Arama : | Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!



Kardeşler Arasında Kıskançlık
MAKALE #15093 © Yazan Uzm.Psk.Sinem MALKOÇ | Yayın Temmuz 2015 | 942 Okuyucu
Kardeşler arasında kıskançlık

Hayatınızı sadece bir değil, belki iki, üç, dört veya daha fazla çocukla paylaşma arzunuz var mı? O zaman sadece doğru zaman hakkında değil, ayrıca çocuğunuzun bu yeni duruma nasıl tepki vereceği konusunu da düşünüyorsunuzdur.
Kardeşler birbirlerini seçemezler. Kardeşler vardır.

Şüphe götürmeyen hususlar:

Kardeşlerin gelmesi çocuğunuzun hayatı için uzun vadede bir zenginlik olabilir. Kardeşleriyle oynayabilir, sırlarını paylaşabilir, kardeşler birbirine yardım edebilir ve destek olabilir. Diğer yandan şu husus da bir gerçek: Yeni bir kardeşle karşı karşıya kalan çocuklar şiddetli rekabet duygularına maruz kalırlar!

Kardeşler arasında rekabet

Kardeşler arasında rekabet genellikle sümen altı edilir, ancak inkâr edilemez bir gerçektir. Her çocuk anne ve babasının bölünmemiş sevgisi için özlem duyar! Bu sevginin bir kısmını başka birisine vermek her çocuk için zordur.
Yani çocuğunuzun başlangıçta ailenin yeni üyesinden dolayı acı çekeceğini varsayabiliriz.

Ama çocuğunuzun duygularını korumak için çocuk sahibi olma arzunuzdan kesinlikle vazgeçmemelisiniz. Bölünmemiş sevgi, anne ve baba tarafından bakıldığınız ve beslendiğiniz bebek yıllarına ait bir ayrıcalıktır. Başka bir insanın bölünmemiş sevgisinin sonraki yıllarda bir hayal olarak kalacağı gerçeğini kabul etmeliyiz. Bu üzücü bir gerçektir çünkü bizler sıkça yetişkin olarak bile hala mutlak ve bölünmemiş bir sevginin özlemini çekeriz!

Bu hayalden vazgeçmek hepimizin, yani sizin çocuğunuzun da günün birinde üstesinden gelmek zorunda kalacağı bir zorluktur. Bu zorlu görevin üstesinden gelebilmek için, çocuğunuzun sevginizi bir erkek veya kız kardeşi ile paylaşmak zorunda olsa bile, sizin tarafınızdan hala aynı şekilde sevildiğini ve desteklendiğini bilmesi çok önemlidir. Şüphesiz, çocuğunuzun rekabet duygularının özellikle yoğun olacağı bir yaşam dönemi vardır. Uzmanlar bu durumun 2 yıllık bir yaş farkında söz konusu olacağını varsayıyorlar.

Yaş farkı
3 - 4 yıllık bir yaş farkında ise, rekabet duyguları azalmaya başlar. En az 5 yıllık bir yaş farkında rekabet ve kıskançlık artık ikincil bir rol oynar ve büyük çocuk bebeğin bakımına severek katılır ve memnuniyetle yardımcı olur.
Bununla beraber karar verirken kendinizi de düşünmelisiniz: Eğer 2 yıllık aralıkla ikinci bir çocuk planlıyorsanız, sizin de ebeveyn olarak duygusal ve fiziksel yükünüz artacaktır çünkü siz de daha dinlenecek vakit bulamamış olacaksınız. Daha kısa bir süre önce en zor günleri atlatmış ve kendinizi duygusal ve fiziksel açıdan tekrar şarj etme fırsatını bulmamış olacaksınız.

Eğer çocuğunuzu 3 - 4 sene aralıkla yapmayı planlarsanız hem çocuklarınızın hala birbiriyle oynayabilme avantajı olur hem de çocuklardan birisinin yakında kreşe gideceği için siz de daha fazla yük kaldırabilir olursunuz. Yaş farkı daha büyük olursa, sizler ebeveyn olarak daha sakin ve rahat olabilirsiniz fakat bu sefer de çocuklarınızın birbiriyle pek müşterek alanları olmaz. Yani ikinci bir çocuğun planlanmasında genel olarak geçerli bir kural olamaz. Sadece sizin kişisel gereksinimleriniz tayin edicidir!

