2007'den Bugüne 76,820 Tavsiye, 24,971 Uzman ve 17,174 Bilimsel Makale
Site İçi Arama Arayın :
Yeni Tavsiye Ekleyin!




Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Son Yılların Sık Rastlanılan Beslenme Tarzı: Vejetaryen Beslenme ve Kanser İlişkisi
MAKALE #15475 © Yazan Dyt.Simge KURALAY | Yayın Ekim 2015 | 1,630 Okuyucu
Tarih boyunca insanlığın doğal beslenme biçimi olarak kabul edilen vejetaryen beslenme, son yıllarda popularitesi artmış bir beslenme tipidir. Temelinde ekonomik olgularla ortaya çıkmış olup; şu anda ahlaki sebepler, gelenek ve görenekler, etik kuralları ve sağlık açısından tercih edilmektedir.

Vejetaryen; bitkisel besinleri tüketen, hayvansal besinleri (kırmızı et, tavuk, balık, süt ve süt ürünleri, yumurta, gibi) sınırlı miktarda veya hiç tüketmeyen kişilere verilen isimdir. Vejetaryenlik ise, bitkisel besinlerin ağırlıklı olarak tüketilmesini içeren bir beslenme tarzıdır (1). Toplumda en çok karşılaştığımız ve araştırmacılar tarafından en çok incelenen vejetaryen beslenme tipleri lakto vejetaryen, lakto ovo vejetaryen ve vegan diyetidir: Lakto vejetaryenler bitkisel besinlerle birlikte hayvansal kaynaklı besinlerden süt ve süt ürünlerini tüketirler. Lakto-ovo vejetaryenler ölmüş hayvan eti yemezler; ancak hayvan canlı iken elde edilen süt ve yumurtasını tüketirler. Gerek öldürmenin ahlaki yapıya ters oluşu, gerekse süt ve süt ürünlerinin, yumurtanın beslenmedeki önemli yeri bakımından günümüzde sıklıkla uygulanan bir vejetaryen beslenme tipidir. Vegan diyetini benimsemiş bireyler ise, hiçbir hayvansal ürünü tüketmeyip sadece bitkilerle beslenirler. Ayrıca veganlar; arıdan sağlanan balı, sütten yapılan çikolatayı ya da kemiğin kaynatılmasıyla elde edilen jelatini, hayvanlardan elde edilen yün, deri, ipek gibi giysileri de reddederler. İnsan hayatındaki birçok ürünü kısıtladığından dolayı vegan diyeti sık karşılaşılmayan bir diyet tipidir.

Dünyada giderek yaygınlaşan vejetaryen beslenme şeklinin, bu yaşam tarzına ayak uydurmuş bireylere getirileri ve götürüleri mevcuttur. Tahıllar, kurubaklagiller, sebze ve meyveler üzerine yoğunlaşmış bir vejetaryen diyetin doymuş yağ, total yağ ve kolesterol içeriği düşük, posa miktarı fazladır. Bu durum vejetaryen beslenen bireyleri vejetaryen beslenmeyenlere göre; daha düşük oranda kalp damar hastalığı, daha düşük kan basıncı ve hipertansiyon, daha düşük oranda tip 2 diyabet riski, daha düşük beden kitle indeksi (BKİ), ve son olarak daha düşük oranda kanser riski ile karşı karşıya getirmektedir(2). Ayrıca vejetaryen beslenmenin posa içeriğinin yüksek oluşunun yanı sıra; fosfor, magnezyum, potasyum, C ve E vitaminleri, folik asit, karoten, flavonoid ve diğer bitkisel kimyasal içeriği yüksektir. Bu durum vejetaryen beslenmenin olumlu yanlarını oluşturur. Ancak vejetaryen veya vegan beslenen bireylerde hayvansal kaynakların tüketilmemesine bağlı olarak bazı besin öğeleri eksik kalmaktadır: B12, kalsiyum, D vitamini, çinko, demir, n-3 yağ asitleri gibi. Bu nedenle bu yaşam tarzını benimsemiş kişilerde bu besin öğelerinin mutlaka suplementasyonu yapılmalıdır.
Bu yazımda çağımızın en sık görülen kronik hastalıklarından biri olan kanser ve vejetaryen beslenme arasındaki ilintiden bahsedeceğim:

Tüm dünyada kanser en önemli ölüm nedeni olmakla birlikte, ölümlerin %30’u önlenebilmektedir. Dünyada insidans açısından en sık ölüm oranı ile karşılaşılan kanser türleri akciğer (1,52 milyon vaka), meme (1,29 milyon vaka) ve kolorektal kanserlerdir (1,15 milyon vaka). Akciğer kanseri prognozu çok düşük olduğu için en sık ölüm sebebidir (1,31 milyon). Bunu 780.000 ölüm ile mide kanseri, 699.000 ölüm ile karaciğer kanseri takip etmektedir (3).

