2007'den Bugüne 77,822 Tavsiye, 25,215 Uzman ve 17,448 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Çocukların Zor ve Soyut Kavramlarla İlgili Soruları ve Ebeveynlerin Verebilecekleri Yanıtlar
MAKALE #15006 © Yazan Uzm.Psk.Burcu ÇATALOĞLU SİNANGİN | Yayın Temmuz 2015 | 1,417 Okuyucu
ÇOCUKLARIN ZOR VE SOYUT KAVRAMLARLA İLGİLİ SORULARI VE VERİLEBİLECEK YANITLAR
İÇERİK:
 Doğum ile ilgili sorular ve verilebilecek cevaplar
 Cinsellik ile ilgili sorular ve verilebilecek cevaplar
 Ölüm ile ilgili sorular ve verilebilecek cevaplar
 Din, Allah ile ilgili sorular ve verilebilecek cevaplar
 Boşanma ile ilgili sorular ve verilebilecek cevaplar
ÇOCUKLARIN SORULARINI YANITLANIRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER;
• Göz teması kurulması, yakın bir mesafede karşılıklı oturulması
• Doğru bilgilerin verilmesi
• Yaşına ve gelişimsel özelliklerine uygun bilgilerin verilmesi
• Verilen bilgilerin kısa ve net olması, soru gelmedikçe ayrıntıya girilmemesi
• Kaygı yaratmayacak açıklamalar yapılması

DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN DURUMLAR
• Çocuğunuz soru sormuyorsa gelişimsel olarak bilgiyi almaya hazır olmayabilir. Bu durumda o sormadan bilgiyi vermek doğru değildir.
• Yaşı ilerlemesine rağmen çocuğunuz hala soru sormuyorsa daha önce bu konuda aldığı tepkilerden kaynaklanabilir (geçiştirme, kızma, endişelenme vb.) Bu durumda çocuk ile kurulan iletişime odaklanmak, var ise eksiklikleri gidermek gerekir.

DOĞUM İLE İLGİLİ SORULABİLECEK SORULAR VE VERİLEBİLECEK CEVAPLAR
• Bu sorular genellikle 3-4 yaşlarında başlar.
• Gebelik ve doğum ile ilgili bilgilendirmede, acılar ve sıkıntılar değil anne olmanın güzelliği vurgulanmalıdır.

«Bebekler nereden gelir?»
«Bebekler annenin içinden çıkarlar. Onlar annenin karnında yaşar ve büyürler. Orada sıcak ve güvenli bir bebek yuvası vardır. Bebek yeterince büyüdüğünde dışarı çıkar.»

«Ben senin karnına nasıl girdim?» (4-5 yaşta sık rastlanır)
4 yaştan önce «Bir çocuğumuz olmasını çok istiyorduk ve sen oldun, karnımda büyüdün.»
4 yaştan sonra kademeli olarak “Babanın vücudunda üretilen spermler, penis yardımıyla bir yolculuğa çıkarlar ve içlerinden bir tanesi annenin vücudunda bulunan yumurta hücresi ile birleşir. Bu birleşme sonucunda bebek oluşur ve anne karnında büyümeye başlar.”

“Anne karnındaki bebek nasıl nefes alır, nasıl yemek yer?”
“Bizim gibi yapamazlar. Hava ve yiyeceği annesinin karnından göbek kordonu ile alır. Bu uzun ve beyaz bir kordondur. Doğunca doktorlar bu kordonu keser ama bebeğin canı acımaz. Doğduktan sonra bu kordona ihtiyacı kalmaz, annesinin memesinden süt içer.”

“Ben nasıl doğdum?”
“Sen karnımdaki odacıkta büyüdükten sonra doktorlar seni dışarı çıkardılar.” (Sorarsa; karnımın altında bebeğin dışarı çıkabilmesi için oluşmuş açıklıktan denebilir)

“Neden erkeklerin bebeği olmaz?”
“Çünkü erkeklerin vücudunda bebeklerin büyümesini sağlayan küçük bir yuvacık yoktur.”

