TavsiyeEdiyorum.com
TavsiyeEdiyorum.com  
.com
Arama : | Site İçi Arama

Yeni Tavsiye Ekleyin!



Decubitus Ülser Tedavisi (Yatak yarası)

Fevzi ÖZGÖNÜL Fotoğraf
Dr.Fevzi ÖZGÖNÜL
İstanbul
Doktor "Diğer"
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi3 kez tavsiye edildiÖzgeçmişi MevcutKütüphanemizde Yayınlanan 8 Makalesi varFotoğrafı Mevcutİş Adresi KayıtlıTelefon Numaraları KayıtlıMSN/ICQ/Skype Adresi Var
Makale Bilgileri
* Toplam Okuyucu : 13491,

* Yayın Tarihi : 08-08-2008 - 09:28 (2079 gün önce),

* Ortalama Günde 6.49 okuyucu.

* Karakter Sayısı : 7371 , Kelime Sayısı : 955 , Boyut : 7.20 Kb.
Decubitus Ülser Tedavisi (Yatak yarası)

Decubitus ülseri hareket edemeyen hastaların uzun süreli yatakta veya sandalyede belirli pozisyonlarda durmaları sonucu sıklıkla sırt ve kalça bölgelerinde kemik çıkıntılarının olduğu lokasyonlarda oluşan yaralardır.


Oluşmaması için hastanın sık sık yatma ve oturma pozisyonunu değiştirmesi, uzun süre baskıya uğramış bölgeye düzenli olarak masaj uygulanması ile o bölgenin uyarılması ve uyarılması ve dolaşımının sağlanması gereklidir. Ayrıca uzun süre yatmak zorunda olan hastalara havalı yatak diye adlandırılan ve içindeki bir hava motoru sayesinde yatak yüzeyinde sürekli olarak değişen çukurlar ve tümsekler oluşturan özel yatak önerilmektedir. Sadece benim sık sık karşılaştığım bir yanlış uygulama var ki mutlaka bahsetmek istiyorum. Bu özellikteki yataklar kullanılırken hastanın altına terlememesi veya idarrını kaçırmaması için kalın havlu veya başka birçok alt çarşaf kunuluyor. Eğer yatak yüzeyi ile hasta cildi arasına kalın bir örtü veya havlu koyarsanız bu yatağın diğer yataklarla en ufak bir farkı kalmayacaktır. Dolayısıyla tedavi edici veya decubitus ülser yarasını engelleyici bir özelliği olmayacaktır. Bu nedenle bu özellikte yatakları kullanırken yatak üzerine sadece sıvıyı geçirmeyen bir tarafı sentetik diğer tarafı pamuklu ince bir örtü dışında bir şey sermememiz gereklidir.


Decubitus ülser yarası oluştuktan sonra tedavisi birhayli zordur. Hatta hastada diabet gibi dolaşım bozukluğu yaratan bir metabolik hastalıkta varsa çok daha zordur.Bu yazımda herhangi bir ilaç kullanmadan sadece karboksiterapi ve microroller yöntemini kullanarak decubitus ülser tedavisini anlatacağım.


Kullanılan yöntemlerin başında Karboksiterapi yöntemi geliyor. Karboksiterapi hakkında bir çok şey yazıldı, söylendi, fakat gene de kullanıldığı hastalıklar ve tedavi şekli yeterince anlaşılamadı. Şimdi sizlere genel anlamda karboksiterapinin ne olduğunu , nasıl etki ettiğini, nasıl uygulandığını, Hangi rahatsızlıklarda kullanıldığını ve tedaviyi nasıl gerçekleştirdiğini açıklamak istiyorum.

