2007'den Bugüne 84,562 Tavsiye, 26,447 Uzman ve 18,835 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Çalışan Kadın ve Annelik
MAKALE #14654 © Yazan Nazlı ÇALIŞKAN | Yayın Nisan 2015 | 3,369 Okuyucu
Kadının ev içi ve ev dışı uğraşlarındaki değişmeler Özbay’a (1990) göre, 1950 öncesi dönemde, aile içindeki üretim faaliyetleri işbölümü ile yürütülür. Kadınlar üretime büyük ölçüde katılırken erkeklerin de özellikle erkek emeğinin ve ailenin yeniden üretiminde bazı sorumlulukları vardır. Üretim ve yeniden üretim faaliyetleri kadın ve erkekler arasında belirgin bir şekilde farklılaşmaktadır. Kadınlar üretimlerinin çoğunu ev kadınlığı rolleriyle yerine getirirler. Kentlerde ise bu durum daha farklıdır. Erkek emeğinin kıt olması sebebiyle kadın emeği gerekli kılınmıştır. Özbay’a (1987) göre, Öğretmen ya da memur olarak çalışan kadınların statüsü yüksektir. Fakat bu statü kadın olmalarından kaynaklı değil eğitilmiş olmalarından kaynaklıdır. Toplum üretime beyaz yakalı olarak katılmakta olan bu kadınları, “kadın” olarak değerlendirmemekte iken, Kemalist kadınlar ise erkeksi olmaya özen göstermektedir.(akt. Özbay,1990:126) Özbay’a (1979) göre, 1950’den sonra sosyal hareketliliği sağlayan başlıca iki faktör eğitim ve göçtür. Bu dönemdeki pek çok araştırma eğitimli kadınların eğitim görmemişlere, kentte yaşayan kadınların ise kırda yaşayan kadınlara göre daha iyi bir şekilde yaşadığını göstermektedir.(akt. Özbay,1990:129) Kentte ev kadını olmak köyde yaşayan bütün genç kızların isteğidir. Kırsal kesimdeki yoğun işlerden kurtulmak için kentte yaşamak bir rüyadır. Aynı zamanda kentte yaşayan kadınlar için de ev kadını olmak tercih edilmektedir. Çiftçi’ye(1979)’ye göre, Kamuda çalışmakta olan kadınlar çifte iş yükü yaşadıklarından dolayı çalışmayı istememektedir.1973’te yapılan bir araştırmada evli ve genç olan kadınların çoğunun çalışmaktan mutlu olmadığı ortaya çıkmıştır.(akt. Özbay, 1990:129) Özbay ve Balamir’e (1978) göre, Bu dönemde köyde yaşayan anneler kızlarının kente yerleşmesini, kızlarının okumasını istemektedirler. Kemalist aydın kadının da etkisiyle, kadınlar kızlarını okutmak istemektedir. Köyde kızlar düzenli olarak okula gönderilmemektedir. Okulun yanında ev işlerine, çocuk bakımına vb. yardım etmeleri beklenir. 1980’den sonra erkeklerin çok çalışması erkeklerin aile sorumluluklarındaki etkisinin azalmasına, kadınların da daha fazla sorumluluk almasına yol açmıştır. Mesela, kadının erkeğe göre evin günlük alışverişini yapması daha da yaygınlaşmıştır. 1980 sonrasında kadınlar dışarıda çalışmasalar da çocuklarla ilgili sorunlar ve alışverişle ilgili olarak vakitlerinin büyük çoğunluğunu evin dışında geçirmektedir. Evdeki yeniden üretimde değişiklikler görülmüştür. Teknolojinin gelişmesiyle ev aletlerinin sayesinde kadınların ev içi işleri de etkilenmiştir. Eskiden çeşmede, akarsularda çamaşırları yıkarken artık çamaşır makin esi sayesinde yıkamak kolay hale gelmiştir.(akt.Özbay,1990:130) Kalaycıoğlu ve Çarkoğlu’na (2012) göre, Toplumsal cinsiyet rollerinde meydana gelen değişmeler ailenin yapısında da değişime yol açmıştır. Kadınların mesleklerinin olması, çalışma hayatlarına önem vermeleri, ev içindeki rolleri de değiştirmektedir. Aile içinde işbölümü talepleri de artış göstermektedir. 2.3.