CİNSELLİK İLE İLGİLİ SORULABİLECEK SORULAR VE VERİLEBİLECEK CEVAPLAR

• Çocuğun bu konuda size soru sorması harika bir fırsattır çünkü doğru bilgileri almaları çok önemlidir. Ayrıca doğru bir cinsel eğitim ve kurulan sağlıklı bir iletişim cinsel istismarı önlemede atılabilecek önemli bir ilk adımdır.

“Bu (cinsel organ) nedir? Bunun adı ne?”
“(erkek çocuklar için) Bunun adı penis. Kalbin, burnun ve diğer organların gibi bu da senin bir organın. Penisinin altında duran torba ise senin testislerin.”
“(kız çocuklar için) Bunun adı vajina. Ellerin, gözlerin gibi vücudunda bir organ.”
(Günlük kullanımda pipi vb. kelimeler kullanılsa da bu soru karşısında orjinal terimleri kullanmak daha uygundur)

• Cinsiyet farklılığı ile ilgili sorular 2-3 yaşlarında başlar.
“Neden benim de ağabeyiminki gibi pipim yok?”
“Kızlar ve erkeklerin vücutlarında bazı farklar var. Kızların erkeklerin gibi cinsel organı vardır fakat farklıdır.”

“Babamın neden memeleri yok?”
“Yalnız annelerin memeleri olur ki, yeni doğan bebeklerini emzirebilsinler diye.”

“Evlenmemiş kişilerin de bebeği olabilir mi?”
“Evet. Her yetişkin kadın ve erkek bebek sahibi olabilir. Fakat evlenmeyi beklemeleri, bebeğin bir ailesi ve yuvası olması daha doğrudur.”

«Neden siz babamla aynı yatakta yatıyorsunuz?»
«Babanla ben evli olduğumuz ve birbirimizi çok sevdiğimiz için aynı yatakta yatıyoruz. Nasıl aynı evi, çocukları ve sevgiyi paylaşıyorsak aynı yatağı paylaşmaktan da çok mutlu oluyoruz.»

“Siz beni nasıl yaptınız?” (cinsel ilişkinin ayrıntısı ile ilgili ise)
“Babanın içindeki sperm benim içimdeki yumurta ile birleşti ve bu senin gelişimini başlattı.”

• Çocuk 7-8 yaşlarına geldiğinde, bu birleşmenin nasıl olduğu ise “anne-babanın yan yana yatması ve sevgi dolu olmaları” şeklinde açıklanabilir.
• Çocukların bir kısmı anne ve babaların cinsel yaşamı hakkında soru sorarlar. Cinsel bilgi verme adına anne-babanın çocuklarına cinsel yaşantılarından bahsetmesi uygun değildir.
• Cinsel yaşantıların çok özel konular olduğu ve başkaları ile paylaşılamayacağı ifade edilmeli.
• Cinsel organlar çeşitli adlandırmalar ile değil “vajina”, “penis”, “testis”, “meme” olarak öğretilmelidir.
• Cinsel ilişki sırasında çocuğun sizi görme olasılığını ortadan kaldırmak için yatak odanızın kapısını kilitli tutmalısınız.
• Anne babasının odasının özel alan olduğu mesajı verilmeli, kapıyı çalmadan girmemesi öğretilmeli, çocuğun odasına da kapısı çalınarak girilmelidir.
• Çocuğunuzun okul öncesi dönemde mastürbasyon yaptığını fark ederseniz, görmezden gelin, dikkatini başka yöne çekin, çocukla daha fazla vakit geçirin, oyun oynayın, resim yapın, gezin ve sohbet edin. Eğer işe yaramıyorsa ve çocuğun mastürbasyon yapma davranışı artıyorsa uzman desteği alın.
• Çocuğun ana-babasının vücudunu görmek ister. Bunu doğal olarak kabul etmek gerekir. Reddetme ve azarlama tepkileri gösterilmemelidir. Çocuk kendini suçlu hissetmemelidir.
• Cinsel özdeşim 3-4 yaşında başlar. 3-4 yaşından sonra cinsiyete uygun olarak giydirme ve rol beklentileri geliştirme, oyuncak seçimi, cinsel kimliğe uygun ebeveyn ile iletişim önem kazanır.
• Yetişkinler söz cinselliğe gelince, etrafta çocuklar varsa genellikle konuyu değiştirirler. Halbuki bu durumlar çocukları bilgilendirmek için iyi bir fırsattır. Onu ortamdan uzaklaştırmadan, dinlediğini unutmadan konuşmaya belli kurallar dahilinde devam edilebilir ve ona istenilen bilgiler ulaştırabilir.
CİNSEL İSTİSMARI ÖNLEMEK İÇİN EBEVEYNLERİN YAPABİLECEKLERİ

