2007'den Bugüne 81,467 Tavsiye, 25,882 Uzman ve 18,113 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Sosyal Kaygı
MAKALE #14779 © Yazan Psk.Senem ÇOPUR | Yayın Mayıs 2015 | 2,049 Okuyucu
Yanı başınızda varlığı hissedilmeyecek kadar sessiz, belki mesafeli, belki fazla kibar görünen, sorulan sohbet amaçlı her hangi bir soruyu hafifçe kızararak, utana sıkıla cevaplayan insanlar hiç dikkatinizi çekti mi? Çoğunlukla böylelerinin “çekingen” ya da “utangaç” olduklarını düşünürüz. Oysa bazı kişiler bizde uyandırdıkları bu izlenimin ötesinde bir takım sorunlar yaşıyor olabilir. Sosyal Kaygı Bozukluğu insanlarla temasın söz konusu olabileceği durumlara yönelik olağanüstü kaygıdır ve kimi durumlarda aile/arkadaşlık ilişkileri akademik durum iş yaşamı vb. gibi kişinin hayatının farklı alanlarında ciddi sorunlar yaşamasına neden olabilir. Türkiye’de üniversite öğrencileri ile yapılan bir çalışmada katılımcıların %9’unun hayatının bir noktasında SKB yaşayabildiğine işaret ediyor.1
Bazı kişilerde kaygı iş toplantılarında söz almak veya insanların arasında yemek yemek gibi tek bir duruma yönelikken, bazılarında her sosyal temas aynı derecede sıkıntı yaratır. Kimileri ise sosyal iletişim alanlarında endişe duymamakla beraber, davranışları veya performanslarının başkaları tarafından değerlendirilmesinin söz konusu olabileceği (sunum yapmak mülakata girmek arkadaş davetlerde dans etmek vb.) durumlarda rezil olmak/utandırılmak gibi kaygılar yaşıyor olabilir. Bu tarz endişeleri yoğun olan kişiler genellikle böyle hallerden kaçınmaya çalışırlar. Ya da örneğin kalabalık toplantılarda bir köşeye çekilip geride durarak veya yakın oldukları kişilerin yanlarından ayrılmayarak kaygılarını belirli bir seviyede tutmaya çalışırlar. Araştırmacılara göre bu kaygı bozukluğu genetik geçiş, mizaç özellikleri, aile ortamı, tetikleyici olaylar, düşünsel tarzlar gibi farklı faktörün etkileşimi sonucu ortaya çıkabilir.2 Örneğin, yargılayıcı tutumlar sergilenen bir aile atmosferinde yetişen kişi, ilk gençlik yıllarında okul/arkadaş ortamında küçük düştüğünü hissettiği bir yaşantının da etkisiyle sosyal ortamlarda nasıl davranacağı ve nasıl görüneceğine dair yoğun kaygılar duymaya başlayabilir.
Bu kaygı, reddedilme, aşağılanma, utandırılma, uygunsuz bulunma gibi kişiyi ruhsal olarak yaralayabilecek durumlara karşı bir tetikte olma halinden ileri gelir. Fakat kişi kendi varsayımlarından dolayı tehdit yaratmayabilecek halleri de potansiyel tehdit olarak görür. Örneğin, ortamdaki her hangi birinin bambaşka bir nedenle takındığı memnuniyetsiz bir surat ifadesini kendi üzerine alınma eğilimi gösterebilir. Böyle anlarda kaygısı yükselir ve tamamen kendi sesi davranışları bedeni üzerine odaklanır. Adeta kendisiyle ilgili her duyumu bir mercek altında gibi yaşar. Kimisinde kaygı düzeyinin yükselmesiyle beraber terleme, titreme, sesin titremesi, kekeleme, mide bulantısı gibi bedensel sıkıntılar ortaya çıkabilir. Bu endişelerin yersiz ve aşırı olduğuna dair farkındalığa sahip olanlar bile gene de yoğun stres hissetmeye devam edebilirler. Zaman zaman hepimiz yeni yerler veya ortamlarda heyecanlanabiliriz lakin sosyal kaygı bozukluğu olanlar, bir kaç hafta öncesinden kaygı duymaya başlarlar. Bunlardan kaçınarak endişelerinden kurtulmaya çalışırlar ki bu da yanlış varsayımlarının değişmesi ihtimalini sıfırlar.
