2007'den Bugüne 88,146 Tavsiye, 27,305 Uzman ve 19,452 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Huzurevinde Kalan Yaşlılar ve Evde Kalan Yaşlıların, Depresyon ve Umutsuzluk Düzeylerinin Karşılaştırılması
MAKALE #15056 © Yazan Uzm.Psk.Bayram DUYSAK | Yayın Temmuz 2015 | 11,560 Okuyucu
Kısa Başlık:YAŞLILIK DEPRESYON VE UMUTSUZLUK DÜZEYİ

Huzurevinde Kalan Yaşlılar ve Evde Kalan Yaşlıların , Depresyon ve Umutsuzluk Düzeylerinin Karşılaştırılması

Bu araştırma huzurevinde ve kendi evlerinde yaşayan 65 yaş üstü yaşlıların depresyon ve umutsuzluk düzeylerini karşılaştırmak amacıyla yapılmıştır. Buradan hareketle öncelikle yaşlılığın tanımı, yaşlılık depresyonu ve umutsuzğu hakkında kuramsal bilgiler sunulmuştur. Bu araştırma kapsamına huzurevinde yaşayan 100; evde yaşayan 100 yaşlı alınmıştır. Katılımcılara Beck Umutsuzluk Ölçeği ve Beck Depresyon Ölçeği uygulanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde Spss paket programı kullanılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Umutsuzluk düzeyi, Depresyon ,Yaşlılık.

Yaşlılık: Tanım ve Kuramlar

Yaşlılık Nedir ?


Gelişim evrelerinden biri olan yaşlılığı Dünya Sağlık Örgütü (WHO) şu şekilde tanımlamıştır; “Yaşlılık; 65 yaşından büyük olup, bireyin çevreye uyum sağlayabilme yeteneğini kaybetmesidir.” ( Goldberg ve Chavin 1997) Dünya Sağlık Teşkilatı yaşlılıkla ilgili 1963 yılındaki yaptığı sınıflamasını gerontologlarla birlikte 1980’li yıllarda değişiklik yaparak aşağıda şekilde yapmıştır:

Genç yaşlı (young-old): 65- 74 yaş
Orta yaşlı (middle-old ): 75-84 yaş
İleri yaşlı (oldest-old ) : 85 ve üstü

2828 sayılı Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu da yaşlıyı; 60 yaşını dolduran kişiyi
yaşlı olarak kabul etmektedir (Türkmen, 2003). Yaşlanmayla birlikte hem biyolojik hem psikolojik pek çok değişikliğe uğranıldığı için, yaşlılık konusunu bilimin pek çok alt dalı incelemektedir. Örneğin Yaşlanmanın nedenini araştıran bilim dalı gerontolojidir. Yaşlanan bireylerde meydana gelen yapısal ve ruhsal bozuklukları, yaşlanmanın belirtilerini inceleyen bilim dalı ise simptomatolojidir.

Yaşlılık Kuramları

Yaşlanmayla ilgili çeşitli kuramlar mevcuttur. Bu bölümde bu kuramlar özetlenmeye çalışılacaktır. Bu kuramlar temel olarak biyolojik kuramlar ve toplumsal yaşlanma kuramları olarak ikiye ayrılmaktadır.

Biyolojik kuramlar, yaşlılıkla birlikte gelen biyolojik fonksiyonlardaki gerilemeyi açıklamayı amaçlar. Bu kuramların üç temel varsayımı vardır.
-Yaşlılık olayı tüm canlı türlerinde meydana gelen bir durumdur.
-Bu süreç zaman içinde ilerlemelidir.
-Süreç organizma üzerinde bozucu, tahrip edici bir etki yaratarak sonuçta sistemin
çökmesine neden olmalıdır (Onur, 2000 ; Yahyagil, 1996).

Yaşlılıkla ilgili formüle edilmiş biyolojik kuramlardan bazıları şunlardır: Aşınma-yırtılma kuramı, oto-bağışıklık kuramı, çapraz bağlantı kuramı, hücre ile ilgili yaşlılık kuramı, genetik programlama, DNA’nın onarımı, kopya yanlışlarının birikmesi ve metabolik artıklardır. (Onur, 2000 ; Yahyagil, 1996).

