2007'den Bugüne 86,871 Tavsiye, 26,961 Uzman ve 19,241 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Benimle Oynar Mısın? (Otizmli Çocuğa Sahip Bir Anneden Esinlenerek Yazdığım Bir Yazı)
MAKALE #14582 © Yazan Psk.Bahar ŞAHİN | Yayın Nisan 2015 | 2,193 Okuyucu
Bebek beklediğimi öğrenince çok sevinmiştim, içimde tarifi imkansız duygularla birlikte…Sonra bir değil iki bebeğim birden olduğunu öğrendim, önceleri biraz şaşırmış ama fikre de çabucak alışmıştım. İki erkek bebek…
8 Eylül 2004…Ne kadar güzeldi Tanrım! Yağmurlu bir sonbahar gününde içimizde doğan mutluluk güneşi ile karşıladık yavrularımızı. Aramıza katılışları ile bütün dünya sanki bizim olmuştu. Yumuk yumuk elleri, tombiş kırmızı yanakları vardı. ‘Bana mı çok güzel görünüyorlar acaba?’ diye düşünürdüm hep kaşık kadar yüzüne bakıp ama hayır çok güzellerdi gerçekten. Saçsız gibi görünen başındaki sarı tüyleri, pırıl pırıl bakan zeytin karası gözleri, dişsiz ağızla ne sevimli görünürdü. Hele İsmail… O kadar sakin, akıllı ve sorunsuz bir bebekti ki onunla ilgilenirken hiç mi hiç yorulmuyor, ona büyük bir keyifle bakıyordum. Onunla başlayan yaşantımız bütün ev halkı için hep neşe idi. Boyu, kilosu her şey mükemmeldi. İlk 4 ay hiç sorun yoktu; ağlamazdı, zamanında uyurdu, bizce çok mutlu ve sorunsuz bir bebekti. Sadece emmeyi reddetmişti, bizi üzen sadece oydu. 4. aydan sonra kardeşi gördüğü nesnelere ilgi duyup tepki verirken onun hiçbir şeye tepki vermeğini fark etmiştik, aslında vardı ama yok gibiydi…
1 yaşındayken devamlı bir noktaya bakar öyle dakikalarca dururdu. Kucağımıza aldığımızda hiç tepki vermezdi, ne etrafa ne de bize bakardı. Bir süre sonra oyuncaklardan çıkan seslere hiç tepki vermediğini fark ettik ve ‘Bu çocuk galiba duymuyor.’ dedik. Doktorlarla aslında hiç de bitmeyecek olan maceramız işte o gün başladı. Birçok doktora götürdük, bütün tetkikleri yaptırdık ama bir şey çıkmadı. Neredeyse 1.5 yaşındaydı fakat tek bir sözcük bile çıkaramıyordu ‘Galiba babası gibi geç konuşacak.’ dedik. Bunları söylerken aslında biz de yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğunun farkındaydık. Ama ne olduğunu ne biz ne de doktorlar bulabiliyorduk.
İsmail 2.5 yaşına gelmişti; ne bizimle ne ikiz kardeşiyle iletişim kuruyor, yabancı insanlara kesinlikle yaklaşmıyor ve tek bir sözcük bile çıkaramıyordu. Sonunda yapılan bütün incelemeler sonucunda tanı konmuştu. %87 oranında OTİZM…Otizm de neydi? Otizmle tanışmamız tam bir şoktu. Bu çok uzun ve yıpratıcı bir süreç olarak belleğimize yerleşti. O an bütün dünyam yıkılmıştı, böyle bir şey olamazdı, ‘Bu benim başıma gelemez.’ diye düşündüm. Doktor ‘ Bilmeniz gerekir ki sizi çok zor günler bekliyor, o giderek aklını kaybedecek ve hiçbir ihtiyacını karşılayamayacak.’ dedi. O an gerçekten hayatımın en acı günüydü. Farkında idik ya da değildik ama yıllarca hepimiz kendi karakterimiz çerçevesinde ve birbirimizden bağımsızca bu süreci sindire sindire yaşayacaktık.
