2007'den Bugüne 80,862 Tavsiye, 25,750 Uzman ve 18,018 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Okul Öncesi Çocukta Uyum Sorunları
MAKALE #14155 © Yazan Psk.Aslı KAYAALTI | Yayın Şubat 2015 | 4,026 Okuyucu
Yaşamın ilk altı yılını kaplayan okul öncesi dönem, çocuğun bedensel, bilişsel, duygusal ve sosyal gelişiminin süratli olduğu, kişilik yapısının şekillenmeye başladığı bir dönemdir. Bu dönemde, çocuğun her yönüyle en iyi şekilde yetişmesine özen göstermek, ailenin olduğu kadar okul öncesi eğitim kurumunun da görevlerinden birisidir.
Okul öncesi dönemde çocuklarda karşılaşılan temel sorunlardan bazıları şöyle sıralanabilir: Yemek yemede isteksizlik, uyku sorunları, tuvalet eğitimi sırasında karşılaşılan zorluklar, mastürbasyon, tırnak yeme, çekingen davranışlar sergileme, aşırı hareketlilik, kekelemek… Bu sorunların nedenlerini keşfetmek ve sorunları gidermek için aile ile işbirliği halinde olmak gerekmektedir.

Yukarıda bahsedilen temel sorunların tek tek ne anlama geldiğini ve bu sorunların üstesinden gelmek için anaokullarında neler yapılabileceğini değerlendirecek olursak;

 Yeme Problemi:
Çocuğun sağlıklı büyümesinde düzenli beslenmenin rolü büyüktür. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki, yemek sorunu çok nadir hallerde bedensel bir nedene bağlanabilmektedir. Genellikle üzerine fazla düşülen, yemek olayına aşırı hassasiyet gösterilen ve çocuğun sağlığı ile gereğinden çok ilgilenilen ailelerde, çocuğun yemek yememesi yaygın bir sorundur. Yine yemek konusunda aşırı katı davranılan evlerde, endişeli ve huzursuz annelerin çocuklarında, yemek sorununa çok sık rastlanmaktadır. Kararlı bir disiplin uygulamayı başaramayan, şantaj ve tehdidi eğitim aracı olarak kullanan ailelerde de beslenme olayı başlı başına bir sorundur. Çocuğuna aşırı derecede düşkün olan anneler, çocuğunun büyüdüğünü dikkate almaz, bebek muamelesi yapar ve kendi kendine yemesini engeller. Çocuğunun sağlığı konusunda gereksiz şekilde endişelenen anneler, çocuk yeterli gıdayı alamaz korkusuyla onu pürelerle, hatta biberonla beslerler, çocuk kendi başına yiyebilecek durumda olsa da kendileri beslemeyi tercih ederler. Çocuğun eğitiminde tutarsız bir disiplin uygulayan ailelerle, aşırı katı ve otoriter bir tutum içinde olanlar, çocuğun düzenli yemesini ve her gıdayı almasını isterken çocuğa baskı yaparak yemek konusunu ailenin en önemli sorunu haline getirirler.

Bazı ailelerde çocuğun yemek yemesi için rüşvet, tehdit ve pazarlık, en sık başvurulan çözümlerdir. Sözü geçen bu ailelerde, annesinin hassasiyetini fark eden çocuk, saatinde yemez, yeme olayını saatlerce sürdürür, bazı yiyecekleri reddeder, her yemekte oyun veya video ister, her yemekten sonra bir ödül bekler. Beslenme işini olay haline getirmekle çocuk, sanki açığa vuramadığı bazı duyguları dile getirmeyi başarır. Bu duygular; endişeli bir anneyi cezalandırma, ilgisiz bir babanın dikkatini çekme, aşırı otoriter bir anneye karşı gelme, ailenin ilgisini kıskanılan kardeşten kendine doğru çekme olarak ele alınabilir. Burada yapılması gereken; öncelikle çocukta bir sağlık sorununun olup olmadığını araştırmak, fizyolojik bir bozukluk olmadığı takdirde, bu sorunun nedenini ailede veya çocuğun yakın çevresinde aramaktır. Sorunun nedenini keşfettikten sonra da, nedeni ve sorunu ortadan kaldırmaktır.

