2007'den Bugüne 85,241 Tavsiye, 26,655 Uzman ve 18,979 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Sosyal Fobide İşleyen Süreç ve Kişinin Yaşadıkları
MAKALE #15335 © Yazan Uzm.Psk.Bengisu Nehir AYDIN | Yayın Eylül 2015 | 2,352 Okuyucu
Sosyal kaygı bozukluğu (SKB), tanıdık olmayan insanlarla karşılaşılan, bir ya da birden fazla toplumsal eylemin gerçekleştirildiği durumlardan belirgin ve sürekli bir korku duyma olarak tanımlanmıştır. Kişi, başkalarının gözü üzerinde iken küçük duruma düşeceği ya da utanç duyacağı bir biçimde davranacağından korkar ya da kaygı belirtileri gösterir. Korkulan toplumsal durumlarla karşılaşma hemen her zaman kaygı doğurur, bu duruma bağlı ya da durumsal olarak yatkınlık gösterilen bir panik atağı biçimini alabilir

(DSM-IV-TR). SKB’li bireyler sosyal ortamlarda veya performans gerektiren durumlarda olumsuz değerlendirilip aşağılanacakları konusunda aşırı bir korku duyarlar. Bu korku duyulan ortamlarda, aşırı düzeyde kendilerinin farkında olma ve kendilerini eleştirme eğilimleri olan bu kişilerde kızarma, çarpıntı, terleme ve titreme gibi fiziksel belirtiler de görülür. Kişi sonuçta korkulan toplumsal durum ve eylemlerden kaçınır ya da yoğun bir kaygı ve sıkıntıyla bu durumlara katlanır. Sosyal kaygı, bireylerin kariyer, akademik ve genel sosyal işlevlerinde ciddi bozulmaya neden olan, engelleyici bir bozukluktur.
SKB’li bireyler, topluluğa hitap etme, insanlarla birlikte yemek yeme, genel tuvaletleri kullanma gibi sosyal durumların çoğunluğunda olumsuz bir şekilde değerlendirildikleriyle ilgili gerçekle orantılı olmayan bir korkuya sahiptirler.

SKB’li bireyler sosyal bir ortama girdiklerinde (a) yetersiz ve kabul edilmeyen bir tarzda davranacaklarına ve (b) böyle bir davranışın statü kaybı, değer kaybı ve reddedilme gibi felaketlerle sonuçlanacağına inanırlar. Kişi sosyal ortamı bir kez bu şekilde algıladıktan sonra, oluşan bir ‘’kaygı programı’’ otomatik ve refleksif olarak aktive olur. Kaygı programı, evrimsel geçmişimizden miras alınan ve nesnel olarak tehlikeli ilkel ortamlardaki zarardan korunmamızı sağlamak için gelişmiş bilişsel, somatik, duygusal ve davranışsal değişkenlerin karmaşık bir birleşimidir. SKB’li bireylerde beklenmeyen kaygı patlamaları olabilir, çünkü kendi duygusal ve bedensel tepkilerini kontrol edemeyeceklerini ve bunun diğer insanlar tarafından kolayca fark edileceğini düşünürler. Duygusal kontrol kaybının bir nedeni SKB’li bireylerin olayların kendileri dışındaki insanlar tarafından kontrol edilebileceğine inanmalarıdır. SKB’de algılanan sosyal tehlike gerçekten ziyade hayal edilmiş olduğu zaman, bahsedilen kaygı tepkilerinin çoğu uyumsuzdur. Yararlı bir işleve hizmet etmek yerine, sıklıkla algılanan tehlikenin esas kaynakları haline gelirler ve bu şekilde sosyal kaygıyı oluşturan ya da artıran bir kısır döngü serisine katkıda bulunurlar.