• Demokratik aile ortamında yetişen çocukların, cinsel gelişim sürecinde sorun yaşama olasılıkları azdır. Merak ettiklerini rahatlıkla sorabilir ve uygun yanıtlar alabilirler. Kendilerine olan güvenleri nedeniyle ve ne isteyip ne istemediklerini rahatlıkla ifade edebildikleri için cinsel istismara uğrama olasılıkları çok azdır. Çünkü bunu önleyebilirler.
• Çocuk ile açık iletişim kurulmalıdır.
• Çocuğa ilgi ve şefkat gösterilmesi, güven ve sevginin belirtilmesi gerekir.
• Sevmek sadece dokunmak, öpmek değildir. Bazen sevgi dolu bir bakış, bir sözün bile bunun için yeterli olabileceği anlatılmalı, model olunmalıdır.
• Aile fertleri ve yakın aile fertleri dışındaki başka kişilere fazla yaklaşmamaları öğretilmelidir. Akrabalarınıza güvenin ama yine de dikkatli ve izleyici olun.
• Yabancı insanlarla öpüşmemesi, yanına fazla yaklaşmalarına izin vermemesi ve kuşkulu davranışların neler olduğu kaygılandırmadan öğretilmelidir.
• Hayır deme becerisi öğretilmelidir. Günlük yaşamda hayır diyemeyen çocuk böyle bir durumda da “HAYIR” diyemeyebilir.
4-5 yaşta yapılması gereken açıklama
“Hiç kimsenin senin, özel yerlerine dokunmaya hakkı yoktur. Hiç kimsenin seni, kendi özel yerlerine dokundurtmaya da hakkı yoktur. Birisinin senden özel yerlerine dokunmanı istemesi ya da seninkilere dokunması saklayacağın bir sır değildir. Böyle bir şey olursa bana anlatmalısın. Mutlaka söylemelisin. Sır saklaman gerektiği doğrudur. Ama bu saklanmaması gereken kötü bir sırdır.”
4 yaş öncesi: «burası özel, başkaları dokunamaz, dokunan olursa hayır de ve bana söyle»

