2007'den Bugüne 84,890 Tavsiye, 26,552 Uzman ve 18,911 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Bağlanma ve Ruh Sağlığım
MAKALE #14486 © Yazan Psk.Dnş.İbrahim GÜLYAŞAR | Yayın Nisan 2015 | 3,981 Okuyucu
Ruh sağlığı deyince genellikle birçoğumuzun aklına doktorluk bir durum gelmekte, ilaçlı bir tedavi yöntemi, ağır sıkıntılı dönemler, çözümsüzlük, depresyon, içsel sıkıntılı bir kişilik yapısı...
Bu yanılgı bizi ruhsal anlamda içsel bakışımızı kuvvetlendirecek destekleyici bireysel seans görüşmelerinden uzak bırakmakta. Çünkü eğer bir psikoterapiste, psikologa veya bu alandaki bir uzmana giderse kendisini hasta olarak nitelendirme yapma ihtimali doğduğunu düşünmekte. Kendisini hasta olarak etiketlemekten kurtarabilen bazı bireyler de çevresel bakışların en yakından en uzağa doğru neden gideceksin, bunun için mi gidilir, nasılsa geçer, sen deli misin, akıl fukarası mısın, şöyle yap, böyle yap duygularının ağırlığı altına sokarak kişiyi yine profesyonel yardım almaktan alıkoymaktadırlar.
Kişinin kendini tanıma süreci o kadar önemsizleştirilebilmektedir ki, bu süreçte kişi kendisini eğer destek alırsa toplum içerisinde eleştirel ve yargılayıcı bakışların muhatabı olacakmış gibi hissetmektedir. İçsel dünyasına dönme isteğini ne kadar yoğun olursa olsun dışlanma, reddedilme, yargılanma korkuları bu kişileri, içsel dünyaları karmakarışık olsa bile kol kırılır yen içinde kalır mantığında durumu saklama, yeni savunmalarla hayatını idame ettirme, farklı uğraş ve kaçışlarla durumu örtbas etme çabası içerisine sokmaktadır.
Yaşamın her an yeni şeyleri karşımıza çıkartan bir oyun sahnesi olduğunu varsayarsak, bireysel dünyasının keşfinden kaçan, sorunlarının temelinde yatan nedenleri öğrenmekten kaçan bir birey yeni oluşabilecek değişken durumlara nasıl ayak uyduracak, nasıl ayakta kalabilecektir.

Ülkemizde Bağlanma Stilleri üzerine yapılan 1998 - 2014 arası araştırma sonuçlarına göre;

Güvenli; % 25,
Kaygılı / Kararsız % 15
Kaçınan oranı da % 60


Bu oranlarla dünyadaki en yüksek güvenli olmayan bağlanma stilleri oranına sahibiz!

Ve buna göre çevremizde gördüğümüz her 4 kişiden 1’inin kronik düzeyde yakınlık, ait olma, bağlılık, ilişki kurma; yani bağlanma kaygıları var! (Bu araştırma, Türkiye'de bağlanma stilleri üzerine 1998-2014 yılları arasında farklı örneklem gruplarıyla yapılmış olan ve verilerine ulaşabilen bir araştırmadır. 80’den fazla araştırmayı, 40.000'e yakın deneği, ağırlıklı olarak da 15-40 yaş arası bireyleri kapsamakta ve sadece ortalamalara ve cinsiyetler arası farklılıklara ilişkin bulgulara dayanmaktadır. Herhangi bir bilimsel yayın organında yayınlanmış değil, muhtemelen bir yayın haline gelmeyecek de, kısa bir değerlendirme raporu olarak kalmaya devam edecek.* )

Bağlanma ve Ruhsal hayatımıza yansımaları;

Tam Türkçe karşılığı olmayan genel anlamda bağlanma diye çevrilmekte olan fakat “ayrılma”, “ayrı olma”, “ayrı kalma”, “ayrı yaşama” anlamlarına da gelen bir kelimenin hayatımıza yansıyışını incelediğimizde yetişkinlik dönemleri ( bireysel olarak kendi kararlarımızı alma dönemi ) içerisinde bile bize yaşattığı duygusal ve davranışsal durumları göreceğiz.

İhtiyaç olduğunda asla bulunamayacak (herhangi bir insan tarafından bakım verilmeyen) bir anne veya bakım verenin yokluğunu yaşamış araştırmacıların keşfetmiş olduğu bazı vakalar vardır. Doğada hayvanlar arasında ilk çocukluk itibariyle yaşamış ender canlılardan kurt çocuk, Anna ve Genie vakası gibi.

