2007'den Bugüne 83,880 Tavsiye, 26,324 Uzman ve 18,763 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Kalp mi Beyin mi?
MAKALE #14674 © Yazan Uzm.Psk.Bahar Esin ERGİN | Yayın Mayıs 2015 | 2,267 Okuyucu
Hiç kalbinizle beyniniz arasında kaldınız mı? Bir şeyi mantığınız uygun bulmasa da istediğiniz? Ya da kalbinize söz geçiremediğiniz? Duygular mı dinlenmeli yoksa mantık mı? Bu ikilem belki de hepimiz için hayatımızın bir döneminde içsel bir çatışma yaratmıştır. Duygularımızın devreye girmesiyle birlikte mantığımızın onaylamadığı seçimler yapmaya ve kararlar vermeye başladığımızda, mantığımızın bizi engellemeye çalışan sesini çok yüksek bir tonda duymuş olabiliriz. Özellikle de konu duygusal ilişkiler olunca birçok zaman duygularımızla mantığımız arasında içsel bir savaş yaşayabiliriz. Kalbimizin ne dediğini tüm benliğimizle hisseder, sonrasında da beynimizin devreye girmesiyle bu sesi susturmamız gerektiğini düşünebiliriz.

Bazı kişiler çok mantıklı olmakla övünür. Hiçbir zaman duygularına “yenilmediklerini”, hep mantıklı olanı seçebildiklerini anlatırlar. Bu kişiler için duyguların ne büyük bir “tehdit” yarattığını bir düşünsenize. Duyguları sanki onları ele geçirmeye ve yenmeye çalışan bir düşman gibi! Bastırılması ve yok edilmesi gereken bir düşman…

Gerçekten de çoğu zaman duygular bizi korkutur. Duyguları dinlersek yara alabileceğimizden korkar ve canımız yanmasın diye duygularımızdan kaçmaya çalışırız. Ya da duyguları dinlemeyi “güçsüzlük” olarak algılar ve güçsüz gibi görünmemek ya da hissetmemek için duyguları yok saymayı deneriz. Belki de duygulara izin verirsek tamamen kontrolü kaybedebileceğimizi ve oradan oraya savrulabileceğimizi düşünürüz. Ya da olumsuz bir duygu hissedersek eğer, bu duygunun hiç geçmeyeceğini veya bu duyguyla başa çıkamayacağımızı hissederiz. Bunlar gibi birçok sebep yüzünden duygularımızı bir tehdit olarak algılamaya başlayabilir ve onları bastırmamız gerektiğini düşünebiliriz.

Duygusal bir yaşantı yüzünden acı çekerken bir diğeri için “boşver, üzülme” demek ne kadar kolaydır. Bir o kadar da anlamsız ve sinir bozucu… Bir kişi duygusal olarak acı çekerken diğerinin onu avutma niyetiyle söylediği tüm sözler beyinle söylenir. “Üzüldüğüne değmez.”, “Unut onu.”, “Zaten sana uygun biri değildi.” Tam da bu yüzden karşıdaki kişiye hiçbir şey ifade etmez. Aynı ona öğütler veren kişi gibi, acı çeken kişinin mantığı da bu acının durması gerektiğine inanabilir. Ama bu acının geçmesini mantıkla durdurmak biliriz ki mümkün değildir.

Duyguların bedendeki merkezinin kalp, mantığın ise beyin olarak konumlandırıldığını düşünürüz. Kalp yaramaz bir çocuk gibidir. Koşar, düşer, yara alır, kalkar, tekrar düşer, tekrar canı yanar, yine de isteklerinin peşinden koşmaktan vazgeçmez. Meraklıdır. Her istediğini gerçekleştirmek ister. Sevinci, üzüntüyü, acıyı, heyecanı doruklarda yaşar. Yaşıyor olduğumuzu hissetmemize yol açar. Beyin ise deneyimli bir yetişkin gibidir. Mantıklı olanı savunur. Kurallar koyar, sebep-sonuç ilişkileri kurar, açıklamalar yapar, kalbin spontanlığını durdurmaya çalışır. Yara almamaya, “uygun” olanı seçmeye programlıdır.