Kişinin beslenme alışkanlığı ve durumu hastalığın gelişimine ve türüne göre çeşitli yollarla farklı şekilde etkiler. Bunun yanında vücut yapısı (şişmanlık , zayıflık gibi), genetik (%25’e varan etkilenim), immun sistem ve onun çeşitli bileşenleri, sinir sistemi, hormon ve enzim sentezi ve salgılanması, adipoz dokunun artması gibi çeşitli doku değişiklikleri vardır. Bunların yanında kişinin yaşam tarzı, hangi yiyecek ve içecekleri seçtiği ve bunları ne kadar tükettiği de çok önemli bir rol oynamaktadır. Beslenme alışkanlıklarının kanser oluşum riskine etkisi %35 civarındadır. Çeşitli kanser türlerinin oluşum mekanizmasında rol oynadığı düşünülen, vejetaryen beslenmede normal beslenmeden farklılık gösteren bazı kompentler şunlardır:

PROTEİNLER:

Protein kaynakları bitkisel ve hayvansal olarak ikiye ayrılır. Bitkisel proteinler en çok kurubaklagiller, tahıllar, yağlı tohumlarda bulunur; değişen miktarlarda sebze ve meyvelerden de sağlanabilir. Hayvansal proteinler et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri ve yumurtadan sağlanmaktadır. Bu proteinlerin vücuttaki emilimi ve kullanılabilme oranı bitkisel proteinlere göre çok daha fazladır; ancak hayvansal proteinlerin yağ içeriği de yüksek olduğu için vücut yağ kütlesi ve enerji alımında artışa, zamanla obeziteye sebep olabilirler.

Proteinin alım miktarı ve niteliği çok önemlidir. Vücuda alınan proteinin dengesizliğinin genellikle pankreas, kolon, rektum, larinks, meme, prostat, endometrium ve böbrek kanserleri ile ilişkili olduğunu gösteren çalışmalar vardır (4).

Yiyecekler üzerinde özellikle hayvansal gıdalar ve doymuş yağ asitleri dikkati çekmektedir; et, peynir ve kızartılmış yiyeceklerin risk oluşturduğu ileri sürülmektedir. Bunların karsinojenik etkisinin sebebi etlerin preservasyon için körilenmiş olmaları ve nitrozamin içermeleri ile pişirme yöntemi olarak kızartılmaları sırasında yüksek ısıda, heterosiklik aminler (HA) oluşmasıdır(5).

Et alımının azaltılmasının (özellikle sığır etinin) kolorektal ve prostat kanseri risklerini azalttığı, meme kanserlerinde yararlı etkilerinin olduğu ancak etkinin bitkisel yağ alımıyla ilişkili olmadığı belirtilmektedir(6). Ancak; vejetaryen ve vejetaryen olmayanlar arasında anlamlı bir fark yoktur, yağ ve et tüketimleri ile kanser riski arasında da fark saptanmamıştır(6). Yapılan birçok çalışmada prostat kanser riski ile et tüketiminin pozitif ilişkili olmasının nedeni tüketilen et miktarından ziyade pişirme sırasında oluşan karsinojenik yan ürünler gösterilmektedir(7).

Et tüketiminin yaygın olmadığı, vejetaryen ve lakto-ovo vejetaryen nüfusun daha baskın olduğu Asya ülkelerindeki erkeklerde yapılan bir araştırmaya göre, prostat kanseri insidansı Asya ülkelerinde Avrupa ve ABD ülkelerine göre daha azdır. Bununla birlikte ABD’de yaşayan Asyalılarda, Asyada yaşayanlara göre daha yüksek bir prostat kanseri oranı görülmektedir. Bu bilgiye dayanarak diyet davranışının ve çevresel bazı faktörlerin değişmesinin, prostat kanserinin oluşumunu etkilediği düşünülmektedir(8).
Vejetaryen beslenmenin vazgeçilmezi olan, içindeki protein miktarı diğer bütün (hayvansal proteinler dahil) protein kaynaklarından fazla olan, ancak emilimi hayvansal kaynaklara göre daha düşük olan soya, bu konuda üzerinde konuşulması gereken bir besindir. Son yıllarda her ne kadar Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) olması sebebiyle soya büyük tepki çekse de, vejetaryen ve vegan beslenme tipini benimseyen kesim tarafından halen büyük ilgi görmektedir. Soya fasulyesinin 100 gramında 30-35 gram protein vardır. Bu değer, bir örnek protein kaynağı olan ve vücudun neredeyse %100’ünü kullanabildiği yumurtada bulunan proteinin iki katından daha fazladır. Ancak aradaki emilim farkı yumurtayı daha değerli, örnek bir protein haline getirmiştir.
Soya, Asya ülkeleri için önemli bir protein kaynağıdır, veriler ise soya tüketiminin insanlarda özellikle prostat kanserini önleyici olduğunu göstermektedir. Vejetaryen beslenmenin vazgeçilmezi olan, içindeki protein miktarı diğer bütün (hayvansal proteinler dahil) protein kaynaklarından fazla olan, ancak emilimi hayvansal kaynaklara göre daha düşük olan soya, bu konuda üzerinde konuşulması gereken bir besindir. Son yıllarda her ne kadar Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) olması sebebiyle soya büyük tepki çekse de, vejetaryen ve vegan beslenme tipini benimseyen kesim tarafından halen büyük ilgi görmektedir. Soya fasulyesinin 100 gramında 30-35 gram protein vardır. Bu değer, bir örnek protein kaynağı olan ve vücudun neredeyse %100’ünü kullanabildiği yumurtada bulunan proteinin iki katından daha fazladır. Ancak aradaki emilim farkı yumurtayı daha değerli, örnek bir protein haline getirmiştir.

