2007'den Bugüne 84,562 Tavsiye, 26,447 Uzman ve 18,835 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Çalışan Kadının İş Yaşamının Aile İlişkilerine Etkisi
MAKALE #14543 © Yazan Nazlı ÇALIŞKAN | Yayın Nisan 2015 | 7,903 Okuyucu
Sağ’a (2001) göre, “Kadın” ve “kadınlık” kavramları öncelikle bir niteliktir. İnsanın cinsiyetini belirleyen, fizyolojik bir farkla başlayıp hayatı süresince kişiliğinin ayrılmaz bir parçası olan bir özelliktir. Kadınların yetiştirilmesinde anne ve eş olmak önceliklidir. Kadın, eşinin ve ailesinin rahatını sağlayan bir varlık olarak algılanmaktadır.

Cinsiyete dayalı işbölümü her toplumda farklı şekillerde görülmektedir. Ev işlerini yapmak, çocuk bakmak gibi işler kadınların temel görevi sayılmaktadır. Para kazanmak ise erkeklere ait görev olarak kabul edilmektedir.

Aile, toplumun devamlılığını gerçekleştiren en temel sosyal kurumlardan biridir. Çocukların yetiştirilmesi ve toplum hayatına hazırlanmaları aile kurumunda gerçekleşmekte, bireylerin aile ile ilişkileri ise yaşamları boyunca devam etmektedir. İlhan’a (2004) göre, Meslek, birey ve toplumun hayatında çok boyutlu bir toplumsal olgudur. Yaşam boyunca süregelen meslek etrafında, mesleğe hazırlıktan mesleğin yapılma aşamasına kadar geniş bir toplumsal ilişkiler ağı oluşmaktadır. Bireyin hayatının oldukça büyük bir bölümü bu ilişkiler ağındadır. Bireyin, öncelikle toplumsal statü olmak üzere, çeşitli ihtiyaçlarını gidermesi, kendini çeşitli taraflarıyla kamusal alanda ifadesi, belirli bir toplumsal çevre edinmesi, belirli hayat tarzına kavuşması, bir üretimde bulunması kendisine uygun bir meslek edinmesine bağlıdır.

Kaypakoğlu’na (2009) göre, Rol, toplum içinde belli konumdaki kişilerin davranışlarının nasıl olması gerektiğini belirten normlara denir. Cinsiyet rolleri, erkekler ve kadınlar için onlardan beklenilen toplumsal beklentileri içermektedir. Bu beklentiler, insanlara bir baskı yaşatmaktadır. Cinsiyet rolleri, kültürel beklentiler olarak da tanımlanabilmektedir. Geleneksel cinsiyet rolleri aile, eğitim, kitle iletişim araçları yoluyla öğrenilmektedir. Kız ve erkek çocuklara farklı davranılmaktadır. Kız çocuklarına daha çok uysal davranışlar gösterilirken, erkek çocuklara daha atılgan davranışlar gösterilmektedir.
Kalaycıoğlu ve Çarkoğlu’na (2012) göre, Toplumsal değişmelerle birlikte kadın ve erkeğin iş ve ev hayatındaki rolleri de değişme göstermektedir. Tarım toplumu döneminde kadın tarım işlerine yardımcı ve ev işlerini yapan bir roldeyken, sanayi toplumuyla beraber kadın hem anne hem de ev dışında meslek sahibi rolüne sahip olmuştur. Artık sadece erkek evin yükümlülüğünü yerine getirememekte, bu yüzden kadının da çalışması gerekmektedir. Bu arada geniş ailelere ihtiyaç azalmaktadır ve çekirdek aileler çoğalmaktadır.
Arat’a (1996) göre, Çalışan kadınlara toplumsal rolü nedeniyle, ev ve çalışma hayatı arasında dengeyi sağlayabileceği, geleneksel rollerindeki gibi görülen, öğretmenlik, hemşirelik, sekreterlik gibi işler kadınlara layık görülmektedir.
Oğuz ve Ark’a (2009) göre Rol çatışması; kişinin bir role sağladığı uyumun diğer bir role uyum sağlamasını zorlaştırması, yani aynı anda iki veya daha fazla rolün kişinin üzerinde yaratmış olduğu baskı sonucu ortaya çıkan bir gerilim durumudur.

Rol çatışmasının yarattığı, iş ve aile yaşamı çatışması, çalışanların iş ve aile hayatlarındaki rollerinin bazı yönleriyle birbiriyle uyumsuz olması sonucu ortaya çıkmaktadır. Bunun sonucunda çalışan kişinin üzerinde yarattığı baskı arttıkça, iş ve aile yaşam dengesinin bozulması olmaktadır.
Bu araştırma kamuda çalışan kadınların aile hayatlarında yaşadıkları sorunlara bakılarak belirlenmiştir. Kamuda çalışan kadınların çalışma hayatına bakışları, eşiyle ve çocuklarıyla yaşadıkları sorunlar, evdeki iş bölümü gibi birçok başlık altında incelenmiştir. İncelemeler ilkokulda çalışan kadın öğretmenler ve belediyede çalışan kadın memurlar üzerinde uygulanmıştır.