ÖLÜM İLE İLGİLİ SORULABİLECEK SORULAR VE VERİLEBİLECEK CEVAPLAR

• Ölüm ile karşılaşmak hepimiz için yıkıcıdır. Çocuklar ise bu dönüşü olmayan gidişin ciddiyetini kavrayamazlar. Ölen kişinin geri döneceğine inanırlar.
• Çocuklar her sabah kalkarlar, okula giderler, her akşam eve dönerler ve ertesi gün yine aynı şeyleri yaparlar. Hayat böyle kendini tekrar ederken ölen kişinin neden geri gelmediğini anlamak onlar için çok zordur.
• 2-3 yaşında çocuklar için ölüm gündelik hayatta var olan birinin artık orada olmamasıdır. «Baba öldü, baba gitti. Anne hayatta, anne burada.» Zaman içinde ölen kişinin geri dönmediğini fark ettikçe ölümün bir son olduğunu anlarlar.
• Yapılan araştırmalarda 3-4 yaşındaki çocukların ölüm ile yaşlanma arasındaki ilişkiyi kavrayabildikleri, genç insanların ölmesine öfke duydukları gözlenmiştir.
• Okul öncesi dönemde (5-6 yaş civarında) ve özellikle ilkokulun ilk yıllarında çocuklar ölümün bütün vücut fonksiyonlarının durması anlamına geldiğini giderek daha iyi anlarlar.
• 8 yaş ve sonrasında ölümün kaçınılmaz olduğunu, kendileri de dahil olmak üzere herkesin bir gün öleceğini anlamaya başlarlar. Bu dönemde özellikle anne babanın ölmesi ile ilgili kaygılar başlayabilir.
• Okul öncesi dönemde ölümü anlatmak için somut gerçekler yardımcı olabilir. (Örneğin; mezar ziyaretleri) Çocukların bilgiye, güvenceye (ihtiyaçların giderilmesi, düzen) ve verdikleri tepkilere anlayış gösterilmesine ihtiyaçları vardır.
 Ölümün yaşamın sonu olduğu,
 Ölen birinin geri dönmeyeceği,
 Bütün vücut fonksiyonlarının durduğu,
 Nefes alamayacağını,
 Yemek yiyemeyeceğini,
 Herhangi bir şey içemeyeceğini,
 Oyun oynayamayacağını,
 Düşünüp hissedemeyeceği uygun bir dille anlatılmalıdır.
VERİLEN TÜM BİLGİLERE RAĞMEN ÇOCUK BİR SÜRE SORU SORMAYA VE ISRAR ETMEYE DEVAM EDEBİLİR, BU DURUM DOĞAL KARŞILANMALIDIR.

«O nereye gitti?»
«O öldü, artık bizimle olamayacak. Onu özleyeceğiz, belki onu özleyip üzülüp ağlayacağız ama onu bir daha göremeyeceğiz. Onu özleyince fotoğraflarına bakabiliriz, onu bir daha göremeyeceğiz ama hala onu sevebilir ve özleyebiliriz.»

«Çok istersem, iyi olursam, yaramazlık yapmazsam, dua edersem geri gelir mi?»
«Hayır, ne yaparsak yapalım geri gelmeyecek. Ama biz evimizde onun için bir fotoğraf köşesi yapabiliriz.»
(Ölen kişinin fotoğraflarını kaldırmak, ondan konuşmamak duyguları erteler, çocuğun duygularını gizlemesine neden olur, ertelenmiş yas depresyona sebep olabiliyor.)

“Üşüyor mudur/Acıkıyor mudur?”
“Canlılar ölünce, hep yaptıkları şeyleri yapamazlar. Yemek yiyemez, üşümez, acıkmaz veya yorulmazlar. Bu yüzden o da üşümüyordur.”

“Sen de ölecek misin anne/baba?”
“Ben uzun süre yaşayacağım, senin yanında olacağım ve seni her şart altında koruyacağım.”

(Çocuğa onunla uzun bir hayat geçireceğinizi vaat etmek elbette risklidir, ama sizi kaybetme riskini dışarıda bırakan, güven veren bir telkine ihtiyacı vardır. Ayrılık kaygısını dışarıda bırakmak için uygundur)