Yeni bebek geldiğinde

Yeni bebek sadece büyük bir sevinç getirmez. Bu yeni kardeş çocuğunuzda ikilemli duygular da yaratabilir çünkü artık sizin sevginizi bu yeni insanla paylaşmak zorunda kalacaktır. Özellikle ikinci çocuğunuz kısa bir aradan sonra yani ilk çocuğunuz henüz 2 - 3 yaşlarındayken doğarsa, birinci çocuğunuz güçlü rekabet hislerine maruz kalacaktır. Çünkü o sizin bölünmemiş sevginize sadece alışmış değil, aynı zamanda ona tamamen muhtaçtı. Bu sevginin bir kısmını başkasına vermek zorunda olsa bile dünyada var olmaya devam edeceğini bilecek kadar daha sizden çözülmemiştir.
Çocuğunuzun haset, kıskançlık ve rekabet duygularını elinizle bir kenara itemezsiniz! Çocuğunuzun bu yeni durumu kabullenmesi uzun bir süreç gerektirir. İkinci çocuğunuzun doğumundan evvel birinci çocuğunuzu bu yeni duruma alıştırmaya başlamanız iyi olur. Çocuğunuzu aile yaşamına mümkün olduğunca erken dâhil edin ki kendisini ailenin bir parçası olarak hissetsin.

Üzerinde konuşun

Çocuğunuzla yakında bir kardeşinin dünyaya geleceği hakkında konuşun. Karnınızın büyümesi gibi fiziksel değişimleri basit kelimelerle anlatmaya çalışın. Çocuğunuzu hamileliğe dâhil ederek sevgi dolu hislerini destekleyin. Çocuğunuza doğmamış bebeğin karnınızda yaptığı hareketleri hissettirin. Çocuğunuz sizin hamileliğinizi dikkate almazsa veya yeni gelişmelere ortak edilmezse, daha sonra kendi açısından aniden ortaya çıkan bu yeni çocuğa karşı reddedici bir tavır takınma olasılığı çok daha büyük olur.

Açıklama

Çocuğunuza neden ikinci bir çocuk istediğinizi de açıklayın. Fakat hiçbir zaman şunu demeyin: "Seninle oynayacak birisi olsun diye"! Bu durumda çocuğunuz hayal kırıklığına uğrayacaktır çünkü erkek veya kız kardeşiyle gerçekten oynayabilmesine daha çok zaman geçecektir. Hamilelikten doğuma geçiş dönemini ve ondan sonraki dönemi de çocuğunuz için mümkün olduğunca basit olarak şekillendirmeye çalışın. Bebeğin doğumuyla birlikte evdeki günlük rutin işler tamamen değişirse, çocuğunuz tedirgin olacaktır.

Önceden planlama

Sizin hastanede bulunacağınız sürede çocuğunuza bakacak bir çocuk bakıcısını önceden ayarlayın. Çocuğunuz, çocuk bakıcısını önceden tanıyorsa durumun üstesinden gelmesi daha kolay olacaktır. Eğer çocuğunuz kreşe gitmiyorsa, diğer çocuklarla oyun oynamak için yapmış olduğu düzenli randevularına yeni bebeğe rağmen gidebilmesini sağlayın.

Eğer ilk çocuğunuzun doğumundan sonra tekrar işinize döndüyseniz ve şimdi ikinci çocuğun doğmasından sonra evde kalıyorsanız, çocuğunuz bu duruma kıskançlıkla tepki verebilir. Yani doğum yapmadan uzun bir süre önce işinizden ayrılmaya çalışın ki çocuğunuz değişikliği ani olarak algılamasın. Yeni bebeğinizle hastaneden eve geldiğinizde bebeği eşiniz taşısın ve sizin her iki eliniz çocuğunuza sarılmak için boşta olsun!