Toplumsal yaşlanma kuramları ise; yaşlanmış bireylerin toplumsal yapıyı nasıl etkilediğini ve toplumsal yapıdan nasıl etkilendiğini açıklama amaçlıdır.

Toplumsal yaşlanma kuramlarının bazıları şunlardır; Kopya ayrışma kuramı, aktivite kuramı, rol bırakma kuramı, toplumsal değiş-tokuş kuramı, yaş grubu tabakalaşması, etiketleme kuramıdır.Bunlardan faklı olarak yaşlanmayla ilgili psikolojik teoriler de Erikson’un Teorisi ve Jung’un Kuramı şeklindedir. ( Sökmen, 2008).

Yaşlılıkta gözlenen değişimler


Yaşlıların huzurevlerinde yaşamayı tercih etmelerinin ya da yakınları tarafından bu kurumlara bırakılmak istenmelerinin pek çok sebebi vardır.Bu sebeplerden biri;yaşlılıkta yaşanan fizyolojik değişikler ve bu değişiklikler için gerekli olan özenli bakımın karşılanması içindir.Yaşlılıkta yaşanan fizyolojik değişikliklerin başlıcaları şunlardır; Akciğerde elastisite azalır, kaburga kıkırdakları kemikleşir. Damarlarda ateroskleroz oluşumu artar. Kalp, karaciğer,böbreklerde bağ dokusu artar. Sindirim kanalı peristaltizmi ve sekresyonları azalır.İskeletin mineral içeriği azalır.Kas dokusu azalır, yağ oranı artar.Duyu organları zayıflar.Hormonlar azalır.Glükoz toleransı azalır. Bazal metabolizma düşer.Bir de Günlük Yaşam Aktiviteleriyle ilgili (GYA) Banyo yapma, giyinme, tuvalete gitme, yataktan ve sandalyeden kalkabilme, idrar ve dışkı kontrolu ve yemek yeme gibi ve Aletli Günlük Yaşam Aktiviteleriyle (AGYA) ilgili Telefon kullanma, ulaşım, yemek hazırlama, alış-veriş ve ev işlerini yapma, çamaşır yıkama, kendi ilacını içebilme ve kendi parasının hesabını yapabilme gibi yetersizlikler vardır.Özellikle 85 yaş ve üstü yaşlılarda düşme ve kırıklar, idrar tutamama, işitmede ve görmede zayıflık, depresyon, demans, inme gibi nedenlerden dolayı yetersizlikler oluşur ( Önal, bt ).

Yaşanılan Yerin Geleceğe Yönelik Beklentiye Etkisi

Gelişim sürecinin bir getirisi olan yaşlılığın;hem fiziksel hem psikolojik hem de sosyolojik yönleri vardır.Kişinin yaşamının kaçınılmaz bir parçası olan yaşlılık dönemini,en mutlu şekilde geçirmesi,bakımının yapılabilmesi amaçlı kurulan huzurevleri;günümüzde pek çok kişinin tercihi olmuştur.Bu araştırmada huzurevlerinde yaşayan yaşlılarla evde yaşayan yaşlıların geleceğe yönelik beklentilerinin umutsuzluk düzeyine etkisi ele alınacaktır (Aydın ve İşleyen, 2004).

