2007'den Bugüne 88,181 Tavsiye, 27,321 Uzman ve 19,457 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Kaygı ve Kaygının Bileşenleri
MAKALE #14607 © Yazan Uzm.Psk.Dilek ÇELEBİ ÇELİK | Yayın Nisan 2015 | 3,424 Okuyucu
Anksiyete, hemen her insan tarafından zaman zaman yaşanan bir duygudur. Asıl amacı yaşamın sürdürülmesi ve uyum davranışının gelişimini sağlamak olan bu duygu yardımıyla, bilinmeyen, yeni ya da tehlikeli uyaranlardan sakınma, onlarla başa çıkma, onlara karşı koyma ya da gerektiğinde onlardan kaçma gibi davranışlar görülmektedir.

Anksiyete, tehlike durumunda aktif hale geçen biyolojik uyum düzeneği ile oluşturulur ve tüm bu uyum sağlayıcı (adaptif) özellikleri nedeniyle insan yaşamının sürdürülebilmesi için var olması gerekli bir duygudur. Ancak bir yere kadar sağlıklı olan ve olumsuz durumlarla başa çıkabilmek amacıyla ortaya çıkan bu duygunun şiddetli ve uzun süre yaşanması, bir noktadan sonra kişinin yaşamını, aktivitelerini, sosyal yaşamın ve kişilerarası ilişkilerini olumsuz etkilemeye başlamaktadır. İşte bu çizgiden sonra anksiyete artık kişide ruhsal sorunlar yaratan bir duygu olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türkçede iç sıkıntısı, kaygı, bunaltı gibi sözcüklerle anlatılmaya çalışılan anksiyete, özetle, yaşamı tehdit eden ya da tehdit şeklinde algılanan rahatsız edici bir endişe ve korku duygusudur. İçrel (intrapsişik) ya da dış dünyadan kaynaklanan bir tehlike, tehlike olasılığı ya da kişi tarafından tehlike olarak algılanıp yorumlanan herhangi bir durum karşısında yaşanan bir duygu durumudur. Kişi kendini bir çeşit “alarm” durumunda ve “ sanki kötü bir şey olacakmış gibi” bir duygu içerisinde hissetmektedir. İçrel çatışmalardan ya da yaşamdaki kayıplardan köken alabilen anksiyete, aynı zamanda içrel dürtülerle dış talepler ve değer sistemleri arasındaki çatışmadan da kaynaklanabilir.

Anksiyete, birbiri ile uyumlu bir ilişki içinde ve bir bütün halinde çalışan birçok alt sistemi etkilemektedir. Herhangi bir işlev sırasında bu bütünün bazı bölümleri daha aktif hale gelirken, bazı bölümlerin işlevleri de yavaşlayabilmektedir. Bu ve benzeri düzenlemelerle organizma gerekli işlevleri yaşamakta ve uyaranları gerekli yanıtları verebilmektedir.

Bir tehlike durumunda bilişsel sistemler, kişinin başa çıkma kaynaklarıyla orantılı olarak, tehdit yaratan bu durumu incelemekte, onu tanımlamakta, boyutları, önemi, gerçekliği konusunda karar vermekte, uygun başa çıkma yöntemleri belirlemekte ve sonuçta gerekli olan bilişsel davranışlar ve duygusal sistemleri harekete geçirmektedir. Diyelim ki kişinin bir tehlikeden kaçması gereken acil bir durumda sempatik sinir sistemi ve motor işlevler aktif hale geçerken, kaçma davranışında o an için önemli rol oynamayacak olan parasempatik sistemin aktivasyonu ise azalarak deaktive olur.

Anksiyetede gerginlik, kaygı ve korku gibi ruhsal belirtilere davranışsal ve bedensel belirtiler de eşlik etmektedir. Bütün bunları gerçekleşmesi için, o duruma uygun olan otonom sinir sisteminin etkilediği solunum, kardiyovasküler işlevler, ısı kontrolü gibi denge sağlayıcı (hemostatik) düzeneklerin işlevi gereklidir. Öte yandan kişinin temeldeki bilinçdışı beklentileri ile, bilinçli amaçlarının farklı, hatta birbirine zıt olabilmesi olayı daha da karmaşık hale getirebilmektedir. Örneğin sınava giren bir öğrencinin bilinçli amacı sınavda gerekli performansı göstermek ve geçerli not alabilmektir. öte yandan bilinçdışı kaygısı ise sınavdan başarısız olacağı ve sınavdan kalacağı düşüncesi olabilir. böyle bir durumda bilinçdışı kaygının neden olduğu bir takım fiziksel belirtiler oluşur. kalp atışında artış, soluğun kesilmesi hissi, oradan kaçma isteği, kendinden şüphe, sıkıntı, terleme, titreme, vs. gibi belirtileri aktif ederek performansını olumsuz yönde etkileyebilir. Organizma gücünü yalnız kişinin bilinçli amacına değil, bilinç dışı kaygılarına da harcamaktadır.

Kaygı, bedenini ve zihnin gerçek ya da hayali, tehdit ya da tehlike algısıyla oluşan bir durumdur. Kaygı durumları, korkunun ve endişenin aşırı bir derecesi olarak tanımlanır ve strese verilen en ortak tepkilerden biri olarak kabul edilir.