Mümkünse ilk bir veya iki hafta boyunca bebeği daha büyük olan çocuğunuzun doğrudan gözleri önünde emzirmekten kaçının. Çocuğunuz bunu bebeğin bir ayrıcalığı zannedip, kendisini geri planda bırakılmış hissedebilir. Sakin bir şekilde çocuğunuza bebeklerin yemek yeme şeklinin böyle olduğunu, buna karşın daha büyük çocukların bilinen yemekleri yiyebildiklerini anlatın.

Çocuklar ebeveynlerinin bölünmedik sevgilerini isterler. Fakat birdenbire çok ilgi ve alaka talep eden yeni bir bebek ortaya çıkıverir. Büyük çocuk kendini ikinci plana itilmiş hisseder.

Rekabet, haset ve kıskançlık duyguları

İlk doğan çocuklar yeni bir bebeğin doğması nedeniyle değişken hisler arasında gidip gelirler. Rekabet, haset ve kıskançlık duyguları bu dönemle farklı yoğunluklarda ortaya çıkar. Yani çocuğunuza bu olumsuz duygularla baş etmesinde nasıl yardımcı olabileceğinizi düşünmenizde fayda var.

Eğer çocuğunuz bebeğe karşı kuvvetli bir antipati geliştirirse, buna karşı gelmemeye çalışın. Erkek veya kız kardeşini sevmesi için çocuğunuza baskı yapmayın.
Aksi takdirde çocuğunuzun içinde zıtlaşan duygulara çoğu zaman bir de suçluluk hissi eklenir: Eğer sizin ebeveyn olarak onun bebeğe karşı duyduğu antipatiyi ne kadar çok yargıladığınızı hissederse, suçluluk hissine kapılır.

Çünkü ilk doğan çocuğunuz genelde çok derin bir çatışmanın içerisindedir: Bir taraftan içinde nefret ve kıskançlık hisleri fırtına gibi eserken, diğer taraftan da çok iyi bilir ki, eğer bu hislerini dışa vurursa anne ve babasının sevgisini kaybetme riskine girecek. Saldırgan olan değil, mağdur olan daha fazla ilgi elde edecektir. Rakip olarak görülen yeni bebeğe zarar verme tepisi genelde bastırılır.

Bastırma ve başa çıkma stratejileri

Çoğu zaman büyük çocuğun zaman zaman geride bıraktığı bir gelişim aşamasına geri döndüğü ve daha çok annelik ve alaka talep ettiği görülür. Eğer çocuğunuz tekrar parmak emerse veya biberondan içmek isterse, bu isteklerini anlayışla ve espriyle karşılamaya çalışın. Çocuğunuzun bu isteklerine izin verin fakat aynı zamanda kendi başına bağımsız olmanın avantajlarının da altını çizin!

Zamanla her şey düzelir
Üzülmeyin: Bu geriye gitme dönemi geçecektir.
Kardeşler arasında rekabetçi hisleri düşük seviyede tutmak için önemli bir kural, çocuklarınızdan hiçbirisine diğerinden fazla vermemeniz veya müsamaha göstermemenizdir. Doğal olarak bir bebeğin daha çok bakıma ihtiyacı vardır. Netice itibariyle bebeği beslemeniz, altını değiştirmeniz ve yıkamanız gerekmektedir.
Büyük çocuğunuza bebeklerin çok küçük olduklarından dolayı çok bakıma ihtiyaçları olduğunu fakat bu durumun değişeceğini anlatın. Büyük çocuğunuzla de aynı yoğunlukla ilgilenmek için kendinize düzenli olarak zaman ayırın. Gerekirse bu görevleri eşinizle paylaşın fakat bunu yaparken çocuklardan birisinin annesinin diğer çocuğun da babasının kuzusuna dönüşmemesine dikkat edin. Eğer çocuğunuzu bebeğin bakımına mümkün olduğunca dâhil ederseniz, neyi niçin yaptığınızı da ona açıklayın. Belki çocuğunuza yakında onun da bebeğe yardım edebileceğini önerirseniz, bu ona yardımcı olabilir.