1.2.Araştırmanın Problemi ve Amacı

Koca’ya (2011) göre, Toplum içinde kadının yeri ve önemi çok büyüktür. Toplumları meydana getiren, insanları doğuran, yetiştiren kadındır. Kadın, nesillerin daha sağlıklı, eğitimli yetişmesinde çok önemli bir role sahiptir. Kadının çalışıp para kazanması onun özgürlüğünün başlangıcıdır. Yine de kadınlara yönelik görevler söz konusu olduğunda, kadının ev kadınlığı görevi ilk olarak akla gelmektedir. Kadınların üretim hayatındaki etkili rolü ise ikinci planda kalmaktadır.

Mercanlıoğlu’na (2009) göre, Kadınlar, günümüzde hedeflerini gerçekleştirme konusunda, birçok imkâna sahip iken, bu imkânları gerçekleştirebilmek için öncelikle ailesinin ihtiyaçlarını karşılamalı, ancak bu şekilde toplumsal olarak kabul edilebilmektedir. Eğer ailesinin ihtiyaçlarını karşılayamazsa, öncelikle kadınlıkları sorgulanmaktadır.

Giddens’a (2005) göre, Günümüzde kadınlar aktif bir şekilde çalışmalarına rağmen, aile içindeki geleneksel rolleri değişmemektedir. Bundan dolayı çalışma hayatıyla beraber kadınlar için sorunlar da gerçekleşmektedir.
Çalışan kadınların çoğunun hayatı çok yorucu olmaktadır. Çocuklarıyla, eşiyle ilgilenmek, gün boyunca işyerinde çalıştıktan sonra evinde de çalışmak hayatlarını karmaşık hale sokmaktadır. Çünkü yorgun olan kadın ailesiyle nitelikli vakit geçirememektedir.Bunun sonucunda aile hayatı olumsuz olarak etkilenebilmektedir. Bu çalışmanın temel problemi: Son yıllarda kadınların iş hayatında daha aktif bir biçimde rol almaları, çalışan kadın sayısının artmasına sebep olmuştur. Bu artışın sonucunda farklı sorumluluklar üstlenen kadınlar iş ve aile yaşamları arasında çatışmalar yaşamaktadırlar. Günümüzde kadınların çalışma alanları çeşitlidir. Bu çalışma kamuda çalışan kadınların aile hayatında yaşadıkları sorunları saptama amaçlı yapılacaktır.

Bu amaç etrafında cevap aranan konular şunlardır:

 Çalışan kadınların demografik özellikleri nelerdir?
 Çalışan kadının işine bakışı, işinden memnun olma durumu nasıldır?
 Çalışan kadının aile ilişkisi ve işbölümü nasıldır?
 Kadının eşi ile ilişkisi nasıldır? Çalışma hayatının ilişkilerine etkileri nelerdir?
 Kadının çocuklarıyla ilişkileri nasıldır? Çalışma hayatının ilişkilerine etkileri nelerdir?

Kadın ve Çalışma

Koca’ya (2011) göre, Kadınların işgücüne katılımı, sürdürülebilir kalkınmasının önemli bir unsurudur. Kadınların işgücüne katılım oranları yıllara göre gittikçe düşüş göstermektedir. Kadınların niteliksel gelişimini sağlayacak mekanizmaların oluşamaması en önemli nedenlerdendir. Türkiye’de kadının istihdamı önemli bir sorun olarak devam etmektedir. Tarihsel süreçte kadınlar, yaşadıkları dönemlerde kendilerine uygun olan işlerde çalışmışlardır. Sanayi devrimiyle birlikte kadınlar çalışma hayatına eskiye göre daha fazla katılmaya başlamışlardır. Özellikle 2.Dünya Savaşından sonra çalışan kadınların sayısı daha da artmıştır. Koca’ya (2012) göre, Kadın tarih içinde her dönemde çeşitli ekonomik faaliyetlerde bulunmuştur. Gerçek anlamda ise ilk defa
sanayi devrimi ile birlikte ücretli işçi statüsünde olmuşlardır.15.yy- 18.yyları arasında Ortaçağ Avrupa’sında kadınlar da erkeklerle ayakkabıcılık, terzilik gibi işlerle yoğun bir şekilde uğraşmaktaydı.

Bu dönemde kadınlar ev hayatında da çalışma hayatında da etkili bir konumdaydılar. Gürol’a (2000) göre, Çalışma yaşamında kadın yaklaşık 50 yıl
öncesine kadar genellikle düşük ücretli işlerde çalışmaktaydı. Bu dönemde kadının temel görevlerinin aile içinde olduğu düşüncesi devam etmekteydi. Zamanla ücretle çalışmak kadının hayatını etkilemeye başladı. Çalışılan iş kadının eş ve anne olmasının yanında, daha bağımsız olmasını sağlamıştır.