KAYGININ BİLEŞENLERİ

Endişeli-Rahatsız Edici düşünceler ve Hisler:
Endişeli-rahatsız edici düşünceler ve hisler özneldir; bu yüzden de en kolay tanımlanan kaygı bileşenidir. Kaygının bu bileşeninde, dış bir sebeple oluşan panik duygusu ve katastrofik imgelerle ve düşüncelerle oluşan bellek ve dikkat eksiklikleri vardır. problem çözümündeki yetersizlikten ötürü performansta bozulmaya neden olur.

Kaygının bilişsel bileşeninde; çarpıtılmış bilişler, olumsuz atıfsal bileşenler, olumsuz bilgi işleme süreçleri, olumsuz kendilik değerlendirmeleri, mantık dışı inançlar, işlevsel olmayan bilgi yorumları, riskli durumların aşırı değerlendirmesi ve artmış çevresel dikkat vardır.

Bedensel Tepkiler:
Kaygının bu bileşeni, kaygıyla oluşan bütün fiziksel belirtilerle ilişkilidir. Sempatik sinir sisteminin aşırı çalışması; anormal derecede uzun ve derin solunuma ve kalp hızında artışa neden olur. Kaygıya bağlı olarak oluşan diğer fiziksel belirtiler ise, gerilim tiği baş ağrısı, yorgunluk ve uykusuzluktur.

Davranış Değişiklikleri:
Kaygı, rahatsız edici durumlardan kaçmaya ve bu durumlardan kaçınmayı öğrenmeye sebep olur. Hem kaçma, hem kaçınma benzer bir durumla yüzleşmeyi daha güçlendirir ve güvenin kaybolmasına neden olur. Kaçınma, rahatsız edici düşüncelerden bilişsel kaçınmayı ve görevlerden kaçınmayı kapsar; aktivitelerde ve performansta azalmaya neden olur. Kaygının bileşenleri birbiriyle etkileşim içerisindedirler. Kaygının fiziksel belirtileri kaygılı düşünceleri besler; kaygılı düşünceler de endişeli hislerde artışa neden olur.

Kaygının bileşenleri arasındaki ilişkinin incelendiği bir araştırmada; yüksek durumluluk kaygısı olan katılımcılarda, düşük durumluluk kaygısı olan katılımcılara göre, kaygının bileşenleri arasındaki daha fazla etkileşim saptanmıştır. Bu birleşme yüksek durumsal kaygıda sinyallere daha güçlü fizyolojik tepkisellikle açıklanmıştır.

KAYGIYI SÜRDÜREN ETKENLER

Üzüntü verici düşünceler genellikle, kaygının belirtilerine yönelik bir açıklama bulmaya teşebbüs edildiği zaman oluşurlar.
Kaygı yaratan durumlardan kaçma ya da onlarla yüzleşmekten kaçınma, geçici bir rahatlama sağlar fakat bir döngüye neden olur. Gerçek bir tehlikenin olmadığı durumlarda da kaçınma tepkisi gelişir, kaçınılan durumların listesi artar ve bu durumlarla başa çıkma daha zor hale gelir. Kişinin yaşamı sınırlanmaya başlar.
Güven duygusu başarı deneyimleriyle oluşur, kaçma ya da kaçınma başarı deneyimlerini engelleyerek güven kaybına neden olur. Bir başarısızlık diğer bir başarısızlıklardan korkmaya yol açar ve kişiye önceden kolay gelen görevler daha zor gelmeye başlar.
Yaşam olayları, hem kaygının temel sebebi olabilirlen hem de kaygıyı sürdüren etmen olabilmektedir. İki ya da daha fazla stresli olay aynı dönemde meydana gelirse daha ciddi bir durum oluşur.

Kaynakça
Anxiety and Depression in adults and Children, U.S.A: Sage Publications.
Calvo MG, Miguel-Tobal JJ (1998) The Anxiety Responce: Concordance Among Components Motivation and Emotion .22(3):211-228.
France R, Robson M (1997) Cognitive Behvioural Therapy in Primary Care, London: Jessica Kingsley Publishers.
Pınar Başpınar, Aydın 2007, Kaygının Bilişsel ve Fizyoloji
Bileşenlerine Yönelik Tedavilerin Etkinliği, Adnan Menderes Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Psikiyatri ABD, psk-yl-2007-0001
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kaygı ve Kaygının Bileşenleri" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Dilek ÇELEBİ ÇELİK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Dilek ÇELEBİ ÇELİK'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Dilek ÇELEBİ ÇELİK Fotoğraf
Uzm.Psk.Dilek ÇELEBİ ÇELİK
İstanbul (Online hizmet de veriyor)
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi8 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Dilek ÇELEBİ ÇELİK'in Makaleleri
► Kaygının Kıymetini Bil Psk.Nihal AYDIN
► Kaygı ve Sosyal Kaygı Psk.İ.Nil BİREYŞOĞLU ÖZEN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,457 uzman makalesi arasında 'Kaygı ve Kaygının Bileşenleri' başlığıyla benzeşen toplam 17 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


23:38
Top