Huzurevi Tercihini Etkileyen Faktörler

Hem sağlıklarıyla ilgili özel bakım gerektiren ihtiyaçlarının karşılanabilecek olması hem de günlük yaşam aktivitelerinin yerine getirilmesini sağlayacak olan huzurevleri yaşlılar ve yakınları tarafından tercih edilmektedir ancak yaşlıların huzurevlerini tercih etmelerini etkileyen çeşitli faktörler vardır. Yaşlıların % 34.0’ü huzurevi ücreti pahalı gelmezse huzurevinde yaşamayı düşünmektedir. “Yaşlıların sağlık durumlarına göre hareket güçlüğü olduğunda huzurevinde yaşamayı düşünmesi eğitim durumundan etkilenmektedir. Yaşlının idrar inkontinansı ve fekal inkontinansı olduğunda huzurevinde yaşamayı düşünmesi yaşa bağlı olarak anlamlı çıkmaktadır.Anlamlı farklılık 65 ve daha küçük yaştakilerle 81 ve daha büyük yaştaki yaşlılar arasındadır. Yaşlıların sosyal durumlarına göre eğitim düzeyi yükseldikçe huzurevinde yaşamayı düşünmelerinin arttığı belirlenmiştir.Yaşın etkisi incelendiğinde ise, yaşlının bakacak yakını olmadığında huzurevinde yaşamayı düşünmesi önemli bulunmuştur.“Ailem beni istemediğinde” ve “kendimi tek başıma hissettiğim zaman” ifadeleri çocuk sahibi olma durumuna göre farklılık göstermektedir.” (Arpacı ve Ersoy,2009). Bu araştırma sonucunun da desteklediği gibi yaşlıların fizyolojik,psikolojik,sosyolojik ve ekonomik durumu gibi etkenler, huzurevinde yaşamaya ilişkin görüşleri etkilemektedir. Bunun haricinde kurumda yaşayan yaşlılar da Otelcilik ile Sağlık ve Sosyal Servis hizmetlerinin önemini vurgulamışlardır. sakinler çoğunlukla ekibi ve görevleri tanımakta, temel ihtiyaçlarının iyi bir şekilde karşılanmasının yanı sıra bu ihtiyaçlarını karşılayan ekip ile sıcak, samimi ve onların düşüncelerine önem verilen ilişkiler içinde olmayı istemektedirler (Vatan ve Gençöz, 2004) . Yani sadece huzurevi tercih etme değil;orada yaşamını sürdürmeyi de etkileyen faktörler vardır.

Yalnız kalma korkusu;ölüm korkusu gibi etkenlerin varlığı huzurevinde yaşamayı tercih etmeye sebep olmaktadır çünkü bu kurumlarda yaşlılar yalnız kalmaz, aksine fazla sayıda akranı ve görevlilerle birlikte olurlar.Bu da yalnız kalma,sakatlanıp yardım isteyememe,bayılıp kimse tarafından bulunmama,yalnız başına ölme gibi korkularla baş etme açısından huzurevi tercih sebebi olmaktadır. “Huzurevlerinda yaşan Bireylerin büyük çoğunluğu kesin depresyon ve orta düzeyde ölüm kaygısı yaşamaktadır, ayrıca; büyük çoğunluğu orta derecede bağımlıdır.” Çalışmada yaşlıların Geriatrik depresyon ve ölüm kaygısı yaşadığı görülmüştür.Araştırmaya katılan bireylerin %50.6'si sağlığını orta düzeyde algıladığını, %95.1'i sağlığının fiziksel hareketlerini etkilediğini, %55,6'sı kronik hastalığı olduğunu ve %97.5'i ilaç kullandığını belirtmiştir. (Top, Saraç ve Yaşar 2010). Görüldüğü gibi yaşlıların ciddi sağlık sorunları ve bunun haricinde geriatrik depresyona bağlı sorunları vardır ve bunların üstesinden tek başlarına gelmeleri zor olabileceği için bakım evleri tercih edebilmektedirler.

Sonuç olarak; huzur ve bakımevlerinin tercihini etkileyen çok fazla faktör vardır ve bunlardan bir kısmı şunlardır: Yaşlılardaki çocuk ve torun sayısı, ekonomik durum ve gelir düzeyi, maaşının olup olmaması, evli-bekar-dul olma, cinsiyet, yaş, eğitim durumu ve okuryazar olma, sağlık durumundaki ciddiyet, içinde olduğu toplumun kültürel özellikleri ve yaşlıya verilen değer, ailesi tarafından istenmeme durumu, evde yalnız kalması durumunda güvenliği ve ev kazalarına maruz kalma ve bu kazalarla baş edebilme gücü, bakımı için kendi evinde bir yardımcıyla yalnız kalması durumunda istismar, ihmal, dolandırılma ve şiddet ihtimalleri, günlük hayatını devam ettirmesi için gerekli olan temel ihtiyaç temin etme güçlüğü-alışveriş yapabilme durumu-, sağlık hizmetlerine erişebilme imkanı, sosyal hayatın devamını sağlama ve sosyal destek ihtiyacı, coğrafi yapını, yaşam koşullarının, alt yapının fiziksel güçlük çeken yaşlılara uygun ve kullanışlı olması, konut ve yaşam alanlarının tasarım yetersizlikleri, ulaşım araçlarının ve toplu taşımanın kullanımındaki zorluklar, toplum tarafından dışlanma korkusu, yaşlı göçmenlerin adaptasyon problemleri, zihinsel ya da fiziksel engel sahibi olma, doğal afet ve acil durumlar sırasında ve sonrasında beslenme, barınma, tıbbi bakım gibi hizmetlerden yararlanabilme, günlük yaşam aktivitelerini ve aletli günlük yaşam aktivitelerini yerine getirmede yetersizlikler gibi faktörler yaşlının huzurevinde yaşamayı tercih etmesini sağlayabilir.