Kadın işgücünün en çok istihdam edildiği sektör hizmetler sektörüdür. Bu sektördeki işlerin bazıları kadınlar için uygun olarak belirlenmiştir. Sanayi sektörü kadınların istihdamında kısıtlayıcıdır. Fakat aynı sektörde hazır giyim, gıda gibi sanayi dallarında kadınlar tercih edilmektedir. Çalışma hayatına giren kadınların çalışma hayatlarını kısa sürede bitirmelerinin en önemli nedeni ev ve iş yaşamını dengeleme sorunudur. Kadın aile yaşamında birçok yükümlülük almaktadır. Ülkemizdeki sosyal destek kurumları yeterli sayıya ulaşamamıştır.

Kalaycıoğlu ve Çarkoğlu’na (2012) göre, Günümüzde sanayileşen toplumlarda erkeğin evin geçimini tek başına sağlaması mümkün gözükmemektedir. Bu yüzden kadının çalışması gerekli görülmektedir. Erkeğin ev işlerine yardım etmesi gerekirken çoğunluğun yardımcı olmadığı, bununla beraber de kadının hem iş hem ailenin yükünü taşıması görülmektedir. Çalışan kadınlar evdeki
işlerden dolayı işlerine yorgun gittiklerini belirtmektedir. Kadınlar, günümüzde ekonomik zorunluluklar ve yaşam standartlarını yükseltmek gibi nedenlerden dolayı çalışma hayatında yer almıştır.

Ansal’a (1996) göre, Toplumumuzdaki egemen anlayışa göre kadının yeri evidir. Öncelikli görevi kocası ve çocuklarıyla ilgilenmektir. Bu yüzden kadının dışarıda çalışması temel görevine karşıdır. Lipovetsky’e (1999) göre, Kadınlar içinde oldukları sosyal çevreden ve özgür olma isteği gibi nedenlerden dolayı da çalışmayı istemektedirler. Kadınların geneli eğitim görmeyi ve bir meslek sahibi olmayı istemektedir.Kadınlar kendilerinin de erkekler gibi yükselebileceğini, kariyer yapabileceğini göstermek isterler. Bu sayede kadınlar çalışma yaşamına katılır ve yükselmek isterler.(akt Türkkahraman ve Şahin,2010:82 )

Türkkahraman ve Şahin’e (2010) göre, Dünyada ve ülkemizdeki hukuki düzenlemeler ve kadının nitelikli işgücü olması, kadınların çalışmasını hızlandırmıştır. Kadınların evdeki yüklerini azaltacak gelişmeler de kadınların çalışma hayatlarına girmesini hızlandırmıştır. Günümüzde evdeki düzenli işbölümü ve dışarıdan eleman getirme gibi faktörler kadının iş hayatında daha etkili olabilmesini sağlamıştır.

Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün (2012) raporuna göre, kadınların istihdam alanında yaşadıkları sorunlar genel olarak şunlardır:
-Kadınların eğitim düzeyi arttıkça çalışmaya katılımları artmaktadır. Buna rağmen, eğitim alanında kadınlar için eşitsizlik vardır.
-Kadınların iş hayatına girmesi ya da devam etmesinde kanunlarda
cinsiyete dayalı bir ayrımcılık yoktur. Buna rağmen belli işlerin kadın işi görülmesi, ücretlerinin düşük tutulması gibi ayrımcılıklar görülmektedir.
- İş ve mesleklerde cinsiyet ayrımcılığı sonucunda, kadınlar daha düşük ücretli, düşük statülü işlerde çalışmaya başlamışlardır.
- Kadın işgücü ucuz fakat yoğun emek olan iş kollarında yoğunlaşmıştır. Bunlar tekstil, gıda gibi iş kollarıdır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çalışan Kadının İş Yaşamının Aile İlişkilerine Etkisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Nazlı ÇALIŞKAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Nazlı ÇALIŞKAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     4 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Nazlı ÇALIŞKAN Fotoğraf
Nazlı ÇALIŞKAN
Konya (Online hizmet de veriyor)
Psikolojik Danışmanlık Yüksek Lisans Mezunu
Sosyolog & Aile Ve Evlilik Danışmanı
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi50 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Nazlı ÇALIŞKAN'ın Yazıları
► Aile Ortamı ve Çocuğa Etkisi Psk.Dnş.Murat ÇAKIR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,835 uzman makalesi arasında 'Çalışan Kadının İş Yaşamının Aile İlişkilerine Etkisi' başlığıyla benzeşen toplam 23 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Erken Boşalma Nisan 2015
◊ Çocuklarla İletişim Nisan 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


14:10
Top