İlk zamanlarım onun rahatsızlığını kabullenmemekle geçti fakat ilerleyen zamanlarda düşündüm ve yapılabilecek çok şey var dedim. Otizmle ilgili kitaplar aldım, okudum, bilgi edinmeye çalıştım. Gerçekten ona öğretebileceğim çok şey vardı.
2,5 yaşında yaptığı birkaç davranış vardı. Ellerini açar kendi etrafında dönerdi ama bunu yaparken kendine bir nokta seçerdi, o dönükçe ben kendimi kötü hissederdim. Sonra dönmenin değişik versiyonlarını keşfettik. Dönme ve bizi duymuyormuş gibi davranma hemen hemen aynı zamanlara denk geldi. Daha sonraları ucuna bağlı olan bir nesneyi işaret parmağına dolayıp sarardı; ben aldım, o sardı. Her defasında ‘Yapma İsmail !’ uyarısıyla ona gaz vererek sürdü durdu bu iş. Çevirdi, çevirdi, çevirdi…Uzaklaştı…İpin dönen ucunda kayboldu.
3,5 yaşında kağıtları yan yana dizer sonra onları milimetrik bir hesapla aynı hizada yırtar ve üst üste koyardı ve eğer engel olmasak bunu saatlerce yapabilirdi. Bir takıntısı bitiyor, hemen onun yerini başkası alıyordu. Engel olmaya çalışırken aslında her defasında pekiştiriyorduk. Bu yaşta ilk sözcüğü olan ‘gı, gu’ demeye başladı, anlamsızdı ama ses çıkarmaya başlamıştı, bu bizim için sevindiriciydi. Reklamları çok seviyordu, reklam geçişlerindeki yükselen alçalan seslere bayılıyordu ve gözlerini bile kıpırdatmadan seyrediyordu. Bu zamanlarda sevdiği kişilerle iletişim kurmaya başladı, ikiz kardeşini görmek onu sevindiriyordu. Ama yabancı kişileri sevmiyordu eve kalabalık birileri gelince ya da yabancıların olduğu bir ortama girince hırçınlaşıyor, öfke nöbetleri geçiriyordu. Alışkanlıklarına öylesine bağlıydı ki illa kendi yatağında, kendi yastığında ve benimle yatacaktı yoksa uyumayı reddediyor yine öfke nöbetlerine giriyordu. En ufak bir değişiklik bile onun dünyasını alt üst etmeye yetiyordu.
4 yaşında hâlâ tuvalet eğitimini reddediyordu. Bunu öğretmenin bir yolunu bulmalıydık. Annem şunu fark etmişti; İsmail sıkışınca bunu belli ediyordu, bacaklarını sıkıştırıp farklı hareketler yapıyordu. Annem bunu görür görmez hemen onu banyoya götürüp pijamasını çıkarıp oraya yaptırmaya çalışıyordu ama o ısrarla reddediyordu. Bu günler, aylar boyu devam etti tabii. Sonra fark ettik ki İsmail sıkışınca odada pijamasını çıkarıp bekledi, sonra anladık ki çişi gelmiş. Sonraları hem pijamasını çıkardı hem de gitti banyonun kapısın önünde beklemeye başladı ve bir süre sonra tuvalete kendi girdi. Bunu ona öğretmek neredeyse 1 yıl sürmüştü ama İsmail artık kendi tuvaletine kendi gidiyordu. Bu bizim için tam bir zaferdi hem de kutlanması gereken…
4,5 yaşında bizimle masaya oturttuk ve yemek yemesi için onu teşvik ettik. Kaşık nasıl tutulur, nasıl ağza götürülür hep beraber yaptık. Eğer düzgün yaptıysa onu ailecek alkışlıyor, bu doğru davranışını neredeyse bir şölene dönüştürüyorduk. Bu sayede çatal, kaşık kullanmayı öğrendi.
