2007'den Bugüne 90,570 Tavsiye, 27,857 Uzman ve 19,766 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Ruh Sağlığımız Neden Önemlidir
MAKALE #15450 © Yazan Psk.Namık ACAR | Yayın Ekim 2015 | 4,381 Okuyucu
İnsan bilimsel olarak biyo-psi-sosyal bir varlık olarak tanımlanır.Açacak olursak bu insanların bir biyolojik,bir psikolojik bir de sosyal dünyalarının var olduğu ve bunların birbirleriyle etkileşimleriyle yaşadığını ortaya koymaktadır.Biyolojik dünyamız bedenimiz,psikolojik dünyamız ruhumuz,sosyal dünyamız ise ilişkilerimizdir.İnsanoğlu yaşamının içinde taşıdığı bu üç alemin etkis ve etkileşimleri ile yaşar.Mutluluğu,sağlıklılığı,dengelenmişliği de bu üç alemin normallik sınırları içerisinde olup olmadığına bağlıdır.
İnsan yaşamındaki sihirli kavram aslında dengedir.Gerek bedensel olarak,gerek psikolojik olarak ve gerekse sosyal olarak dengelenmiş insanlar sağlıklı yaşayabilir ve yaşamla sağlıklı ilişkiler kurabilirler.Denge kavramının en basit tanımı;tüm eksiklik ve fazlalıklarda arınmış ve kararı yarar noktasını bulmuş hali yakalamaktır.Zira eksikler yoksunluk,fazlalar yoğunluk yaratacağından normallik dengelerini bozacaktır.Bu dengelerin sağlıklı kurulabilmesi için bedebsel olarak sağlıklı beslenme ve yeterli dinlenmeye,psikolojik olarak yaşadığımız hayatla aramızda bir doyum ilişkinin olmasına ve sosyal hayatta ise kabul görmeye ihtiyacımız ön palndadır.Ayrıca bilmeli ve önemsemeliyiz ki insanın varlığını oluşturan bedensel,psikolojik ve sosyal alemi birbiriyle sürekli etkileşim içerisindedir.Birisinde olan bir olumsuzluk ötekilerine de yansımakta olduğu gibi birisinde olan bir olumluluk da ötekilerine pozitif yansımaktadır.Dolayısıyla bir insanın normalleşmesi ve normal bir yaşam yaşayabilmesi öncelikle biyolojik,psikolojik ve sosyal alemdeki normalleri tutturabilmesine bağlıdır.
Uzmanlığımız gereği biz bunların içerisinde insanın psikolojik alemini ve bu alemin insanın ruhsal sağlıklılığı ile ilişkilerini ele alacağız.Ruhsal anlamda sağlıklı olabilmek;yeterli sevgi,sağlıklı iletişim,doyumlu cinsellik,yeterli özgüven ve sosyal kabulün bileşkesinden oluşmaktadır.Temelde insanın kendisiyle ve yaşamıyla barışıklığının yanında kendisi dışındaki alemle de sağlıklı ilişkiler kurabilmesi ve yürütebilmesine bağlıdır.İnsanı hissedişsel dünyasının pozitif veya negatif olması tamamen psikolojik sağlıklılığı ile ilişkilidir.Bu nedenle bir insanı cennete koysanız bile onun hissedişsel algıları olumlu değilse kendini mutlu hissetmesi mümkün değildir.