Soya, Asya ülkeleri için önemli bir protein kaynağıdır, veriler ise soya tüketiminin insanlarda özellikle prostat kanserini önleyici olduğunu göstermektedir. Soyanın bu özelliği içeriğindeki yüksek miktarda bulunan isoflovanlardan gelmektedir, soya ürünlerinin miktarı ve tipiyle de ilişkilidir, sonucuna varılmıştır(9).

YAĞLAR:

Vejetaryen beslenme, n-6 yağ asitleri açısından oldukça zenginken kolesterol, doymuş yağlar ve n-3 yağ asitleri açısından fakirdir. Bu beslenme tipinin olumlu ve olumsuz yanları vardır. Örneğin doymuş yağların fazla alımı ile üst sindirim sistemi, kolon, rektum, endometrium, akciğer ve prostat kanseri riskinin, kolesterolün fazla alımının üst sindirim sistemi, akciğer ve pankreas kanseri riskinin artmasına sebep olduğu belirtilmektedir(6). Ancak kolesterolün fazla alımının kolon kanserlerinde proliferasyonu azaltarak koruyucu olduğu da bilinmektedir(6). Vejetaryen beslenmede önemli bir yer tutan zeytinyağı, fındık yağı ve diğer tekli doymamış yağ asitlerinin(n-9) meme kanserine karşı kısmen koruyucu olabileceği belirtilmiştir. İtalya, İspanya, İsveç ve Yunanistan’daki vaka-kontrol çalışmalarında zeytinyağının meme kanseri riskini azalttığı sonucuna varılmıştır(6).

KARBONHİDRATLAR:

Vejetaryen tipi diyetler karbonhidrat içeriği ve posa açısından oldukça zengindir. Alınan bu yüksek orandaki karbonhidratın en önemli kaynağı meyve ve sebzeler, sonrasında kurubaklagiller, tahıllar, rafine şeker(sofra şekeri), pekmez gibidir.

Sebze ve meyvelerden alınan kompleks karbonhidratların bazı kanser türlerini (akciğer, kolorektal, özafagus, mide) önlemede yararlı olduğu ortaya çıkmıştır. Sebzeler tek başına meme kanseri riskini, meyveler tek başına idrar yolu kanser riskini azaltmada etkindir(10). Nişasta olmayan karbonhidratlar pankreas, kolon, rektum ve mide kanser riskini azaltmakta; rafine şekerler mide, pankreas, kolon, rektum kanser riskini artırmakta, kompleks karbonhidrat alımı özafagus kanser riskini artırmakta ve posa alımı kolon, rektum, meme, pankreas ve mide kanser riskini azaltmaktadır(10).