Depresyon ve Yaşlılık

Depresyon yaşlı nüfusu etkileyen yaygın psikiyatrik bozukluklardan biridir.Tedavi edilmediğinde olumsuz sonuçlara yol açabilirken, doğru tanı ve tedavi ile yaşlının yaşam kalitesi arttırılabilir. “Yaşlanma sürecinde beyinde gelişen nörobiyolojik değişiklikler ve diğer sistemlerde ortaya çıkan işlev bozuklukları bilişsel ve bedensel işlevleri etkilediği için yaşlıda depresyonun tanınması güçleşmektedir. Bedensel hastalıkların, zihinsel ve ruhsal diğer hastalıkların varlığı, bireyin genel sağlık durumu, kullandığı ilaçlar da depresyon tablosunu karmaşık hale getirmektedir’’(Kaya,1999). “Yaşlılıkta artan psikolojik yetiler vardır. Bunlar bilgelik ve ağırbaşlılığın belirginleşmesi, mantıklı ve doğru düşünmenin daha sağlıklı olması, muhakemenin güçlenmesi, yerinde yargılara daha kolay varabilmesidir. Ancak bununla birlikte yaşlılarda, yaşam sürecinde karşılaşılan sorunların yarattığı gerilimin artması ve çocukların evlenmesi ya da eşlerin kaybı sonucu yalnız kalma duygusu ile psikolojik belirtiler de ortaya çıkabilir (Toprak ve ark 2002). Erikson yaşlanma işleminin hoşnutsuzluk ve ümitsizlik duygularıyla sonuçlandığını vurgulamıştır. Hoşnutluk (mutluluk), kişinin hayatının son derece iyi geçtiğini belirten bir duygudur. Geçmiş hiçbir zaman değiştirilemez. Fakat her zaman şimdiki zamanla geçmişi birleştirmemiz ve sonuçlardan memnun olmamız mümkündür. Bu tür insanlar "Bu şartlar altında en iyi hayatı yaşadım" derler. Erikson'a göre buna inanan bireylerin ölüme karşı korkuları yoktur (Ziyalar 1982). Bu araştırmalar gösteriyor ki; yaşlılıkla birlikte hayattan beklentiler faklılaşmaktadır. Bu farklılaşmada yaşanılan yerin etkisinin varolduğu düşünülmektedir. Depresyon yaşlı nüfusta en sık görülen psikiyatrik bozukluktur ve çeşitli çalışmalarda, 65 yaş üstü bireylerin %10-25’inde önemli düzeyde depresyon saptanmıştır. Çeşitli araştırmalar da yaşlıların yaşadığı bu depresyon durumunu ve geleceğe yönelik umutsuz olmalarını yaşadıkları yerin kendi evleri ya da bir bakımevi olmasıyla ilişkilendirmiştir. İndiana State Üniversitesi’nde sosyal çalışma öğrencileri tarafından yapılan araştırmaya göre, uzun sure huzur evinde yaşayan yaşlıların kendi evlerinde yasayan yaşlılara göre daha çok antidepresan kullanma ve depresyona gireme olasılığının daha yüksek olduğu bulunmuş.Araştırmaya göre Orta-batı indiana’da yaş ortalaması 81 olan 272 kişilik bir araştırma grubunda, hastaların sıklıkla depresyona girdiği ve antidepresan ilaçları kullandığı belirlenmiştir.Araştırma sırasında huzur evinde kalanların %30’unun depresyona girdiği görülmüştür.fakat evde bakim gören yaşlıların %11’inin depresyona girdiği görülmüştür.Huzur evlerinde yaslıların yarısından çoğuna, yaklaşık %62’sine, antidepresan veriliyor. Evde bakım görenlerin ise sadece çeyreğine antidepresan veriliyor. (akt. Shapuras, J. ve Egan, L.ScienceDaily , 2008). Huzurevlerinde yaşam ve evde yaşamın umutsuzluk ve depresyon açılarından pek çok araştırmaya konu olmuştur ancak sonuçları hep aynı doğrultudadır.Araştırmalar gösteriyor ki huzurevlerinde yaşayan bireylerde depresyon,kaygı ve umutsuzluk oranları daha yüksek (Şahin ve Yalçın, 2003). “Huzurevinde veya kendi evinde yaşayan yaşlılarda depresyon sıklıklarının karşılaştırılması” adlı makalelerinde bu konuyu Geriatrik Depresyon Ölçeği kısa formundan 15 soru ile ölçmüş ve aynı sonuca ulaşmıştır.

