir. Fakat, kalsiyum hidroksiapatit oldukça yavaş emilmektedir. Sentetik hümik asitle aşılanmış kalsiyum hidroksiapatit dikkate değer biçimde emilme işlemini uyarmaktadır. ‘X-ray diffraction’ analizi ile belirlendiği üzere hümik asitlerin kollajen lifleri ile hidrojen bağı kadar kovalent bağ ve çapraz bağ teşekkülü sağladığı görülmüştür. Ayrıca tendon (kasların kemiklere yapışmasını sağlayan yapılar) mukavemetinin %75 oranında arttığı tespit edilmiştir (4).
4. Turbadan elde edilen hümik asitlerin 40–360 mg/ml konsantrasyonda verildiği zaman fare karaciğer mitokondrisinde (hücrenin enerjisini sağlayan ATP oluşumu) solunumu uyardığı tespit edilmiştir. Hümik asitler yaşayan organizmaların dışındaki suni çevrede (in vitro) mitokondride oksidatif fosforilasyonun (organik moleküllerin yıkımıyla oluşan ürünlerin yüksek enerjili elektronları elektron taşıma sistemi aracılığıyla kademe kademe oksijene iletirken elektronların enerjisinden ATP sentezi olayı) verimini 40–400 mg/ml konsantrasyonda arttırmıştır (5).
5. Kanser tedavisi yada kemoterapi ve radyoterapi sonrası hücre yorulması durumunda ortaya çıkan vertigo yada baş dönemsi halsizlık ve yorgunluk gibi şikayetlerde kullanımı ile çalışmalrda iyi neticeler alınmıştır. Sodyum humatın ‘Co-radyasyon’un ölümcül dozlarına maruz bırakılmış melez farelerin ‘en yüksek ortalama ömrünü’ uzattığı bulunmuştur (6)
6. Lipozom-kapsüllü (maddeleri tutup, cilt tarafından emildikten sonra cilde geçirebilme özelliği olan taşıyıcı sistem) veya serbest sodyum humatlar tavuklara intra-kardia’dan (midenin yemek borusu ile birleştiği ağzı), ağızdan veya deri altından verilmiş ve bir çeşit farmakokinetik değerler tespit edilmiştir. Lipozom-kapsüllü sodyum humatın kan temizliği, serbest sodyum humattan veriliş tarzına bakılmaksızın daha yüksek olmuştur. Fakat ekstravasküler (damar dışına) verildikten sonraki ‘yarı ömrün bertarafı’ intra-kardia’ya verilme sonrasından daha uzun olmuştur. En yüksek ilaç konsantrasyon değerleri sodyum humatın kan sirkülasyonu içine enjekte edilmesi ile nüfuz edilişinin çok yavaş olduğunu göstermiştir. Sodyum humatın biyolojik olarak elverişliliği veriliş metoduna ve doz miktarına bağlıdır. Serbest sodyum humatın intra-kardia’dan veriliş şeklinin yanı sıra deri altından verilmesinin biyo-elverişliliği oldukça yüksek olmuştur. Sentetik hümik asitler %1 su/yağ emülsiyonu ile hızlıca dermisten (cilde elastikliğini veren lifli ve iyice damarlaşmış bir doku) içeri girdikleri ve daha sonra da dikenli tabaka içinde bir hazne oluşturdukları tespit edilmiştir (7).
7. Nöropatik ağrı veya nöropatilerde hücre siklusunda oksidatif yollakda neler yaptığı konusunda şüpheler olmakla birlikte kullanan hastaların iyi netice verdiği bilinmektedir.
Bu madde görüldüğü üzere bir çok konuda insanlara yardımcı oluyerken, Kanserden ülsere, romatizmadan diş hastalıklarına kadar bir çok hastalığın ağrılı ve ödemli durumlarında kullanılabileceği konusunda yoğun çalışmalara yapılmakta ve sonuçlarını bilimsel olarak sunulması durumunda daha doğru bilgiler bizim elimize geçecektir.Yan etkileri konusunda hassas davranılmalı bana da iyi gelir düşüncesi yanlış olup öncelikle doktor ve medikal tedavi ikilisinden vaz geçilmemelidir. Humik asit ve mumiyo alternatif bir onarım ilacı olup uygun durumlar için sadece ideal olabilir.
• Humik asit kaynağı dışında da içinde 85’ e yakın mineral, amino asitler, A, B, C, P (sitrinler) vitaminleri var. Ayrica kobalt, bakir, nikel, demir, cinko, manganez, krom, sodyum, potasyum, magnezyum, kadmiyum, bizmut, molibden vb. elementler var (8).
Ayrıca kanatlı ve büyük baş hayvanlarda hastalıklara karşı mukavemet sağlamada, yenilen yemlerin ete dönüşümünde, süt veriminin artmasında, yumurta kalitesinde ve buna benzer birçok faktörlerde ciddi faydalar tespit edilmiştir. En şaşırtıcı neticeler ise insan sağlığı üzerine yapılan çalışmalarda elde edilmiştir. AIDS başta olmak üzere astım, bronşit, grip, mide rahatsızlıkları, böbrek taşı ber tarafı, hemeroit, deri kanseri, kan kougulantı, kansızlık, aşırı uyku, iştahsızlık gibi tıpta oldukça yaygın karşılaşılan problemlerin çözümünde önemli bir yer tutmaya başlamıştır (6).
Hümik asitlerle ilgili çalışmalar tüm alanlarda hızla devam etmektedir. Doğadaki bu mükemmel maddenin bulundukları bölgelere göre farklılıklar arz etmesinden dolayı daha keşfedilmeyi bekleyen birçok bilinmeyi bulunmaktadır(9) .