Demek ki yaşamla aramızda hissedişsel bir algı bağı var.Zaten "nasıl bakarsanız öyle görürsünüz" diye çok anlamlı da bir atasözü vardır.Ancak hissedişsel algının olumlu ve sağlıklı olabilmesi için insanların tarvmaları olmayan veya olan travmalarını çözdüğü,ruhsal dengeleri tutturmuş bir yaşam yaşaması lazım.Bir insan dünyanın en güzel yerine tatile gitse ve en güzel tesisinde konaklasa bile oraya hangi ruhsal atmosferle gittiği oldukça önemlidir.Eğer moral olarak bozuk olunursa,çözülmemiş ve hatta birikmiş sorunlarlar ruh dünyasının üzerine çökmüş halşde olunursa insan yaşamın hiç bir güzelliğinden alması gereken keyfi alamıyor.Bu nedenle önce sorun olarak başlayan ve ancak çözülmeyip biriktiğinde ruhsal hastalıklara dönüşen psikolojik problemleri her zaman dikkate almalıyız.İnsan sonsuz bir psikolojik direnç gücüne sahip değildir.İki önemli denge sistemi insanın yaşamında belirleyicidir.Bunlardan birinicisi "şarj-deşarj dengesi",ikincisi ise "nimet-külfet dengesi"dir.Yaşam öyle yada böyle insana sorunlar yaşatacağından ve bu yaşanan sorunlar insanda bir şarj olma (negatif enerji biriktirme) yaratacağından şarj olduğu kadar deşarj (dolduğu kadar boşalmayı) olmayı başarmadan bir insan yaşama dair şarj-deşarj dengesini kuramaz.Yine yaşanan bir yaşamda insana külfet gelen,onu üzen yaşanmışlıkların olmaması mümkün değildir.İşte yaşamın bizlere yaşattığı bu külfetlere direnebilmek için de insanın yaşadığı olumsuzluklar kadar onu bunlara direnç noktasında güçlerinden nimetlerden yararlanması gerekir.Nimetle kastımız insanı hoşnut eden ve onu ruhen besleyen şeylerin de sırası geldiğince yaşanmasıdır.İnsanlar yaşamın külfetlerine katlanma gücünü ve enerjisini onlara kazandıracak ölçüde yaşamın nimetleriyle kendilerini buluşturmayı başarabilirlerse o zaman nimet-külfet dengesi de kurulmuş olur.İşte insanın ruhsal dengelerini sağlaması ve korumasının özeti burada yatmaktadır.
Ancak insanlar bir tıkanmaya ve tükenmeye uğramadan bu dengeleri uygulamalı ve kurmalıdır.Çünkü tıkanma veya tükenme noktasına gelindikten sonra artık cenneti verseniz cehennemmiş gibi hissedecek ölçüde algı sağlıklılığı bozulacağından çok da fazla bir şey ifade etmeyecektir.Ülkemizde ruh sağlığı noktasında düşülen en yaygın yanlış işin sorun aşamasında çözümüne yönelmeyip sonra ruhsal anlamda bir hastalığa dönüştüğünde uzun soluklu olarak uğraşmak zorunda kalınmasıdır.Aslında biz psikologlar ruhsal sıkıntılar henüz sorun aşamasındayken ve hastalığa dönüşmemişken hizmet veren bir destek unsuruyuzdur.Bu anlamda verdiğimiz hizmeti de rahatlıkla "koruyucu ruh sağlığı" hizmeti olarak tanımlayabiliriz.Burada ama ç olayı sorun aşamasında iken çözmek ve hastalığa dönüşmesini önlemektir.Nitekim henüz hastalığa dönüşmemiş psikolojik sorunlar zamanında destek alınırsa büyük ölçüde çözümlenmektedir.Ülkemizde yaşadığımız en bariz zorluk ise psikolojik sorunların hafife alınması,risklerinin bilinmemesi ve ancak iş çığırından çıktıktan sonra yardım alınmaya başlanmasıdır.Bu toplumumuzun aynı zamanda ruh sağlığı ile ilgili farkındalığının da yetersiz olduğunu göstermektedir.
Fakat insanla yaşam arasındaki ilişkinin olumlu yürümüsei fiziksel sağlığımızdan da önce ruhsal sağlığımız ile ilgilidir.Zaten fiziksel rahatsızlıkların bazı psikolojik rahatsızlıkları,psikolojik rahatsızlıkların bazı fiziksel rahatsızlıkları tetiklendiği bilimsel olarak bilinmektedir.Ama işin bir de iletişim dünyası ve insanın sosyal yönüyle ilişkisi vardır.Elbette ki ruhsal yönden sağlıklı insanlar yaşamla ve çevresiyle sağlıklı ilişkiler kurabilir ve geliştirebilir.Yalnızlığı pek seven bir toplum olmadığımız da aşikardır.Ancak eğer kendimizle,çevremizle ve yaşamla sağlıklı ilişkiler kurmak istiyorsak bunun ruhsal sağlılıklılığa dayandığüını da dikkate almalıyız.