Mahrumiyet, mahrum kalma, yoksun olma, mahrum bırakılma, yoksun bırakılma ise, hayatı yaşanır hale getiren nesnelerin( bakım veren anne veya bakıcının) eksik olma, onlardan geçici bir süre için uzak kalma haline işaret etmektedir. Mahrumiyet, mahrum kalma, yoksun olma, mahrum bırakılma, yoksun bırakılma; bir ölüm, bir boşanma veya bir iş dolayısıyla geçici veya sürekli bir şekilde sonradan meydana gelmiş olan bir mahrumiyet haline, bağlanma figürünün yok olmasından çok, kaybedilmiş olmasına veya günlük bakım düzenleme tarzında kısa veya uzun süreli bir bağ kesintisine işaret etmektedir.

Bebeklik çağında bir çocuğun sık sık beslenme ihtiyacında olması, yaklaşık yarım veya bir saat sonra çişini ve kakasını yapmaya başlaması; ayrıca yıkanması, temizlenmesi, gazının çıkarılması, yatıştırılması ve onunla ilgilenilmesi hatta oynanması, çocuğu bağlanabileceği bir nesneye yönlendirmekte, o nesneyi arar hale getirmektedir. Başka bir ifade ile, çocuğun gördüğü ve işittiği bu nesneye, ona yaşama imkânı sunmuş olan bu objeye, bakıcısına, hemen bütün kültürlerde annesine karşı bir bağlanma, onu arama, ondan bir şeyler bekleme davranışı geliştirmesine sebep olmaktadır. Çocuk beslenme ihtiyacı duyduğu zaman, anne onu en uygun pozisyonda kucağına alarak beslemekte, kucağında taşımakta, ağladığı, yadırgadığı bir olayla karşılaştığı zaman onu rahatlatmaya, ona olan yakınlığını bir şekilde ifade etmeye çalışmaktadır. Araştırmalar bu bağlanma olayının doğumdan üç ay sonra, hatta daha erken bir dönemde başlamış olduğunu ve karşılıksız kalmadığını ortaya koymuştur. Meydana gelmiş olan karşılıklı bağlanma olayı, böylece iki birey veya kişi arasındaki bir bedensel yakınlaşma olayına; bunun sonucunda da sağlıklı bir heyecan bağlanması sürecine dönüşmektedir. Bu sürecin sağlıklı bir şekilde işlememesi durumunda ise, gelişmede bütünüyle bir durma, hatta bir gerileme ve ölüm olayı bile yaşanabilmektedir.
Anlaşılacağı üzere bağlanma, psikolojik bir terim olarak, bir birey ile diğer bir birey veya şahıs arasında bulunan ve uzun süren duygusal bağa işaret etmektedir.

Kavram, aynı zamanda, bağlanılacak olan kişi ile, özellikle de anne ile kurulacak ilişkinin devamlı olabileceğine ve bu ilişkinin genelleştirilerek başkalarına da aktarılabileceğine ( aynı duyguların ve hislerin yönlendirilebileceğine); bir kimsenin üzerine titreme, yakınlık, ayrıcalık gösterme, ona temas etme, dokunma, sıkıca sarılma, o kimsenin istenilen yerde bulunmaması halinde onu isteme, onu arayıp bulmaya çalışma, onun için ağlama veya o kimsenin orada bulunması halinde ona gülümseme, sevinç davranışlarında bulunma şeklinde kendisini gösteren bir davranış şekline işaret etmektedir.

Yapılan birçok araştırma anneden ve annelik yapan bir kimseden ayrılmanın bağlanmayı olumsuz yönde etkilediğini veya yok ettiğini göstermiştir. Anneden ve annelik yapan bir kimseden ayrılmanın bir annelik mahrumiyetinin yaşanmasına sebep olduğunu; bunun da insanoğlunun ve diğer memeli hayvanların hayatının, özellikle de ilk çocuklukta beden ve ruh sağlığının bozulmasına sebep olduğunu araştırmalar belirgin bir şekilde ortaya koymuştur.
Açıkça görülmektedir ki, ayrılık dolayısıyla bağlanmanın olmaması, temel güvenlik duygusunu sarsmaktadır; bağlanma figürü ile olan hassas ilişkiyi bozarak, “kabul görme”, “kabul etme” ve bütünüyle “ait olma” duygusunu gidermekte, insanın sosyal bir varlık olma özelliğinin kaybolmasına sebep olmaktadır. İçten gelen evrensel bağlanma isteği engellendiği zaman ise, bir uyum problemi ortaya çıkmakta; bu da fizyolojik ve psikolojik açıdan birtakım problemlerin yaşanmasına yol açmaktadır.

