2007'den Bugüne 82,718 Tavsiye, 26,146 Uzman ve 18,356 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
İyi ya da Kötü Terapist Yoktur; İyi Eğitim Almış Terapist Vardır...
MAKALE #14505 © Yazan Psk.Dnş.Buket ALKAŞ | Yayın Nisan 2015 | 2,147 Okuyucu
Psikoloji, bilimin birçok dalında olduğu gibi yıllar içerisinde farklı kuram, çalışma ve uygulamalarla değişmiş ve gelişmiştir.
Dünyadaki değişimlerin hepsi insan yaşamında farklı birçok etkiye neden olmuştur. Kalabalıklar içinde yalnızlaşan insan için “psikolojik destek hizmetleri” önemli hale gelmiştir.
Tercih edilen her alanda olduğu gibi ülkemizde de psikoloji alanına ilginin artması bazı problemleri de beraberinde getirmiştir.
Psikiyatrist, psikolog, psikolojik danışman, terapist derken kişisel gelişim uzmanı, yaşam koçu, doğum koçu, nefes koçu, aile danışmanı gibi yeni bir çok unvan ile karşılaşmaya başladık.
Psikiyatrist ile psikolog arasındaki farkın birinin ilaç yazıp birinin ilaç yazmaması olduğu yeni idrak edilmişti ki işler yeniden karıştı.
Bu karışıklıkların temelinde aslında, ülkemizde bu alanda kimin hangi şartlarda çalışabileceğini sınırlayan meslek yasalarının ve standartlarının olmaması yatıyor. Destek almak isteyen insanların bu nedenle kime, hangi durumda, nerde, nasıl ulaşabileceği ile ilgili birçok cevaplanmamış sorusu var.
Artık bir psikiyatristin tıp fakültesi kökenli olduğunu, 6 yıllık tıp eğitimi sonrasında “ruh sağlığı ve hastalıkları” konusunda uzmanlaşan hekimlere psikiyatrist denildiğini biliyoruz. Bir psikiyatrist ruh hastalıklarının tanılanması, diğer fiziksel hastalıklardan ayrılması, gerekliyse ilaç tedavisine başlanması ve takibi, psikoterapi eğitimi almışsa hastaya psikoterapi hizmeti sunması görevlerini yürütmektedir. Ülkemizde ruh sağlığı alanında karşılaşılan problemler, sağlık hizmetlerinin sahip olduğu koşullar, psikiyatristlerin hepsinin psikoterapi eğitimi almamış olmaları sebebi ile çoğunlukla kısa zamanlı görüşmeler sonucu yazılan ilaçlarla çözülmeye çalışılmaktadır.
Bu yaklaşım insanları tanıları ile baş başa bırakmaktadır. Hasta olduğunu kabul eden, sadece ilaçla durumun üstesinde gelebileceğini varsayan, tanıları ile nasıl yaşayacaklarını bilemeyen insanlar ve aileleri için bu oldukça zor bir süreçtir. Burada şunu söylemekte tabi ki fayda var. Kişinin çevresine ve kendisine zarar verebileceği tehlikesinin oluştuğu durumlarda ve tanılarda ilaç takibi oldukça önemlidir. Yine de hangi tanı olursa olsun kişinin ve içinde bulunduğu sistemin bu tanıyla yaşamayı ve baş etmeyi öğrenmesi gerekir.
Bu psikoterapinin gerekliliğini bize hatırlatan önemli bir noktadır.
Peki terapist bir diğer adıyla psikoterapist kimdir, ne yapar?
