|
|
Panik Atak mısınız?
|
EYVAHH!! PANİK ATAK MIYIM?? Panik bozukluk ani ve açıklanamayan belirtiler nöbetinin yaşandığı ve hissedildiği bir durumdur. Bu belirtiler genellikle nefes almada güçlük, kalp çarpıntısı, göğüs ağrısı, boğulma hissi, mide bulantısı, baş dönmesi, terleme, titreme gibi fizyolojik belirtilerdir. Kişi aniden nedenini bilmediği bir korku hissine kapılmakta, korkunç bir şey olacakmış gibi hissetmektedir. Öncelikli olarak psikiyatrik bir tablo olmakla birlikte, özellikle kalple ilgili yakınmaların ön planda oluşu nedeniyle hem hastada hem de hekimde bir kalp rahatsızlığı karşısında bulunduğu izlenimi uyandıran ve halen ilk başvurunun sıklıkla kalp hastalıkları uzmanlarına yapıldığı bir hastalık türüdür. Ani olarak ortaya çıkan ve panik kavramına yakışan yoğun bir sıkıntı (anksiyete) yaşantısı olarak adlandırılmaktadır. Acil başvurular arasında önemli bir oranı oluşturan ve toplum içinde gittikçe artan bir sıklıkta görülen bir hastalık olan panik atak oldukça ciddi bir bozukluktur. Panik bozukluklar çok sık ortaya çıkabilmektedir. Genellikle dakikalarca, bazen ise aylarca sürdüğü durumlar gözlemlenmektedir. Panik bozukluğun yaşam boyu görülme yaygınlığı erkekler için yaklaşık %2, kadınlar içinse %5’tir. Genellikle erken yetişkinlik dönemlerinde başlamakta ve stresli bir yaşam olayından sonra ortaya çıkmaktadır. Panik bozukluk agorafobiyle birlikte yada agorafobi olmaksızın tanılanmaktadır. Agorafobi halka açık yerler üzerine kişinin yetersiz kaldığı durumlarda yardım istemesinin ve kaçmanın mümkün olmadığı durumlar üzerine odaklanan bir takım korkulardan oluşmaktadır. Alışveriş, kalabalık ve yolculuk korkuları çoğu kez vardır. Agorafobisi olan hasta çoğunlukla evden çıkamaz yada bunu ancak büyük bir kaygıyla yapabilir. Panik nöbetinde anlaşılamayan tepkileri vardır. Bedenin hiçbir görünür dürtü olmaksızın, hayati tehlike varmışcasına normal fizyolojik tepkiyi göstermesidir. Panik hastaları, kalıtımsal olduğuna inanılır ve biyokimyasal faktörlerin önemli rol oynadığı bozukluklardır. Fakat panik nöbetleri, çoğunlukla organik bozukluk belirtileri gösterdiği için hasta kendinde kalp rahatsızlığı veya nefes alma bozukluğu olduğu sanır. Panik bozukluğun tedavisinde antidepresanlar ve anksiyolitikler biyolojik tedavi unsuru olarak belli düzeyde başarı göstermiştir. Bu amaçla kullanılan antidepresanlar; bağımlılık yapıcı özelliği olmayan, uyku verici özellikleri çok belirgin olmadığı için günlük yaşantıyı kısıtlamayan ilaçlardır. Bu nedenle herhangi bir sakınca yaratmadan uzun süre kullanabilirler. Her ilacın olduğu gibi bunların da bazı yan etkileri vardır. Mide bulantısı, iştah azalması, ağız kuruluğu, kabızlık, cinsel işlevle ilgili bazı yan etkiler gibi. Ancak bunlar herkeste görülmediği gibi; kullanımdan bir süre sonra geçebilen, katlanılabilen ya da iyileşme adına katlanılması gereken yan etkilerdir. Önemli olan tedaviden alınacak iyi sonuçlardır ve bu ilaçlarla panik ataklarının azaltılması ve önünün alınması mümkündür. Ancak ilaç tedavisi süresiz olarak devam etmelidir, çünkü kesildiğinde belirtiler kendini her zaman yeniden göstermektedir. Ayrıca panik bozuklukta ilaç tedavisinin yanında psikoterapide şarttır. PSİKOLOG
MÜGE EMEKSİZ
|
||||||
|
Kütüphanemizden İlginizi çekebilecek
diğer bazı makaleler:
|
||||||
|
|