"Bebek fenomeni"

Çocuğunuzu "Bebek fenomeni" hakkında bilgilendirirseniz, çok daha fazla anlayışlı bir tepki verecektir. Çocuğunuza bebeğin kendi başına bağımsız olabilmesi için daha çok küçük olduğunu ve beslenmesi ve altının bağlanması gerektiğini anlatın. Bu fırsatlarda çocuğunuza bebekken çekilmiş olan kendi fotoğraflarını gösterin. Çocuğunuza kendisi o yaştayken neler yaptığı hakkında anılarınızı anlatın! Çocuğunuz o dönemleri hatırlamayacaktır fakat kendisinin de zamanında o kadar çok korunmaya muhtaç fakat artık çok daha "büyük" ve daha "yetişkin" olduğunu anlaması, ona ruhsal açıdan yardımcı olacaktır.

Bazen buzlar, bebeğiniz takriben 3 aylık olduğunda ve ilk doğan çocuğunuza gülümsemeye başlamasıyla erir. Kardeşler arasında doğal bir rekabet kaçınılmaz bir gerçektir. Bununla beraber, eğer haset ve kıskançlık, bir sorun haline gelecek şekilde büyürse ve ailenin yaşamı ve huzuru bundan zarar görürse ne yapmalı? Haset ve kıskançlığın derinde yatan sebepleri nelerdir? Ebeveynler olarak bunların nasıl üstesinden gelebilirsiniz? İlk önce önemli olan, sizin ebeveynler olarak kardeşler arasında doğal rekabet problemi hakkında bilgi sahibi olmanızdır. Ancak bu şekilde çocuğunuzun tepkilerini doğru değerlendirebilir ve kıskançlığı önceden hafifletebilirsiniz. Her çocuk anne ve babasına yakınlığında özel olmak ister, emniyet ve güven hissine ihtiyacı vardır. Ailenin büyümesi, bu güven hissinin sorgulanmasına yol açabilir. Bu konuda sadece yeni bir kardeşi kastetmiyoruz, aynı şekilde olası yeni bir eşiniz, yani sizin dikkatinizi çocuğunuzdan başka bir taraf çekebilecek her şeyi kastediyoruz.

"Tahtan indirilmek"

Psikologlar yeni bir kardeş doğduğunda, ilk doğan çocuğun yaşadığı hissin bir "tahttan indirilme" hissi olduğunu söylemektedir. Çocuğunuzun yaşamak ve acısına katlanmak zorunda kaldığı bu kesinlikle hiçbir zaman hafife almayın! Eğer çocuğunuz bu hissin üstesinden gelemezse, bunun travmatik etkileri olabilir.

"Narsistik" kırgınlık

Psikolojide bir "narsistik" kırgınlık kavramı vardır: En güzel "mutlak kudret bende" hislerinin ortasındayken aniden hiç de öyle olmadığı ve sizin seçkin olmadığınız size hissettiriliyor. Doğal olarak hayatımızda ki bu dersi hepimizin kavraması çok önemli fakat bir çocuk, bu acı veren hissin üstesinden gelebilmesi için kendisine yardımcı olacak entelektüel olasılıklardan yoksundur. Yani, hayatınıza sizin dikkatinizi esir alan yeni bir olay girse de, çocuğunuza özel bir ilgi göstermeyi sakın unutmayın!

Haset ve kıskançlık

Çocuğunuzun aşırı ve doğal olmayan haset ve kıskançlık hisleri ile tepki vermesi durumunda ne yaparsınız? Haset ve kıskançlık yüzeysel olarak farklı hedeflere yönelebilir: Görünüşe, yeteneklere ya da oyuncaklara. Fakat tüm bunların arkasında her zaman ebeveynlerin gösterdikleri (güya) daha çok alakaya olan kıskançlık bulunmaktadır. Çocuğunuzu bu "kötü" hissinden dolayı yargılamayın. Haset ve kıskançlık toplum tarafından en az kabul gören hislerin arasındadır.