DİN İLE İLGİLİ SORULABİLECEK SORULAR VE VERİLEBİLECEK CEVAPLAR

• Dini görüşünüz ne olursa olsun çocukların okul öncesi dönemde korkulardan, soyut kavramlardan uzak olmaları gerekir.
• Allah’ın/Tanrı’nın sevgi dolu, cezalandırmadan uzak, çocukları ve insanları seven, sağlıklı ve iyi olmamızı isteyen bir güç olduğunu bilmesi yeterlidir.
• “Allah sana günah yazar, Allah seni izliyor, Allah seni taş eder” gibi cümlelerin ve dini bilgilerin yoğun kaygı yarattığı görülebilmektedir.
• Dini inancınız yok ise, beden diliniz ve açıklamalarınız çelişkili görünebilir. Böyle bir durumda «Ülkemizde çoğu insan İslam dinine inanır. Müslümanlar Allah’ın, çocukları ve insanları seven, koruyan, sağlıklı ve iyi bir insan olmamızı isteyen bir güç olduğuna inanırlar.» diyerek açıklayabilirsiniz.
• Ebeveynin dini inancı yoksa bile içinde yaşadığı topluma uyum sağlayabilmesi için dini bilgiler vermek gereklidir.
• Çeşitli korku ve kaygıların başladığı ilkokul döneminde çocukların koruyucu bir güce inanıp dua etmeleri onları rahatlatabiliyor. Siz inanmıyorsanız gerekli durumlarda inançlı olan bir yakınınızdan dua etmek vb. konularda yardım isteyebilirsiniz. (Tabii ki ilk bilgiler çocuk sorduğu anda ebeveyn tarafından verilmelidir.)
• Eğer ebeveyn için de uygun bulunuyorsa; ergenlik dönemi ve sonrasında çeşitli dinler hakkında bilgi edinmesine, sorgulayıp özgür iradesi ile dini inancına karar vermesine İZİN VERMEK VEYA YÖNLENDİRMEK DOĞRU BİR YAKLAŞIMDIR.

BOŞANMA KARARI, SÜRECİ VE SONRASI İLE İLGİLİ SORULABİLECEK SORULAR VE
VERİLEBİLECEK CEVAPLAR

• Bilgilendirme öncesi şunlara dikkat edilmelidir:

 En önemlisi kesin kararlıysanız ve geri dönüş olasılığı kalmadıysa bilgilendirin.
 Çocuklara şu anda verilmesi gereken bilgiler nelerdir?
 Çocuklara büyüdükleri zaman açıklanmak üzere şimdilik gizli tutulabilecek bilgiler nelerdir ?
 Çocuklarla asla paylaşılmayacak, sonuna kadar mahrem kalacak bilgiler nelerdir ?
 Anne babanın çocuklarına neyi, ne zaman söyleyecekleri konusunda fikir birliğine varmaları gerekir.

• Boşanma sürecinde, terk edilen taraf bazen «mağdur» rolünü benimseyip acısının üstesinden gelebilmek için çocuklarını kendi tarafına çekmeye çalışabilir, onları sırdaş tayin edebilir, hatta dert ortağı yapabilir.
• Anne babasının, karı-kocalık ilişkilerindeki problemlerin haberdarı ve taşıyıcısı olmak yaşı ne olursa olsun bir çocuğa çok ağır gelir.
“Annen/baban ve ben artık ayrı evlerde oturmaya karar verdik. Çünkü artık birbirimizle evli kalmak istemiyoruz. Ben yakında başka bir eve taşınacağım, sen de annenle/babanla burada kalacaksın. Yarın seni yeni evime götüreceğim. Ne zaman istersen oraya gelebilirsin. Orada da yeni bir odan olacak, istediğin oyuncaklarını ve eşyalarını da oraya götürebiliriz ya da yeni oda için yeni eşya ve oyuncaklar alabiliriz.”
«Yine aynı okula gidecek, aynı sınıfta okuyacaksın. Öğretmenin de aynı kalacak.»
«Biz seni her zaman sevmeye devam edeceğiz. Anne ve baban olarak senin her zaman yanında olacağız.»

“Annemi/babamı seviyor musun?”
«Birbirimizi artık sevgili gibi sevmiyoruz, ama dost kalacağız, senin için gerektiğinde birbirimizle görüşeceğiz”»

“Yeniden evlenemez misiniz?”
«Hayır, ikimiz de yeniden evlenmek istemiyoruz. Evliyken mutlu değildik. Böyle daha mutluyuz.