SKB’li birey, sosyal bir ortamda iken, yapmayı düşündüğü davranışla ve kendisiyle ilgili, zihninde birden beliren olumsuz otomatik düşüncelerle savaşır. Bunlar, yanlış bir hareket, sakarlık yapacağı, ortamdaki insanlara karşı küçük düşeceği, saygınlığını yitireceği gibi kişide ‘’felaket algısı’’ oluşturan düşüncelerdir. Örneğin, kişi eşinin ailesiyle birlikte bir masada otururken ‘bardağa uzanırsam elim titrer ve bunu fark ederler, utanırım, benim normal olmadığımı düşünürler’ gibi düşünceleri aklından geçirir. Ardından dikkati ortamdan çekilerek kendisine yönelir, bu senaryo olumsuz bir imge şeklinde zihninde canlanır. Kendisini elleri titrerken, utanmış ve herkes ona bakarken görür.

Bilişsel modellere göre SKB’nin oluşmasında kişinin önemli bulduğu diğer insanlara istediği izlenimi veremeyeceğine dair algı ‘’benlik çelişkisi teorisi’’ olarak kavramsallaştırılmaktadır. Bu teoriye göre, gerçekten sahip olunan özellikleri ifade eden gerçek benlik, sahip olmak istenenleri ifade eden ideal benlik ve sahip olunması gerektiği düşünülenleri ifade eden meli-malı benliğine dair inançlar arasında ayrım vardır. SKB’li bireyler belirgin bir biçimde gerçek: meli-malı/diğerleri yapısı üzerinden benlik çelişkisi yaşarlar. Böylece, SKB’li bireyin gerçek olarak algıladığı benlik atıfları, diğerlerinin sahip olmalarını beklediklerine inandıkları nitelikler olup, kişi bunlardan yoksun olduğu inancındadır. Sosyal tehdit altındaki SKB’li bireyler diğerlerinin standartlarına göre kendi yeteneklerini azımsayarak benlik çelişkisi yaşarlar. Meli-malı/diğerleri benliği, ebeveynlerin beklentileri üzerine temellenir. Bu benlik, birey için önemli kişilerle geçmişte yaşanan deneyimlerden üretilen içsel bilgiler bütünü olarak görülebilir. SKB’li bireyin onu onaylamayan kişilerle yoğun deneyimleri bulunduğu için diğerleriyle ilişki içerisinde sosyal ipuçlarıyla hızla aktive olan detaylı bir olumsuz benlik algısı geliştirirler. Bu algı bir kez aktive olduktan sonra, kişiyi sosyal olaylara dair olumsuz beklentiler ve sosyal kaygı oluşumuna götürür.

Erken dönem yaşantılar temelinde kişi kendisiyle ilgili birçok çarpık, olumsuz varsayımlar geliştirir. ‘Aptalım’, ‘çekici değilim’, ‘her şeyi berbat ediyorum’, ‘ne kadar uğraşsam da tüm çabalarım boşa çıkacak’, ‘sosyal olarak uyumsuzum’ gibi çekirdek inançlar zaman içerisinde seçici bilgi işlemleme hataları ile pekişir. Çekirdek inançlar ile ‘mükemmel olursam sevilirim’, ‘bir hata yaparsam aşağılanırım’, ‘zayıf ya da yetersiz olduğumu düşünmeleri bir felaket olur’ gibi ara inançlar SKB’de bilişsel içeriği oluşturur. Bunlar kişiyi iki temel bilişsel çarpıtmaya götürür: ‘tehdit edici sosyal durumların olasılığını abartma (olasılık öngörüsü)’ ve ‘olumsuz sosyal yargı sonucu aşağılanma ve ret inancı (bedel öngörüsü)’. Olumsuz benlik algısı temelinde benlik çelişkisi, çekirdek ve ara inançlar, olasılık ve bedel öngörüleri SKB’li bireyin benlik yapısının oluşmasına katkıda bulunur.

Girdiği her sosyal ortamda tehdit edici unsurlarla karşılaşacağını bekleyen ve en ufak olumsuz davranışında reddedileceğini düşünen SKB’li bireyin dikkati benliğe yönelir ve kişinin sabitleşen olumsuz benlik imgesiyle birleşir. Bu zihinsel temsil kişinin objektif bir görüntüsü olmaktan ziyade, dışarıdan görüldüğünü sandığı çarpıtılmış bir imgedir. Kişiler bu imgenin varlığını, diğer insanlara olumsuz göründükleriyle ilgili inançlarını pekiştirmek için kanıt olarak kullanırlar. Ancak dışarıdan bakan insanlar kişiyi bu abartılmış görüntü içinde algılamazlar. Bu sürecin sonucunda SKB’li bireyde, imgenin varlığı kaygıyı artırır ve korkulan felaketleri önleme ya da en aza indirme girişimleri olan güvenlik davranışlarını oluşturur.