Buna rağmen, çocuğunuzun hislerinin etkileri aile ortamını zehirlese de, çocuğunuz kötü bir yaratık değildir: Çocuğunuzun kendisinin de bu hisleri altında çok acı çektiğini varsayabilir siniz! Psikologlar kardeşler arasında yaşanan bu haset ve kıskançlıkta olumlu bir bakış açısı da görüyorlar: Çocuğunuz, kıskandığı kardeşine karşı hissettiği sınırlama vasıtasıyla daha güçlü bir kendini gerçekleştirmeye ulaşır. Haset ve kıskançlık, kendini geliştirme için her zaman bir teşviktir!

Psikologlar kardeşlerin kaçıncı sırada dünyaya geldiklerinin kişilik gelişimlerini etkileyip etkilemediğini inceledi. Ve tespit edilen gerçek: Bir çocuğun ilk doğan, en küçük, ortanca veya epey aradan sonra doğan son çocuk olması, onun bütün hayatını biçimlendirebilir.

Bunun sebebi ebeveynlerin çocuklarına karşı kaçıncı sırada dünyaya geldiklerine göre farklı şekilde davranmalarıdır. Böylece her bir çocuk için çok farklı bir öz imaj ve kendisini savunmak ve kendi kimliğini tespit etmek için farklı stratejiler ortaya çıkar.

İlk doğan çocuk

İlk doğan çocuk yaşamının başlangıcında aşırı derecede sevgi ve alaka görür. Netice itibariyle her gelişme aşaması ebeveynler için de bir ilk olduğu için özel bir alakayla izlenir. Bu aşırı büyük sevgi, özellikle de korku ve yüksek beklentiler ile birlikte gösterilirse, bir çocuk için büyük bir yük olabilir. Bununla beraber bir kardeş geldiğinde yaşanan "tahttan indirilme" şoku ilk doğan çocuk için çok belirleyici bir rol oynar.

Ortanca çocuk

Ortanca çocuk, hem kendinden büyük hem de kendinden küçük olan kardeşine karşı kendisini savunabilmek için verdiği mücadele deneyimleri tarafından etkilenir. Ortanca çocuklar çoğu zaman iyi diplomatik yetenekler geliştirir. Bazen, ebeveynlerin dikkati ve alakası ilk doğan ve ufak çocuk üzerinde yoğunlaştığı durumlarda, ortanca çocuk sorunlu bir çocuk olur.

Ufak çocuk

Ufak çocuk, ebeveynlerinin daha büyük kardeşleriyle edindikleri deneyimlerden faydalanır. Genelde ufak çocuğa daha fazla özgürlük ve ayrıcalık tanınır. Ancak bu durum onun bir taraftan şımartılması diğer taraftan da büyük kardeşleri tarafından kıskanılması gibi bir dezavantaja dönüşebilir. Yani ufak çocuk büyük kardeşlerinin kıskançlığına karşı kendisini savunmak için stratejiler geliştirmek zorundadır ve bu da onda içsel çatışmalara yol açabilir.

Bununla beraber psikologlar, kardeşler arasında kaçıncı sırada dünyaya gelmiş olmanın tek belirleyici unsur olmadığı konusunda hemfikirler. Çünkü belki daha büyük rol oynayan pek çok farklı faktörler vardır. Önemli olan şey, sizin ebeveynler olarak her bir çocuğun kendine özel rütbe konumu itibariyle kendine özgü avantaj ve dezavantajlar yaşadığının bilincinde olmanızdır. Bundan dolayı tayin edici çatışmalar ortaya çıkarsa, bu bilgilerle bunlara karşı tedbir alabilirsiniz.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Kardeşler Arasında Kıskançlık" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Sinem MALKOÇ'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Sinem MALKOÇ'un izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Sinem MALKOÇ Fotoğraf
Uzm.Psk.Sinem MALKOÇ
İzmir ve Muğla
Uzman Psikolog
Uzman Klinik Psikolog, Çocuk, Ergen, Bireysel Sorunlar, Evlilik Ve Çift Terapisti
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi49 kez tavsiye edildiİş Adresi KayıtlıTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Sinem MALKOÇ'un Yazıları
► Kardeşler Arası İlişkiler Psk.Dnş.Sehir HİLOOĞLU
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 16,479 uzman makalesi arasında 'Kardeşler Arasında Kıskançlık' başlığıyla benzeşen toplam 19 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


09:20
Top