Bu soruya cevap verebilmek için psikoloji alanında kullanılan bazı unvanları açıklamak iyi olabilir. Öncelikle Fen Edebiyat Fakültesi mezunu bir psikolog ile Eğitim Fakültesi mezunu bir psikolojik danışmanın lisans eğitimlerinin birbirlerine oldukça yakın olduğunu söylemek gerekir. Aralarındaki temel fark; psikologların ağırlıklı olarak ruh sağlığı alanındaki çalışmalarını kolaylaştırıcı klinik psikoloji eğitimlerine daha fazla ağırlık veren; psikolojik danışmanların ise eğitim alanındaki çalışmalarını kolaylaştırıcı gelişim ve eğitim psikolojisine ağırlık veren bir eğitim sürecinden geçmeleridir. Bu iki alan da psikolojik destek hizmetlerinde çalışabilmek için iyi bir başlangıçtır. Ancak danışanların üstesinde gelmekte zorlandıkları problemleri ile ilgilenirken yeterli olmamaktadır.
Psikoterapi eğitimi uzun süren maliyetli bir eğitimdir. Böyle bir eğitim sürecinden geçmeyen, kendi korkuları, kaygıları, acıları ile yüzleşmeyen bir psikolog, psikiyatrist yada psikolojik danışman terapi sürecini etkin bir biçimde yürütmekte zorlanır. Psikanalitik Psikoterapi, Düşünsel ve Duygulanımcı Davranış Terapisi, Bilişsel Davranışçı Terapi, Sorun Çözme Terapisi, Geştalt Terapisi, Transaksiyonel Analiz Terapisi, Psikodrama günümüzde kullanılan terapi yöntemleri arasındadır. Aynı zamanda özellikle aile ve çift problemleri ile yürütülen çalışmalarda ön plana çıkan tabi ki yöntem ve teknikleri bireysel terapi sürecinde de kullanılan Sistemik Terapi son yıllarda ülkemizde de hak ettiği değeri görmeye başlamıştır.
Bu terapi yaklaşımında aile bir sistem olarak kabul edilir ve sistemin tüm parçalarının birbirini etkilediği ve aile örüntülerinin bir başka deyişle davranış ve iletişim biçimlerinin işlevsel bir amacı olduğu varsayılır. Sistemik yaklaşıma göre problem nesnel bir şey değil bakış açısıdır. Bu kabul sistemik yaklaşımı A olayının B olayına neden olduğunu öne süren doğrusal nedensellikten, iletişim ağını ve karşılıklı etkileşimi dikkate alan döngüsel nedenselliğe yönlendirmiştir. Kişinin içinde bulunduğu aile sistemi, aile sistemindeki iletişim ağı, problemin bu sistemdeki işlevi, köken ailesinden yaşamına taşıdığı aktarımlar öncelikli olarak dikkate alınır. Özellikle kullanılan “dizilim” ve “genogram” yöntemi kişilerin iç görü kazanmasında önemli bir etkiye sahiptir. Sistemik Terapi başka bir yazının konusu olacak kadar önemli ve kapsamlıdır.
Ülkemizde kısa süreli eğitimler ile alanla ilgili çok sayıda sertifika almak mümkündür. Bu programların bazıları geliştirici, farklı bakış açıları kazandıracak içeriklere sahip olabilmektedir ancak yeterli değildir.
Psikoloji Alanının serüveni “Ben deli miyim? Psikoloğa gideyim” algısıyla başlamış, bu günlerde çok sık duyduğunuz “Yaşam koçuna gidiyorum” cümlesiyle yeni bir boyut kazanmıştır. Mesleki sınırların net olmadığı ülkemizde herhangi bir mekânı “Kişisel Gelişim Merkezi” olarak açmak ve eğitimi her ne olursa olsun sertifika alarak ya da almadan koçluk hizmeti vermek mümkündür. Sanırım amacı insanların yaşamı farklı açılardan görmelerine yardımcı olarak onları motive etmek, yaşam enerjilerini arttırmak, kendilerini eksik hissettikleri iletişim, sosyal beceri gibi alanlarda yeterli hissetmelerini sağlamak olan bu hizmet son zamanlarda oldukça kabul görmektedir. Oysa insan psikolojisi ile çalışmak için sadece iletişim becerisi yeterli değildir; bu uzmanlık gerektiren bir iştir.
Peki “koçluk” neden bu denli popüler hale gelmiştir.