REFERANSLAR
1. F. J. Stevenson, Humus Chemistry. Genesis Composition Reactions; New York: Wiley, 1964; and, more recently, by A. Piccolo, Humic Substances in Terrestrial Ecosystems; New York: Elsevier, 1994.
2. Effects of Humic Acid on Animals and Humans,Envıromate TM,8571 Boat Club Road,Fort Worth, Texas 76179, January 2, 2002.
3. G. Sydow, V. Wunderlich, R. Klocking, and B. Helbig, Pharmazie 1986, 41(12), 865-868
4. U. N. Riede, I. Jonas, B. Kirn, U. H. Usener, W. Kreutz, and W. Schlickewey, Arch. Orthop. Trauma Surg. 1992, 111(5), 259-264.
5. S. A. Visser, Sci. Total Environ. 1987, 62(4), 347-354
6. G. G. Pukhova, N. A. Druzhina, L. M. Stepchenko, and E. E. Chebotarev, Radiobiologiia 1987, 27(5), 650-653.
7. W. Wohlrab, B. Helbig, R. Klocking, and M. Sprossig, Pharmazie 1984, 39(8), 562-564.
8. Mumin Dizman kaynağından: http://humikasit.blogspot.com.tr/
9. http://tr.wikipedia.org/wiki/H%C3%BCmik_asit


PROF.DR. KADİR KOTİL

Not: bu yazı bir derlemedir ve bilgilendirme amaçlıdır asla tedavi amaçlı yazılmamıştır. bundan dolayı oluşacak bir durum hasilatında yazar sorumlu değildir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Humik Asit ve Mumiyo Nedir?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Prof.Dr.Kadir KOTİL'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Prof.Dr.Kadir KOTİL'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     16 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Kadir KOTİL Fotoğraf
Prof.Dr.Kadir KOTİL
İstanbul
Doktor "Beyin ve Sinir Cerrahisi (Nöroşirurji)"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi56 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Prof.Dr.Kadir KOTİL'in Makaleleri
► Ürik Asit, Gut ve Gizli Şeker ÇOK OKUNUYOR Prof.Dr.Metin ÖZATA
► Ürik Asit Yüksekliği ve Fruktoz ÇOK OKUNUYOR Prof.Dr.Metin ÖZATA
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,532 uzman makalesi arasında 'Humik Asit ve Mumiyo Nedir?' başlığıyla benzeşen toplam 39 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Omurilik Tümörleri Eylül 2017
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


21:45
Top