Yemek Yemek İstemeyen, Yemek Seçen Bir Çocuğun Sorununun Çözümünde Anaokulunda Yapılabilecekler Şöyle Sıralanabilir:

• Çocuğu okula geldiği ilk günlerde yemek konusunda zorlamamak, öncelikle okula uyumunu sağlamak.
• Çocuğa, okulu ve öğretmeni sevdirdikten sonra, yemek servisinde öğretmene yardım etme fırsatını vermek.
• Yemek miktarını ayarlama konusunda çocuğa yardımcı olmak.
• Yemek yediği zamanları fark etmek ve çocuğa hissettirmek.
• Yemekten önce ve sonra yemekle ilişkili olan, hoşa giden davranışları (el-yüz yıkama, diş fırçalama) yapmasına olanak tanımak.
• Sınıfta beslenmenin yararı, farklı yiyeceklerin faydası, vitamin ve proteinlerin sağlık üzerindeki etkileri hakkında konuşmak.
• Sorunun gerçek nedenini bulabilmek için çocuğa kendini ifade edeceği serbest konuşma, sohbet, resim çizme, boyama, su ve taklit oyunları gibi faaliyetlerde bulunma fırsatını vermektir.
• Çocuğu yemekte zorlamak, yediğinden fazlasını yemesi için ısrarcı olmak, sevmediği her şeyi yemeye zorlamak, iştahlı çocuğun yemesini engellemek, iştahsız çocuğa anlayışsız davranmak, çocuğa oyun ve masalla yemek yedirmek, yemek konusunda katı ve acımasız davranmak, kaçınılması gereken hatalardır.

 Uyku Problemi:
Çocuğun sağlıklı büyümesinde, dengeli beslenmenin rolü ne kadar büyükse, düzenli uykunun önemi de o kadar büyüktür. Zamanında uyuyan, uykuya giderken olay çıkarmayan, uyuduktan sonra sık sık uyanmayan çocuk rahat büyür, sağlıklı gelişir. Oysa uykusu düzensiz olan, gece geç saatlere kadar yatmamakta direnen, ebeveynini saatlerce yatağının başında esir tutan, oyun ve masalsız uyumayan, uyuduktan kısa bir süre sonra uyanan geceyi anne-baba yatağında geçiren çocuklarda uyku problemi vardır.
Uyku sorunu olan çocuklar incelendiğinde; bu sorunun çoğunlukla psikolojik nedenlerden nadiren de bedensel veya nörolojik bir nedenden kaynaklandığı belirlenmiştir. Psikolojik kökenli uyku bozuklukları, çocuğun üzerine fazla düşülen veya çocuğa yeterli ilgi gösterilmeyen evlerde, uyku konusunda aşırı titiz, katı ve otoriter olan ailelerde yaygındır. Yine kalabalık ve gürültülü ortamlarda, anne-baba geçimsizliğinin yoğun olduğu evlerde, kardeş kıskançlığının görüldüğü ailelerde, uyku sorununa sıklıkla rastlanmaktadır.

Uyku bozukluğu olan bazı çocuklar karanlıktan ve yalnızlıktan korkarlar, bu çocuklar akşam uyku saati gelince huysuzlaşmaya başlarlar. Yalnız yatmak istemezler, uyuyuncaya kadar yanlarında birini ararlar, yanlarındaki kişi odayı terk eder etmez uyanırlar. Bu çocuklardan bazıları parmak emerek, yorgan veya yastığın ucunu kemirerek, sallanarak veya mastürbasyon yaparak uykuya giderler. Bazı çocuklar uykuya daldıktan bir süre sonra ağlayarak uyanırlar, gördükleri kâbusun etkisinde kalırlar, tekrar uyumakta güçlük çekerler. Bu durum karşısında bazı aileler çocuğu sallayarak veya kucakta dolaştırarak uyutur, uyuması için her istediğini yerine getirirler, böylece çocuğun uyku alışkanlığını kazanmasını engellerler. Bazı aileler de çocuğun karanlık veya yalnızlıktan korktuğunu kabullenmez, uyku konusunda çocuğa baskı yaparlar, böylece çocuğun ürkekliğini ve tedirginliğini pekiştirmiş, uyku alışkanlığını da kazandıramamış olurlar. Oysa uyuyamayan çocuğu anlayışla ele alıp, uyuyamama nedenini araştırarak, onu yalnız uyumaya alıştırmak için çaba harcasalardı, uyku bozukluğu belki de bir süre sonra giderilmiş olacaktır.