ÇOCUĞU BİLGİLENDİRMEDE ANNE BABALARA GENEL ÖNERİLER

• Çocuktan talep geldiği zaman veya ana-baba gereksinim duyulduğunu hissettiği zaman verilen bilgi en uygunudur.
• Çocuğun yaşına ve gelişim dönemine uygun bilgilendirme yapılmalıdır.
• Ana-babalar, sorulara verdikleri yanıtların çocuk tarafından anlaşılamayacağını düşünürler. Kısa, gerçek ve net cevaplar bu tehlikeye yol açmaz.
• Çocukların yanıtlanması zor sorularında en önemli noktalardan biri de o soruya anında yanıt vermek zorunda olmadığınızdır. Üzerinde fazla düşünülmemiş yanlış ve hızlı bir yanıttansa, “Bana biraz zaman ver, bunu nasıl anlatacağımı düşüneyim, sana sonra cevap vereyim” diyerek gerekirse bir uzmana danışılmalıdır.
• Yetişkinin beden dili, konuşulanların içeriğinden ve kullanılan dilden daha önemlidir. Rahat ve kendinizden emin bir şekilde anlatmalısınız.
• Sözel bilgi verilirken önceden hazırlanılmış düşüncesi yaratılmamalıdır.
• Çocuk hangi ebeveyne soru yöneltiyorsa cevabı o ebeveyn vermelidir.
• Bilgi veren yetişkinle özdeşim, duygusal olgunluğu kolaylaştırdığı için cinsellikle ilgili konularda kız çocuğuna annenin, erkek çocuğuna ise babanın bilgi vermesi daha doğaldır fakat zorunlu değildir.
• Çocuk soru sormuyorsa bunun nedeni daha önceki yıllarda reddedilmesi veya baştan savma cevapların verilmesi olabilir.
• Sorulara sağlıklı cevaplar almak çocuğun anne ve babasına olan güvenini destekler.
• Çocuğun sorusunun altında herhangi bir kaygı olup olmadığını gözlemleyin, ilerleyen süreçte takip edin.

ÇOCUĞUNUZUN HANGİ DAVRANIŞLARI BİR UZMANA BAŞVURMANIZI GEREKTİRİR?

• Banyo yapanları uyarılmasına rağmen ısrarla izlemeyi sürdürmesi
• Sürekli ve ısrarlı olarak, kendinden daha küçük çocukları cinsiyet ve cinsellikle ilgili oyunlar oynamaya zorlaması
• Arkadaşlarını “doktorculuk” oynamaya ve üzerindeki giysileri çıkarmaya zorlaması
• Yabancı ya da yakın yetişkinler tarafından sarılıp, öpülmekten, dokunulmasından, iletişime geçmekten korkmak.
• Mastürbasyon yapma sıklığının artması.
• Sizden hiç ayrılmak istememesi, olağan dışı bir korkunun gözlenmesi
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Çocukların Zor ve Soyut Kavramlarla İlgili Soruları ve Ebeveynlerin Verebilecekleri Yanıtlar" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Burcu ÇATALOĞLU SİNANGİN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Burcu ÇATALOĞLU SİNANGİN'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Burcu ÇATALOĞLU SİNANGİN'in Makaleleri
► Erkeğin Kolektif Soyut Aklı Psk.Nazlı TUTAN
► Ergen Ebeveynlerinin Soruları Uzm.Psk.İrem BRAY
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,448 uzman makalesi arasında 'Çocukların Zor ve Soyut Kavramlarla İlgili Soruları ve Ebeveynlerin Verebilecekleri Yanıtlar' başlığıyla benzeşen toplam 29 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Çalışan Anne Misiniz? Nisan 2014
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


10:20
Top