Peki bu durumda hangisini dinlemeli, hangisini seçmeli? Bu sorunun cevabı aslında oldukça basit. Kalp ile beyin arasından sadece birini seçip diğerini yok saymaya çalışmak, benliğimizin yarısını çöpe atıp yarım bir şekilde yaşama devam etmeye benzer. Nasıl ki “elimiz mi daha önemli ayağımız mı” seçemeyeceğimiz gibi (ve de zaten ikisinden sadece birini seçmemize ve önemli görmemize gerek olmadığı gibi) sadece kalbimizi ya da beynimizi seçemeyiz çünkü seçersek yarım kalırız. Her ikisi de bizim çok temel ihtiyaçlarımızı karşılamak için oradadırlar ve bizim ihtiyaçlarımızı karşılamaya çalışırlar. Sadece odaklandıkları ihtiyaçlar farklıdır. Örneğin biri “sevme” ihtiyacımızı karşılamaya çalışıyorken diğeri “güvende olma” ihtiyacımızı karşılamaya çalışıyordur. Ya da biri “heyecan duyma” ihtiyacımızı karşılamaya çalışıyorken diğeri “sahip olduklarımızı kaybetmeme” ihtiyacımızı karşılamaya çalışıyordur. Burada önemli olan bir ihtiyacımıza önem verirken diğerini yok saymamaktır.

Ortaya çıkan ihtiyacımız her ne ise oldukça önemlidir. Eğer ihtiyaçlarımızı önemli görmeyip onların farkına varmazsak gitgide kendimizden ve yaşam enerjimizden uzaklaşmaya başlarız. İhtiyaçlarımızı gidermedikçe yaşamdan keyif almak oldukça zorlaşır ve yaşam anlamsızlaşır. Bu sebeple de hem kalbimiz hem de beynimiz bize kendimizle ilgili çok önemli ihtiyaçlarımızı duyurmaya çalışmaktadır. İkisinden birini görmezden gelmek, bastırmak ya da yok etmeye çalışmak, onu susturmanın aksine daha çok alevlenmesine yol açar. Biz ne kadar onu yok sayarsak, o da o kadar çok ve kontrol edemediğimiz bir şekilde var olduğunu göstermeye çalışır. Aksine biz hem kalbimizin hem de beynimizin bizim için “iyiyi” istediğini bilirsek her ikisiyle de temasa geçebilir ve her ikisinin de bize fark ettirmeye çalıştığı ihtiyaçları fark edebiliriz. Kalple beyni birbirleriyle savaşan düşmanlar olarak görmek yerine her ikisini de “bizim için” çalışan dostlar olarak görebilirsek eğer aralarında bir uzlaşma sağlanması da mümkün olur.

Ne demiş atalarımız: “Akıl var, mantık var!”. Ama aynı zamanda kalp de var… Her ikisine de sahip çıkıp, her ikisini de benliğimizde bütünleştirmek dileğiyle…
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kalp mi Beyin mi?" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Bahar Esin ERGİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Bahar Esin ERGİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Bahar Esin ERGİN Fotoğraf
Uzm.Psk.Bahar Esin ERGİN
İstanbul
Uzman Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi5 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Bahar Esin ERGİN'in Makaleleri
► Bağlanma ve Beyin Psk.Dila HOTLAR
► Bay Dahi: Beyin Psk.Dnş.M. Burak OLGUN
► Beyin ve Öğrenme Psk.M. Emin BAKIRDEMİR
► Panik Atak mı Kalp Krizi mi? Psk.Merve EKŞİ
► Bağımlılık Bir Beyin Hastalığıdır. Psk.Melek SARIÇİÇEK
► Beyin, Yaratıcılık ve Zeka Psk.Dnş.Ahmet Vezir TAYLAN
► Travmatik Beyin Hasarı Psk.Engin OLGUN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,763 uzman makalesi arasında 'Kalp mi Beyin mi?' başlığıyla benzeşen toplam 87 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kıskançlık Hakkında Mayıs 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


02:08
Top