2007'den Bugüne 85,383 Tavsiye, 26,671 Uzman ve 19,002 Bilimsel Makale
Site İçi Arama
Yeni Tavsiye Ekleyin!




.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Panik Bozukluğu
MAKALE #15606 © Yazan Uzm.Psk.Özlem AKKEL | Yayın Kasım 2015 | 2,051 Okuyucu
Panik atağını aniden ortaya çıkan ve insanda dehşet duygularına yol açan yoğun endişe ve korku nöbeti olarak tanımlayabiliriz. Atak hızlı biçimde başlar ve giderek şiddetlenerek yoğun bir düzeye çıkar. On dakika ile yarım saat arası bir zaman diliminde sürdükten sonra geçer. Çok nadiren biraz daha uzun sürebilir. Atak sırasındaki belirtileri şöyle sıralayabiliriz:
Çarpıntı
Terleme
Titreme
Baş dönmesi
Boğulur gibi olma
Çıldırma ve kontrolünü kaybedeceği korkusu
Ölüm korkusu
Karın ağrısı
Mide bulantısı
Bayılacakmış gibi olma
Uyuşma
Üşüme ya da sıcak basması
Yukarıdakilere birkaç belirti daha eklenebilir. Panik bozukluğunda da bu atakların tekrar etmesi ve beklenmeyen biçimde ortaya çıkması karakterizedir. Ataklar tekrarladıkça hastalar ataklar arasındaki zaman dilimlerinde huzursuz ve endişeli bir biçimde yeni bir atağın gelmesini bekleyebilirler. Bu bekleyişe –Beklenti Anksiyetesi- adı verilir. Panik bozukluğunda atak geçirmemek ya da geçirirken güvende kalmak adına okula-işe gitmeme, yanında alkol taşıma, ilaç bulundurma, evde ve günlük yaşamında işlerini aksatma gibi davranışlar görülebilir.
Panik atağı biyolojik ve psikolojik bir süreçten oluşmakla birlikte tedavisi mümkündür. Ataklar arasında yaşanan beklenti anksiyetesine bağlı olarak agorafobi oluşabilir. Bu durumda kişi açık alanlara, tehlikede olduğunu düşündüğü meydanlara çıkma korkusu yaşar. Kendini kontrol edemeyeceği düşüncesi ile eve kapanabilir yahut sürekli yakınlarının koruması altında dışarıya çıkmayı kabul edebilirler.
Tedavi kısmında ilaç tedavisi ve psikoterapi birlikte alındığı zaman etkili ve yol alıcı bir yöntem olur. Terapiler sırasında beklenti anksiyetesini yenmek çok büyük bir adım olacaktır. Bilişsel Davranışçı Terapi, panik bozukluğuyla çalışırken en etkili terapi yöntemidir diyebiliriz. Burada önemli olan hastanın gittiği doktor ve terapistin öneri ve tedavisi dışında çevresinden duyduklarıyla hareket etmemesidir. Aksi halde tedavi süreci zedelenerek hastalığın seyrinin uzamasına neden olabilir.

Diğer yazılar için--> ozlemakkel.com
Benzeri yazı için bunu da okuyabilirsiniz:
Anksiyete ve Yaygın Anksiyete Bozukluğu (YAB)

Kaygılarımız,rutin olarak yapmamız ve özellikle başarmamız gereken işlerde ihtiyacını hissettiğimiz,bizi güdüleyen,başarı için gereken duygularımızdır.Kaygı,belirli düzeyde yararlı,başarmamız gereken işlerde güdüleyici rol oynarken aşırı düzeyde engelleyici nitelikte olmaktadır.Hiç olmaması da amaç ve başarılarımıza ulaşmamızda enerji düşüklüğü ve motivasyon eksikliğine neden olabilir.Hangi düzeyde yararlı olmaktan çıkıp zararlı bir hale geliyor ya da zararlı olmaya başladığında bunu fark edebiliyor muyuz?Çevremizde sürekli endişeli halde sorular soran,iş yerinde panik havası içinde oradan oraya koşan,yaptığı işi tekrar tekrar kontrol edip tatmin olamayan,okulda parmak kaldırmaya çekinen,misafir geldiğinde saklanacak yer arayan,sınavda karın ağrısı tutan,insanlar içinde nefes alamayacak duruma gelen bizler neden bu belirtileri yaşadığımızın farkında mıyız?Bununla ilgili bir çözüm yolu aramaya gidiyor muyuz,bu soruların cevaplandığı noktada farkındalığımızın bir üst aşamasına çıkarak sorgulamayı ilerletebiliriz.Nasılsa başkalarında da var bu gibi belirtiler,yani normal diyebiliriz.Peki bu can sıkıcı ve yorucu belirtilerimizin olmadığı bir yaşam daha verimli olmaz mı bizim için ve tabi ki çevremizdeki insanlar için de öyle.