Yaz geldi mi dışarı çıkmaya bayılırdı. Babası ile ilk parka gitme deneyimiydi. Beraber parka gittiler, döndüğünde o kadar mutluydu ki onu hiç böyle görmemiştik, çok keyif aldığı gözlerinden okunuyordu. İki gün sonra birden ortadan kayboldu, nerede aradıysak onu bulamadık, polise bile haber vermiştik. Telaş içerisinde etrafta gezinirken bir çocuk yaklaştı ve onun aşağıdaki parkta olduğunu söyledi. Yazın tam ortasıydı ve hava çok sıcaktı. İsmail’i gördüğümüzde üzerinde kıyafetleri yoktu ve alev alev yanan demir oyuncaklar üzerinde mutluluk çığlıkları atarak oynuyordu. Bir an olsun hayatımızda olmayışı bizi nasılda kaygılandırmış hatta çılgına çevirmişti. Onu bulduğumuz için şükretmiştik. Sonraları tam bir ritüel gibi defalarca o parka gitti, ta ki onun yerini başka bir şey alana kadar.
En büyük takıntılarından biri de arabalardı. Onlara binmeye, dokunmaya bayılıyordu. Sokakta yürürken bütün arabaların kapılarını tek tek dener, açılan olursa içerisine biner ve saatlerce otururdu. Arabalar onun için tam bir tutkuydu.
Bazı geceler hiç uyumuyor, sabaha kadar bütün ışıkları açıp kapatıyor ve mutfakta ne kadar mutfak eşyası varsa hepsini salona getirip birbirine vurup ses çıkarıyordu. Bu böyle bazen sabahlara kadar devam ediyordu ta ki yorgunluktan bitkin düşüp uyuyana kadar. Bu uzun geceler hem bizim hem de onun için çok yıpratıcı oluyordu.
Okuldaki öğretmenine gelince İsmail’in çok hareketli olduğunu fakat hırçın ve kavgacı olmadığını söylüyor. İlgi gördüğü zaman karşılığını veren bir çocuk olduğunu düşünüyor. Fakat ona bir şeyler öğretmeye kalkışıldığında kendini tamamen kapatıyor.
Şimdi İsmail 8 yaşında. Neler mi yapıyor? Tuvaletine bağımsız olarak gidiyor, sofrada bizimle beraber oturup yemek yiyor, acıktığında buzdolabından yiyecekleri alarak masaya koyup yiyebiliyor, yönergelere uyuyor, sevdiği kişilerle iletişim kuruyor, kısada olsa oyuncaklarıyla oynuyor. Ama hala anlamsız sesler çıkarmak dışında hiç mi hiç konuşamıyor. Biz yapamadıklarıyla değil yapabildikleriyle mutlu olmayı çoktan öğrendik. O bizim biricik yavrumuz.
Her yaşam bir roman değil mi? Ve bu yaşamların kısa dilimleri de bir sürü hikaye…Sizlerin yaşantılarında da kim bilir ne hikayeler var. Kimi hüzün kimi neşe dolu. Bizim hikayelerimiz sizlere hep hüzün gibi gürünse de en çok sevgi var. Ve sevginin başaramayacağı hiçbir şey yok.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Benimle Oynar Mısın? (Otizmli Çocuğa Sahip Bir Anneden Esinlenerek Yazdığım Bir Yazı)" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Bahar ŞAHİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Bahar ŞAHİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     3 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Bahar ŞAHİN Fotoğraf
Psk.Bahar ŞAHİN
Aksaray (Online hizmet de veriyor)
Klinik Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi6 kez tavsiye edildiTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Bahar ŞAHİN'in Makaleleri
► Benimle Oynar Mısın? Psk.Nazlı AKAY
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,241 uzman makalesi arasında 'Benimle Oynar Mısın? (Otizmli Çocuğa Sahip Bir Anneden Esinlenerek Yazdığım Bir Yazı)' başlığıyla benzeşen toplam 20 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


14:26
Top