Çocuğun Uykusunu Düzenleme Konusunda Anaokulunda Yapılabilecekler:
• Çocuğun ilk günden itibaren uyumasını istememek.
• Uyku konusunda çocuğu zorlamamak.
• Okula uyumunu sağladıktan sonra çocuğun uyumasını değil de dinlenmesini istemek, gözlerini kapatmadan uzanarak dinlenmesini sağlamak.
• İstirahatta iken çocuğa ilgi göstermek, sorununu keşfetmek için onunla sohbet etmek.
• Uyku odasını düzenlemede onun öğretmene yardımcı olmasını sağlamak.
• Dinlenmenin yararını anlatmak.
• Dinlenmediğinde yeterince güçlü olamayacağından, bazı faaliyetlere katılamayacağından bahsetmek.
• Uykudan önce gerginliğini atlatmasına ve rahatlamasına fırsat vermek.
• Çocuğun gerginliğini veya korkusunu gidermek için çeşitli yaratıcı faaliyetlerden, su oyunlarından, dramatik oyunlardan yararlanmasını sağlamak.


 Tuvalet Eğitimi Sırasında Karşılaşılan Zorluklar:

Sağlıklı beslenen, uyku ihtiyacını düzenli bir şekilde gideren bir çocuğun tuvalet eğitimini zamanında kazanması aile tarafından beklenen bir durumdur. Tuvalet alışkanlığı kazandırılamayan çocuklarda sıklıkla görülen sorunlar: alt ıslatma ve dışkılama bozukluklarıdır.

Genellikle çocuklar iki yaş dolaylarında çişlerini tutmayı öğrenirler. Ancak çocukların bir kısmı 2-3 yaşlarına kadar gündüz, 3-5 yaşlarına kadar da gece zaman zaman altlarını ıslatırlar. Çocuğun 5 yaşından sonra altını ıslatmasına enuresis denir. Alt ıslatma sadece gündüz (enuresis diurna), veya sadece gece (enuresis nocturna) olabileceği gibi, hem gece hem gündüz (mixte enuresis) olabilir. Bazı çocuklarda doğumdan itibaren hiç temizlenmeden altını ıslatma (primer enuresis) görülürken, bazılarında belli bir süre temizlendikten sonra altını ıslatma (sekonder enuresis) görülür.

Yapılan araştırmalar son çocuklukta veya ergenlikte ortadan kalkan altını ıslatma davranışına, asabi ve uyum güçlüğü yaşayan çocuklarda daha sık rastlandığını göstermektedir. Derin uyku, altını ıslatan çocukların belirgin bir özelliği olarak kabul edilmektedir. Bu çocukların ailelerinin bir kısmında da, altını ıslatmanın görüldüğü bilinmektedir. Alt ıslatmanın türü ve sıklığı ne olursa olsun, bunun nedenleri araştırılmalıdır. Genellikle bu nedenler; bedensel ve psikolojik olmak üzere iki grupta toplanabilir. Böbrek ve idrar yollarındaki rahatsızlıklar ve iltihaplanmalar, tiroid ve hipofiz yetersizlikleri, gece gelen epilepsi nöbetleri ve sinir sisteminin gelişimini engelleyen nörolojik bozukluklar, alt ıslatmanın bedensel nedenlerindendir. Şiddetli heyecanlar, korkular, okula başlama nedeniyle anneden ayrılma, kardeş doğumu, anne ve baba geçimsizliği, aileden aşırı veya yetersiz ilgi görme gibi durumlar da alt ıslatmaya yol açabilen psikolojik nedenlerdendir.

Alt ıslatmadan daha az rastlanan dışkı kaçırma da tuvalet alışkanlığını kazanmamış çocuklarda görülen bir başka sorundur. Araştırmalara göre, dışkı kaçırma, aşırı titiz annelerin çocuklarında, stresli ve gergin bir aile ortamında büyüyen çocuklarda, çok küçük yaşlarda tuvalet alışkanlığı kazandırılmak istenen çocuklarda, daha sık ortaya çıkan bir sorundur. Alt ıslatmaya yol açan bedensel ve psikolojik nedenlerin, dışkı kaçırmada da etken oldukları gözlemlenmektedir. Alt ıslatma da dışkı kaçırma da anne-babanın anlayışlı, sabırlı ve kararlı yaklaşımı ile giderilebilecek sorunlardır.
Tuvalet Alışkanlığını Kazanamamış Çocuklar İçin Anaokulunda Yapılabilecekler Şöyle Özetlenebilir:

• Konuya aşırı ilgi göstermeden çocuğu düzenli olarak tuvalete götürmek veya göndermek.
• Çocuğun özellikle uyku saatinden hemen önce ve dinlenme saatinde tuvalete gitmesini sağlamak.
• Kirlendiği zaman olayı büyütmemek, temiz ve kuru olduğu zaman çocuğu övmek.
• Sorunun bedensel veya fizyolojik bir nedene bağlı olmadığından emin olmak.
• Çocuğun gerçek sorununu keşfetmek için aile ile diyalog kurmak, işbirliği içinde olmak, onu rol alma, gevşeme teknikleri ile rahatlatmak.
• Çamur, kil, toprak ve kumla oyun oynamasına fırsat vermek.
• Resim yoluyla veya taklit oyunlarıyla kendisini ifade etmesine imkân sağlamak.
• Çocuğun ailesi ile diyalog kurup sorunun başlama tarihi ve geçmişi hakkında bilgi toplamak.
• Aile ile işbirliği sonucu soruna çözüm getirilmemişse, bir uzmana yönlendirmek.

 Mastürbasyon
Çoğunlukla çocuğun cinsel organı ile oynama şeklinde görülen mastürbasyon, ailede endişe, heyecan hatta panik yaratan bir davranıştır. Küçük çocuk tesadüfen keşfettiği bu davranıştan zevk aldığını görünce, bunu sürdürür. Eğer çocuk aileden tepki görmezse, bu davranış zaman içinde kaybolur veya azalma gösterir. Eğer ailenin tepkisi büyük olursa, çocuk bu davranışı gizlice sürdürme yoluna gider. Gizli yaptığı bu davranış bir yandan ona zevk verirken, öte yandan onda korku ve suçluluk duygusunun doğmasına neden olur.

Mastürbasyon hiçbir sorunu olmayan çocuklarda görülebildiği gibi, sıkıntılı, ürkek, güvensiz ve endişeli çocuklarda da sıklıkla görülebilir. Bazı çocuklarda yalnızlık, üzüntü hallerinde tekrarlanan bir davranış olarak görülebilir. Araştırma bulguları mastürbasyonun; yalnız olan, sevgi ve ilgiden yoksun büyüyen çocuklarda, aşırı disiplinin egemen olduğu ve ailenin cinsel konulara aşırı duyarlı olduğu evlerde daha çok görüldüğünü ortaya koymuştur. Bazı çocuklar sadece uykuya dalmadan önce mastürbasyon yaparken, bazıları masal dinlerken veya televizyon seyrederken bu davranışı yaparlar, bazıları da özellikle sıkıntılı oldukları anlarda ve gerilimlerini gidermek için bu davranışa başvururlar.

Bu Çocuklar İçin Anaokulunda Yapılabilecekler:
• Çocuğu tanımaya çalışmak.
• Çocuğun ev, aile ve okul içindeki yerini belirlemek.
• Bu davranışın altındaki gerçek nedeni keşfetmek.
• Çocukla iyi bir diyalog kurmak, ihtiyaç duyduğu sevgi ve ilgiyi göstermek.
• Çocuğun kendini ifade etmesine ve sorunlarını dile getirmesine olanak tanımak.
• Çocuğa yaratıcı etkinlikler ve dramatizasyon oyunları için gerekli malzemeyi sunmak.
• Çocuğun evde ve okulda huzurlu ve mutlu olmasını sağlamak.

 Tırnak Yeme:
Yapılan araştırmalara göre; sıkıntılı, içe dönük, güvensiz, ruhsal gerginlik içinde olan çocuklarda tırnak yeme davranışının görüldüğü belirtilmektedir. Bazen de sıkıntı, stres, yorgunluk ve üzüntü gibi yaşantıların çocuklarda bu davranışa yol açtığı bilinmektedir.
Tırnak Yeme Davranışını Önlemek İçin Anaokulunda Yapılabilecekler Şöyle Sıralanabilir:
• Öncelikle çocuğu tanımak, hangi hallerde bu davranışın ortaya çıktığını ve şiddetlendiğini araştırmak.
• Bu davranışın altında yatan psikolojik nedeni keşfetmeye çalışmak.
• Çocuğun aile içi ilişkilerini araştırmak.
• Çocukla iyi bir diyalog kurarak boşalmasını sağlamak.
• Konuşarak rahatlayamayan bir çocuk ise, dramatizasyon tekniklerinden ve yaratıcı etkinliklerden yararlanmak.
• Çocuğun kil, kum, su, hamur, çamur gibi malzemeleri kullanmasını önermek.
• Çocuk bu davranışı sergiliyorken dikkatini başka yöne çekmek, ellerini kullanabileceği görevler vermek.