SKB’li bireyin bulunduğu ortam ve dışsal ipuçları ile iletişimsizliği sonucunda, önce tehdit kaynaklarını tespit etmeye odaklanan kişinin seçici dikkati, hemen ardından kendisine odaklanır ve dışarıdan ipuçlarını alamaz, dikkat kendisine odaklanınca kendi zihninde oluşturduğu olumsuz benlik imgesini referans alır ve kaygısı artar. SKB’li birey kendisiyle ilgilenmekte olduğu için, kaygı artmadan hemen önce olumsuz yorumlama süreçleri devreye girer ve olumsuz benlik imgesi ile döngüsel olarak birbirini etkileyen bir süreç başlar.

SKB’li bireylerin sosyal durumlarda nasıl göründüklerine dair yorumlar yaparken diğer insanlardan geribildirim almak yerine olumsuz benlik imgesinden çıkan içsel bilgiyi kullandıkları görülmektedir. Sosyal geribildirim almak iyi bir göz kontağı ve sosyal etkileşim gerektirir; ancak bunlar SKB’li bireyler için tehdit edicidir. Performansı benlik imgesi üzerinden değerlendirmek daha güvenlidir, ancak işlevsel bir yöntem olduğu söylenemez.

Bilgi işlemleme sürecinde dikkatin benliğe yönelmesinin ve yanlı yorumlamanın yanında, olumsuz benlik imgesi oluşumunda önemli bir rolü olan bir unsur daha bulunmaktadır. Dikkatin benliğe yönelmesi, otobiyografik bellekten geçmişte yaşanmış olumsuz olayların geri getirilmesine ve o andaki olayın da benzer şekilde sonuçlanacağına dair olumsuz otomatik düşüncelere, olasılık ve bedel öngörülerinin yapılmasına neden olur. Felaketleştirici düşünceler beraberinde olumsuz benlik imgesinin oluşmasını ve kaygının artmasını sağlar.

SKB oluşması için, bazı durumlarda kişi tek olumsuz deneyimin sonuçlarını sosyal ortamlarda karşılaşabileceği tüm olaylara, ilişkilere genelleyebilmektedir. SKB’li birey sosyal bir ortama girdiğinde zihninde olumsuz anı canlanır ve benliğe yönelik dikkat, olumsuz yorumlama yanlılığı gibi faktörlerin de etkisiyle olumsuz benlik imgesi oluşur. Olay öncesinde başlayan bu süreç, olay sonrasında da devam eder.

Tedavide, benlik yapısı ve olumsuz benlik imgesiyle bağlantılı olarak, hatalı düşüncelerle çalışma gerekliliği ön plandadır. Bunun için de düşüncelerin değişimine odaklanan bilişsel davranışçı terapi (BDT) başta olmak üzere, yerleşmiş düşünce şemalarıyla çalışılan Şema Terapi ve geçmiş olumsuz yaşantıların kişi üzerindeki etkisinin azaltılmasını ve yeni davranışlar, düşünceler geliştirmesini sağlayan EMDR tedavisi kullanılabilmektedir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Sosyal Fobide İşleyen Süreç ve Kişinin Yaşadıkları" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Bengisu Nehir AYDIN'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Bengisu Nehir AYDIN'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Bengisu Nehir AYDIN'ın Makaleleri
► Çocuk İstismarında Adli Süreç Psk.Sinem ÇİBAŞ KARLIKLI
► Bir Süreç Olarak Aşık Olmak Psk.Dila HOTLAR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 18,979 uzman makalesi arasında 'Sosyal Fobide İşleyen Süreç ve Kişinin Yaşadıkları' başlığıyla benzeşen toplam 18 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


23:06
Top