Bununla birlikte yapılan bazı araştırmalar umutsuzluğun cinsiyet ve çocuk sahibi olmayla ilişkili olmadığını göstermiştir.Ancak okuryazar olmayanlar, daha yaşlı olanlar, bekarlar, kendini daha yalnız hissedenler, önemli bir hastalığı olanlar, huzurevine gitmek isteyenler, sosyal güvencesi ve geliri olmayanlar, boş zamanlarında ibadet edenler, çocuklarıyla birlikte yaşayanlar, sıkıntısını paylaşacak kimsesi olmayanlar, dışarıya çıkıp gezemeyenler, istediği zaman istediği sıklıkta banyo yapamayanlar, istediği zaman yatıp dinlenemeyenler ve istediği yemekleri yiyemeyenlerde yaşam doyumu ve geleceğe yönelik umut diğerlerine göre daha düşüktür. "Yaşam doyumu sağlanması için yaşlıların zevkle yapabilecekleri, yorucu ve tehlikeli olmayan işlere yönelmeleri önemlidir. Çalışmak kişinin bir işe yaradığı, toplumda bir statüsü olduğu, emeğinin değerlendiği duygusunu yaşamasını ve kendini daha zengin bir içerikle tanımlamasını sağlar. Bu da psikolojik sağlıkla sonuçlanır"(Dökmen, Y. 1997) .

Yöntem
Örneklem
Bu çalışma 60-90 yaş arası , evde yaşayan yaşlılar ve huzurevinde yaşayan yaşlılardan cinsiyet gözetmeksizin rastgele seçilmiştir.Bu çalışmada denekler seçilirken en az ilkokul mezunu olmaları ve gelir düzeyi olarak en az emekli maaşı kadar bir gelirleri olması göz önünde bulundurulmuştur.

Ankara ili'nde evde kalan 100 yaşlı , karşılaştırma grubu olarak yine Ankara ili'nde huzurevinde yaşayan 100 yaşlı seçilmiştir.Deneklerin baskı altında kalmamaları ve sağlıklı bilgiler verebilmeleri için hiçbir zorlama olmadan kendi istekleriyle ankete katılmaları istenmiştir.Bu doğrultuda deneklere önceden hazırlanmış anket soruları sunulmuştur.Deneklere verilen anket sorularını , kendileri çözmeleri istenmiştir.

Veri Toplama Araçları:

Bu çalışmada Beck umutsuzluk ölçeği ve Beck depersyon ölçeği kullanılmıştır.Çalışma sırasında deneklerin yaş,cinsiyet ve eğitim durumu veri toplama araçları üzerine kayıt edilmiştir.