Öncelikle “yaşam koçuna” gitmenin bir kişinin ekonomik gücünü temsil eder hale geldiğini söyleyebiliriz. Neden bu denli kabul gördüğünün cevabını ise terapi seanslarında bulmak mümkündür. Destek almaya gelen danışanların çoğu “sihirli değnek” beklentisi içerisinde olup, terapistin “Sizdeki sorun bu, bunun değişmesi için şunu yapmalısınız” reçetesini en kısa sürede alıp sorundan kurtulmak isterler. Oysa psikoterapide terapist danışanı “problemi keşfetmek ve çözmek ”için sorumluluğun %50’sini üstlenmeye davet eder ve zamana ihtiyaç olduğunu söyler. Her seans motive edici ve danışanın mutlu ayrıldığı bir seans olmayabilir. En derindeki varoluşla ilgili kaygılarla, acılarla yüzleşmektir asıl olan. Bu ise güç, kararlılık, devamlılık ve çaba gerektirir. Sadece insanın problem olarak algıladığı şeyi saptamak, nedenleri hakkında fikir yürütmek ve bu problemi ne yaparak çözeceğini ona söyleyebilmek değildir asıl olan. Asıl olan bireyde problemine, kendine, düşünce ve davranışlarına, içinde yaşadığı sisteme ilişkin farkındalık yaratmak ve değişim için adım atmasına yardımcı olmaktır.
Bu nedenledir ki insan psikolojisi ile çalışmak iyi eğitim almış olmayı gerektirir.
Yazının başlığında söylediğim gibi aslında iyi terapist kötü terapist tam da bu yüzden yoktur. İyi eğitim almış bir terapist vardır. Danışanların bazı durumlarda terapi sürecinden beklentileri terapinin doğasına uygun olmayabilir, bunun yarattığı hayal kırıklıkları danışanın terapisti ve süreci olumsuz algılamasına neden olabilir.
Örneğin boşanma sürecinde olan bir çift danışmaya başvurduğunda; bazen çiftlerden biri boşanmayı isterken bir diğeri karşı çıkmaktadır. Terapi boşanmayı isteyen eşin kararında netleşmesini sağlayabilir, bu durumda boşanmak isteyen eş terapiyi iyi olarak değerlendirirken diğer eş için kötü terapistsinizdir.
O yüzden önemlisi eğitimi konusunda bilgi sahibi olduğunuz bir uzmandan destek almaktır. Başkası için kötü terapist sizin için iyi bir terapist olabilir…
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"İyi ya da Kötü Terapist Yoktur; İyi Eğitim Almış Terapist Vardır..." başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Dnş.Buket ALKAŞ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Dnş.Buket ALKAŞ'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Buket ALKAŞ Fotoğraf
Psk.Dnş.Buket ALKAŞ
Samsun
Psikolojik Danışman
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi8 kez tavsiye edildi
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Dnş.Buket ALKAŞ'ın Makaleleri
► Ruh Sağlığım ve Terapist Dokunuşu Psk.Dnş.İbrahim GÜLYAŞAR
► İyi Bir Terapist Nasıl Bulurum? Psk.Kadir Burak SALİMOĞLU
► Terapi Nedir? Terapist Ne Yapar? ÇOK OKUNUYOR Uzm.Psk.Dila HOTLAR
► YENİTerapi Yöntemi Değil, Terapist İyileştiricidir Uzm.Psk.Dnş.İsa Özgür ÖZER
► Terapist Bir Annenin Sütten Kesme Deneyimidir! ÇOK OKUNUYOR Uzm.Psk.Dnş.Seval Ulviye AKYOL
► Cinsellik Girmeyen Eve Cinsel Terapist Girer Dr.Psk.Dnş.Ayavar Cem KEÇE
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,356 uzman makalesi arasında 'İyi ya da Kötü Terapist Yoktur; İyi Eğitim Almış Terapist Vardır...' başlığıyla benzeşen toplam 30 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Ölüm ve Yas Mayıs 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


02:37
Top