 Çekingen Davranışlar Sergileme:
Bazı çocuklar çekingen, içe dönük, kapalı ve sessiz olmaktadır. Bu çocuklar yaşıtları ile ilişki kurmada zorlanırlar, arkadaşlarıyla birlikte olmaktansa yalnız olmayı tercih ederler, yaşıtlarından çekinirler ve bazen kendilerinden küçüklerle bir araya gelirler. Bazı hallerde de annelerinin eteğinden ayrılmaz, büyükanneleri hatta babaları ile yalnız kalmaktan kaçınırlar. Annelerinden ayrıldıklarında ilk tepkileri ağlama olur. Kendilerini sözlü olarak ifade etmekten çekinir, onlara bir soru sorulduğunda cevaplamaz, başlarını öne eğerler, nadiren de göz veya baş hareketi ile cevaplandırmakla yetinirler.
Araştırma bulgularına göre, çekingen çocuklardan bazılarında, güvensizlik ve huzursuzluk, bazılarında gizli saldırganlık görülebilir. Bu çocuklar arkadaş grubu veya okul ortamı içinde olduklarında, oyuna katılmak isteseler de, kendilerinde bu cesareti bulamazlar. Mutlaka birisi onları, elinden tutup oyuna sokmalıdır, oyuna girdikten sonra da mutlu oldukları dikkati çeker. Bu çocukları sosyalleştirmek için, öncelikle annelerinden kopmalarına yardım etmek, sonra bir arkadaşla birlikte olmalarına fırsat vermek, daha sonra da bir arkadaş ya da faaliyet grubuna girmelerini sağlamak gerekir. Başarılı ve mutlu olabilecekleri bir alanın keşfedilmesi onları huzurlu kılar.

Çekingen Çocukların Uyum Sorununun Giderilmesi İçin Anaokulunda Yapılması Gerekenler;
• Çocuğun kabuğundan çıkmakta güçlük çekeceğini kabullenmek ve sabırlı olmak.
• Çocuğu, ilk günden bir faaliyete katılması için zorlamamak aksine hoşlandığı faaliyetleri bir süre karşıdan izlemesine izin vermek.
• Zaman zaman bir köşede yalnız oynamasına fırsat vermek.
• Önce öğretmenle, sonra tek arkadaşla diyalog kurmasını sağlamak.
• Çocuğun çekingenliğinin nedenini araştırmak.
• Yaratıcı faaliyetlere yönlendirmek.
• Dramatik oyunda rahatlamasını sağlamak.
• Çocuğa başarı ve deşarj alanları bulmak.