Çalışan anne ve çocuğu Yavuzer’e (1992) göre, Kadının çalışması aile hayatında bazı sorunlara neden olmaktadır. Bu sorunların başında, annenin çocuğuna yeterince vakit ayıramaması, evde olmadığı zamanlarda çocuğun bakılması ve buna bağlı olarak çocuğuyla sağlıklı bir şekilde iletişim kuramaması gelmektedir. (akt.Aktaş,1994:7) Razon’a (1990) göre, Annenin çalışmasının çocuklar üzerindeki etkisi incelenirken çocuğun yaşı, çocuğa kim tarafından bakıldığı, annenin eğitim düzeyi gibi faktörlere de bakılmaktadır. (Akt.Aktaş,1994:11) Çalışan anneler genellikle çocuklarını ihmal ettiklerini düşünüp, evdeki zamanlarının çoğunu çocuklarıyla geçirirler. Aktaş’a(1994) göre, Annenin çocuğuyla geçirdiği vaktin niceliği değil niteliği önemlidir. Annenin çocuğuyla sağlıklı bir şekilde iletişim kurması, ona güven ve sevilme duygusunu yaşatması önemlidir. Bu yüzden annenin evinde olduğu zamanlarda çocuğuna yeterince vakti ayırması gerekmektedir. Anne, çocuğun yaşına göre aile içi rolleri paylaştırmalıdır. Özellikle küçük yaştaki çocukların anneleriyle vakit geçirmeye daha çok ihtiyaçları vardır. Bu yaşta çocuğa sahip annelerin işten eve döndüğünde çocuğuna daha çok vakit ayırması gerekmektedir. Bu zaman hem çocuğu rahatlatıp hem de anne ile çocuk arasındaki ilişkiyi düzenler Yaptığımız araştırmaya göre ise Kamuda çalışan kadınların çalışma hayatlarının aile hayatlarına etkilerine bakılmış ve buna bağlı olarak kadınların aile hayatları incelenmiştir. Öncelikle çalışan kadınların demografik özelliklerindeki en yüksek oranlara bakıldığında, yaş aralığının %52,5’ini 30-39 yaş oluşturmaktadır. Kaç yıldır evli olduklarına bakıldığında, en yüksek oran olarak %26.3’ünün 10-14 yıl arası olduğu görülmektedir. Örneklemin %37.5’i aile/akraba çevresinden tanışmaktadır. Kadınların %48,1‘i 2 çocuğa sahiptir. %92.5’i üniversite mezunudur. Örneklemin yarısını memurlar, yarısını öğretmenler oluşturmaktadır. Çalışan kadının işinden memnun olma durumunda bulguların yüksek oranlarına bakıldığında, %92.5’i aile hayatını olumlu etkilediğini, %51.3’ü bir işte çalışmanın kadını güçlendirdiğini düşünmektedir. Çalışan kadınlar çalışma hayatında olduklarından memnun gözükmektedir ve çalışma hayatlarının aile hayatına olumlu etki yaptığını belirtmektedir. Çalışan kadının aile ilişkisi, ailedeki işbölümüne bakıldığında aile hayatında kararların alınmasında kadın daha ön planda yer almaktadır. Ev düzeni, çocuklar ve ev alışverişi ile ilgili konularda genellikle kararları kadın vermektedir. Aile ile beraber ara ara aktivite yapılmaktadır. Kadınların yarısı evdeki işbölümünü yeterli görmektedir. Evde çocuklar ve eşin yardımıyla, işbölümünün gerçekleşmesi kadına önemli ölçüde yarar sağlamaktadır. 38 Kadının eşi ile ilişkisi incelendiğinde, kadınların %68.8’i eşlerine yeterli vakit ayırdığını düşünmektedir. Eşleriyle sorumluluk konularında bazen sıkıntılar yaşanılmaktadır. Kadının ailesine yeterli vakti ayırmaması genellikle boşanma sebebi olarak görülmektedir. Kadının çocuklarıyla ilişkisi incelendiğinde %57.5’i çocuklarına yeterli vakti ayırdıklarını düşünmektedir. Kadınların çalışmaları çocuklarıyla ilişkilerine olumsuz etki etmemektedir. Kadınların çocuklarına ayırdıkları vakti yeterli buldukları, nitelikli vakit geçirdiklerini görülmektedir. Son yıllarda çalışan kadın sayısının giderek artmasıyla birlikte kadınlar iş ve aile hayatı arasında denge problemi yaşamaktadır. Kamuda çalışan kadınların bu dengeyi sağlaması iş saatleri, tatilleri ve işlerinin daha düzenli olması nedeniyle daha kolay olmaktadır. Elde edilen bulgular sonucunda, araştırmanın aile ve kadın açısından olumlu ve olumsuz tarafları ortaya çıkmıştır. Kadının çalışmasının aile ve kadın açısından olumlu taraflarına bakıldığında, öncelikli olarak kadınların büyük çoğunluğu çalışma hayatlarının kendilerini güçlü hissettirdiğini söylemektedir. Kadınların çalışma hayatına girmesiyle beraber aile yapısında da değişimler yaşanmıştır. Ailede kararların çoğunluğunun anne tarafından verilmesi de beklentinin tersine buna örnek teşkil etmektedir. Günümüzde erkeğin evi tek başına geçindirmesi daha çok zorlaştığından kadınların da çalışması gerekmektedir. Evin geçimine katkı sağlamaları da kadınların çalışmalarının önemli olduğunu göstermektedir. 