Kaygılarımızdan sıyrılmak ve onları sadece işe yarayacakları zamanlarda(işlevsel bir biçimde) yeterli miktarda muhafaza etmek mümkün mü?

Kaygı günlük yaşantımızın bir parçası,bir güdüleyici,olması gereken bir olgu iken bunun bir bozukluk halini alması birçok etkenin görülmesini gerektirir.Her türlü kaygı için bir anksiyetik bozukluk demek yanlış olacağı için anksiyete bozukluklarını genel anlamda tanımak gerekir.Anksiyete bozuklukları içerisinde birçok hastalığı içeren bir tanı grubudur.Alt sınıflarına baktığımızda yaygın anksiyete bozukluğu,akut stres bozukluğu,travma sonrası stres bozukluğu,panik bozukluk,sosyal fobi(sosyal anksiyete bozukluğu),özgül fobi,agorafobi,obsesif-kompulsif bozukluk,tıbbi durumlara bağlı anksiyete bozuklukları,madde kullanımının yol açtığı anksiyete bozuklukları ile karşılaşırız.

Yaygın anksiyete bozukluğu günlük rutinimizde, aşırı,sürekli,gerçekçi olmayan endişe hali ve kuruntulu beklenti içinde olma şeklinde tanımlanabilir.Birçok bedensel ve psikolojik belirtileri de içeren bir anksiyete bozukluğu tanısıdır.Aşırı gerginlik ve endişe durumuna konsantre olmakta güçlük,kontrolünü kaybetme korkusu,sıcak basmaları,yutkunma güçlüğü,karın-baş ağrıları,aşırı uyanıklılık hali,çarpıntı,terleme belirtileri eşlik edebilir.Sürekli endişeli bir beklenti içinde olma durumu bu bozukluğu en iyi tanımlayan belirtidir.Kişinin günlük yaşamında olumsuz etki uyandırması,iş yaşamı ve mesleki gelişimini etkilemesi ve aile problemlerini tetiklemesi kişinin yardım alması için tetikleyici rol üstlenir.Çocukluk ve genç yetişkinlik döneminde kendini gösteren,stresli yaşam olayları yab ın gelişmesi,şiddetlenmesinde önemli rol oynar.Genetik faktörler de yaygın anksiyete bozukluğunun gelişmesinde önemli bir etmendir.

-->http://www.tavsiyeediyorum.com/makale_13567.htm

OKB Nedir ve Ne Şekilde Karşımıza Çıkar?

Gündelik hayatımızda yaşadıklarımızın ve beklentilerimizin oluşturduğu kaygı durumlarını tadar ve uygun zihinsel mekanizmalarla kaygılarımızın aşırıya varmadan üstesinden geliriz.Aşırılıklardan kastım yaşamımızı idame ettirebilmemiz için gereken sağlıklı davranışların baltalanmasıdır.Halk arasında ‘pimpirikli,takıntılı’ denilen aşırı kontrolcü davranışlar sergileyebiliriz.İşte bu takıntılı düşünce ve davranışlarımızın yaşamımızı rehin alması ve aktivitelerimizi kısıtlayıcı hale gelmesiyle birlikte hem çevremizden gelen yakınmalar hem de kendi farkındalık ve rahatsızlığımızın verdiği itkiyle bir uzman yardımına başvurma ihtiyacı duyarız.İşte bu noktada sahip olduğunuz semptomlarla öykü alma ve bir dizi testten geçme süreciniz başlar. Takıntılı düşünceleriniz günlük yaşamınızı engelleyici ve zorlayıcı bir hale soktuğu zaman bir uzmandan yardım almak için geç kalmayın.Anlaşılan OKB dediğimiz obsesif-kompulsif bozukluğun sonuçlarıyla başbaşa kalmışsınız.Takıntılı-zorlantılı davranışlarımızla başetmenin en iyi yolu önce onu tanımaktır.