İlkokul çağlarında öğrendiğimiz bir şey vardır, canlılar yaşamlarını devam ettirmek için oksijeni kullanır ve karbondioksit gazı oluştururlar. Yeşil bitkilerde fotosentezde karbondioksit gazını besin olarak kullanıp oksijen oluştururlar.Bu süregelen bir durumdur.Her hücre canlılığını davam ettirmek için mutlaka oksijen kullanır. Mesela kaslarımız çok çalışırsa bu durumda kasların daha çok oksijene ihtiyacı olur, bunu karşılamak için vücut o bölgeye bol miktarda kan gönderir, çünkü oksijeni kan yolu ile taşır. Kandaki, kırmızı hücrelerin üzerinde bulunan hemoglobin maddesi oksijenin taşımasını sağlar. Kas, çalıştığı sürece bol oksijene ihtiyaç duyar ve bol miktarda karbondioksit gazı oluşturur. Kırmızı hücreler oksijeni getirdiği gibi, aynı yolla karbondioksit gazını da akciğere geri taşır ve soluk verme esnasında bu gazı dışarı atarız. Buradan da anlaşılacağı gibi karbondioksit gazı akciğerlerimiz vasıtası ile dışarı atılır. Karbokdioksit gazı vücudumuz tarafından oluşturulan yani vücudumuzda var olan bir gaz olduğu için tekrar vücudumuza verilmesi esnasında herhangi bir yan etki veya alleriye sebep olmaz. Karbondioksit gazını karboksiterapi tedavileri dışında laparoskopik cerrahi girişimler öncesinde rahat bir görüş açısı oluşturmak için batın boşluğuna yaklaşık 5-6.000 cc miktarda vermekteyiz. Bu gaz dolaşımı arttırma ve kanlanmayı sağlama dışında yanma ve allerji oluşturma gibi hiçbir yan etkiye neden olmaz.

Karboksiterapi tedavisinde de yapılan işlem tamamen benzerlik gösterir. Biz kanlanmasını ve oksijenlenmesini istediğimiz vücut bölgelerine dışarıdan karbondioksit gazı vererek, vücudun bu gazı temizlemesini sağlarız . Vücut bu gazı temizlerken daralmış kan damarlarını açar, bölgenin bol kanlanmasını ve oksijenlenmesini sağlar. Ortamda bu kadar kan ve oksijen olunca da aynı unumuz var şekerimiz var neden helva yapmayalım der gibi, eğer o bölgede tedavi edilecek bir rahatsızlık varsa vücut tedavisini de yapar.

Şimdi bu durumu biliyoruz teorik olarak karbondioksit gazı verdiğimiz bölgeye bol kan ve oksijen geliyorsa bu etkiyi kullanarak ne tür tedaviler yapabiliriz. En önemlisi teorik ve pratik aynı şekilde işler mi?

Mesela bir diabet yaramız olsa. Diabet yarası şeker hastalarının uç noktalarında görülen, şeker hastalığı nedeniyle damarların , özellikle kılcal damarların tıkanmasına bağlı o bölgelerin yeterince beslenememesin den kaynaklanan ülseratif yaralardır. Bu yaralar çok zor kapanır çünkü o bölgelerde kan dolaşımı çok azdır. Bu nedenle bu bölgelerde açılmış yaraların kapanması için hiperbarik oksijen tedavisi ( Yüksek basınçla verilen saf oksijen ) gereklidir. Eğer bizim verdiğimiz karbondioksit gazı bu bölgeye kan ve oksijen taşıyorsa bu yaralarında kapanması lazım . O zaman bu bölgeye karbondioksit gazı verelim. Karbondiosit gazının yakıcı , alerji yapıcı, dokuyu nekroze edici bir etkisi olmadığına göre vermemizde hiçbir sakınca yoktur üstelik verdiğimiz miktar sadece 10 cc olarak sınırlıdır. Biraz sonra anlatacağım dekubitus yara tedavisi gibi aynı prensipleri kullanarak diabet yaralarınıda tedavi edebiliriz. Zaten tedavisini yaptığımız birçok hastanın tedavi sırasındaki safhaları gösteren foroğrafları da arşivimizde mevcuttur. Üstelik bu tedavilerde sadece karbondioksit gazı ve microroller kullandığımız için tedavi maliyeti çok çok düşüktür. Karboksiterapiyi böyle anlattıktan sonra şimdi diğer yöntemimiz olan microroller a gelelim ;


Microroller paslanmaz çelik bir disk üzeride lazer kesimle oluşturulmuş 42 adet 0.5 mm konik tarzda iğne ucunu taşıyan 5 adet diskin bir araya geldiği küçük bir el rolleridir. paslanmaz çelikten oluştuğu ve sap kısmının da 180 c ısıya dayanıklı bir plastikten üretildiği için steril edilebilen ve oldukça sağlam bir üründür. Microroller'i hertürlü cilt tetiklenmesi için kullanmaktayız. Bunlar arasında saç tedavisi, yüz tedavisi, selülit tedavisi, çatlak tedavisi ve kapanmayan yara tedavilerini sayabiliriz.