Beck Depresyon Ölçeği: Beck ve ark. tarafından (1961) geliştiririlen ölçek, 21 maddeden oluşan Karamsarlık , Başarısızlık Duygusu , Doyum Almama , Suçluluk Duyguları, Huzursuzluk, Yorgunluk, Uyku Bozukluğu, İştah Azalması, Kararsızlık Sosyal Çekilme gibi depresif belirtilere ilişkin 21 maddeden oluşan bir ölçektir.Maddeler 0'dan 3'e kadar sıralanmıştır. Her madde depresyona özgü bir davranışuı belirleyen dört dereceli kendini değerlendirme ifadesi içermektedir. Ölçeğin amacı, depresyon belirtilerini nicel olarak belirlemektir. Ölçeğin geçerliliği ve güvenirliliği ile ilgili çalışmalar yapılmıştır (Teğin 1980 ,akt.Hisli 1988).

Beck Umutsuzluk Düzeyi: Bireyin geleceğe yönelik olumsuz beklentilerini belirlemek amacıyla Beck ve ark. tarafından 1974 yılında geliştirilmiştir.Ülkemizde bu ölçeğin Türkçeye uyarlama çalışması Seber(1991) ve Durak(1994) tarafından yapılmıştır.20 maddeden oluşan 0 – 1 arasında puanlanan bir ölçektir.Alınan puana göre bireyin umutsuzluk düzeyi ölçülür , yüksek puan alan kişide umutsuzluğun yüksek olduğu varsayılır.Puanların olası değişkenliği 0 ile 20 arasındadır. 1. , 6. , 13. , 15. ve 19. sorular gelecek ile ilgili duyguları , 2. , 3. , 9. , 11. , 12. , 16. , 17. ve 20. sorular motivasyon kayıbını 4. , 7. , 8. , 14. ve 18. sorular gelecek ile ilgili beklentileri ifade etmektedir.
İşlem:
Verilerin analizi SPSS 15.0 istatistik programı ile yapılmıştır.Bu analizde bağımlı örneklem T Testi kullanılmıştır.

Çalışmanın amacı ve sorular

Bu araştırma huzurevinde kalan yaşlı bireylerin geleceğe yönelik beklentilerinin; depresyon ve umutsuzluk düzeyleri üzerine etkisi araştırmak amacıyla yapılmıştır.
Sorular:
1. Huzurevinde yaşayan yaşlıların depresyon düzeyleri evde yaşayan yaşlılara göre daha yüksektir
2. Huzurevinde yaşayan yaşlıların umutsuzluk düzeyleri evde yaşayan yaşlılara göre daha yüksektir.

Gizem Aytaç, 090320170
Bayram Duysak, 090320161
Ufuk Üniversitesi, Nisan 2012, ANKARA