 Aşırı Hareketlilik:
Bazı çocuklar devamlı hareket halindedirler, yerlerinde duramazlar, sabırsız, sıkıntılı ve telaşlıdırlar, sık sık ağlama ve öfke krizleri geçirirler. Bu çocuklarda bitmek tükenmek bilinmeyen bir enerji vardır, kolay kolay yorulmazlar, yorulsalar da yaşıtlarından daha az uyku ve dinlenmeye ihtiyaç duyarlar. Bu çocuklar çevrelerini sürekli rahatsız ederler, fazla konuşurlar, ortalığı karıştırırlar, anne ve babalarını davranışları ile tedirgin ederler.
Aşırı hareketli olan bu çocuklarda, dikkat süresinin çok kısa olduğu bilinir. Bu çocukların dikkatlerini, belli bir süre, bir iş veya konu üzerinde yoğunlaştıramadıkları, gerek derse gerekse oyuna uzun süre konsantre olamadıkları, dikkatlerinin çabuk dağıldığı görülür.
Dürtülerini kontrol edememe, sabredememe, isteğini erteleyememe de bu çocukların belirgin özelliğidir. Bu çocuklarda davranış bozuklukları görülebildiği gibi, zaman zaman duygusal sorunlar da, sosyal uyum güçlüğü de görülebilir. Çabuk ağlama, ani parlamalar, arkadaş edinememe, sürekli kavga çıkarma, küfür ve yalanla ilgi çekmeye çalışma, devamlı tedirgin ve mutsuz olma, ani ve beklenmedik hareketler, yerinde olmayan uygunsuz davranışlar, tehlikeyi kestirememe şeklinde cesaret gösterileri, hareketli çocuklarda sık görülen problemlerdir.
Aşırı hareketli olduğu düşünülen çocukların nörolojik ve psikolojik muayeneden geçirilmeleri şarttır. Bilimsel araştırma sonuçlarına göre, bazı hallerde tıbbı tedaviye gerek duyulmakta, bazılarında tıbbı tedavinin yanı sıra eğitimsel yöntemlere başvurulmakta, bazılarında sadece eğitimsel yöntemlere yer verilmektedir. Uzmanlara göre, aşırı hareketliliğin nörolojik bir bozukluktan kaynaklanmadığı vakalar da vardır. Bu vakalar genellikle katı disiplin kurallarının geçerli olduğu ailelerden gelen, azar ve ceza ile eğitilen, aşırı bir baskı altında ezilen, hareket fırsatı verilmeyen çocuklardır.
Bu çocuklara iyi niyet ve anlayışla yaklaşma, olumsuz eleştiri yerine olumlu yaklaşımı tercih etmek, kısıtlama ve cezalandırma yerine iyi davranışı ödüllendirmek; benimsenmesi gereken davranışlardır. Ayrıca bu çocukları başıboş bırakmamak, onlara kararlı ve dengeli bir disiplin uygulamak, bu çocuklara enerjilerini özelliklerine en uygun biçimde harcama fırsatı vermek, onları deşarj yapacakları ve başarılı olabilecekleri faaliyetlere yönlendirmek, ailelere önerilebilecek davranışlardır. Tutarlı bir disiplinin uygulanmadığı, sınırların belirgin olmadığı, çocuğun her istediğinin yapıldığı ailelerde de çocuğun hareketliliğinin kontrol edilemediği görülür.
Bu Çocuklar İçin Anaokulunda Yapılabilecekler:
• Çocuğun krizlerine ilgi göstermemek, bunlara ilgisiz davranmak, onu ele alırken sakin olmak.
• Çocuk olumlu davranışlarda bulunduğunda, ona ilgi göstermek ve onu ödüllendirmek.
• Çocuğun krizlerinden ürkmemek ve ona aciz görünmemek.
• Çocuğun üstüne fazla düşmemek.
• Çocuğu sürekli " yapma" uyarısı ile kısıtlamamak, ancak belli kuralları koymak.
• Çocuğa karşı sabırlı ve kararlı davranmak, iyi bir diyalog kurmanın yollarını aramak.
• Çocuğun olumsuz davranışlarının altında yatan duyguları keşfetmek.
• Çocuğun drama ve taklit oyunlarıyla rahatlamasını sağlamak.
• Çocuğu zevk alıyorsa, su, resim ve boyama faaliyetlerine yönlendirmek, bu faaliyetlerle duygularını dışa vurmasını sağlamak, yaptığı eserleri inceleyerek onu tanımaya çalışmak.
• Çocuğu tanıyarak yönlendirmek.
• Çocuğa başarı alanları bulmak.
• Çocuğu bloklara yönlendirerek enerjisini harcamasına yardım etmek.
• Teke tek arkadaş ilişkileri geliştirmesine fırsat vermek.

 Kekemelik:

4-6 yaşlarında çocuğu olan pek çok anne, belli bir devrede çocuğunun düzgün konuşmadığından, konuşurken teklediğinden veya kelime atladığından, kelimenin ilk hecesini uzatmasından, bazen de kekeleyerek konuştuğundan şikâyet eder.
Kekemelik türünden şikâyetler, 2-4 yaşları arasında çok sık görülür. Özellikle bu yaşlarda çocuğun konuşması gecikti endişesiyle çocuğu konuşmaya zorlamak, çocuğun sorduğu soruları cevapsız bırakmak, çocuğun kullandığı bebeksi dili benimsemek, çocuğun konuşurken yaptığı hataları, "Öyle değil, böyle" diyerek düzeltmek, çocuk ağır konuşurken sabırsızlanmak, çocuğun dil gelişimi açısından son derece sakıncalıdır.