Şimdi decubitus yaramıza geri dönelim;

Ana neden dolaşım bozukluğu olduğu için öncelikle dolaşım bozukluğunu gidermemiz gerekli. O nedenle yara olan bölgeye belirli aralıklarla karbondioksit gazı enjekte edeceğiz. CO2 gazı vücut tarafından bölgeden temizlenirken aşırı bir dolaşım artışı meydana gelir. Zaten bu dolaşım artışı ülser yarasının tedavisi için yeterlidir. Burada kritik yarar decubitus ülser yarasının en içeriden dışarıya doğru tedavisi dir. Biz bölgeye derin CO2 gazı verdiğimizde derin dokulardan başlayarak yüzeye kadar dolaşım artışı ve oksijenlenme yaratırız. Bu da bize yarayı içeriden dışarıya doğru tedavi etmemizi sağlar. İkinci önemli konu, yaranın dış bölümünde bulunan ölü tabakaların temizlenip canlı dokunun tetiklenmesi gerekir. Bunu da microroller adını verdiğimiz iğneli bir disk ile yapabiliriz. Yara dışından microroller yardımı ile yüzbinlerce mikro enjeksiyonlar yaparak ölü tabakanın canlı deriden ayrılmasını aynı zamanda canlı derinin de bu mikro enjeksiyonlar ile tetiklenerek yeni hücre oluşumunu hızlandırmasını sağlamış oluruz.


Tedavi protokolü, 72 saatte bir karboksiterapi her gün micrororller uygulaması şeklindedir. Resimlerde tedavi safhalarını görmekteyiz. Eğer bu makalede resim yayınlanamaz ise resimleri www.drdream.com.tr Decubitus Ülser tedavisi bölümünde görebilirsiniz. Teşekkürler.

Dr. Fevzi Özgönül

Makale Yazarının Sayfasına Dönün
Makale Yazarına Eposta Gönderin

Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir :

"Decubitus Ülser Tedavisi (Yatak yarası)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dr.Fevzi ÖZGÖNÜL'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak yazarının izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.

Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek diğer bazı makaleler:
  • Cinsel Dürtü Bozukluğu(Seks Bağımlılığı) , Dr.Necati ÇOBANOĞLU
  • Vajinismus Tedavisine Başlarken Dikkat Etmeniz Gerekenler , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Vajinismus Tedavisi , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Vajinismus Tedavi Sonrası Dönem , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Vajinismus Tedavi Fiyatları , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Vajinismus Kimlerde Görülür? , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Vajinismus Egzersizleri , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Vajinismus Belirtileri , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Vajen Daraltma Operasyonları , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Vajina Daraltma Ameliyatları Neden Yapılır? , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Vajina Daraltma Ameliyatları Nasıl Yapılır? , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Labioplasti (İç Dudak Estetiği) Nedir? , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Labioplasti Ameliyatı Hakkında Sık Sorulan Sorular , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Kızlık Zarı Nedir? , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Kızlık Zarı Dikimi Nasıl Yapılır? , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Kızlık Zarı Dikimi Nasıldır? , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Vestibulit Sendrom , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Cinsel İlişkide Ağrı Tedavisi – Disparoni , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Bekarlarda Vajinismus Tedavisi , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Ağrılı Cinsel İlişki (Disparoni Nedir?) , Dr.Süleyman ESERDAĞ
  • Kütüphanemizde yer alan dökümanlar profesyonel üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte tavsiyeediyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, çalışmaların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan makaleler bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir profesyonelle görüşmeden, makale içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Çalışmaların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yayınlanan makalelerin mali ve hukuki tüm hakları yazarına aittir. Kütüphanemizde yer alan herhangi bir makale başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir. Sitemizde sayfası bulunan site üyemiz profesyoneller üye sayfaları içinden, Makale Bilgileriniz bölümü altında, YENİ MAKALE GÖNDERİN linkini izleyerek bu sayfaya makale ekleyebilirler.

    10:02
    Top