Hep söylüyoruz,yaşam dikensiz gül bahçesi değildir ve mutlaka insanların karşısına sorunlar ve travmalar getirmektedir.Önemli olan bunları rahatlatabilmek ve birikmesine göz yummadan geleceğe yürüyebilmektir.Bu anlamda çok da titiz ve bilinçli davranan bir toplum olduğumuzu söyleyemeyiz.İnsanlarımız genellikle sorunlarını kimseyle paylaşmama,biriktirme ve sonrasında da bu birikimi taşıyamayarak çözülmeye uğrama eğilimi gösterirler.Bu sebeple hem yaşamları,hem ilişkileri,hem de genel anlamda ruh sağlıklarını riske ederler.Bunda yetiştirme tarzında çok baskın olarak öğretilen ketumluğun,gizleyiciliğin ve beraberinde getirdiği kendi içinde çözme eğiliminin de çok büyük etkisi vardır.Bu ketumluk çoğunlukla da aslında insanlarımızın lehine sonuçlar doğurmamaktadır.Hatta diyebiliriz ki çoğu geleneksel olan ailevi ve sosyal öğrenmelerimizin büyük çoğunluğu bilimsel gözlükle incelersek yanlıştır.Bunda bilgi toplumu olmamamızın ve bu nedenle yaşamı gelenekler ve alışkanlıklarla yönetmemizin de rolü yadsınamaz.Ama bu öğretilerin yaşamımız kolaylaştırmak şöyle dursun zorlaştırdığı da gözlerden kaçırılmamalıdır.
Eğer biz psikologlara danışan insanlar alışkanlıklarını bir kenara bırakıp tavsiye ettiklerimize göre yaşamlarını yeniden organize etmeyi becerseler yaşam kalitelerinin fevkalade yükseldiğini zaten yaşayarak göreceklerdir.Bizim gibi henüz bilgi toplumuna dönüşmemiş toplumlarda insanların birbirleriyle ilişkileri,paylaşımları da olması gereken samimiyet ve tutarlılıkta çoğunlukla değildir.Bu nedenle insanlarımız en büyük zararı yakın çevrelerinden görürler.Çok sağlıklı olmayan bir sosyal atmosferde,çok sağlıklı olmayan ilişkilerle yaşayan insanlarımızın bir de kendileri ve yaşamla ilişkilerinde bir çöküntü yaşanırsa ruh sağlığının bozulacağı aşikardır.Bu nedenle öncelik kendimizle ve yaşamla olduğu gibi zaten zorla kurduğumuz bir kıymık olumlu sosyal ilişkiyi de koruyabilmek için ruh sağlığımıza gereken önemi vermektir.
Bunu doğru ve sistemik yaşayarak başarabilriz.Eğer kendi kendimize başaramıyorsak da bir psikologdan yardım larak başarabilirz.Son yıllarda Türkiye'de en çok tüketilen ilaçların başında maalesef antidepresan ilaçlar geliyor.Bu zaten toplum olarak ruh sağlığında çok da iyi bir noktada olmadığımzın bir göstergesidir.Bu nedenle insanlarımıza tavsiyemiz şudur;sorunları ertelemek çözümleri engellemektir.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Ruh Sağlığımız Neden Önemlidir" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Psk.Namık ACAR'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Psk.Namık ACAR'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     2 Beğeni    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Namık ACAR Fotoğraf
Psk.Namık ACAR
Kocaeli (Online hizmet de veriyor)
Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi13 kez tavsiye edildiTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Psk.Namık ACAR'ın Makaleleri
► Anne Neden Önemlidir? Psk.Yasemin SOLAK ÇALIKOĞLU
► Yaşamın İlk Yılları Neden Önemlidir? Psk.E. Elanur GÜRBÜZ KAYIKCI
► Evlilikte Cinsellik Neden Önemlidir? Psk.Gülüm BACANAK
► Engeller ve Ruh Sağlığımız Psk.Suna BAYRAM
► Sağlığımız Kimlere Emanet Psk.İzzet GÜLLÜ
► Kadınların Durumu ve Ruh Sağlığımız Psk.Dnş.Mehmet Zeki İLGAR
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,766 uzman makalesi arasında 'Ruh Sağlığımız Neden Önemlidir' başlığıyla benzeşen toplam 26 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Kötümserlik Sendromu ÇOK OKUNUYOR Eylül 2022
► İlişki Yorgunluğu Ağustos 2022
► Evlilik Öncesi Desteği Temmuz 2022
► Çözüm Odaklı Olma Şubat 2022
► Boşanma Sendromu Ağustos 2021
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


16:22
Top