Bebeklik döneminde çocuğun anlamadığını düşünerek onunla konuşmamak, onu saatlerce beşiğinde yalnız ve sesli uyarıcıdan yoksun bırakmak, ya da çok gürültülü bir ortamda yetiştirmek, ana dilini tam öğrenmeden onunla ikinci bir dil konuşmak, çocukta konuşma güçlüklerine neden olabilecek hatalardır.

Konuşmaya yeni başlayan çocuğu sürekli eleştirmek, o konuşurken hatalarını düzeltmek, çocukta kekemeliğe neden olabilir. Konuşmayı yeni öğrenen çocuk, kendini istediği kadar süratli ifade edemez, aklına birden fazla kelime gelir, hangisini seçeceğini bilemez, ya da kendini ifade edecek kelimeleri hatırlayamaz, heyecanlanır, tutulur, tekler, kekemelik belirtisi gösterir. Çocuğun düzgün konuşmadığını gören anne-baba, müdahale eder, sabırsızlanır veya endişelenirse, geçici olması muhtemel olan kekemelik çocukta yer eder.

Bazı hallerde de düzgün konuşan bir çocuk aniden kekelemeye başlar, kekemelik belirtileri gösterir: Çocuğun geçirdiği bir duygusal şok (bir kardeşin doğması, anne-babanın boşanması, ailede dramatik bir olayın yaşanması, çocuğun evde şiddetli bir kavgaya tanık olması), onu korkutan bir olay (atlatılan bir tehlike, kaza yangın, ameliyat gibi) kekemeliğe yol açabilir.
Kekemelik hallerinde çocuğun konuşmasını olduğu gibi kabullenmek, ailenin ve çocuğun dikkatini konuşma üzerinde yoğunlaştırmamak, çocuğu sürekli uyarmamak, ona konuşma fırsatı vermek, onu sabırla dinlemek, yapılması gereken davranışlardır. Çocuk belli bir yaşa gelip de kekemeliğinden şikâyet ediyor ve bundan kurtulmak istiyorsa, bir konuşma uzmanına başvurulmalıdır.
Kekemelik ile İlgili Anaokulunda Yapılabilecekler:
• Okul ortamı bazı hallerde çocuktaki kekemeliği gidermeye yeterlidir.
• Çocuğun yalnız kalmasını önlemek, arkadaş edinmesini sağlamak.
• Kukla oyununda konuşturmak.
• Resim yoluyla rahatlamasını sağlamak.
• Taklit oyunlarında veya piyeslerde rol vermek, istediği taktirde şarkı söyleme, şiir okuma görevleri vermek.
• İsimlendirme oyunları, masal anlatma faaliyetleri yaptırmak.
• Çocuğa hikâye anlatmak ve anlattırmak.
• Soru cevap yoluyla kendini ifade etmesine yardımcı olmaktır.


KAYNAKLAR
• NORMA, R. “Okul Öncesi Çocuk ve Cinsel Eğitim”. İstanbul 1992.
• PAKTUNA, S. “Çocuk Davranışlarındaki Korkuyu Tanımak ve Başetmek”. Boyut Yayın Grubu, 2010.
• Yavuzer, H. “Çocuğu Tanımak ve Anlamak”. Remzi Kitapevi, 2009.
• Yavuzer, H. “ Çocuğunuzun İlk 6 Yılı ”. Remzi Kitapevi, 2000.
• YÖRÜKOĞLU, A. "Çocuk Ruh Sağlığı". T.T.K Basımevi, Ankara 1978.
• http://www.ekipnormarazon.com/
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Okul Öncesi Çocukta Uyum Sorunları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Aslı KAYAALTI'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Aslı KAYAALTI'nın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Aslı KAYAALTI'nın Yazıları
► Uyum Sorunları Psk.Namık ACAR
► Çocukta Yemek Yeme Sorunları Uzm.Psk.Dnş.Ayfer SUMMERMATTER
► Göç Eden Ailelerin Uyum Sorunları Uzm.Psk.Tuğba DEMİRÖZ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,018 uzman makalesi arasında 'Okul Öncesi Çocukta Uyum Sorunları' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Okula Başlıyoruz Şubat 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


11:33
Top