OKB Nedir?

Obsesyonların (takıntılı düşünce) ve kompulsiyonların (zorlantılı davranış) davranışlarımızı yönlendirdiği bir bozukluk olarak tanımlayabiliriz.Kişi yaptığı,tekrarladığı davranışın saçma ya da işlevsiz olduğunun farkındadır fakat bununla başetmekte güçlük çekmekte ve engelleyememektedir.
Bizi zorlayan düşüncelerimizin anlamsız ve saçma olduğunu bilmemize rağmen inatçı bir şekilde tekrarlıyorsa,düşüncelerimize engel olamıyor ve kaçınma davranışları gösteriyorsak ve zorlayıcı davranışı yapmadığımızda yoğun endişe hali içerisinde oluyorsak bu belirtiler bize Okb hakkında ipucu verebilir.
Obsesyonlar kişinin isteği dışında zihne hücum eder ve mantıkdışı olarak değerlendirmesine rağmen zihninden uzaklaştıramadığı fikirlerden oluşur.Sıkıntı verici fikirlerin fazlaca dürtmesiyle kompulsiyonlar oluşabilir.
Kompulsiyonlar, obsesyonların yol açtığı sıkıntıdan kurtulmak için ortaya çıkan tekrarlayıcı davranış ve zihinsel aktivitelerdir.

Erkek ve kadınlarda eşit ölçüde görülen bu bozukluk kültür farkı gözetmeksizin çok sayıda insanın yaşam kalitesini düşürmekte ve rahatsız etmesine rağmen kaçınma ve saklama davranışları göstererek yok sayılmaktadır.Diğer anksiyete bozuklukları, depresyon ve yeme bozuklukları da eşlik edebilir.

Bazen yıllarca benzer durumlara sahip olsak da yardım almak aklımıza gelmez ya da bunun bir hastalık olduğunun dahi farkına varmayabiliriz.Belki bu bizim kişiliğimizin bir parçası diye düşünebilir, bazen de yaşadığımız semptomun bize sağladığı avantajlardan yararlanarak varolan davranışları artırıcı bir yaşam tarzını benimseyebiliriz (aşırı titiz ev hanımı gibi). Her ne kadar farkına varmasak da sonuç itibariyle hep huzursuz eden ve işlerimizi sürdürmemizi engelleyen bir sürece girmişizdir.Tanımaya devam edelim:


En yaygın zorlayıcı düşünce ve davranış türleri:
-Temizlik (Mikrop bulaşacağı kaygısı)
-Sayma (Tekrar etmediği sayma davranışında kötü bir şey olacağı düşüncesi)
-Şüphe (Yaptığı işlerden emin olmayıp tekrar tekrar kontrol etme davranışı)
-Simetri (aşırı simetri ve düzen takıntısı yaşama hakim olur)
-Cinsel içerikli obsesyonlar (kendine veya yakınındaki birine yakıştıramayacağı cinsel obsesyonlar)
-Biriktirme (Birgün lazım olabilir düşüncesi ile işe yaramayacak şeyleri dahi biriktirip saklama)
Sıklıkla rastlanılanları yazmakla birlikte obsesif düşünceler ve kompulsüf davranışlara daha uzun listeler halinde rastlayabiliriz.Ayrıca bu yazıda geçen belirtileri okuyup bende de Okb var diyerek endişeye düşmeyin.Çünkü yazılanların birçoğu günlük yaşamımızda çoğumuzun sergilediği davranışlardır.Dikkat edilmesi gereken bu davranışları yapma sıklığınız ve yaşantınızı-çevrenizi etkileme oranınız.Bunlara dikkat ettikten sonra hala şüphe duyuyorsanız size en yakın ruh sağlığı uzmanına danışmanızda fayda vardır.
OKB’nin oluşum nedenleri ile ilgili yapılan araştırmalarda genetik faktörler,kişilik özellikleri ve travmaların etkilerine yönelik bulgular mevcuttur.
Yapılan araştırmalar davranışçı yöntemler ve ilacın eşlik ettiği tedavilerin OKB ile başaçıkmada yardımcı olduğunu göstermektedir.OKB tedavisinde genellikle kullanılan terapi yöntemi Bilişsel Davranışçı Yöntem olsa da bireye en uygun psikoterapi yöntemi ile çalışılması en iyi sonucu almak açısından önemlidir diye düşünüyorum.Tedaviye devam ederken ailenizi de terapinin içine katmaya,onlardan destek almaya önem vermelisiniz ki birey olarak değişirken çevreye uyum sürecinde de yanınızda olabilsinler.--> http://www.tavsiyeediyorum.com/makale_13481.htm
Yazan
Bu makaleden alıntı yapmak için alıntı yapılan yazıya aşağıdaki ibare eklenmelidir:
"Panik Bozukluğu" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Uzm.Psk.Özlem AKKEL'e aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.
Bu ibare eklenmek şartıyla, makaleden Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa uygun kısa alıntılar yapılabilir, ancak Uzm.Psk.Özlem AKKEL'in izni olmaksızın makalenin tamamı başka bir mecraya kopyalanamaz veya başka yerde yayınlanamaz.
     Beğenin    
Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkin'de paylaş Pinterest'de paylaş Epostayla Paylaş
Yazan Uzman
Özlem AKKEL Fotoğraf
Uzm.Psk.Özlem AKKEL
İstanbul
Uzman Klinik Psikolog
TavsiyeEdiyorum.com Üyesi131 kez tavsiye edildiTavsiyeEdiyorum.com'u sıkça ziyaret ediyor.
.
Psk. M. Berk KARAOĞLU
■ Çocuk ve Ergen Psikolojisi
■ Aile Terapileri
■ Bireysel Psikoterapi
■ Cinsel Terapiler
Makale Kütüphanemizden
İlgili Makaleler Uzm.Psk.Özlem AKKEL'in Yazıları
► Panik Bozukluğu/Panik Atak Nedir ? Psk.Damla EYÜBOĞLU
► Panik Atak (Panik Bozukluğu) Dr.Psk.Zeynep TEKİN BABUÇ
► Panik Atak (Panik Bozukluğu) Psk.Seda BOYACIOĞLU
► Panik Atak (Panik Bozukluğu) Dr.Psk.Haluk ALAN
TavsiyeEdiyorum.com Bilimsel Makaleler Kütüphanemizdeki 19,002 uzman makalesi arasında 'Panik Bozukluğu' başlığıyla benzeşen toplam 22 makaleden bu yazıyla en ilgili görülenleri yukarıda listelenmiştir.
► Hayatımız Travma Ekim 2015
► Tükenen İnsan Temmuz 2015
► Duygusal İstismar Mayıs 2015
◊ Dönüşüm (Roman) Temmuz 2019
◊ Bir Kitap Bir Kendin.. Mayıs 2015
◊ Yeni Romanım Eylül 2014
◊ 3'e 1 Kala Babam ve Ben Haziran 2014
◊ Kötü Öğretmen Şubat 2014
Sitemizde yer alan döküman ve yazılar uzman üyelerimiz tarafından hazırlanmış ve pek çoğu bilimsel düzeyde yapılmış çalışmalar olduğundan güvenilir mahiyette eserlerdir. Bununla birlikte TavsiyeEdiyorum.com sitesi ve çalışma sahipleri, yazıların içerdiği bilgilerin güvenilirliği veya güncelliği konusunda hukuki bir güvence vermezler. Sitemizde yayınlanan yazılar bilgi amaçlı kaleme alınmış ve profesyonellere yönelik olarak hazırlanmıştır. Site ziyaretçilerimizin o meslekle ilgili bir uzmanla görüşmeden, yazı içindeki bilgileri kendi başlarına kullanmamaları gerekmektedir. Yazıların telif hakkı tamamen yazarlarına aittir, eserler sahiplerinin muvaffakatı olmadan hiçbir suretle çoğaltılamaz, başka bir yerde kullanılamaz, kopyala yapıştır yöntemiyle başka mecralara aktarılamaz. Sitemizde yer alan herhangi bir yazı başkasına ait telif haklarını ihlal ediyor, intihal içeriyor veya yazarın mensubu bulunduğu mesleğin meslek için etik kurallarına aykırılıklar taşıyorsa, yazının kaldırılabilmesi için site yönetimimize bilgi verilmelidir.


03:56
Top