SONUÇLAR

Vejetaryen veya vegan tipi beslenme, kanser oluşum riskini azaltan birçok besin öğesi bakımından zengindir; fakat bazı besin öğeleri de yetersiz kalmaktadır. Bu tip diyeti yaşam tarzı haline getirmiş kişilerin geleneksel diyete göre meyve, sebze ve kurubaklagil alımı daha fazla olduğu için posa, antioksidan, fitokimyasal, tekli doymamış yağ asitleri gibi öğeler açısından kanser riskini azaltabilir. Ancak bunların yanı sıra B12, kalsiyum, whey ve kazein proteinleri, demir, çinko, örnek ve iyi kaliteli protein gibi maddeler açısından fakir bir diyettir. Bu nedenle vejetaryen veya vegan tipi beslenmenin kanser oluşum riski üzerine etkisi komplikedir. Örneğin süt ve süt ürünleri bazı çalışmalara göre meme ve prostat kanseri riskini artırmaktadır; ancak kolon kanseri riskini azaltmaktadır. Vejetaryen tipi diyetle beslenen bireyler inek sütünün doymuş yağ içeriğinden uzak kaldıkları için şanslıdırlar; ancak kolon kanseri riskini ciddi bir biçimde azaltan probiyotiklerden uzak kalmaktadırlar. Yapılan birçok çalışmada et tüketimiyle kanser insidansı arasında pozitif ilişki görülmesinin sebebi tüketilen et miktarından ziyade pişirme yöntemlerinin yanlış olmasından kaynaklanan HA, PAH gbi karsinojenik bileşiklerin oluşumudur. Ayrıca etin yağ oranının yüksek oluşundan dolayı, kanser riskini artıran bileşenin aslında yüksek yağ oranı olduğu gibi fikirler ortaya atılmıştır. Bu sebeplerle vejetaryen veya vegan beslenme ve kanser oluşum riski arasında olumlu ya da olumsuz kesin bir ilişkiden söz edilemez. Kanser etiyolojisinde yatan diğer sebeplerin etkisi göz ardı edilemez. İleri çalışmalara ihtiyaç vardır. Mevcut bilgilere göre yeterli ve dengeli beslenme önerilir. Pişirme, hazırlama ve saklama yöntemleri önem kazanır.

KAYNAKLAR:
1) Karabudak, Efsun; Vejetaryen Beslenmesi, Şubat 2008 Ankara, sf. 7
2) Karabudak, Efsun; Vejetaryen Beslenmesi, Şubat 2008 Ankara, sf. 9
3) World Health Organization, International Agency for Research on Cancer, World Cancer Report, 2008.
4) Parodi, P. W., A Role for Milk Proteins and their peptides in Cancer Prevention, Current Pharmaceutical Design, 2007;13:813-828
5) Roy, SS., Mukherjee, S., Mukhopadhyay, S., Salil K. Das, SK., Differential effect of cadmium on cholinephosphotransferase activity in normal and cancerous human mammary epithelial cell lines, Mol Cancer Ther. 2004;3(2):199-204.
6) Kushi, L., Giovannucci, E., Dietary fat and cancer, Am j Med, 2002; 113 (9B):63S-70S
7) Alan R. Kristal, AR., Cohen, JH., QU,,P., Stanford, JL, Associations of Energy, Fat, Calcium, and Vitamin D with prostate cancer risk1, Cancer Epidemiology Biomarkers Prevention 2002,11:719-725
8) Lin Yan, L., Spitznagel, EL., Soy consumption and prostate cancer risk in men: a revisit of a meta analysis Am J Clin Nutr 2009;89:1155-1163.
9) Lin Yan, L., Spitznagel, EL., Soy consumption and prostate cancer risk in men: a revisit of a meta analysis Am J Clin Nutr 2009;89:1155-1163.
10) Riboli, E., Norat, T., Epidemiologic evidence of the protective effect of fruit and vegetables on cancer risk, Am J Clin Nutr 2003,78:559S-69S.
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Son Yılların Sık Rastlanılan Beslenme Tarzı: Vejetaryen Beslenme ve Kanser İlişkisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Dyt.Simge KURALAY'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Dyt.Simge KURALAY'ın izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Google Plus'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Eğitim - Seminer - Konuşma
■ Uzmanlık alanınızda çeşitli platformlarda konuşma yapıyor ya da eğitim mi veriyorsunuz?

■ İlgi duyduğunuz konu ile ilgili konuşmacı ya da eğitmen arayışında mısınız?

■ O zaman Makronot Ailesi’ne hoş geldiniz!..
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Dyt.Simge KURALAY'ın Makaleleri
► Vejetaryen Beslenme Dyt.Nursel EROĞLU
► Enerji Arttıran Beslenme Tarzı Uzm.Dyt.Orçun KÜRÜM
► Beslenme ve Yaşam Tarzı Unsurları Uzm.Dyt.Turgay KÖSE
► Kanser ve Beslenme Dyt.Aysun SARIN
► Kanser ve Beslenme Uzm.Dyt.Özge KARAARSLAN
► Kanser ve Beslenme Uzm.Dyt.Zühal AYNACI BAYEL
► Beslenme ve Kanser Dyt.Yüksel Turan TAŞDEMİR
► Kanser ve Beslenme Uzm.Dyt.Aysen ARICAN ÖZ
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 17,174 uzman makalesi arasında 'Son Yılların Sık Rastlanılan Beslenme Tarzı: Vejetaryen Beslenme ve Kanser İlişkisi' başlığıyla benzeşen toplam 25 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


12:06
Top