Eğer sıkıntılarınız ihtiyaçlarınızı sağlamanızı veya gündelik hayatınızın sorumluluklarını yerine getirmenizi engelleyecek seviyede ise psikolog ve psikiyatristlerden destek almanız gerekebilir. Eğer şikayetleriniz görece daha az yoğunluk ve sıklıkta ise kendi başetme yöntemlerinizi geliştirmeyi deneyebilirsiniz. Öncelikle kaygınıza dair farkındalığınızı arttırmakla işe başlamak gerekecektir. Hangi durumlarda kaygınız yükseliyor ve kaygı seviyeniz arttığında duygusal/zihinsel/fiziksel olarak neler yaşıyorsunuz gözlemlemeye çalışın. Farkındalık, bilinmezliğin getirdiği huzursuzluğu belli bir ölçüde üzerinizden atmanızı sağlar. Sosyal kaygı sorunu yaşayan kişiler endişeyle beraber bolca felaket senaryosu hazırlar. Sizin senaryolarınız nasıl şekilleniyor anlamaya gayret edin. Bu gözlemlerinizi not etmek faydalı olacaktır. Özellikle öteki kişilerin sizin hakkınızda ne düşüneceğine ya da ne hissedeceğine dair ürettiğiniz varsayımları takip edin. Not alarak bu senaryolarda olmasını beklediklerinizin ne kadarının objektif gerçeklere dayandığını ve ne kadarının gerçekleştiğini ayırdedebilirsiniz. Varsayımlarınızı sınamak için yakın ve güvenilir hissettiğiniz kişilerden destek alabilirsiniz. Mesela birlikte girdiğiniz bir sosyal ortamda yakınınızdan, insanların size olan yaklaşımlarını incelemesini ve sizin nasıl göründüğünüz/duyulduğunuza dair ufak gözlemler yapmasını rica ederek, sosyal aktivite sonrasında arkadaşınızın/yakınınızın gözlemleri ve sizin varsayımlarınızı karşılaştırabilirsiniz.
Kendi başınıza ve rahat olduğunuz bir anda en kötü ihtimal senaryosunu ve bunun olası olumsuz sonuçlarını önceden detaylı biçimde hayal etmek en büyük korkunuzla bir karşılaşmayı, hayali de olsa, deneyimlemenizi sağlayacaktır. Böylece bu senaryonun gerçekleşmesi halinde o sırada başetmek için neler yapabileceğinize dair de düşünme fırsatınız olur. Kendi yöntemlerinizi geliştirirken güvendiğiniz bir arkadaşınızın benzer bir durumda aynı kaygıyla başetmek için nasıl davranacağını ve neler yapabileceğini düşünmek de yardımcı olabilir. Başetme araçlarınızın arasına nefes egzersizlerini eklemeyi unutmayın. Kaygılanınca pek çoğumuzun nefes alış verişi düzensizleşir (kesik kesik soluma, nefesi tutma vs.). ve bu da neden olduğu bir takım bedensel hisler (sersemleme, çarpıntı vb.) ile beraber kaygı düzeyimizin artmasına neden olur. Böyle durumlarda burnunuzdan yavaş ve düzenli biçimde nefes alıp vermek, duygularınızla daha rahat başedebilir hale gelmenizde yardımcı olacaktır. Sosyal etkileşimle ilgili kaygı sorunları yaşayanlar pratik yapmak, varsayımlarını sınamak, kaygılarıyla yüzleşmek vb. için gurup terapilerinden de faydalabilirler.
Yüzleşilmeyen kaygılar yatağın altında sizi bekleyen dev canavarlara dönüşür ve orada size binbir korku salarak yaşamaya devam ederler. Kaygınızın hayatınıza engel olmasını istemiyorsanız içinizde bir yerde onunla tanışma zamanı gelmiş olabilir.

Uzm. Klinik Psk. Ayşen Senem Çopur

Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sosyal Kaygı" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Senem ÇOPUR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Senem ÇOPUR'un izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Senem ÇOPUR Fotoğraf
Psk.Senem ÇOPUR
İstanbul
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Senem ÇOPUR'un Makaleleri
► Sosyal Kaygı ile Baş Etmek Psk.Nazlıcan BALABAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,113 uzman makalesi arasında 'Sosyal Kaygı' başlığıyla benzeşen toplam 17 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Öfke Kontrolü Ağustos 2015
► Depresyon Mayıs 2015
► Tükenmişlik Sendromu Mart 2014
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


07:17
Top