KAYNAKLAR
Aksüllü, N. ve Doğan, S. (2004) Huzurevinde ve Evde Yaşayan Yaşlılarda Algılanan Sosyal Destek Etkenleri İle Depresyon Arasındaki İlişki. Anadolu Psikiyatri Dergisi 5:76-84
Arpacı, F. ve Ersoy,A.F. (2009). Evde Yaşayan Yaşlıların Huzurevinde Yaşamaya İlişkin Görüşleri. Aile ve Toplum Dergisi, 18(5),87-97
Aydın, İ. ve İşleyen, S.(2004) Huzurevinde Kalan Yaşlıların Geleceğe Yönelik Umutsuzluk Düzeylerine Etkisi.*Atatürk Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Dergisi, 7(3), 19-25.
Devlet Planlama Teşkilatı- (2007). Türkiye’de Yaşlıların Durumu ve Yaşlanma Ulusal Eylem Planı
Goldberg TH, Chavin SI. (1997). Preventive medicine and screening in older adults. J Am Geriatric Soc; 45: 344-354.
Göktaş, K. ve Özkan, İ. (2006). Yaşlılarda Depresyon. Psychiatry in Türkiye 8(1),30-37
Gülseren, Ş. Koçyiğit, H. Erol, A. Bay, H. Kültür, S. Memiş, A. ve diğeri (2000). Huzurevinde Yaşamakta Olan Bir Grup Yaşlıda Bilişsel İşlevler,RuhsalBozukluklar, Depresif Belirti Düzeyi ve Yaşam Kalitesi. Turkish Journal of Geriatrics Geriatri 3(4), 133-140
Gümüş, A. B. Özgür, G. ve Yıldırım, S. (2007). Huzurevinde Yaşayan Yaşlıların
Umutsuzluk Düzeyleri ve Etki Eden Faktörler.*Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okul
Dergisi 23(2), 105-116.
Kaya B (1999) Yaşlılık ve Depresyon I: tanı ve değerlendirme. Türk Geriatri Dergisi, 2: 76-82.
Maral, I. Aslan, S. İlhan, M. N. Yıldırım, A. Candansayar, S.ve Bumin, M. A. (2001). Depresyon Yaygınlığı ve Risk Etkenleri: Huzurevinde ve Evde Yaşayan Yaşlılarda Karşılaştırmalı Bir Çalışma. Türk Psikiyatri Dergisi 12(4). 251-259
Onur, B. (2000). Gelişim Psikolojisi: Yetişkinlik, yaşlılık, ölüm. (5. baskı) Ankara: İmge Kitabevi.
Önal, A.E., (bt.) Gerontoloji Demografik Özellikler Epidemiyolojik Ölçütler. Ders Notu.
Özben, Ş. (2008). Yaşlılarda Umutsuzluk. Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Dergisi 23. 136-151
Shapuras, J. ve Egan, L. (May 8, 2008) Elderly In Long-Term Care Setting Suffer Depression More Than Those Cared For At Home. ScienceDaily.
Sökmen, D. Ç. (2008) Huzurevinde Kalan Yaşlıların Huzurevindeki Yaşamlarına
İlişkin Algıları, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi)
Şahin E.M. ve Yalçın B.M. (2003). Huzurevinde veya kendi evinde yaşayan yaşlılarda depresyon sıklıklarının karşılaştırılması. Geriatri- Turkish Journal of Geriatrics
6(1), 10-13
Top, F.D. Saraç, A. ve Yaşar, G. (2010). Huzurevinde Yaşayan Bireylerde Depresyon Düzeyi, Ölüm Kaygısı ve Günlük Yaşam İşlevlerinin Belirlenmesi. Klinik Psikiyatri Dergisi, 10(13), 14-22.
Toprak, İ., Soydal, T., Bal, E. ve ark. (2002). Yaşlı Sağlığı, T.C. Sağlık Bakanlığı
Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Ankara.
Tümerdem, Y.(2006).Gerçek Yaş. Turkish Journal of Geriatrics Geriatri. 9(3). 195-195
Türkmen, B. (2003). “Mesleki Eğitimin Esasları Bağlamında Sosyal Hizmet Eğitimine Yeni Model Önerisi”, Kastamonu Eğitim Dergisi, 11(2): 269-276
Vatan, S.ve Gençöz, T. (2004). Huzurevinde Yaşayan Sakinlerin Kuruma Yönelik Düşünce ve Beklentileri:Niteliksel Bir Çalışma. Kriz Dergisi. 12(2), 19-32
Yahyagil, M.Y. (1996). Toplumsal değişim sürecinde yaşlılık ve yaşlılara yönelik hizmetlerin incelenmesi. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Ziyalar, A. (1982). Gerontoloji. Sosyal Psikiyatri. Önsöz Matbaası. 170-191
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Huzurevinde Kalan Yaşlılar ve Evde Kalan Yaşlıların, Depresyon ve Umutsuzluk Düzeylerinin Karşılaştırılması" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Bayram DUYSAK'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Bayram DUYSAK'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Bayram DUYSAK Fotoğraf
Uzm.Psk.Bayram DUYSAK
Konya (Online hizmet de veriyor)
Uzman Klinik Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi7 kez tavsiye edildiİş Adresi Kayıtlı
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Bayram DUYSAK'ın Yazıları
► Giden mi Kalan mı Terk Eden Mi Psk.Burcu ATATÜR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,452 uzman makalesi arasında 'Huzurevinde Kalan Yaşlılar ve Evde Kalan Yaşlıların, Depresyon ve Umutsuzluk Düzeylerinin Karşılaştırılması' başlığıyla benzeşen toplam 34 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
◊ Personalar ve Biz Haziran 2015
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


21:43
Top