39 Kamuda çalışan kadınlar genel olarak çalışmalarından memnun olduğunu belirtirken, kadınların yarıdan fazlası evde eşlerine, çocuklarına yeterli vakti ayırdıklarını düşünmektedir. Aile yapısının sağlıklı devam etmesi adına ailenin birlikte nitelikli vakit geçirmesi önem taşımaktadır. Kadının çalışmasının aile ve kadın açısından olumsuz taraflarına bakıldığında, ailenin sosyal aktiviteleri yerine getirmeleri düşük orandadır. En düşük seviyede yapılan aktivite sinema ve tiyatroya gitmektir. TÜİK (2011) araştırması verilerine göre de aile bireyleri en az sinema ve tiyatroya gitmektedir. Türkiye genelinde görüşülenlerin yalnızca 3,2’si,sık sık bu faaliyetleri yaptıklarını belirtmişlerdir. Oysa aileyle beraber yapılan sosyal aktiviteler de aile yapısı adına önem taşımaktadır. Eşlerin aileye yeteri kadar vakit ayırmaması, boşanma sebebi olarak görülmektedir. Bu yüzden aileye vakit ayırmak, beraber zaman geçirmek önemlidir. Araştırmada evdeki işlerin büyük çoğunluğunu kadınlar yapmaktadır. İşten eve yorgun gelen kadının ev işlerinin çoğunluğunu kendileri yapmasına rağmen beklentinin aksine ev içindeki işbölümünü yeterli gördükleri de ortaya çıkmıştır. Evdeki işbölümünü kadınların yarısı yeterli görmektedir. 40 Türkiye Aile Yapısı Araştırması’na (2011) bakıldığında da, en az iki kişinin yaşadığı hanelerde yapılan görüşmelerde evde yapılan günlük işlerin genellikle kim tarafından yapıldığı sorulmuştur. Evde teknik bilgi gerektiren işlerin baba/erkek çocuk tarafından, diğer işlerin ise anne/kız çocuk tarafından yapıldığı belirlenmiştir. Demiriz ve Yaşar’ın (2009) araştırmasında da Çalışan kadınların ev ve iş hayatını dengeleme konusunda genel olarak iki sorun ortaya çıkmıştır. Bu sorunlar hem evde hem de işte çalışan kadın olmaktan kaynaklanmaktadır. Kadınlara ev içinde eşleri yardımcı olsalar da bu yardım yeteri kadar olmamakta, ev işleri kadınların üstüne yığılmaktadır. Sonuç olarak, toplumsal düzen ve sağlıklı bir aile için kadınlar ve erkekler iş ve ev hayatı arasında denge kurmalıdır. Kadın eşi ve ailesinin desteğini alırsa bütün rolleriyle başa çıkabilir. İş için aileyi arka plana itmek ya da iş ve ev hayatı arasında dengeyi sağlayamamak toplumsal sorunlara neden olacaktır.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çalışan Kadın ve Annelik" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Nazlı ÇALIŞKAN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Nazlı ÇALIŞKAN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     4 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Nazlı ÇALIŞKAN Fotoğraf
Nazlı ÇALIŞKAN
Konya (Online hizmet de veriyor)
Psikolojik Danışmanlık Yüksek Lisans Mezunu
Sosyolog & Aile Ve Evlilik Danışmanı
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi50 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Nazlı ÇALIŞKAN'ın Yazıları
► Annelik Tutumları Psk.Pınar HOCAOĞLU
► Annelik Yapmak Mı,anne Olmak mı? Psk.Gülten İKİZOĞLU
► Mesaisi Bitmeyen Meslek: Annelik - Babalık Psk.Dnş.Sehir HİLOOĞLU
► "Anne" Olmadan Annelik Yapmak: Üvey Anneler ÇOK OKUNUYOR Psk.Bilgen SAĞ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,835 uzman makalesi arasında 'Çalışan Kadın ve Annelik' başlığıyla benzeşen toplam 27 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Erken Boşalma Nisan 2015
◊ Çocuklarla İletişim Nisan 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


13:09
Top