Güvenli ve Güvensiz Bağlanma Stillerinin Hayatınıza Yansıyışları

Yetişkinlik hayatınıza baktığınızda birilerinin hayatına girmek;

Güven duyma, huzurlu, sakin, dingin hissetme, kabul edilme, önemli hissetme, değerli olma duygularını yaşıyorsanız.
O kişiden kısa veya belirli nedenlerle uzun ayrı kaldığınız dönemlerde korkuya ve kaygıya kapılmadan ilişkinin şimdiki anı ve geleceği ile ilgili olumlu duyguları barındırmaya devam edebiliyorsanız.
Bırakılma, unutulma, beğenilmeme, istenmeme, terk edilme duyguları yaşamıyorsanız ve kendi kendinize hayatınızı anlamlı, hedefleri olan, amaçlı, doyurucu, bedensel, ruhsal yönden güçlü bir yapıyla devam ettiriyorsanız güvenli bağlanma stiline sahipsiniz demektir.

Diğer açıdan bir kişinin hayatına girmek veya hayatınıza girmesine izin verme ( arkadaş, dost, sevgili, iş ortamı, sosyal ortamlar, aile ortamı, okul ortamı vs.) konularında tereddüt ediyorsanız, çekingenlik, aşırı seçici dikkat veya hiç dikkat etmeme, bir anda duygu aktarımı ( ilk birkaç görüşmede işte en doğru insan kesin bu gibi) veya hiç duygusal aktarım yapamama gibi durumlar yaşıyorsanız.

Kendinizden aşırı özveri veriyorsanız karşıdaki kişinin ilgisini, alakasını, sevgisini kazanmak için veya tamamen soğuk bir duygusal mesafe hissetme durumu yaşıyorsanız.

Güvensizlik, huzursuzluk, kaygı, bunaltı, içsel sıkıntı, anlamlandıramadığınız daralma, uzak kaldığınızda boğulma hissi, yakın olduğunuzda kaçma hissi yaşıyorsanız.
Zarar göreceğiniz korkusu, endişeli bir his durumu, sürekli tedbirlilik hali, sözel ifadelerinize, davranışsal eylemlerinize incinmekten ve incitmekten dolayı aşırı duyarlılık yapıyorsanız.

Bir şeyler olacak beklentisi, her duruştan sözden veya sıklıkla bunlardan dolaylı, dolaysız maruz kaldığınız durumlarda sizin aleyhinize olduğuna dair yoğun hissiyat yaşıyorsanız.

İlişkinin gidişatı ( kısa veya uzun vadeli ilişki durumlarında ) doyurucu olmayacak, bana yetmeyecek, ona yetemeyeceğim, istediğim gibi olamaz, istediklerini tam karşılayamayacağım, ilişkimiz sığ kalacak derinliğine kavuşamayacak, beni dikkate almayacak, ben olmadan da olur, çok büyük bir anlam katmayacak, katamayacağım, büyük olasılıkla aldatılacağım, terk edileceğim gibi duygular yaşıyorsanız.

Güzel giden her türlü ilişkinin belirli bir zaman diliminde bitmesine, soğumanıza hatta uzaklaşmanıza anlam veremiyorsanız.

İlişki içerisinde iletişim ( konuşan, dinleyen, anlamaya çalışan, geri bildirimler veren) kuran, yaklaşan, sarılan, belirli rutinleri yerine getiren olmanıza rağmen sanki siz değil de başkasının deneyimlediğini hisseden bir duygunuz oluyorsa.

Güvensiz bağlanma ( Kaygılı- kararsız / Kaçıngan ) stiline sahipsiniz demektir.

Güvenli bağlanma stiline sahipseniz yaşamdan zevk alan, ikili ilişkiler içerisinde içsel olarak kendinizi bulabilen, aile yaşantısı içerisinde olabilen, aile kurabilen, iş hayatında daha verimli olan, devamlılığı yüksek hayat standartları yaşayan bir yapıya sahip olursunuz. Daha mutlu, daha dingin, daha huzurlu ve bedensel olarakta, ruhsal olarakta daha sağlıklı olursunuz.
Peki ya güvensiz bağlanma stiline sahipseniz?

Yararlanılan kaynak: Dr. Tahir Özakkaş yayınlanmamış makale.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Bağlanma ve Ruh Sağlığım" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.İbrahim GÜLYAŞAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.İbrahim GÜLYAŞAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
İbrahim GÜLYAŞAR Fotoğraf
Psk.Dnş.İbrahim GÜLYAŞAR
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi32 kez tavsiye edildi
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.İbrahim GÜLYAŞAR'ın Makaleleri
► Ruh Sağlığım Yerinde mi? Psk.Aysel İnciler BİRTÜRK
► Ruh Sağlığım ve Terapist Dokunuşu Psk.Dnş.İbrahim GÜLYAŞAR
► Bağlanma - Çocuklarda ve Yetişkinlerde Bağlanma ÇOK OKUNUYOR Psk.Mehmet Enver BAYATLI
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,911 uzman makalesi arasında 'Bağlanma ve Ruh Sağlığım' başlığıyla benzeşen toplam 13 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Hayatımı Paylaşıyorum Eylül 2015
► Okul Fobisi Eylül 2015
► Aşk Yarası Mart 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


04:13
Top